Allah’tan Âlem’e İlâhî Fiiller

Allah’tan Âlem’e İlâhî Fiiller

Cilt/Sayı

2016 27. cilt – 3. sayı – Kelam Özel Sayısı

Yazar

Nuray DURMUŞa

aKelam AD, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Erzurum


Prof.Dr. Sinan ÖGE tarafından kaleme alınan ve Allah’tan Âlem’e İlâhî Fiiller adını taşıyan bu çalışma önsöz, giriş ve sistematik olarak birbirine bağlı olan aynı zamanda da klasik sıfat tasniflendirmelerinden farklı olarak dört bölüm, sonuç ve bibliyografyadan oluşmaktadır. Yazar eserini Allah-evren-insan(fert-toplum) ilişkisi bağlamında sistematik bir bütünlük içerisinde oluşturmuş, içerik ve anlam bütünlüğünü akıcı bir üslupla okuyucuya aktarmıştır.

Muhteva tanıtımına geçmeden önce kitabın adı bağlamında yazarın; Allah inancının kelâmi/felsefî teorilerin zihinsel dünyasında çıkarılıp yaşam ilkesi haline getirilmesi için İslâm kelâm düşüncesinde yer alan Allah-Âlem ilişkisini büyük oranda âlemden Allah’a doğru olmak üzere tek yönlü olarak ele alınmasının yanı sıra artık ilahi fiillerden yola çıkarak kâinatın ve özellikle tarihsel olayların metafizik değerine yönelik tatmin edici derecede Kur’an merkezli kelâmi bir söylem de oluşturulması gerektiği yönündeki ifadeleri kitabın önemini gösterir niteliktedir.

Yazar kitabın önsözünde kitabı yazış amacının, günümüzde var olan fakat varlığı yaşamın herhangi bir alanında hissedilmeyen batı kaynaklı atıl bir Tanrı tasavvuru oluşturulmaya çalışıldığını söylemiş ve buna karşı fert ve toplumların varoluş, yaşam ve nihayet açısından hayatın her alanında sıfat ve fiilleriyle etkin bir Allah anlayışının esas alınmasının gerekli görülmesi olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda mevcut haliyle geleneksel tasavvur ve tasniflerin, Kur’an’da anlatılan ve hayatın her alanında yetkin olan Allah’ı tanıtma hususunda eksik olduğunu, bu sebeple amacının ilahi fiillerle ilgili ayetler arasında anlamlı birliktelikler kurup kendi içerisinde tasnif ederek detaylara inmeden genel bir metafizik kompozisyon olarak sunmak olduğunu belirtmiştir.

Öncelikli olarak yazar kitabın giriş kısmında ilahi fiillerin algılanış biçiminin Tanrı tasavvurlarına göre farklı şekillerde tezahür ettiğini söylemiştir. Tanrı tasavvurlarının  Allah-Âlem  ilişkisinin  zihinsel zeminini oluşturduğu gibi âlemi algılayıştaki ön kabullerin Tanrının aktivitesini kabul ve red noktasında çeşitli gerekçelerle teizm, deizm, ateizm, sınırlı tanrı tasavvuru, monarşik tanrı veya kozmik moralik tanrı tasavvurları şekillendiğinden bahsetmiştir. Bu tür Tanrı tasavvurlarında ya Tanrıdan hareketle âlem anlamlandırılmakta ya da âlemden hareketle Tanrıyı algılayış belirlenmektedir. Tanrının fâilliğinin ya kudret, egemenlik, ahlâkîlik ekseninde mutlaklaştırıldığı ya da insanla paylaştırılarak sınırlandırıldığı ifade edilmiştir. Yazar bu bölümde İslâm düşünce geleneğinde konuya yapılan katkıların yanı sıra Allah hakkında konuşulanların eksik taraflarının olduğunu ifade etmiş ve Kur’an’da yer alan, hayatın her alanına müdahil olan yetkin Allah anlayışı yerine insanı ahlâki endişeye sevk etmekten uzak bir Tanrı tasavvurunun hâkim olduğuna dikkat çekerek objektif bir değerlendirme ve özeleştiri de bulunmuştur.

