Adanalı Muhammed B. İsâ B. Necîh Et-Tabbâ‘ (Ö. 224/839) ve Hadis İlmindeki Yeri

Adanalı Muhammed B. İsâ B. Necîh Et-Tabbâ‘ (Ö. 224/839) ve Hadis İlmindeki Yeri

Cilt/Sayı

2013 24. cilt – 1. sayı

Yazar

Recep TUZCUa

aHadis AD, Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Gaziantep

Öz

Ebû Ca‘fer Muhammed b. İsâ b. Necîh et-Tabbâ‘ 150/767’de Bağdat’ta doğdu ve 224/839 yılında Adana’da vefat etti. O, sika, hafız ve fakih bir muhaddistir. İbnu’t-Tabbâ‘ın rivâyetü’l-hadîs ve dirâyetü’l-hadîs ilmine ait iki önemli eseri günümüze ulaşmamıştır. İbnu’t-Tabbâ‘, hadis rivayeti kadar, hadis usûlüne, cerh-ta’dîl, mânâ ile rivâyet, metin tenkidi ve haber-i vâhidin reddi konularında da önemli görüşlere sahiptir. İmam-ı Malik ve öğrencilerinin hadis rivâyeti ve hadis usulünden etkilenmiştir. İbnu’t-Tabbâ‘, ağabeyi İshak ve kardeşi Yûsuf ile Harun Reşid döneminde Adana ribatına murabıt olarak atanmışlardır. Onlar uzun bir süre Adana’da birçok öğrenci yetiştirmişlerdir. Rivayetleri ve görüşleri Ebû Dâvud (ö. 279/885) ve Ebû Hatim (ö. 277/892) gibi öğrencileri vasıtasıyla bize ulaşmıştır. Hadislerin tasnif döneminde Andana’da yaşayan İbnu’t-Tabbâ‘, rivayet ve dirayet konularında özgün görüşlere sahip olması nedeniyle bu makaleye konu edilmiştir.

Anahtar Kelimeler

İbnu’t-Tabbâ‘, muhaddis, Adana, metin tenkidi

Abstract

Abu Ja’far Muhammed b. Isâ b. Necîh et-Tabbâ‘ was borned in Bağdat in 150/767 and died in Adana in 224/839. He was a trustworthy, hafiz and a jurist muhadith. İbnu’t-Tabbâ’s two important books belong to the fields of hadith riwayah and hadith dirayeh have been lost. İbnu’t-Tabbâ‘ was a person who became source to traditional books in hadith riwayah as well as he had important opinions about methodology of hadith; jarh-ta’deel, report of riwayah with meaning, method of the text review and rejection of report of rawi. He was inspired by hadith riwayah and methodology of hadith by Imam Mâlik and his students. At the time of Harun el-Rashid, İbnu’t-Tabbâ‘ was appointed with his elder brother Ishâk and his brother Joseph to Adana as a Murabıt. They educated a lot of students in Adana for a long time. His riwayahs and opinions had been reached us by his students like Abû Dâvud (ö. 279/885) and Ebû Hâtim (ö. 277/892). İbnu’t-Tabbâ‘ has been subject to this article because of his being lived in Adana and his authentic opinions about methodology of hadith.

Keywords

İbnu’t-Tabbâ‘, muhaddith, Adania, literary critism


Hadis ilminin tasnif çağında Adana’da yaşayan Ebû Ca‘fer Muhammed b. İsâ b. Necîh et-Tabbâ‘1 hadis ve hadis usûlü konularında önemli görüşlere sahip fakih muhaddislerdendir. Bu çalışma İbnu’t-Tabbâ’ın hadise dair orijinal görüşlerini tanıtmanın yanında döneminde Adana’da ilmi faliyetleri ortaya çıkaracak olması açısından da önemlidir. Çalışmamızın amacı hem rivayetü’lhadis hem de dirayetü’l-hadîs alanında şöhret bulmuş İbnu’t-Tabbâ‘ı ve hadis ilmindeki yerini, tespitlerimiz çerçevesinde ortaya koymaya calışmaktır.

Bu gün ülkemizin Akdeniz bölgesinin güneydoğu kısminda yer alan ve nufusu 2 milyona yaklaşan Adana şehri kaynaklarda; Erdene, Edene, Ezene, Azana ve Batana şeklinde, Osmanlı döneminin ilk zamanlarında ise

veya

imlasıyla yazılmaktadır. İslâm orduları, ilk defa I./VII. asırda Hz. Ömer zamanında Adana’ya gelmişlerdir. Fakat şehir, Emevi halifesi Abdülmelik zamanında fethedilmiştir. Adana şehrinin Türkİslâm guruplarına iskâna açılması Abbasîler zamanında Harun Reşid döneminde başlar. Bu gruplar düşman saldırısı olabilecek geçit ve sınır bölgesinde yer alan Süğûr/Avâsım genel adı ile isimlendirilen şehirlere muhafız olarak yerleştrilip, kendilerine arazi verilmiştir.2 İbnu’t-Tabbâ‘ ailesi de Harûn Reşid döneminde Adana’ya yerleştirilen ailelerden biridir. Feylesof İbnu’t-Tayyib es-Serahsî (ö. 286/901), İbnu’t-Tabbâ’ın yaşadığı dönemde Adana ve çevresini şöyle tasvir etmektedir:

“Massîsa (Misis: Adana’ya bağlı Ceyhan nehri kıyısında bir kasaba), Adana arasında birbirine dört fersah mesafede olan bir çok köy ve kasaba imar edilmiştir. Massîsa’dan sonra gelen Adana’da Seyhan adında bir nehir ve üzerinde şehir ve kale arasını bağlayan taştan yapılmış harika bir köprü vardır. Bir kemer üzerine bağlanmış köprü, ribata benzemektedir. Adana şehri sekiz kapı, bir sur ve hendeğe sahiptir. Adana şehrine nispet edilen bir çok ilim adamı vardır.”3

Hadîs ve sünnetin tedvin ve tasnif çağı olan II./VII.-V./X. asırları arasında Süğûr denen, Şam eyaletine bağlı Antakya, Misis, Adana ve Tarsus’ta Müslümanlar hâkimdir.4

HAYATI

ADI VE NİSBESİ

İbnu’t-Tabbâ‘ doğduğu yere nispetle el-Bağdâdî, ömrünün üçte ikisini yani 176/793 yılından vefatına kadar, kırk sekiz yıl yaşadığı yere nispetle “elEzenî” yani Adanalı olarak anılmaktadır. İbnu’t-Tabbâ‘ için daha çok “Ebû Ca‘fer” künyesi kullanılsa da,“Ebû Hafs” da denilmektedir.5

DOĞUMU VE VEFATI

Kaynaklara göre İbnu’t-Tabbâ‘, 150/767 yılında Bağdat’ta doğmuştur. Çünkü yeğeni Muhammed b. Yûsuf b. İsâ b. et-Tabbâ‘: “ İbnu’t-Tabbâ‘, ağabeyi İshâk b. İsâ’dan 10 yaş küçüktür” ve “İshâk b. İsâ’nın doğumu 140/757 yılıdır”6 demektedir. Sonuç olarak İbnu’t-Tabbâ‘ın 150/767 târîhinde doğduğu ortaya çıkmaktadır.7 İbnu’t-Tabbâ‘ küçük yaşta babasını kaybetmiş ve Ağabeyi İshak b. İsâ b. Necîh’in himayesinde büyümüştür. Harun Reşid döneminde aile olarak Adana’ya murâbıt (kale muhafızı) olarak 176/792 yılında müslümanları korumak ve İslam’ı tebliğ için görevlendirilmiştir. O, yerleşerek uzun süre yaşadığı Adana’da 224/839 yılında vefat etmiştir.8

Harun Reşşid döneminde yapılmış olan ve kalıntıları halen mevcut taş köprü ile Yağcamii arasında sur içindeki bir kalede İbnu’t-Tabbâ’ yaşamış ve eğitim vermiş olmalıdır. Bizans İmparatoru Nikephoros’un Adana ve çevresini 357/965 yılında işgal ettiği ve bir asırdan fazla elinde tuttuğu süre içerisinde9 , birçok İslâm eseri ve İslâm âliminin mezarı gibi muhtemelen İbnu’t-Tabbâ‘ın kabri de tahrip edildiğinden maalesef nerede olduğu belli değildir.

İLMİ ŞAHSİYETİ

İbnu’t-Tabbâ‘ sika, hâfız, fakih bir muhaddistir.10 O, ağabeyi İshak b. İsâ et-Tabbâ’ (ö. 215/828) gözetiminde tahsilini tamamlamıştır. İmam Mâlik (ö. 179/796) ve öğrencilerinden ilim tahsil etmiştir. İmam Mâlik’in önde gelen öğrencilerinden Hüşeym b. Beşîr’in hadîslerini en iyi bilen öğrencisi olarak bilinir.11 Ahmed b. Hanbel (ö. 241/856), Ebû Dâvud, en-Nesâî (ö. 303/915), İbn Ebî Hâtim (ö. 327/939) ve İbn Hibbân (ö. 354/965) gibi münekkid muhaddisler, onu kuvvetli hafızası ve hadîs konusunda geniş bilgisi sebebiyle “sika, hafız, fakih, huccet, kendisine tâbi olunan bir imam” şeklinde övmekteler ve kırk bin hadîsi ezbere bildiğini haber vermektedirler.12 Ayrıca öğrencilerinden Ahmed b. Hanbel ise, İbnu’t-Tabbâ‘ hakkında

lebîbu’n-keyyisun” (akıldâne) tabirini kullanmaktadır.13

Bununla birlikte öğrencisi Ebû Dâvud ile Dârekutnî (ö. 385/995), İbnu’t-Tabbâ‘ı bazı rivâyetlerinde tedlis yapmakla eleştirmişlerdir.14 Hakkındaki bu açıklamalarından hocası Hüşeym b. Beşîr’in de yaptığı gibi zaman zaman onun da tedlis yaptığı anlaşılmaktadır. Ebû Dâvud, yaptığı tenkide rağmen ondan en fazla hadis rivayet eden kişidir. Bu tenkidin sebebi, kanaatimizce şu şekilde izah edilebilir: Şafiî ve Ahmed b. Hanbel ile başlayan müsned ve merfu hadislerin dinin teşri’inde delil alınacağı yaklaşımı nedeniyle muhaddisler tedlîs yapan alimleri tenkît etmişler, müdellis ravilerin müsned ve merfu rivayetlerini de kabul etmişlerdir.

Hocaları

İbnu’t-Tabbâ‘, İmam-ı Mâlik ve Hammâd b. Zeyd (ö. 179/796) gibi Medine’de yaşayan hadîs âlimlerinden ders almıştır. İmam-ı Mâlik’in ravilerinden Hüşeym b. Beşîr’in öğrencisi olarak tanınmaktadır. Bunun dışında bir çok âlimden hadîs rivâyet etmiştir. İbnu’t-Tabbâ‘ın, tespit ettiğimiz doksandan fazla hocasının genel özellikleri; fakih muhaddis ve İmam-ı Mâlik’in öğrencileri olmalarıdır. Bu alimler arasında onun ilmi şahsiyetine ve fikirlerine en çok tesir eden şu dört âlimdir: İshâk b. İsâ, İmam İmam Mâlik b. Enes, Hammâd b. Zeyd ve Hüşeym b. Beşîr. Bu hocalarının ilmi yönden İbnu’t-Tabbâ‘a katkısının diğerlerine göre daha fazla olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü ağabeyi İshâk ilmi yönden yetişmesinde İbnu’t-Tabbâ’a sürekli rehberlik etmiştir. Ayrıca o İmam Malik’in derslerine katılmış ve hocalarının tamamı onun öğrencisi olması nedeniyle fikri gelişiminde onun fikirlerinden çok etkilenmiştir. İbnu’t-Tabbâ’ hocası Hüşeym b. Beşîr’in hadislerini en iyi bilen gözde öğrencisi olarak anılmaktadır. O, Hammâd b. Zeyd’den hem rivâyet hem de dirâyetü’l-hadîs konusunda etkilenmiştir. Bu nedenle hadis ilminde etkilendiği bu dört hocası hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz.

Ebû Ya’kûb İshâk B. İsâ B. Necîh Et-Tabbâ‘ El-Bağdâdî El-Ezenî (ö. 215/830):15

İshâk İbnu’t-Tabbâ‘, Mâlik b. Enes’in gözde öğrencileri arasında olup fakih muhaddistir. İmam-ı Malik ve Hammad b. Zeyd gibi Medineli âlimlerin ilim meclislerine İbnu’t-Tabbâ‘ ile birlikte katılmıştır.16 İbnu’t-Tabbâ‘ bu durumu şu ifadelerle dile getirmiştir:

“Ağabeyim (İshâk) Rey’e gitti ve Cerîr’den (dinlediği) hadîslerini yazdı. Yazdığı hadîslere baktım ve ezberledim. Cerîr Irak’a geldiğinde, hadîslerini nakletmek için izin istedim. Cerîr: “Niçin bize gelmedin?” dedi. Ben: “Yokluk” dedim. O: “Binitinin ve elbiselerinin temiz olduğunu görüyorum” dedi. Ben ona; “Bunlar ödünçtür” dedim. Kardeşime: “Onu hafız ve zeki gördüm” dedi. Ağabeyim (İshâk): “Yetimdi, ben büyüttüm” dedi. Bunun üzerine Cerîr: “O sana nasıl teşekkür ediyor? Halbuki Söylenir ya: Yetim neredeyse hiç şükretmeyecekti, denilir.”17

Bu durum İbnu’t-Tabbâ’ın, Bağdat, Medine, Şam ve Adana gibi şehirlerde ağabeyi İshâk’la birlikte yaşadığını ve ilmi şahsiyetinin oluşumunda büyük ölçüde ondan etkilendiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca İbnu’t-Tabbâ‘ ve İshâk İbnu’tTabbâ‘ın birçok hocası ve öğrencisi aynı kişilerdir. Adana ribatına tayin olduktan sonra et-Tabbâ‘ kardeşler birçok öğrenciyi birlikte yetiştirmişlerdir. Bunlar arasında Massîsî, Tarsûsî18 , Antakî ve Ezenî nisbeli öğrencileri vardır.19

el-Buhârî (ö. 256/870), İshâk İbnu’t-Tabbâ‘ hakkında: “hadîste meşhur” derken, Sâlih b. Muhammed: “hadîste hâfız, zararı yok (rivaytleri nakledilebilir), saduk” ifadelerini kullanmaktadır. Ebû Hâtim’e göre İbnu’t-Tabbâ‘, İshâk İbnu’tTabbâ‘dan daha üstündür. İshâk İbnu’t-Tabbâ‘ ise “hadîste saduk” derecesinde bir ravidir. Ahmed b. Hanbel, Müslim (ö. 261/885), et-Tirmizî (ö. 279/903), en-Nesâî ve İbn Mâce (ö. 275/897), İshâk İbnu’t-Tabbâ‘dan hadis nakleden müelliflerdir.20

İmam Mâlik B. Enes B. Mâlik B. Ebî Âmir Ebû Abdillâh El-Asbahî El-Yemenî El-Medenî (ö. 179/796)21

Mâlikî mezhebinin ve Medine’nin İmamı olan Mâlik b. Enes’in birçok öğrencisi vardır. ed-Dârekutnî ve el-Hatîb el-Bağdâdî, Mâlik’ten rivâyette bulunan öğrenci sayısını bin, Kâdı Iyâz ise bin üç kişi olarak tespit etmektedir. Bu öğrencileri arasında İshak b. İsâ b. et-Tabbâ‘ ve İbnu’t-Tabbâ‘da yer almaktadır.22 İbnu’t-Tabbâ‘ın, Mâlik b. Enes’ten sadece bir rivâyeti vardır.23

İbnu’t-Tabbâ‘, İmam Malik ve öğrencilerinden, on yaşlarından itibaren hadîs dinlemeye başlamıştır. İbnu’t-Tabbâ‘ın Medine’de İmâm-ı Mâlik’in vefatından üç yıl öncesine kadar yani yirmi altı yaşına kadar on üç yıl İmâm-ı Mâlik’in ilim meclisine katıldığı biyografisinden anlaşılmaktadır. İbnu’t-Tabbâ‘, daha çok İmam Mâlik’in öğrencileri; Hüşeym b. Beşîr, İsâ b. Ma’n (ö. 198/814), İshak b. İsâ et-Tabbâ‘ ve diğerleri vasıtasıyla onun görüşlerinden etkilenmiştir.24

Ebû İsmâil Hammâd B. Zeyd B. DirHem El-Basrî (ö. 179/796)

İbnu’t-Tabbâ‘, Hammâd b. Zeyd’den daha akıllı bir kişi görmediğini haber vermektedir.25 el-Buhârî26 ve el-Bezzâr (ö. 292/905)27 doğrudan, en-Nesâî28 ve Beyhâkî (ö. 458/1066)29 öğrencileri vasıtasıyla İbnu’t-Tabbâ‘ın Hammâd b. Zeyd’den rivâyetlerini naklettiği görülmektedirler. İbnu’t-Tabbâ‘ hadis ricali hakkında Hammâd b. Zeyd’in görüşlerine yer vermektedir.30 İbnu’t-Tabbâ‘, Hammâd b. Zeyd’den hem rivâyetü’l-hadis hem de dirâyetü’l-hadîs konusunda etkilenmiştir.

HüŞeym B. Beşîr B. Ebû Hâzim B. Kâsım B. Dinâr Es-SüLemî Ebû MuAViYe El-Vâsıtî, El-Buhârî, El-Bağdâdî (ö. 183/799)

Hüşeym b. Beşîr, tebeu’t-tabiînden olup, hadîste hafızdır. Onun hafızasının çok güçlü olduğu ve yaklaşık iki yüz bin hadîs ezberlediği belirtilmektedir. Hüşeym 25 Şaban 183 (1 Ekim 799) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiş ve Hayzurân kabristanına defnedilmiştir.31

İbnu’t-Tabbâ‘, Hüşeym b. Beşîr’in hadîslerini en iyi bilen öğrencisi olarak onun klasik hadis kaynaklarındaki bir çok rivayetini hocası Hüşeym b. Beşîr’den naklettiği görülmektedir. İbnu’tTabbâ‘ın Hüşeym b. Beşîr’den bazı rivâyetleri, Kütüb-i Sitte‘de de yer almaktadır. el-Buhârî, enNesâî, İbn Mâce, et-Taberânî ve İbn Kesîr Hüşeym’den rivâyetlerini nakletmektedirler.32 Hüşeym b. Beşîr’in kitabı hakkında Abdurrahman b. Mehdî ve Yahya b. Saîd el-Kattan gibi muhaddisler İbnu’t-Tabbâ‘ın bilgisine başvurmuş ve onu ilmi varisi kabul etmişlerdir.33

İbnu’t-Tabbâ‘ bu isimler dışında yaklaşık doksan âlimin ilim meclislerine katılmış ve bazılarından hadîs rivâyet etmiştir. Söz konusu bütün hocalarının özgeçmişini vermek makale boyutunu aşaşacağından burada Muhummed İbnu’t-Tabbâ’ın diğer hocalarını vefat târîhlerine göre, yoksa yaşadıkları tabaka ve coğrafyayı esas alarak genel olarak hangi tarihte ve yerde ilim aldıklarına dikkat çekmek istiyoruz. Ayrıca İbnu’t-Tabbâ‘ın hocalarından naklettiği rivayetlerin, hangi hadis kitaplarında yer aldığını dipnotlarda vererek rivayet ilminde hangi hocalarından daha çok etkilendiğine dikkat çekmek istiyoruz. İbnu’t-Tabbâ‘ın 176/792 yılından önce Medine’de ilim meclislerine katıldığı hocaları şunlardır:

Ebû Abdillâh Mecma’ b. Yakûb b. Mecma’ elEnsârî (ö. 160/777),34 Yahyâ b. el-Alâî el-Becelî (ö. 160/777), Ebû Muhammed Kuzâ’a b. Süveyd b. Hâcîr b. Beyân el-Basrî (ö. 170/787), Ebû Muhammed Abdullâh b. Cafer b. Abdirrahmân b. el-Misver ez-Zührî el-Mahremî el-Medenî (ö. 170/787), Cüveyriye binti Esmâ binti Ubeyd b. Muhârik edDabbî (ö. 173/790), Ebû Saîd Selâm b. Ebî Mutı’ Sa’d el-Huzâî el-Basrî (ö. 173/790),35 Ebû Mevâl Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Zeyd (ö. 173790), Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Ebî’zZinâd Abdullâh b. Zekvân el-Kuraşî el-Medenî (ö. 174/791) ve Ebû Avâne el-Vaddâh b. Abdillah elYeşkûrî el-Vâsıtî el-Bezzâz (ö. 176/793).36

İbnu’t-Tabbâ’ 176/792 yılına kadar Medine’de yaşamıştır. Bu nedenle vefat tarihleri bundan önce olan hocaları ile Medine’de karşılaşmış olma ihtimali yüksektir. Tahsil döneminde bu kişiler onun ilmi şahsiyetinin oluşumunda daha çok etkili olmuşlardır. Medine’de ilim almakla birlikte, bu tarihten daha sonra vefat edenler ve vefat tarihini tespit edemediğimiz hocaları da olması muhtemeldir. İbnu’t-Tabbâ’ Medine’den İmam Mâlik’in vefatından üç yıl önce ayrılmıştır. İbnu’t-Tabbâ‘ vasıtasıyla bize rivayetleri ulaşan ve vefatı 177/794 tarihinden sonra olan hocaları şunlardır:

Ebû İshâk İbrâhim b. Sa’d b. İbrâhim el-Kureşî ez-Zührî el-Medenî (ö. 183/798),37 Ebû Haşîm Hassân b. İbrâhim b. Abdillâh el-Anezî el-Kirmânî (ö. 186/802),38 Ebû Ahmed Eşas b. Şu’be el-Massîsî (ö. 190/806),39 İsmâil b. İbrâhîm b. Muksım el-Esedî İbn Uleyye (ö. 193/809),40 Ma’n b. İsâ b. Yahyâ b. Dinâr el-Eşcâî el-Kazzâz (ö. 198/814),41 Ebû Sufyân Muhammed b. Humeyd el-Yeşkûrî el-Ma’merî elBasrî (ö. 202/817),42 Ebû Muhammed Haccâc b. Muhammed el-A’ver el-Massîsî (ö. 206/821),43 Ebû Muhammed el-Kâsım b. Mûsâ el-Eşyeb el-Bağdâdî (ö. 208/823),44 Hâris b. Mürre el-Hanefî (ö.?), Ubeyd b. Kâsım el-Esedî et-Teymî el-Kûfî (ö. ?),45 Ebû Utbe İsmâil b. Ayyâş b. Selîm el-Ansî el-Hımsî (ö. ?),46 Ebû Muâviye Ebû Yûsuf el-Hâfız Yezîd b. Yûsuf er-Rahbî el-Basrî es-San’ânî ed-Dımeşkî (ö. ?),47 Ebû Muhammed Abdullâh b. Abdülkuddûs etTemîmî es-Suğdî (ö. ?),48 Ebû Bekre Bekkâr b. Abdilazîz b. Abdillâh el-Basrî (ö. ?)49 , Ebû Gassân Muhammed b. Mutrıf b. Dâvud el-İmâm el-Muhaddis el-Hucce el-Medenî (ö. ?)50 , Mûsâ b. Muhammed b. el-Hâcîbî (ö. ?)51 , Muhammed b. Sâlim er-Rıb’î el-Basrî (ö. ?)52 , Matar b. Abdirrahmân elAnzî (ö. ?)53 ve Muaz b. Muhammed b. Muaz elEnsârî’dir (ö. ?)54 .

Dipnotlarda da görüldüğü gibi bir çok muteber kaynakta İbnu’t-Tabbâ‘ın rivayetleri günümüze ulaşmıştır. Kendilerinden rivayet ettiği ifade edilmekle birlikte şamile proğmında araştırmalarımazda İbnu’t-Tabbâ’ın rivayetini tespit edemediğimiz hocaları ise şunlardır.