Birinci bölüm İlâhî Fiillerin Teolojisi ana başlığı altında klasik kelâm ilmi alanında yer alan ilahi fiillerin teolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda fiil ve fail kavramları açıklanarak bunların Ehlisünnet ve Mu’tezile mezhebinde bulduğu karşılıklara yer verilmiştir. Burada İslâm kelâm düşünce tarihinde sürekli karşı karşıya gelen Mu’tezile ile Ehlisünnetin Cebri düşüncesinin karşısında, ortaya çıkan eserin ona güç yetiren kişiye fiil olarak hakiki anlamda nisbet edilmesi noktasında küçük farklılıklarla uzlaştıkları dile getirilmiştir. Ayrıca bu bağlamda ele alınan Allah’ın fâiliyeti, genelde bütün teistik dinlerde özelde ise İslâm dininde her türlü yetkinliğe sahip varlık ve zat olarak telakki edilmesinin ilahi sıfatların bu yetkinliğinin değişik veçhelerini oluşturmasının yanında birbirlerini gerektiren bir bağıntıya da sahip olmasını gerektirdiği anlatılmıştır. Fiillerin Allaha nispeti veya fiilin ilahi bir sıfat oluşu bağlamında ana noktalara değinilerek ilahi fiillerin ezeliliği ve hudûsuyla ilgili oluşan ihtilafların tespit ve çözümü noktasında mezhepsel olarak çeşitli görüşler serdedilmiş ve buradaki ayrılıkların temel sebebi tespit edilmiştir. Ayrıca burada teistik düşünceler açısından kozmik oluşumların ilahi bir fiilin sonucu oluşunun bir problem oluşturmadığı ifade edilmiştir. Asıl sorunun evrenin bir parçası olan insanın müdahil olduğu fiillerin, ilahi fiil sayılıp sayılmaması noktasında oluştuğu belirtilmiş ve bu sorunları aşma çabası olarak ortaya çıkan mezhepsel görüş farklılıkları ve çözüm arayışlarına yer verilmiştir. Hem Allah hem de insan açısından irade, sorumluluk, özgürlük konularının Mu’tezile, Mürcie ve Ehli Sünnet elinde fiilin ahlâkiyetinin bir kenara bırakılıp “kulun fiilinin yaratıcısı kendisi midir yoksa Allah mıdır? şeklindeki bir tartışmaya dönüştüğü hatırlatılmıştır. Bunların yanı sıra Allah’ın fâilliğinin imkânı, fiillerin gerçek anlamda fâilinin kim olduğu  gibi konular ve ilahi fiiller bahsinde  illet, gaye, hikmet, fiillerde sebeplilik, fiillerin keyfiyeti ve bilinirliği, ilahi fiillerde vücûbiyet ve ahlâkîlik gibi kavramları açarak konuya daha derin bir vukufiyet sağlanmış ve ilahi fiillerin esas tezahürünün teoriğin ötesinde uygulamalarda karşılık bulduğu vurgulanarak konunun önem ve mahiyeti yazar tarafından ortaya konulmuştur.

İkinci bölümün başlığı Allah’ın Kâinâtla Alakalı Fiilleri olup yazar Allah ile kâinat arası ilişkide âlemi, Allah’ın fiillerinin bir sahası, nesnesi ve tecelli merkezi olarak ele almıştır. Buna Kur’an perspektifinden bakılarak yer, gök, yağmur, dağ, bitki, gece, gündüz, deniz, gemi, gölge, vs. varlık ve oluş adına kâinattaki her şeyin ve her halin içinde bulunduğu düzen ve akışın ilahi bir kanunun neticesi olduğu belirtilmiştir. İnsanın çevresinde oluşan kozmik oluşumlarda yegâne Fâil’in Allah olduğu ve Allah ile kâinat arasındaki ilişkiyi ifade eden en temel fiillerin ise ilahlığın en temel niteliği olarak zikredilen yaratma, tedbir ve takdir olduğu ifade edilmiştir.

Yaratmanın konusu olan gökler, yerler ve ikisi arasındaki canlı cansız tüm varlıklar ve tüm fiziksel düzenlemeler Allah’ın yaratma fiilinin tecelligâhı durumundadır. Kur’an’ın tüm bunlardan bahsetmesinin asıl amacı, salt fiziki oluşumlarından bahsetmenin ötesinde, müşahede edilen fiziki gerçekliğin arka planındaki hakikati kavratarak fiziki olayları bile değer alanına çekip bu düzeni sağlayan yegâne varlığın rahmet boyutunun genişliğini göstermektedir. Bu da kâinatla maddi bir ilişki içerisinde olan ve aynı zamanda kâinata değer ve anlam vererek metafizik bir bağ kuran insanın onun sadece tesadüf ve tekâmülle değil bir şuurun mahsulü olarak görmesini sağlayacaktır.