Ebû Abdillâh Şerîk b. Abdillâh en-Nemerî elKûfî el-Kâdî (ö. 177/794), Ebû Fadâle Ferec b. Fadâle b. en-Numân et-Tenûhî, el-Kudâî el-Hımsî (ö. 177/794), Ebû Ubeyde Abdulvâris b. Saîd b. Zekvân et-Temimî el-Anberî (ö. 180/797), Ebû Abdirrahmân Mubârek b. Saîd b. Mesrûk es-Sevrî (ö. 180/797), Ebû Muaviye Abbâd b. Abbâd b. Habîb el-Ezdî el-Atekî el-Basrî (ö. 181/798), Ebû Abdirrahmân Abdullâh b. Mübârek Vâdıh el-Hanzâlî etTemimî el-Mervezî (ö. 181/798), Eyyûb b. Seyyâr el-Aizî ez-Zührî el-Medenî (ö. 181/798), Ebû Seleme Ebû Amr er-Râzî Yezîd b. Zürey’ el-Ayşî etTemîmî ( ö. 182/798), Ebû Mücâhid Ali b. Mücâhid b. Müslim b. Râfi’ el-Kâbilî er-Râzî el-Kindî (ö. 182/798), Yûsûf b. Yakûb b. Ebî Seleme el-Macişûn el-Medenî (ö. 183/798), Ebû Saîd Yahyâ b. Zekeriyâ b. Ebî Zaîde el-Hamdânî el-Vadeî el-Kûfî (ö. 183/799), Ebû Hâşim Hassan b. İbrâhîm b. Abdillah el-Kirmânî el-Atirî (ö. 186/802), Ebû Abdirrahmân Ebû Muhammed el-E’nak el-Basrî (ö. 187/803), Ebû İshâk İbrâhim b. Muhammed el-Hâris b. Esmâ b. Hârice el-Fezârî el-Kûfî (ö. 188/804), Ebu’l-Hasen Attâb b. Beşîr el-Cezerî el-Harrânî (ö. 190/806), Aiz b. Habîb el-Mellâh el-Absî el-Kureşî (ö. 190/806), Ebû Muaviye Muhammed b. Hâzım es-Su’dî et-Temimî ed-Darîr (ö. 195/811), Ebû İmrân İbrâhîm b. Uyeyne b. İbrâhîm b. Ebî Uyeyne el-Hilâlî (ö. 197/813), Hâris b. Atiyye Ebû Abdillâh el-Basrî (ö. 199/815), Ebu’l-Hasen Ali b. Bekkâr b. Harûn elMassîsî (ö. 199/815), Ebû Abdillah el-Hâris b. Atiyye el-Basrî (ö. 199/815), el-Hâris b. Atiyye elBasrî (ö. 199/815), Ebu’l-Hasen Ali b. Bekkâr b. Hârun el-Massîsî (ö. 199/815), Ebû Yahyâ İshâk b. Süleymân er-Râzî el-Abdî (ö. 200/816), Ebû Yahyâ İshâk b. Süleymân er-Râzî el-Abdî (ö. 200/815), Ebû Muhammed es-Safvân b. İsâ el-Kureşî ezZührî el-Basrî (ö. 202/817), Ebû Bedr Şüca’ b. elVelîd b. Kays es-Sekenî el-Kûfî (ö. 204/819), Ebû Abdillah el-Ahdab Muhammed b. Ubeyd b. Ebî Umeyye et-Tanâfisî (ö. 205/820), Ebû Ubeyd Abdulmu’min b. Ubeydullah es-Sedûsî el-Basrî (ö. 231/846), Ebû Mürre el-Hâris b. Mürre b. Mecma’ el-Hanefî el-Yemâmî el-Basrî (ö. ?), İshâk b. Necîh (ö.?), Ebû İsmâil Eyyûb b. Naccâr el-Hanefî el-Kâdî el-Yemâmî (ö. ?), Ebû Abdillâh Cerîr b. Abdilhumeyd b. Kırt ed-Dabbî er-Râzî el-Kâdî (ö. ?), Ebû Cemî’ Sâlim b. Dinâr b. Râşid et-Temîm el-Hecimî el-Kazzâz (ö. ?), Osmân b. Saîd b. Ebân el-Emevî (ö. ?), Ebû Abdillâh Muhammed b. Câbir b. Seyyâr b. Talk es-Suhaymî el-Hanefî el-Yemâmî (ö. ?), Ebû Bekr Muhammed b. Dinâr el-Ezdî et-Tâhî el-Basrî (ö. ?), Ebû Abdillâh Mervân b. Şuca’ el-Cezerî elHarrânî el-Kureşî el-Emevî (ö. ?), Ebû Abdillâh Mervân b. Muâviye b. el-Hâris b. Esmâ el-Fezârî el-Kûfî (ö. ?), Musâ b. Umeyr el-Kureşî (ö. ?), Ebu’lHasen Nasr b. Zeyd el-Mecder el-Bağdâdî (ö. ?), Ebû Hârun Ebû Amr Mülâzım b. Amr b. Abdillâh b. Bedr el-Hanefî es-Suhaymî el-Kûfî (ö. ?), Ebû Zekeriyâ Yahyâ b. Abdillâh b. Yezîd b. Enisi’l-Ensârî el-Enîsî el-Medenî (ö. ?), Mus’ab b. Selâm etTemimî el-Kûfî (ö. ?), el-Alâ b. Hâlid el-Kureşî er-Reyyâhî el-Basrî (ö. ?), Muhammed b. el-Hasen b. Imrân el-Müzenî el-Vasıtî (ö. ?), Ebû Abdillâh Muhammed b. Rabia el-Kilâbî er-Rüsâî el-Kûfî (ö. ?), Ebû Abdillâh Ma’mer b. Süleymân en-Nehâî erRakkî (ö. ?), Ebû Zekeriyâ Yahyâ b. Abdillah b. Yezîd b. Abdillâh b. Enîs el-Medenî (ö. ?), Ebû Zekeriyâ Yahyâ b. Muhammed b. Kays el-Muhâribî el-Basrî ed-Darîr (ö. ?), Muâviye b. Ammâr b. Ebî Muâviye ed-Dühnî el-Becelî el-Kûfî (ö. ?) ve Yûsuf b. Muhammed b. el-Münkedir et-Teymî’dir (ö.?).55

İbnu’t-Tabbâ‘ın hocaları hakkında verilen kronoloji genel olarak onun tahsil hayatında kimlerle hangi zaman diliminde karşılaştığını yaklaşık olarak ortaya koymaktadır. Medine’de yaşadığı dönem öğrencilik dönemi olup ilmi şahsiyetnin oluşumunda etkili olmuştur. Bu hocalarının genel özelliği İmam Mâlik’in öğrencileri ve fakih muhaddis olmalarıdır. Hadis rivayet ettiği ileri sürülen bazı ravilerden rivayetleri elimizdeki hadis kitaplarında bulunmamaktadır. Dolayısıyla İbnu’t-Tabbâ‘ın bu ravilerden rivayetlerini doğrulama imkanımız yoktur. Adana’da yaşadığı dönemde Tarsus’ta Abdullah İbnü’l-Mübarek, Massîsa’da Eşas b. Şu’be el-Massîsî ve Ali b. Bekkâr b. Hârun el-Massîsî gibi alimlerin görüşlerinden etkilendiği ve hadis rivayetleri olduğu görülmektedir. Bu durum, onun Adana ve çevresinde yaşayan alimlerden istifade etttiğini ve ilmi faliyetlerine katıldığını ortaya koymaktadır.

Öğrencileri

İbnu’t-Tabbâ‘ Adana’da kale muhafızlığı yapması yanında farklı bölgelerden birçok öğrenci yetiştirmiştir. Nitekim bazı muhaddislerin ondan rivayetleri bulunmaktadır. Özellikle Ebû Dâvûd ve Taberânî ondan bir çok rivayeti olan muhaddisler olmak üzere Şimdide yakın çevreden ders halkasına katılan öğrencileri hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Ebû Hatim Muhammed b. İdris b. Münzir erRâzî56 ve Ebû Dâvud Süleymân b. el-Eşas es-Sicistânî de57 İbnut-Tabba’ın öğrencisidir. İbn Mâce58 , en-Nesâî59 ; İbn Hibbân60 Muhammed b. Cerîr etTaberânî (ö. 360/970)61 ve Darekutnî (ö. 385/995)62 gibi muhaddisler ise İbnu’t-Tabbâ‘ın öğrencileri vasıtasıyla ondan hadis rivâyet eden muhaddislerdir.63 Bunlar arasında meşhur Sünen âlimi Ebû Dâvud Süleymân b. el-Eşas es-Sicistânî de İbnu’t-Tabbâ’dan doğrudan pek çok rivayeti ile dikkat çekmektedir. İkinci olarak Taberânî’nin de İbnu’t-Tabbâ‘ın bir çok rivayetini Talib Kurre elEzenî vasıtasıyla mu’cemlerinde naklettiği görülmektedir.64

Özellikle Adana ve çevresinde yer alan yerleşim birimlerinde İbnu’t-Tabbâ‘ın öğrencileri bulunmaktadır. Onun yaşadığı asırda Adana hadis ilminin öğretildiği başlıca merkezlerden biriydi. Tâlib b. Kurre el-Ezenî (ö. 291/906)65 , İbnu’t-Tabbâ’ın oğlu Ca‘fer b. Muhammed b. İsâ b. Necîh elEzenî (ö. ?), Ca‘fer b. Muhammed b. İsâ b. Nuh el-Ezenî (ö. ?) ve yeğeni Ebû Bekr Muhammed b. Yûsuf b. et-Tabbâ‘ el-Ezenî (ö. ?)66 gibi “el-Ezenî” nisbesi taşıyan âlimlerin İbnu’t-Tabba’ın öğrencileri olması da bu durumu teyit etmektedir.

Adana’ya yakın bir yer olması sebebiyle Massîsa’ya nispetle Massisî nisbesini taşıyan Ebû Ca‘fer Muhammed b. Dâvud b. Sabîh el-Massîsî (ö. ?), Ebû Ömer Muhammed b. Dâvud b. Sabîh el-Massîsî (ö. ?), Ebû Humeyd Abdullâh b. Muhammed Temîm el-Massîsî (ö. ?), Ebû Ya’kûb Yûsuf b. Saîd b. Saîd b. Müslim el-Massîsî (ö. 265/880) ve el-Heysem b. Hâlid b. Yezîd el-Kuraşî el-Massîsî (ö. ?), yine Adana’ya yakın diğer bir yer olan Tarsus’a nispetle Tarsûsî nisbesini taşıyan67 Ebû Bekr Musâ b. Saîd b. en-Numân b. Bisâm es-Sügûrî et-Tarsûsî ed-Dandânî (ö. ?), kezâ Adana’ya yakın bir şehir olan Antakya’ya nispetle Antâkî nisbesini taşıyan, Ebû Saîd Sehl b. Salih b. Hakîm el-Bezzâz el-Antâkî (ö. ?) ve Ebu’l-Velîd Muhammed b. Ahmed b. el-Velîd b. Muhammed b. Berd b. Suht el-Antâkî’yi (ö. ?), İbnu’t-Tabbâ‘ın öğrencileri arasında görmekteyiz.68

Öte yandan İbnu’t-Tabbâ‘ın ders halkasına katılan ve ondan hadîs nakleden farklı merkezlerden gelmiş bir çok öğrencisi bulunmaktadır. Söz konusu öğrencilerinden tespit edebildiklerimiz şunlardır:

“Ebû Zeyd Ahmed b. Abdirrahmân el-Hûtî (ö. 279/894),69 Ahmed b. Mesûd el-Makdisî el-Hayyât (ö. ?),70 Abdulazîz b. Selâm (ö. ?),71 Ebû Abdillâh Muhammed b. Âmir el-Kazzâz el-Bezzâz er-Râzî’dir (ö. ?).72

Hadisrivayet ettiği bildirilen fakat şamile programında aramalarımızda İbnu’t-Tabbâ‘dan rivayetlerini tespit edemediğimiz öğrencileri de şunlardır:

Ebû İshâk Ahmed b. el-Ezher Mani’ b. Selît enNisâbûrî (ö. 263/876), Ebû Abdillâh Ahmed b. Abdilvahhâb eş-Şâmî el-Cebelî (ö. 281/893), Abdusselâm b. Atîk b. Habîb b. Ebî Atîk (ö. 257/870), Ebû İsmâil Muhammed b. İsmâil b. Yûsuf et-Tirmizî el-Hâfız (ö. 280/892), Ebû Abdillâh Ahmed b. Nasr b. Ziyâd el-Kurâşî en-Neysâbûrî elMukriî (ö. 245/858), Ebû Ali el-Hasen b. Ali b. Muhammed el-Hüzelî el-Hallâl (ö. 242/855), Ebu’l-Alâ er-Rab’î b. Bedr b. Amr b. Cerrâd et-Temimî esSuğdî el-Basrî el-A’rec (ö. 178/890), Ebü’l-Hasen Ahmed İbnu’l-Hasen b. Cüneyd et-Tirmizî el-Hâfız (ö. 250/863), Abdullâh b. Ebî Ca‘fer İsâ b. Mahân erRâzî (ö. 278/890), Ebû Amr Osmân b. Osmân el-Gatafânî el-Kilâbî el-Basrî el-Kâdî (ö. 180/892), Ebû İshâk es-Su’dî el-Cüzecânî (ö. 259/871)’, Ebû Abdillâh Ahmed b. Hâlid b. Yezîd el-Kindî el-Halebî (ö. ?)Ebû Muhammed Abdullâh b. Abdirrahmân b. elFadl b. Behrâm b. Abdissamed ed-Dârimî et-Temîmî es-Semerkandî el-Hâfız (ö. ?), Ebu’l-Kâsım Abdurrahmân b. Muhammed b. Selâm b. Nâsih elBağdâdî (ö. ?), Amr b. Mansûr en-Nesâî (ö. ?), Ebû Saîd Abdilkerîm b. el-Heysem Ebû Yahyâ Deyrakûlî (ö. ?), Ebû Bekr Muhammed b. Abdirrahmân b. e-Eşâs b. Nâfi’ b. Abdillâh er-Rebî’ el-Iclî ed-Dımeşkî (ö. ?), Ebû Imrân Mûsâ b. Sehl b. Kâdîm erRemlî (ö. ?), Ebû Muhammed Ebu’l-Fadl Abbâs b. Abdillâh b. Ebî İsâ (adının İzdâz Bündâz olduğu da söylenmiştir) el-Vâsıtî el-Bâksâî et-Türkâfî (ö. ?), Ebû Ömer Abdullâh b. Muhammed b. Temîm (ö. ?), ve Ebû Hâlid Anbese b. Abdilvâhid b. Ümeyye b. Abdillâh b. Saîd b. Saîd b. el-Âs b. Ümeyye el-Kuraşî el-Emevî el-Kûfî el-A’ver’dir (ö. ?).73

İbnu’t-Tabbâ‘ın rivayetlerinin geneli Ebû Dâvud74 ve Tâlib b. Kurre el-Ezenî75 adlı öğrencileri vasıtasıyla bize ulaşmaktadır. Hadis ilimleri konularını ihtiva ettiğini düşündüğümüz et-Tarîh adlı eserinde yer alan bilgilerini ise Ebu Hatim er-Râzî (ö. 277/892),76 ve Ca’fer b. Muhammed b. İsâ b. Nuh77 adlı öğrencileri vasıtasıyla bize ulaştığı görülmektedir.

Resmi Görevi

İbnu’t-Tabbâ‘, ağabeyi İshak ve kardeşi Yûsuf ile Adana’ya 176/792 yılında murabıt olarak atandı. O, vefat ettiği 224/839 yıla kadar kırk sekiz yıl Adana’da yaşamış, murabıtlık görevi yanında hadis dersleri verdiği için el-Ezenî nisbesî ile tanınmıştır.78

Horasanlı askerlerden oluşan ordunun komutanı Salih b. Ak b. Abdillah b. Abbas 141/759 veya 142/760 yılında Adana’yı imar etmiştir. Harun Reşîd, Seyhan nehri üzerine yapılmış köprünün yanında 165/782 târîhinde -babası Mehdi döneminde- bir köşk bina etmiştir. Zirâ İbnu’l-Fakih (ö. ?)79 bu konuda şöyle demektedir:

“Harun Reşîd’in Süğûr bölgesine tayin ettiği Tarsus ve Aynuzarb’ı imar eden Ebu Süleym Ferec el-Hadimî et-Türkî, Adana’yı 190/806- 193/809 yılları arasında tekrar imar etti ve kalesini kuvvetlendirdi. Daha sonra da Muhammedu’l-Emin b. Reşid emriyle, Horasanlı insanlar Adana’da görevlendirildi.”80

Abbasî devletinin sünnetin yaygınlaştırılmasında verdiği destek sayesinde âlimler ilmi faliyetlerinde huzurlu ve rahat bir ortam bulmuştur. Abdullah İbnü’l-Mübârek81 ve İbnu’t-Tabbâ‘ kardeşler gibi âlimlerin çalışmaları, İslâm kültürü ve medeniyetini bu bölgede hakim kılındığı söylenebilir. İbnu’t-Tabbâ‘ kardeşler, uzun süre Adana merkezli, Tarsus, Misis ve çevresinde fıkhu’l-hadîs ilmini yaymışlardır. Rıhle denilen ilmi yolculuğu döneminde Adana’da yaşayan İbnu’t-Tabbâ‘a bir çok muhaddis uğramış ilim almıştır.82

Eserleri

Rical kitapları İbnu’t-Tabbâ‘a ait bir çok eserin olduğundan bahsetmesine rağmen maalesef bunlardan hiç biri günümüze ulaşmamış ve hakklarında da fazla bilgi yoktur. Târîhu İbnu’t-Tabbâ‘ ve fıkıh bablarına göre tasnif ettiği anlaşılan Musannef veya Muvatta türüne ait olduğunu tahmin ettiğimiz ancak adını tam tespit edemediğimiz bir eserinin varlığından bahsedilmektedir. Fakat maalesef söz konusu iki eseri de günümüze ya ulaşamamış ya da kayıptır.

Târîhu Muhammed b. İsâ et-Tabbâ‘

İbnu’s-Salah, “aynı dönemde yaşamış adları, baba ve dede adları aynı ve farklı olan kişiler” başlığı altında Abdullâh b. Câbir et-Tarsûsî’den naklen, İbnu’t-Tabbâ‘ın kitabının adının Târîhu Muhammed b. İsâ et-Tabbâ‘ olduğunu haber vermektedir.83

İbn Ebî Hâtim,84 İbn Hibbân,85 Hatib el-Bağdâdî86 İbnü’l-Cevzî87 ve Suyûtî88 gibi âlimler onun görüşlerini aktaran muhaddislerdendir. Özellikle Hatib el-Bağdâdî (haddesenî) Muhammed b. Ebi’lHasen, (haddesenâ) el-Hasîb b. Abdillah el-Kâdî Mısr, Ahmed b. Ca’fer b. Hamdân et-Tarsûsî, (haddesenâ) Abdullah b. Câbir b. Abdillâh el-Bezzâz (kâle), (semi’tu) Ca’fer b. Muhammed b. İsâ b. Nuh (yekûlü), (semi’tu) İbnu’t-Tabbâ’ isnadı ile bize ona ve hocalarına ait; ravî, rivayet, metin tenkidi, mana ile rivayet konularında birçok bilgiyi aktarmaktadır.89 Hatib el Bağdâdî’nin verdiği isnad ve rivayet lafızlarından anlaşıldığı üzere söz konusu şahısların İbnu’t-Tabbâ’dan bu bilgileri dinleyerek aldığı ve kitabının uzun süre ilim meclislerinde kaynak kitap olarak okunduğu izlenimi vermektedir. Hatib el-Bağdâdî, İbnu’t-Tabbâ‘ın haberin kabulü konusunda metin tenkidine dair görüşlerine yer vermekte ve sonunda: “Bu bizim İbnu’t-Tabbâ‘ın haber konusunda “ilk babtan” kendisinden naklettiğimiz bilgilerdir”90 ifadesinden hareketle ona ait bir kitaptan bu bilgileri aktardığı anlaşılmaktadır.

Hatîbel-Bağdâdî’nin ve İbn Ebî Hâtim’in, İbnu’t-Tabbâ‘ın öğrencileri Ebû Hatim er-Râzî91 ve Ca’fer b. Muhammed b. İsâ b. Nuh92 vasıtasıyla aktardığı bilgiler dikkate alındığında; Târîhu İbnu’tTabbâ‘ adlı eserinin ricâl, cerh-ta’dil, râvî, muhadîs, rivâyet şekilleri, mânâ ile rivâyet, haberi vâhid gibi konuları ihtiva ettiği söylenebilir.

Hadis kitabı

İbnu’t-Tabbâ‘ın hadîsleri fıkıh bablarına göre tasnif ettiği bir kitabının olduğunu öğrencilerinden aktarılan bilgilerden anlamaktayız. Ancak şu ana kadar yazma ve matbu eseri içeren kütüphanelerde yaptığımız araştırmalarda hiçbir eserine ulaşamadık. Ebû Dâvud Sünen adlı eserinde İbnu’t-Tabbâ‘dan yaklaşık altmış beş rivâyet nakletmektedir. Yaşadığı asrın genel özelliği dikkate alındığında ve nakledilen rivayetlere bakıldığında onun ahkâm hadîsleri içeren Musânnef türü bir esere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Ebû Dâvud, İbnu’t-Tabbâ‘a ait bir hadîs kitabının varlığından bir vesile ile şu şekilde bahsetmektedir: “İbnu’t-Tabbâ‘ hadîsi

şeklinde nakletti. Fakat onun kitabında söz konusu ibare

şeklinde yazılmıştı. O kitabındaki

ifadesini değiştirip şeklinde

olduğunu söyledi.” İkinci olarak Ebû Dâvud’un hocasının kitabının varlığına dair şu açıklamayı yaptığını görmekteyiz: “İbnu’t-Tabbâ’ kitabında geçen

ifadesinin, aslında

şeklinde olduğunu söyledi.”93 Bu iki ifade İbnu’tTabbâ‘ın kendine ait bir hadis kitabının var olduğunu imâ etmektedir.

İbn Ebû Hâtim de, İbnu’t-Tabbâ‘a ait bir hadîs kitabının varlığını bize şu şekilde haber vermektedir: “Babam, Ahmed b. Hanbel’e kimlerin kitaplarından

yazayım? diye sorduğunda;Ahmed b. Hanbel: “Muhammed b. İsâ veya Ebû Bekir İbn Ebî Şeybe ve İbrâhîm b. Musâ’nın kitabından yaz dediğini işittim.” İbn Ebî Hâtim, bu açıklamasından sonra İbnu’t-Tabbâ’nın, hadîs ilminde “sika”, “imam” olduğunu ve fıkıh bablarını ondan daha iyi bilen birini görmediğini haber vermektedir.94

Ebû Bekir İbn Ebî Şeybe ve İbrâhîm b. Musâ ile onun adının birlikte zikredilmesi de diğerleri gibi onun da Musannef türü bir esere sahip olabileceği izlenimini vermektedir. Buna ilaveten ondan nakledilerek kaynaklara girmiş olan, mevkûf ve maktu’ rivâyetler de kitabının Musannef türü olduğuna işaret etmektedir. Ancak eserin ne adı ne de türü hakkında kaynaklarda bilgi zikredilmektedir.

İBNU’T-TABB‘IN HADÎSÇİLİĞİ

İbnu’t-Tabbâ‘ sika, meşhur bir muhaddis olup, öğrencisi Ebû Davud ve Darekutnî onu tedlis yapmakla cerhetmektedir.95 Buharî, Abdurrahmân b. Mehdî ve Yahya el-Kattan’dan nakille, Hüşeym b. Beşîr’in hadislerini en iyi bilen kişinin İbnu’tTabbâ‘a olduğunu haber vermektedir.96 Ahmed b. Hanbel onun hadiste sika ve mübriz (tanınan bilinen) biri olduğunu ve fıkıh bablarını ondan iyi bilen biri olmadığını belirterek yazdıkları eserlerden istifade etmeyi tavsiye etmektedir.97

İbnu’t-Tabbâ‘ cerh ta’dîl ve metin tenkidine ait önemli görüşleri genellikle hocalarına isnad ederek nakletmektedir. Bu durum onun kendi dönemine ait usûle dair görüşlerden etkilendiğini göstermektedir. Bununla birlikte hadis usûlüne dair görüşleri muhaddisin taşıması gereken şartlar, hadis rivayetinde izlemesi gereken tutum, mana ile rivayet, metin ve rical tenkidihakkındaki görüşleri de daha sonraki kitaplarda yer almaktadır.98 Mesela hadise dair görüşlerini öğrencilerinden Ebû Hâtim erRâzî, Abdullâh b. Câbir et-Tarsûsî ve Ca‘fer b. Muhammed b. Ali b. Nuh vasıtasıyla daha sonraki kaynaklara99 intikal etmiştir.

İbnu’t-Tabbâ‘ isnad ve metin tenkidine dair önemli görüşlere sahip olsa da o da kendini münekkid muhaddislerin eleştirilerinden kurtaramamıştır. İbnü’l-Cevzî “kadının kalktığı yere erkeğin oturmasına” dair haberin rivayetinde Şuayb b. Mübbeşîr’den İbnu’t-Tabbâ‘ın teferrüden naklettiği haberi tenkit etmiştir. Ayrıca hadis alimleri “Bela konuşmakla kadere dönüşür, kim bir kişiyi bir köpeği emmekle ayıplarsa, (gün gelir) o da köpeği emer” rivayetinin ravilerinden Nasr b. Bab’ı yalancılıkla itham ederek terketmişlerdir. Hadis âlimleri İbnu’t-Tabbâ’ın iki rivayetinin de metruk ve mevzu olduğunu haber vermektedir.100

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi o, her ne kadar sika olsa da tedlis yapmak metruk ve yalancı râvilerden rivayetleri nedeniyle münekkîd alimlerce İbnu’t-Tabbâ’ın iki rivayeti tenkît edilmiştir.

Hadîs ve Sünnet Anlayışı

İbnu’t-Tabbâ‘ Medine ekolünde yetişmiş olması nedeniyle Harûn Reşid döneminde Süğûr bölgesinde sünneti yaymakla görevlendirilmiştir. Hocası Hammâd b. Zeyd’in “Kuran’ın sünnete olan ihtiyacı, sünnetin Kur’an’a olan ihtiyacından fazladır.”101 Ve “Arkadaşlarım içinde en faziletlisi ve sünnete en sıkı şekilde tabiî olanı Eyyub es-Sahtiyânî’dir.”102 sözünü nakletmektir. Bu durum İbnu’tTabbâ‘ın sünnetin bağlayıcılığı konusunda hadis ehlinin yaklaşımını benimsediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca İbnu’t-Tabbâ‘ sünnetin önemini, Ebû Bekr b. Ayyâş’ın şu sözünü naklederek dile getirir: “İslam’da Sünneti yaşamak, şirk döneminde İslam’ı yaşamak gibidir.”103

Bununla birlikte İbnu’t-Tabbâ‘ sahih isnadla gelse bile akla, Kur’an’a ve sabit sünnete tearuzu durumunda rivayetin reddedileceği kanaatindedir.104 Bu tutumuyla da onun, hadis ehlinin yaklaşımından çok Hanefî fakihlerin yaklaşımını benimsediği söylenebilir. Çünkü bu ilk dönem Hanefî fakihlerin ortak tutumudur.