Üçüncü bölüm Allah’ın Fertle Alakalı Fiilleri başlığı altında Allah’ın, sırf insan olmalarından hareketle inanç kimliklerini dikkate almadan genel olarak insanlara yönelik objektif fiilleri konu edinilmiştir. İlaveten bütün insanların aynı özellik ve derecede olmadığı dikkate alınarak muhatabın Allah ile olan dini/ahlâkî ilişkisi bağlamında bireysel inanç ve eylemlerin, ilahi fiillerin keyfiyetini belirlediği vurgulanmıştır. Bu bağlamda mümin ferde yönelik fiillerin hidayet ve uhrevi mükâfat gibi konular etrafında cereyan eden tartışmaların detayına inmeden Kur’an’da hidayet ve uhrevi mükâfat açısından Allah’ın nasıl bir fâilliğinin olduğu gösterilmiştir. Bir yandan da inkârcı fertlere yönelik fiiller bağlamında Kuran’da bazen Şeytan, Firavun ve Velid b. Muğire gibi muayyen şahıslarda bazen de şahıs belirtilmeden genel ifadeyle inkârcı kişiye yönelik imkân ve mühlet verme, dalâlet ve ahirette azap şeklindeki fiillerinden bahsederek fiil ve fail ilişkisine farklı bir boyut kazandırılmıştır. Bunların yanı sıra hayatlarının ve gösterdikleri mücadelenin detayına inmeden Allah’ın peygamberlere yönelik hangi hususi fiilleri gerçekleştirdiğinden bahsetmiştir.

İnsanın yaratılış keyfiyetinin ilahi fiiller bağlamında halk, tesviye ve tasvir bağlamında gerçekleştiğini ve bunun sadece ilk yaratılışta değil hayatın bütün evrelerinde bu müdahalenin devam ettiğini ve Kuranda da görüldüğü üzere yaratmanın sadece insana yönelik gayesi açıklanarak burada asıl olanın Allah’ın yaratış gayesi değil de insanın yaratılış gayesi olduğunu belirtmiştir. Bir yönüyle ilahi fiilleri diğer yönüyle de insan fiillerini ilgilendiren rızık, mülk verme, sorumlu kılma gibi temel konuların mezhepler bağlamında Kur’an’da anlatılmak ve vurgulanmak istenenin ötesinde bir takım kavramsal ve kuramsal tartışmalarla şekillenerek ana minvalden kayarak asıl amaç ve gayenin geri plana itildiğine dikkat çekilmeye çalışılmıştır.

Yazar son bölüm olan dördüncü bölümde ise Allah’ın Toplumla Alakalı Fiilleri ana başlığı altında toplumun fertlerden oluşması hasebiyle Allah’ın fertlere yönelik olan fiillerinin büyük bir kısmının topluma yönelik uygulamalarının da temeli olduğunu vurgulamıştır. İnsan ve toplumların ilahi fiillerin nesneleri olması hasebiyle, belli bir gayeye yönelik düzenleme ve bu düzenin işlerliğine yönelik kanunlarla Allah’ın, toplumsal ilişkilerdeki dini/ahlâkî prensipler ile manen ilahi fiillerin doğrudan ve dolaylı etkisi vardır. Bununla birliktebirey merkezli ilişkide olduğu gibi inanç kimlikleri dikkate almadan Allah’ın tüm toplumlara yönelik ortak objektif fiillerin varlığından, aynı zaman da Allah ile olan dini ahlâki ilişki noktasında toplumsal inanç ve eylemlerin ilahi fiillerin toplumsal tezahürlerini celp etmede doğrudan veya dolaylı olarak etkin olduğundan bahsedilmiştir. Allah’ın müminlere yönelik fiillerinden önemli bir kısmının onlara yardım ve destekle alakalı olduğu görülmektedir. Bu bağlamda toplumsal bir olgu olarak Hidayet ve Dalâletin Kur’an’da toplumsal düzeyde de zikredilip ilahi fiillere nisbet edilmiş olmasına değinilmiştir.  Allah’ın müdahalesiyle müminlerin kalbi birlikteliği ile yeni bir toplum oluşturarak bunun varlığını güven içerisinde sürdürmesi, toplumların denenmesi ve inkârcı toplum için imkân ve mühlet verilmesi veya dünyevi azap ve helâk olma gibi temel konuların ana hatlarına ve tartışma noktalarına temas edilmiştir.

Sonuç olarak tanıtımını yaptığımız bu eser genel anlamda fiiller özel anlamda ise ilahi fiiller konusunda farklı bir bakış kazanmak isteyenlerin başvuracağı ve Allah’ın, kâinatla, insanla ve toplumla çift taraflı ilişkisine bir bütün olarak bakmayı sağlayan değerli ve kaynak bir kitap olma özelliğini taşımaktadır. Aynı zamanda bu eser kelâm bilim dalında önemli bir boşluğu doldurma niteliğine sahip ve kelâm bilim dalının temel sorunlarından birini tanımlamak, ilgili bilim dalında araştırma yapmak isteyenlere geniş ufuklar açacak, onların zihin dünyalarını şekillendirecek ve geliştirecek özde faydalı ve nitelikli bir çalışma olarak karşımızda durmaktadır.