Sonuç olarak İbnu’t-Tabbâ‘ hayatını sünneti öğrenmek, yaymak ve müdafa etmek için geçirmiş bir âlimdir denilebilir. Ancak rivayet müsned olsa bile, hadisi metin açısından Kur’an ve sabit sünnete arz ederek ikisi arasında bütünlüğü aramaktadır. Bu nedenle onun (Ehl-i re’y gibi) hadislerin Kur’an’a arzını savunduğu söylenebilir.105

Muhaddis Olabilmenin Şartları

İbnu’t-Tabbâ‘ muhaddis olabilmenin şartlarına işaret ederek, her hadis okuyanın bu ilimde söz sahibi olamayacağı kanaatini taşır. İbnu’t-Tabbâ‘ muhaddis olan kişi için sadece ilel, cerh ta’dil, rivayet lafızları, isnad ve ricâl bilgisini yeterli görmez. Bir muhaddisin cerh ta’dîl konusunda yetkin olması gerektiği kadar, fıkhu’l-hadis konusunda da yetkin olmasını şart koşmaktadır. Bu nedenle müctehitlerin delil aldıkları rivayetleri ve naklinde kullanılan rivayetin lafız farklılıklarını bilmeyi ve muhaddislerin icma ettiği hadisleri ezberlemeyi zorunlu görmektedir. O, her muhaddisin, isnad ve metnine bir bakışla hadisin illetini, isnad açısından ınkıta’ olup olmadığını, raviler açısından cerh veya ta’dil edilip edilmediğini, metne idrac edilen ziyade veya noksanlığı bilebilecek düzeyde bilgi sahibi olmasını şart koşmaktadır. Bu durum muhaddislerin aynı zamanda fakih olmalarını zorunlu kılan bir husutur. Zira el-Hatib el-Bağdâdî İbnu’t-Tabbâ’dan bu konuda şunları belirtmektedir:

“Her muhaddisin, Ehl-i hadîsin icmâ ettiği sahih hadîsleri ezberlemesi gerekir. Müçtehidlerin istinbât edilen hüküm bakımından ihtilaf ettiği bir hadîs nakledildiğinde, muhaddis onların sözlerinin farkını bilmelidir. Muhaddis, huccet, sika, makbûl, vasat, lâ be’se bih, sadûk, sâlih, şeyh, leyyin, zayıf, metrûk, zâhibu’l-hadîs v.b. râvi hal ve mertebelerinin ne olduğunu bilir. Rivâyetlerdeki ibâre değişikliklerini, “an fulânin” ve “enne fulanen” lafızlarında olduğu gibi, ayırt eder. Hadîsin delil olmada sahabeye ait “mevkûf” veya tabiîne ait “maktu” olması farkını bilir. Râvînin “an fulânin” şeklinde rivâyetinde, hocasından “sema‘ı kati‘” şekilde ispat edilmeden rivâyetinin “makbûl” olmadığını bilir. Sahih hadîs metnine “idrac” edilen lafzı ayırt eder, tanır. İsnadda yer alan râvîlere bakar bakmaz veya hadîs ilminin yardımıyla isnadda “ittisâl” olup olmadığını hemen anlar. Hadîs ilminde hafızın sıfatı: Rasulullah’ın (s.) sünnetini hocalarından görerek106 öğrenmesi ve rivâyetlerin isnadlarını ayırt edebilmesini gerekli kılar. Kim, az hadîs ezberlerse, hadîslerin tamamını bunlardan ibaret zanneder.”107

İbnu’t-Tabbâ‘, her muhaddiste bulunması gerek ahlakî seciye ve hadis öğretimi karşılığında ücret alınmaması gibi özelliklere sahip olmak hususunu bizzat yaşadığı bir anı ile dile getirir: “Bir gün öğrencileri el-Evzâî’ye hadis nakletmesine karşılık hediye getirdiler. O: “İsterseniz hediyenizi kabul eder, hadîs nakletmem. Ya da hediyenizi reddeder, hadîs naklederim.” dedi.108 İbnu’t-Tabbâ‘ bu anıya yer vermekle hadis ilminde hoca öğrenci ilişkilerinde bu ölçünün örnek tavır olduğunu ifade etmektedir.

Mana ve Takti’ Yöntemi İle Rivayet

Hatib el-Bağd’adî’nin naklettiğine göre İbnu’tTabbâ‘ hadîsin belli şartlarla mânâ ve takti’ yöntemiyle nakledilebileceğine cevaz veren Abdullâh İbnü’l-Mübarek’in, Anbese ile olan şu diyologuna yer vermektedir:

“Anbese: Abdullâh İbnü’l-Mübarek’e, “Hammâd b. Seleme’nin hadîsleri kısalttığını ve anlamını değiştirdiğini” söyleyince, Abdullâh İbnü’l-Mübarek şu açıklamayı yaptı: “Rivâyet iki ayrı hükümlü metin içeriyor ve rivâyet edilen kısım, nakledilmeyen kısımla ilgisi olmayan bir şey emrediyorsa muhaddisin hadisi taktî ile rivâyet etmesi, şartsız olarak caizdir. Bu şekilde rivâyetteki iki haber; iki ayrı ibare, birbiri ile ilgisiz iki hüküm yerine geçer. Bu şekilde iki hüküm ihtiva eden haber-i vâhidi duyanın, haberin birinci hükmü içeren kısmını diğer hüküm kısmını vermeden nakletmesi caizdir. Bu durumun haberin tamamını nakletmekten bir farkı yoktur. Çünkü iki ayrı hüküm, iki ayrı haber yerindedir. Ancak duyana rivâyetin hükmü ihtiva eden kısmın tamamını nakletmemesi caiz değildir. Bir kısmı nakledip, diğer kısmı nakletmediğinde dini hükümdeki maksad anlaşılmıyorsa, râvînin haberin tamamını nakletmesi gerekir. Aksi takdirde anlamaya engel girmiş ve onunla kastedilen ilmin (hükümün) anlaşılmamasına sebep olur. Ancak birbiriyle bağlantılı olmayan iki hüküm veya önceden naklettiği rivâyeti, takti’ ederek nakletmekte bir sakınca yoktur. Noksan duyduğu için nassı anlamayanın rivâyeti tam değildir. Bu haberlerin tam olarak nakledilmesini gerekli kılar.109

Bu ifadelerden İbnu’t-Tabbâ‘ döneminde de hadis alimleri arasında takti’ yapmanın bir tartışma konusu olduğu anlaşılmaktadır. Abdullâh İbnü’lMübarek’in bu konudaki görüşlerinden etkilenen İbnu’t-Tabbâ‘ın, el-Buhârî’nin de yaptığı gibi rivayette anlam bütünlüğü bozulmuyorsa; belli şartlarla takti’ yöntemini benimsediği söylenebilir.

Cerh-Ta’dîle Dair Görüşleri

Hatib el-Bağd’adî’nin naklettiğine göre İbnu’tTabbâ‘, cerh ve ta‘dîlin hadis ilmi açısından önemini dile getirmek için İbnu’l-Mübârek’in şu açıklamasını rivayet eder: “Hadîsleri tenkîde tabi tutmak, hayırdan başka bir şey getirmez.”110 İbnu’tTabbâ‘ rical hakkında kendisi önemli bilgiler vermekte zaman zaman da kendisinden önce yaşamış raviler hakkında hocalarının değerlendirmelerine yer vermektedir.

“Nebi (sav) namazda secde ayetinden sonra, önce secdeye gitti ve daha sonra kalkıp rukua gitti” rivâyeti hakkında öğrencisi Ebû Dâvud, İbnu’tTabbâ‘dan naklen, rivayetin isnadında yer alan Ümeyye’yi Mu’temir b. Süleymân dışında kimse zikretmedi”111 demektedir. Bu, İbnu’t-Tabbâ‘ın rivayet tarikleri konusunda bilgi sahibi olduğunu gösteren bir husustur. Yine Ebû Dâvud, İbnu’tTabbâ‘a Ahmed b. Hanbel’i nasıl bilirsin diye sorduğunda, o şöyle demiştir: “Ders halkamıza ondan daha küçük yaşta birisi oturmadı.”112 Ahmed b. Hanbel’in yaşı küçük de olsa İmam Malik’in ders halkasında bulunduğuna işaret etmektedir. Mu’temir babasının, hadis kitabı sahibi Muğîre b. Miksem ed-Dabbî’den hadîs öğrenmeye teşvik ettiğini113 nakleden İbnu’t-Tabbâ‘, kendi döneminden önceki ravilerle ilgili bilgiler verdiği görülmektedir. Aynı şekilde İbnu’t-Tabbâ‘nın kendi döneminde yaşayan Bağdat kadısı Mu’âz b. Mu’âz b. Nasr b. Hassân b. el-Hur b. Mâlik b. el-Haşhâş et-Temîmî el-Anberî el-Basrî’ye her muhaddisin uğrayıp ondan hadis dinlediğini ve naklettiğini haber vererek114 onu tadîl ettiği görülmektedir.

Cerh ve ta‘dîl ilminde ravilerin doğum ve vefat tarihlerinin bilinmesi raviler arasında görüşme imkanını tespit açısından önemli bir husustur. İbnu’tTabbâ‘ın isnadın ittisali ve ricâle dair bilgileri daha çok hocaları vasıtasıyla aktardığı görülmektedir. Bu anlamda İbnu’t-Tabbâ‘ İbn Uyeyne’nin ez-Zührî’den rivayeti hakkındaki tartışmaya ışık tutmak için İbn Uyeyne’nin ez-Zührî’den hadis tahammül ve vefat tarihini vererek iki yıl hadis dinlediğini şu şekilde tespit etmektedir: “İbnu’l-Beri’, Ebû Umrân bize, ez-Zührî’nin 124/742 yılında vefat ettiğini nakletti. Cevherî’nin Ebû Hafs’tan nakline göre, İbn Uyeyne on beş yaşında, ez-Zühri’den hadîs yazdı. İbn Uyeyne’nin hadîs yazmaya başlaması ile ez-Zühri’nin vefat ettiği târîhi arasında iki yıl bulunmaktadır. ez-Zührî, İbn Uyeyne’nin on beş yaşında olması sebebiyle hadis rivayetinde yaşını küçük görürdü.”115 Bununla ilgili bir diğer örnekte şudur. Hocası İbn Şübrüme’den naklen; Şa’bi’yi ta’dil için Şa’bî’nin kendi sözünü aktardığı görülmektedir: “Asla beyaz üzerine siyah yazmadım. Birisi bana bir hadîs rivayet ettiğinde ondan hadîsin tekrarını da istemedim.”116 Aynı şekilde İbnu’tTabbâ‘ hocası Ma‘n b. İsâ’nın Bukeyr b. el-Eşecc’i “Hadîs konusunda Bukeyr b. el-Eşecc’den daha üstün birisini görmedim” ifadeleriyle ta‘dil ettiğini nakletmektedir.117

İbnu’t-Tabbâ‘ ravileri ta‘dîl yanında cerh edilen yönlerine de işaret etmektedir. Hocası Cerîr b. Abdilhamid’in, Kâbus b. Ebî Zıbyân el-Cenbî elKufî hakkında; “geçerli akçe değildir”118 sözünü bu anlamda nakletmetedir. Yine İbn Mehdî’den nakille İbnu’t-Tabbâ‘: “Kim (Kur’an’dan) şunu şöyle şöyle okursa ona şu kadar sevap vardır” şeklinde hadisleri kimden aldığını Meysere b. Abdirabbih’e sorduğumda, o: “insanları teşvik için ben uydurdum dedi”119 malumatını aktararak Meysere b. Abdirabbih’in kezzâb (yalancı) ve insanları Kur’ân’a teşvik konusunda gelen rivayetlerinin de uydurma olduğunu bize haber vermektedir.

İbnu’t-Tabbâ‘, Abdurrezzâk’ın babasının vefatından sonra Ma’merin şu sözüne yer verir: “Şayet baban Hemmâm yaşasaydı benden değil ondan rivayet ederdin.” el-Hulvânî (ö. ?), Abdurrezâk’ın hicri yüz elli yılları esnasında babasını gördüğü ve ondan hadîs rivayet ettiğini haber vermektedir.120

Genel olarak bu bilgiler çerçevesinde muhaddislerin hadîs rivayeti kadar ricâl ve isnadların ittisali konusunda İbnu’t-Tabbâ‘dan önemli bazı bilgiler aktardıkları söylenebilir.

Metin Tenkidine Dair Görüşleri.

İlk dönem muhaddisler rivayetlerin isnad açısından muttasıl olması ve ravilerin sika olmasını yeterli görmemekte rivayetlerin sıhhatlerini tespit açısından Kur’an, sabit sünnet, icma, selefin amel etmesine, tarihi verilere ve akla uygunluk gibi bazı ilkelerle metin tekidi yaptıktan sonra sahihliğine hüküm vermekteydiler. İbnu’t-Tabbâ‘da ilk dönem muhaddislerden biri olarak rivayetin sadece isnadının sahih olmasını rivayetin sıhhati için yeterli görmemektedir.121 Bir rivayetin muhtevasıyla amel edilebilmesinin bazı şartlara bağlı olduğunu İbnu’tTabbâ‘ şu şekilde dile getirir:

“Sana sahabeden hiç birinin uygulamadığı, Nebi’den rivayet edilen bir hadîsi bırak. Güvenilir sika râvîden muttasıl isnadla gelen haber,birkaç sebeple reddedilir: İlk olarak, ortak aklın zorunlu kıldığı gerçeklere muhalif haber reddedilir ve batıl olduğu bilinir. Zira din, aklın caiz gördükleriyle gelir, akla aykırı olanlarla değil. İkincisi kitabın nassına ya da mütevatir sünnete muhalif olması durumunda onun aslının olmadığı veya mensûh olduğu anlaşılır.Üçüncüsü icmâya aykırı olmasıdır ki onun mensûh olduğu veya aslının olmadığına delalet eder. Sahih olduğu halde mensûh olmaksızın ümmetin onun hilafına icmâ’ı düşünülemez.”122

Hatib el-Bağdâdî, bu bilgiler İbnu’t-Tabbâ‘ın (kitabının) ilk bölümünden haber konusunda naklettiğimiz bilgilerdir” demektedir. Hatîb el-Bağdâdî’nin, İbnu’t-Tabbâ‘ın görüşlerine yer verdikten sonra bunlara ilaveten haberi vâhidin kabulü hakkındaki kendi görüşlerine de yer verdiği görülmektedir.123

İbnu’t-Tabbâ‘nın muhaddislere yöneltilen itirazlara bu görüşleri ile cevap verdiği anlaşılmaktadır. Çünkü yaşadığı dönem i‘tizal hareketi ile muhaddisler arasında hadislerin sıhhati konusunda tartışmaların yaşandığı bir dönemdir. O, “İlk olarak, ortak aklın zorunlu kıldığı gerçeklere muhalif haber reddedilir ve batıl olduğu bilinir. Zira din aklın caiz gördükleriyle gelir, akla aykırı olanlarla değil” sözü ile aslında muhaddislerin de metin tenkidi yaptığını ve akla da önem verdiğini: “Güvenilir sika râvîden muttasıl isnadla gelen haber dahi olsa” ifadesi ile vurgulamaktadır. İbnu’t-Tabbâ‘ın yukardaki metin tenkidine ait görüşlerinden isnaddan daha çok rivayetlere metin merkezli bir değerlendirme yapan fakih muhaddislerin yaklaşımına sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bu durumda İbnu’t-Tabbâ‘ın görüşlerinde döneminde yaşanan fikri tartışmaların etkisinin varlığını göstermektedir. Bağdat doğumlu olmasını Medine ekolünde yetişmesini ve Mu’tezilenin etkin olduğu bir dönemde yaşamasını, onun fikri ve ilmi şahsiyetinin oluşumuna etki eden unsurlar olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca muhaddislerin metin tenkidi yapmadıkları şeklinde dile getirilen eleştiriye onun metin tenkidine dair görüşleriyle cevap verdiği ifade edilebilir.

SONUÇ

İbnu’t-Tabbâ‘, 150/767 yılında Bağdat’ta doğdu, Medine’de tahsilini tamamladı, sika, hâfız ve fakih bir muhaddistir. O, 176/793 yılından vefatına 224/839 kadar Adana’da 48 yıl murâbıtlık görevi yanında eğitim öğretim hizmetinde bulundu.

Yüze yakın hocasını, kırka yakın öğrencisini tespit ettiğimiz İbnu’t-Tabbâ‘ın kırkbinden fazla hadisi, fıkıh bablarına göre ezbere bildiği haber verilmektedir. Hammâd b. Zeyd, İmam-ı Malik, Hüşeym b. Beşîr ve Adana’ya yerleştikten sonra Abdullâh b. Mübarek fikirlerinden en çok etkilendiği âlimlerdir. Hocalarının genel özelliği Medine ekolüne mensup olmalarıdır. İbnu’t-Tabbâ‘ın önde gelen öğrencileri arasında Ebû Dâvud, Ebû Hâtim, Talib b. Kurre el-Ezenî, yeğeni Muhammed b. Yûsuf ve oğlu Cafer sayılabilir.

İbnu’t-Tabbâ‘a ait “Târîhu Muhammed b. İsâ et-Tabbâ” adlı kitabı yanında adını tespit edemediğimiz ancak fıkıh bablarına göre tasnif edilmiş olduğunu tahmin ettiğimiz rivayet ilmine dair bir eseri vardır. Onun bu iki kitabı da maalesef kayıptır. Ahmed b. Hanbel, Ebû Dâvud, el-Buhârî, İbn Ebî Hâtim, Hatib el-Bağdâdî ve İbn Salah gibi âlimler eserlerinde, İbnu’t-Tabbâ‘ın rivayetlerini ve görüşlerini nakletmişlerdir. İbnu’t-Tabbâ‘dan; muhaddis’te aranan şartlar, takti’ yöntemi ile rivâyet, metin tenkidi ve rical tenkidine dair bir takım görüşlere nakledilmiştir. Fakih muhaddis olması nedeniyle sadece isnadın ittisali ve ravilerin sika olması ile yetinmemiş, rivayet sahih isnadlı dahi olsa; bedihi aklın verilerine, mütevatir nassa, icmâ’a ve tarihi verilere aykırı olması durumunda rivayeti reddetmiştir.

Ebû Dâvud’un verdiği bilgilerden hareketle İbnu’t-Tabbâ’ın Musannef türü olduğunu düşündüğümüz bir de hadîs kitabı vardır. Ebû Dâvud’un, rivâyetlerinde İbnu’t-Tabbâ’ın, ders esnasında kitabında yer alan rivayetleri farklı lafızlarla naklettiğini söylemesi onun bir hadis kitabının varlığını ortaya koyan bir husustur. İbnu’t-Tabbâ‘dan el-Buhârî, Ebû Dâvud, Ebû Hâtim ve el-Bezzâr doğrudan; Nesâî, İbn Mâce, İbn Hibbân, Taberânî, Dârekutnî, el-Hâkim ve Beyhâkî gibi alimler de raviler vasıtasıyla yaklaşık doksan rivâyeti bize ulaştırmışlardır.

İbnu’t-Tabbâ‘ hadisin tasnif döneminde yaşamış, metin tenkidi hakkında görüşleriyle öne çıkmış fakih bir muhaddîstir. Her ne kadar muhaddisler onun hakkında sika olduğunu ifade etse de tedlis yapması, metruk ve hadis uyduran râvilerden rivayetleri nedeniyle münekkid alimlerce tenkit edilmiştir.


KAYNAKÇA

1 et-Tabba’ kelimesi, “kılıç yapan usta” anlamına gelmektedir. bk. İbn Manzûr, Ebu’l-Fadl Muhammed b. Mükerrem, Lisânu’l-Arab, 1. bs., Daru Sâdır, Beyrut, ts.,

md., VIII, s., 232.

Lisânu’l-Arab, 1. bs., Daru Sâdır, Beyrut, ts.,

2 Hamevî, Ebû Abdillah Yakut b. Abdillah, Mu’cemu’l-buldân, Daru’l-fikr, Beyrut, ts., I, ss., 161-162; Halaçoğlu, Yusuf, “Adana” md., Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, I, ss., 349-352.

3 Hamevî, Mu’cem, I, s., 174.

4 Hamevî, Mu’cem, I, ss., 161-162; Halaçoğlu, Yusuf, “Adana” md., Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1988, I, ss., 349-352; Ateş, Ali Osman, “İlk Dört asırda Adana ve Çevresinde Hadîs”, Çukurova Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, II, sayı: 2, Ocak, Haziran, Adana, 2002, s., 2.

5 Mizzî, Yûsuf b. ez-Zekî Abdirrahmân Ebu’l-Haccâc Cemâlüddîn, Tehzibu’lkemâl fî esmâi’r-ricâl, Tahk. Beşşâr Avvâd Ma’rûf, Muessesetü’r-risâle, 1-35, 1. bs., Beyrut 1980/1400, XXVI, s., 258; İbn Hacer, Şeyhul İslâm Şihabuddin Ahmed b. Ali b. Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, Dârul-fikr, 1. bs., 1-14, Beyrut 1984, IX, s., 348.

6 Hatîb el-Bağdâdî Ahmed b. Ali b. Ebî Bekr, Târîhu Bağdâd, Daru’l-kütübi’lilmiyye, Beyrut ts, II, s., 396; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462–464.

7 İbn Hibbân, Muhammed b. Hibbân b.Ahmed et-Temîmî el-Büstî, es-Sikât, Tahk. es-Seyyid Şerifüddin Ahmed, Dâru’l-fikir, 1. bs., Beyrut 1975/1390, IX, s., 64; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 348. (İbn Hacer, Buhârî’den nakille bu bilgiyi verse de el-Buhârî’nin kaynaklarında biz buna ulaşamadık.)

8 İbn Hibbân, es-Sikât, IX, s., 64; Zehebî, Hamd b. Ahmed Ebû Abdillâh, elKâşif fi ma’rifeti men lehu rivayetün fi’l-kütübi’s-sitte, tahk. Muhamed Avvâme, Dâru’l-kıble li’s-sakâfeti’l-İslâmiyye, 1. bs., Cidde, 1413/ 1992, I, s., 203.

9 Bk. Halaçoğlu, Yusuf, “Adana” md., Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, I, ss., 349-352.

10 İbn Ebî Hâtim, Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Ebî Hatim b. Muhammed b. İdrîs er-Râzî (ö.327/938), el-Cerh ve’t-ta’dîl, İhyâu’t-türasi’l-Arabî, 1. bs., Beyrut 1372/1952, VII, s., 38; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, III, s., 395; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, IX, ss., 392-393; Zehebî, Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Kaymaz, Tezkiretü’l-huffâz, Tahk. Abdurrahman el-Muallimî, Dâru’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 1374, I, s., 438; Sandıkçı, Kemâl, İlk üç asırda İslâm coğrafyasında hadı̂s, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1991, s., 119.

11 Buhârî, Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail el-Cû’fî, et-Târîhu’l-kebir, Tahk. es-Seyyid Hişâm en-Nedvî, Dâru’l-fikr, Beyrut ts, I, s., 203.

12 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, II, s., 396; el-Bâcî, Süleymânb. Halef Ebu’lVelîd, et-Ta’dîl ve’l-cerh, Tahk. Ebû Lübâbe Huseyn, Dâru’l-livâ, Riyâd 1986/1406, II, s., 272; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXVI, 258; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 348; Ta’rifu ehli’-takdîs bi meratibi’l-mevsufîne bi’ttedlîs, Thk Asım b. Abdillah el-Karyûnî, Mekteetu’l-menâr, 1. bs, Ürdün ts., s., 44.

13 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, II, s., 39

14 İbn Hacer, Ta’rifu ehli’-takdîs, 1. bs, Ürdün ts., I, s., 44.

15 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, VI, s., 332; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462-464; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, II, s., 214.

16 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462-464; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, II, s., 214.

17 Zehebî, Hamd b. Ahmed Ebû Abdillâh, Siyeru ‘alâmi’n-nubelâ, Müessesetü’r-risâle, 1. bs, Beyrut 1413/1993, I, s., 740.

18 Tarsusi nisbeli hadis âlimleri hakkında geniş bilgi icin bkz: Abdulkadir Evgin, İlk Donem Tarsuslu Hadis Alimleri, Tarsus Belediyesi Kültür Yayınları, Tarsus 2013.

19 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462-464.

20 el-Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, VI, s., 332; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462-464; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, II, s., 214

21 Lalekâî, Hibetullah b. el-Hasen b. Mansur Ebû’l-Kâsım, Şerhu usûli itikâdı ehli’s- sünneti vel cemâ’ati mine’l- kitâb ve’s-sünneti ve icmâi’s-sahâbeti, tahk. Ahmed Said Hamdan, Daru Taybe, Riyad 1402, I, s., 144; Özel, Ahmed, “Mâlik b. Enes” md., Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Ankara 2003, II7, ss., 506-513.

22 Özel, “Mâlik b. Enes” md., Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Ankara 2003, II7, ss., 506-513

23 Lalekâî, Şerh, I, s., 144.

24 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, IV, s., 332; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, II, ss., 462-464; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, II, s., 214.

25 Bezzâr, Musned, I, s., 1291.

26 Buhârî, Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail el-Cû’fî (ö. 256/870), el-Câmiu’sSahihi’l-Muhtasar, I-VI, Dâru İbni Kesîr, 3.bs., Beyrut, 1407/1987, Hac 148 (II, 627).

27 Bezzâr, Ahmed b. Amr b. Abdulhâkim (ö. 292/905), Müsned, nşr. Mahfuzrahman Zeynullah, Müesseset ulûmi’l-Kur’an Mektebetu’l-ulûm ve’lhikme, 1. bs., Beyrut 1409, I, 1000, 1088, 1176, 1291, 1329, 1468, II, s., 5.

28 Nesâî, Ahmed b. Şuayb Ebû Abdirrahmân, Sunenü’l-Kübrâ, nşr. Abdulgaffâr Süleymân el-Bündârî, Dâru’l-kütübi’l-ilmiyye, 1. bs., Beyrut, 1991/ 1411, Tahrimu’d-dem 5 (II, 292).

29 Beyhakî, Ahmed b. el-Huseyin b. Ali b. Mûsâ Ebû Bekr, es-Sunenü’l-kübrâ, Tahk., Muhammed b. Abdilkâdîr Atâ, Mektebetü dâru Bâz, Mekke, 1414/1994, VIII, s., 194.

30 Hatîb el-Bağdâdî, Ebû Bekr Ahmed b. Ali b. Sabit, el-Fakîh ve’l-mutefakkih, tahk. Ebû Abdirrahmân Adil b. Yûsuf el-Garazî, Dâru’l- İbni’l- Cevzî, Su’ûd 1421, I, s., 231.

31 Geniş bilgi için bk. Buhârî, et-Târih, VIII, s., 242; İbn Hibbân, es-Sikât, VII, s., 587; a.mlf., Meşâhiru’l-ulemâi’l-emsâr, Daru’l-kütübü’l-ilmiyye, Beyrut 1959, I, s., 177, 1402; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, I4, ss., 84-85; Bâcî, el-Cerh, III, s., 1185; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXX, s., 272; Zehebî, Tezkiretü’l-huffâz, I, ss., 235-248; a.mlf., Mîzânu’l-i’tidâl fi nakdi’r-ricâl, tahk. Ali Muhammed el-Becâvî, 1. bs., Mısır 1382/1963, I5, ss., 306-307; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, I1, s., 53, 62; a.mlf., Lisânu’l-mizân, Tahk. Dâiretu’l-meârifu’l-nazzâmiyye, Müessetü’l-a’lâmi li’l-matbuât, 3. bs., Beyrut 1406, VII, s., 419; a.mlf., Ta’rifu ehli’-takdîs, I, s., 47.

32 Buhârî, Edeb 61 (V, 2255); Nesâî, Ferâiz 12 (IV, 72); İbn Mâce, Ebû Abdillah Muhammed b. Yezid el-Kazvinî, Sunennu İbni Mâce, I-II, Tahk. Muhammed Fuad Abdulbâkî, Dâru’l-fikr, Beyrut ts., Ferâiz 3 (II, 909); Taberânî, Süleymân b. Ahmed b. Ahmed b.Eyyub Ebû’l-Kâsım el-Mu’cemu’levsat, Tahk. Târık b. Ivedullah el-Hüseynî, Dâru’l-Harameyn, Kahire 1415, IX, s., 147; İbn Kesîr, Ebu’l-Fidâ İsmâil b. Ömer b. Kesîr el-Kureşî ed-Dımeşkî, Tefsiru’l-Kurâni’l-azîm, Tahk. Sami b. Muhammed Selâme, Daru Taybe, 2. bs., byy. 1420/1999, VII, s., 578.

33 Buhârî, et-Tarîh, I, s., 203.

34 Taberânî, Ebu’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed b. Eyyub, el-Mu’cemu’l-kebîr, Tahk. Hamdi b. Mecid b. Abdilmecîd es-Selefî, Mektebetu’l-ulûm ve’l-hikem, Musul 10404/1983, XIX, s., 445; Hâkim Ebû Abdillâh Muhammed b. Abdillah Neysâbûrî, el-Müstedrek ala’s-sahihayn, Tahk. Mustafa Abdilakadir Ata’, Dâru’l-kutubi’l-ilmiyye, Beyrût 1411/1990, II, s., 143.

35 Dârekutnî, Ebu’l-Huseyn Ali. b. Ömer el-Bagdâdî, Sünenu’d-Dârekutnî, tahk. Seyyid Haşim Yemâî el-Medenî, Dâr’l-marife Beyrut 1386/1966, III, s., 302.

36 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, V, s., 172, XII, s., 298, XVII, ss., 97-101, XXVI, ss., 251, 253-263, XXVII, s., 259, XXX, s., 441; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, , II, s., 107, IV, s., 252, V, s., 150, VI, s., 155, VII, s., 336, I1, ss., 103, 229; Hatîb elBağdâdî, Târîhu Bağdâd, VIII, s., 38.

37 Ebû Dâvûd, Süleymân b. el-Eşâs es-Sicistânî el-Ezdî, Sünenu Ebî Davûd, Tahk. Muhyiddîn Abdilhamid, Dâru’l-fikr, byy., ts., Salât 26 (I, 187).

38 Ebû Dâvûd, Salât 223 (I, 352).

39 Ebû Dâvûd, Salât 194 (I, 230).

40 Dârekutnî, Sünen, II, s., 178.

41 Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî, el-Muvatta, I, s., 32.

42 Hâkim, el-Müstedrek, III, s., 677.

43 Ebû Dâvûd, Salât 86 (I, 230).

44 Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebîr, XIX, s., 383.

45 İbn Adî, Ebû Ahmed Abdulah b. Abdullâh b. Muhammed, el-Kâmil fi’ddu’afâ, Dâru’l-fikr, Beyrut 1409/ 1988, V, ss., 349–350; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XIX, ss., 229–230; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, VII, s., 67.

46 İbn Mace, Diyet 23.

47 Hâkim, el-Müstedrek, I, s., 444; Dârekutnî, Sunen, II, s., 23.

48 Ebû Dâvûd, Fiten 3 (II, 504).

49 Hâkim, el-Müstedrek, IV, s., 172 , 323. .

50 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, III, s., 295; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXVI, ss., 470-472; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 407.

51 Hâkim, el-Müstedrek, III, s., 651.

52 Tirmizî, Ebû İsâ Muhammed b. İsâ, Sunen, Tahk. Ahmed Muhammed Şakir, Dâru ihyâi turasi’l-Arabî, Beyrut, ts., Davât 126 (V, 574); Taberânî, elMu’cemu’s’-sağîr, I, s., 3.

53 Ebû Dâvûd, el-Edeb 161 (II, 778).

54 İbn Hibbân, Muhammed İbn Hibbân b. Ahmed et-Temîmî el-Büstî, Sahîhu İbni Hibbân bi tetîbi İbni Belbân, Tahk. Şuayb el-Arnaud, Muessesetu’r-risâle 2. bs., Beyrut, 1414/199, XII, s., 487; XVI, s., 109.

55 Muhammed et-Tabba‘ın hocaları hakkında geniş bilgi için bk. İbn Sa’d, Muhammed b. Sa’d b. Meni’, et-Tabakâtü’l-kübrâ, Dâru sâdır , 1. bs., Beyrut, 1968, VI, s., 378, VII, s., 344; Ahmed b. Hanbel, Mesâîlu’l-İmâm Ahmed kitabu’l-ilel ve ma’rifeti’r-ricâl li Ahmed b. Hanbel, tahk. Vasıyyullah b. Muhammed b. Abbas, Mektebetü’l-İslâmî Beyrut 1408/1988, III, s., 489; Buhârî, et-Târîh, VIII, s., 287; Ukaylî, Muhammed b. Ömer b. Mûsâ Ebû Ca’fer, ed-Du’âfâü’l-kebîr, Tahk. Abdulmutî el-Emîn Kalâcî, Dâru’l-mektebetü’lilmiyye, 1. bs., Beyrut 1984, I, s., 150, IV, s., 63; İbn Ebî Hâtim, el-Cerh, IX, s., 229; İbn Hibbân, es-Sikât, VII, s., 213; İbn Şâhin, Ömer b. Ahmed Ebû Hafs elVâiz, Târîhu esmâi’s-sikât, Tahk. Subhî es-Semerrâî, Daru’s-selefiyye, Kuveyt 1404/1984, s., 71; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, VIII, s., 42; İbn Abdilber, Ebû Amr Yûsuf b. Abdillah b. Muhammed el-İsti’âb fî ma’rifeti’l-ashâb, Tahk. Ali b. Muhammed el-Becâvî, Dâru’l-Cîl, 1. bs., Beyrut 1412, I, s., 91, 152; İbn Mâkulâ, Ali b. Hibetullâh b. Ebî Nasr, el-İkmâl fî refi’l-irtiyâb an mü’telefi ve muhtelefi vel-esmâ ve’l-künâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1411., IV, s., 428; İbnu’l-Esîr, Ali b. Muhammed b. Abdilkerim b. Abdilvâhid el-Cezerî, Usdü’l-gâbe, Âdil Ahmed er-Rufâî, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-‘Arâbî, 1. bs., Beyrut 1417/1996, I, s., 1288; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXVI, ss., 256-263; Zehebî, Siyer, X, ss., 385-389, el-Kâşif, II, s., 401; İbnu’l-Esîr, Usdü’l-gâbe, I, s., 1288; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 348.

56 İbn Ebî Hâtim, Tefsiru İbni Ebî Hâtim, tahk. Esâd Muahammed et-Tayyîb, Mektebetü’l-asriyye, Sayda, ts., III, s., 153, IV, s., 301, V, s., 143, VII, s., 107, VIII, s., 105, I0, s., 262.

57 Ebû Dâvûd, Tahâret 13, 27, 66, (I, 53, 60, 92); Salât, 26, 48, 86, 131, 144, 178, 223, 290, 312, 316, 360, 363, (I, 187, 209, 230, 273, 284, 313, 352, 401, 420, 430, 473, 480) Zekât 3, (I, 488); Menâsik 10, 31, (I, 544, 565); Nikâh 46, (I, 655); Talak 17, 35 (I, 676, 694); Sıyâm 17, 34, 81, (I, 717, 726); Cihad 118, 120, (II, 58, 59); Sayd 2, 4, (II, 120, 124); Harâc, 20, 24, 33, (II, 167, 175, 186, ) Cenâiz 2, (II, 200); Eymân ve’n-Nuzûr 2, 10, 11, 28, (II, 240, 244, 245, 258); Buyu’ 3, 13, 26, 59 (II, 263, 269 , 275, 298); Ekdiye 25, Et‘ıme 21, Hurûf ve’l-kıraât 1, libâs 5, 35, Teraccül 5, Fiten ve’l-melâhim 3 (II, 520); Sünne 6 (II, 610), Edeb 13, 129, 132, 161(II, 672, 757, 760, 778).

58 İbn Mâce, Diyet 23 (II, 888); Ferâiz 3 (II, 909).

59 Nesâî, Savm 102 (II, 154); Muhârebe 5 (II, 292); Cihâd, 29 (III, 24); Buyu’ 78 (IV, 45); Ferâiz 12 (IV, 72); İşretu’n-nisâ 13 (V, 301); Zinet 64 (V, 451).

60 İbn Hibbân, Sahih, XII, s., 131, I3, s., 68, XVI, s., 32.

61 Taberânî, el-Mucemu’l-kebîr, II, s., 93, 212, XI, s., 288, XII, s., 96, 105, I7, s., 191, XVIII, s., 80, XIX, s., 28, 274, 309, 383, 388, 445, XX, s., 274, 282, XX, s., 76, 103, 360, XIV, s., 273, 288, XXV, s., 15, 167.

62 Dârekutnî, Sunen, II, s., 178, 242, III, s., 302.

63 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXV, s., 324.

64 Taberânî, el-Mucemu’l-kebîr, II, s., 93, 212, XI, s., 288, XII, s., 96, 105, I7, s., 191, XVIII, s., 80, XIX, s., 28, 274, 309, 383, 388, 445, XX, s., 274, 282, XXII, s., 76, 103, 360, XXIV, s., 273, 288, XXV, s., 15, 167.

65 Taberânî, el-Mucemu’l-kebîr, II, s., 93, 212, XI, s., 288, XII, s., 96, 105, XVII, s., 191, XVIII, s., 80, XIX, s., 28, 274, 309, 383, 388, 445, XX, s., 274, 282, XXII, s., 76, 103, 360, XXIV, s., 273, 288, XXV, s., 15, 167.

66 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, III, ss., 394-395, VII, ss., 179-180; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXV, s., 324; XXVI, s., 261; XXIX, s., 429; XXX, s., 385; Zehebî, Târîhu’l-İslâm ve vefeyâtu’l-mesâhiru ve’l-a’lâm, I-XXXXXII, Dâru’lkütübi’l-Arabî, Beyrut 1407/ 1987, I, s., 1920, 2264; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 348.

67 Geniş bilgi için bkz. Evgin, age.

68 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, I, ss., 255-261, 290-293, 396-399, II, s., 268, VI, ss., 261-263, XII, ss., 190-191, XV, ss., 210-216, XVI, ss., 52-53, 260, XVIII, ss., 89- 90, XIX, s., 437, XXII, s., 52, ss., 430-431; XXIV, ss., 489-491, XXV, ss., 175-176, XXV, ss., 425-426, 498- 503, XXIX, s., 70, XXX, s., 366, 380; Zehebî, Siyer, XXVII, s., 65; adı geçen müellif (a.gml), el-Kâşif, I, s., 192, 204, 209, 469, II, s., 11, 304; a.gml, Tarih, I, s., 2110; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, I, s., 10, 21, 50, II, s., 262, III, s., 207, 242, V, s., 258, IV, s., 222, V, ss., 93-94, s., 154, VI, s., 288, VII, s., 125, VIII, s., 94, IX, s., 214, X, s., 85, XI, s., 264; a.gml, Lisân, I, 214.

69 Taberânî, el-Mu’cemu’s-sağir, Muhammed Şekür Mahmud el-Hâc, 1. bs. Beyrut 1405/1985, I, s., 23; Dârekutnî, Sunen, II, s., 242.

70 Tahâvî, Ahmed b. Muhammed b. Selâme, Şerhu maani’l-âsâr, Tahk. Muhammed ez-Zührî en-Neccâr, Dâru’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 1399, III, s., 219; Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, I, s., 281; II, s., 98, 231, IV , s., 259, 279; V, s., 153 vd.; el-Heysemî, Nurûddîn Alî b. Ebî Bekr (ö. 807/1404), Mec’meu’zzevâid ve menbeu’l-Fevâid, Dâru’l-fikr, Beyrut 1412, IV, s., 94.

71 Beyhâkî, es-Sunen, X, 274, 345.

72 Nesâî, İşretu’n-nisâ 13 (V, 301); Zinet 64 (V, 451).

73 İbn Ebî Hâtim, el-Cerh, IV, s., 199, VIII, s, 44, 146; İbn Hibbân, es-Sikât, VIII, s., 27, 53, 203, 364, 423; IX, s., 204, 281; İbn Adî, el-Kâmil fi’d-duafâ, III, s., 127; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, I, 367, II, ss., 42-44, IV, s., 278, VIII, s., 415, X, s., 29, XIV, s., 61; el-Bâcî, et-Tadîl, I, s., 315; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, I, ss., 255-261, 290-293, 396-399, II, s., 268, IV, ss., 261-263, XII, ss., 190-191, XIV, s., 386, XV, ss., 210-216, XVI, ss., 52-53, s., 216, 260, 261, XVII, ss., 390- 393, XVIII, ss., 89-90, XIX, s., 437, II2, s., 52, 250, ss., 419-421, 430-431; XXIV, ss., 489-491, II5, ss., 175-176, XXV, ss., 425-426, 498- 503, XIX, s., 70, ss., 75- 76, XXX, s., 366, 380; Zehebî, Siyer, XVII, s., 65; a.gml, el-Kâşif, I, s., 192, 204, 209, 469, 593, II, s., 11, 304; a.gml, Tarih, I, s., 2110; İbn Hacer, Tehzîbü’ttehzîb, I, s., 10, 21, 50, II, s., 262, III, s., 207, 242, V, s., 105, 258, IV, s., 7, 222, 209, V, ss., 93-94, s., 154, V, s., 288, VII, s., 125, VIII, s., 94, 143, IX, s., 59, 214, XI, s., 85, XI, s., 264; a.gml, Lisân, I, s., 214.

74 Ebû Dâvûd, Tahâret 13, 27, 66, (I, 53, 60, 92); Salât, 26, 48, 86, 131, 144, 178, 223, 290, 312, 316, 360, 363, (I, 187, 209, 230, 273, 284, 313, 352, 401, 420, 430, 473, 480) Zekât 3, (I, 488); Menâsik 10, 31, (I, 544, 565); Nikâh 46, (I, 655); Talak 17, 35 (I, 676, 694); Sıyâm 17, 34, 81, (I, 717, 726); Cihad 118, 120, (II, 58, 59); Sayd 2, 4, (II, 120, 124); Harâc, 20, 24, 33, (II, 167, 175, 186, ) Cenâiz 2, (II, 200); Eymân ve’n-Nuzûr 2, 10, 11, 28, (II, 240, 244, 245, 258); Buyu’ 3, 13, 26, 59 (II, 263, 269 , 275, 298); Ekdiye 25 (II, 335), Et‘ıme 21(II, 377); Hurûf ve’lkıraât 1 (II, 427); libâs 5, 35(II, 441, 460), Teraccül 5 (II, 476), Fiten ve’l-melâhim 3 (II, 520); Sünne 6 (II, 610), Edeb 13, 129, 132, 161(II, 672, 757, 760, 778).

75 Taberânî, el-Mucemu’l-Kebîr, II, s., 93, 212, XI, s., 288, XII, s., 96, 105, XVII, s., 191, XVIII, s., 80, XIX, s., 28, 274, 309, 383, 388, 445, XX, s., 274, 282, XXII, s., 76, 103, 360, XXIV, s., 273, 288, XXV, s., 15, 167.

76 İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr, III, s., 153, IV, s., 301, V, s., 143, VII, s., 107, VIII, s., 105, X, s., 262; a.mlf., Kitâbu’l-Ilel, Riyad 1426, I, s., 612, 1253, 1376, 1431, 1529, 1665, 1883, 2183, 2236, 2373; a.mlf ., Cerh, I, s., 31, 42, 191, 194, 253, 265.

77 Hattabî, el-Fakîh, I, s., 157, 158, 354-355, II, s., 158; a.mlf., el-Cami, IV, s., 161, 172, 251; a.mlf., Tarih, VII, s., 150, 261, 392, VIII, s., 101, I5, s., 219, I7, s., 360, a.mlf., el-Kifâye, I, s., 192.

78 İbn Ebî Hâtim, el-Cerh, VIII, s., 38; Hatib Bağdâdî, Tarih, II, s., 395; Zehebî, Siyer, XIV, s., 107; a.gml, el-Kâşif, I, s., 203; Ateş, “İlk Dört asırda Adana ve Çevresinde Hadîs”, Çukurova Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, II/ 2 Ocak, Haziran, Adana, 2002, s. 2.

79 İbnu’l-Fakih’in kim olduğunu aramalarımıza rağmen bulamadık.

80 Hamevî, Mu’cem, I, s., 174

81 Abdullah b. Mubarek’in bölgedeki faaliyetleri hakkında geniş bilgi icin bkz: Muhammed Yılmaz, “Tarsus’a Gelen İlk Türk Hadis Alimi Abdullah b. elMubarek”, Cukurova Unv. İlahiyat Fak. Dergisi 11/1.

82 Bkz., 67 nolu dipnot.

83 İbn Salâh, Mukaddime, I, s., 216; Burhaneddin Enmâs, eş-Şâzzu’l-feyyâh min uûmi İbn Salâh, Tahk. Salah Fethu Halil, Mektebetu’r-rüşd, Riyad- 1418/1998, II, s., 663

84 İbn Ebî Hâtim, Tefsîr, III, s., 153, IV, s., 301, V, s., 143, VII, s., 107, VIII, s., 105, X, s., 262 a.mlf., İlel, I, s., 612, 1253, 1376, 1431, 1529, 1665, 1883, 2183, 2236, 2373; a.mlf., Cerh, I, s., 31, 42, 191, 194, 253, 265.

85 İbn Hibbân, es-Sikât, VIII, s., 528, a.mlf., el-Mecruhîn, II, s., 270.

86 Hattabî, el-Fakîh, I, s., 157, 158, ss., 354-355, II, s., 158; a.mlf., el-Cami, IV, s., 161, 172, 251; a.mlf., Tarih, VII, s., 150, 261, 392, VIII, s., 101, I5, s., 219, XVII, s., 360, a.mlf., el-Kifâye, I, s., 192..

87 İbnu’l-Cevzî, Ebu’l-Ferec Abdurrahmân b. Ali (ö. 597/1201), el-Mevzuât, tahk. Abdurrahmân Muhammed Osmân, Dâru’l-kütubi’l-ilmiyye, 1. bs., y.y., 1386/1966, I, s., 40, II, s., 255, III, s., 83.

88 Suyutî, Celâlüddîn, el-Leâlî’l-Masnûa’ fî Ehâdisi’l-Mevzua’, Dâru’l-kütübi’lilmiyye, y.y., t.s.., I, s., 377.

89 Hattabî, el-Fakîh, I, s., 157, 158, 354-355, II, s., 158; a.mlf., el-Cami, IV, s., 161, 172, 251; a.mlf., Tarihu Bağdâd, VII, s., 150, 261, 392, VIII, s., 101, XV, s., 219, XVII, s., 360, a.mlf., el-Kifâye, I, s., 192.

90 Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355.

91 İbn Ebî Hâtim, Tefsîr, III, 153, IV, s., 301, V, s., 143, VII, s., 107, VIII, s., 105, X, s., 262; a.mlf., el-İlel, I, 612, 1253, 1376, 1431, 1529, 1665, 1883, 2183, 2236, 2373; Cerh, I, s., 31, 42, 191, 194, 253, 265.

92 Hattabî, el-Fakîh, I, 157, 158, ss., 354-355, II, s., 158; a.mlf., el-Ca’mi’, IV, 161, 172, 251; a.mlf., Tarih, VII, s., 150, 261, 392, VIII, s., 101, XV, s., 219, XVII, s., 360, a.mlf., el-Kifâye, I, s., 192.

93 Ebû Dâvûd, Buyu’ 3 (II, 263).

94 Bâcî, et-Ta’dîl, II, s., 672; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, IX, s., 348.

95 İbn Hacer, Ta’rîf, I, s., 44.

96 Buhârî, et-Tarîh, s., 203.

97 Bacî, et-Ta’dîl ve’l-Cerh, II, s., 672.

98 İbn Hibbân, es-Sikât, IX, s., 64; Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355; Zehebî, el-Kâşif, I, s., 203.

99 İbn Salâh, Osmân b. Abdurrahmân b. Mûsâ, Mukaddimetu İbni’s- Salâh, Tahk. Dr. Aişe Abdirrahmân, Dâru’l-meârif, Kahire 1119, I, s., 216; Burhaneddin Enmâs, eş-Şâzzu’l-Feyyâh, II, s., 663; Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354- 355.

100 İbnu’l-Cevzî, el-Mevduat, II, s., 255, III, s., 83; Suyutî, el-Leâlî, I, 377.

101 Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, s., 231.

102 Lalekâî, Şerh, I, s., 59.

103 Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’, I, s., 172.

104 Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355; Ünal, İsmail Hakkı, “Hadîsleri Değerlendirmede Akılcı Yaklaşım” Hadîsin Dünü Bugünü ve Geleceği Sempozyumu, Samsun 1993, ss., 9-10.

105 Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355.

106 İbnu’t-Tabba‘ın “râvînin hocası ile likası şartını” , Buhârî’nin de benimsediğini söyleyebiliriz.

107 Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmiu’ li Ahlâkı’r-Râvî ve Âdâbi’s-Sâmi’, Tahk. Mahmûd Tahhân, Mektebetü’l-Meârif, Riyâd 1403, II, s., 173.

108 Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’, I, s., 357

109 Hatîb el-Bağdâdi, el-Kifaye, I, s., 192.

110 Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’, II, s., 187.3.

111 Ebû Dâvûd, Salât, 131(I, 273).

112 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, II, s., 395.

113 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXVIII, s., 399.

114 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, XIII, s., 132; Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XXVIII, s., 136; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, X, s., 176.

115 Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, I, s., 185

116 Ramahurmuzî, el-Hasen b. Abdirrahmân, el-Muhaddîsul Fâsıl Beyne’r-Râvi ve’l-Vâî, tahk. Muhammed b. Accâc el-Hatîb, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1404, I, s., 380

117 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, IV, s., 245.

118 Mizzî, Tehzibu’l-kemâl, XII, s., 328; İbn Hacer, Tehzîbü’t-tehzîb, VIII, s., 274.

119 İbnü’l-Cevzî, el-Mevduât, I, s., 40.

120 Bezzâr, Musned, I, s., 1176.

121 bkz: Abdulkadir Evgin, “Muttasıl Rivayetler ve Bazı İlk Donem Muhaddislere Gore Bağlayıcılık Değeri”, Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD), VIII/2, 2010, s.s., 87–104.

122 Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355

123 Bk. Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh, I, ss., 354-355; Ünal, “Hadîsleri Değerlendirmede Akılcı Yaklaşım” Hadîsin Dünü Bugünü ve Geleceği Sempozyumu, Samsun 1993, ss., 9-10.