Diyanet İşleri Başkanlığı Gençlik Çalışmalarında Din Eğitimi Mekânı Olarak Kamp Merkezinin Yeri ve Önemi

Diyanet İşleri Başkanlığı Gençlik Çalışmalarında Din Eğitimi Mekânı Olarak Kamp Merkezinin Yeri ve Önemi

Cilt/Sayı

2023 34. cilt – 3. sayı

Yazar

Resül ALTUNTAŞa

aDiyanet İşleri Başkanlığı, Ankara, Türkiye

Öz

Görevi toplumu din konusunda aydınlatma ve ibadet yerlerini yönetmek olan Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumumuzda yaşayan her yaş grubundaki insanın ulaşabileceği yaygın din eğitimi faaliyetini yürütmektedir. Özellikle son yıllarda cami dışı din hizmetleri faaliyet alanlarının genişletmekte olduğu görülmektedir. Bu alanlardan biri olan gençlik çalışmaları, önemi ve yoğunluğu itibariyle ilk sırada gelmektedir. Bu çalışmalar gençlik koordinatörlüğü sistemi içerisinde farklı unvanlarda görev yapan personel tarafından gönüllülük esasına göre yürütülmektedir. Gençlik koordinatörlüğü sistemi içerisinde etkin rol alan manevi danışmanlar; Diyanet Gençlik Merkezleri, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla yapılan protokol çerçevesinde KYK yurtları, bakanlığa bağlı gençlik merkezleri ve gençlik kamplarının maneviyat istasyonu bölümünde görev almaktadır. Kamp faaliyetleri, doğayla iç içe olma imkanı sağlaması, gençlerin enerjilerini olumlu yönde kullanmalarına fırsatlar sunması, şehir hayatında sanal âlemde yalnızlaşan gençlere sosyalleşme olanakları tanıması bakımından gençlerin ilgi duydukları etkinliklerin başında gelmektedir. Bu çalışmada doğa ortamında yapılan eğitim faaliyetlerinin gençlerin genel eğitimine katkısı ile bu tür etkinliklerin din eğitimi amaçlarının gerçekleşmesine katkısının belirlenerek, Diyanet İşleri Başkanlığının gençlere yönelik faaliyetleri kapsamında kamp çalışmalarının hangi düzeyde gerekli olduğu konusu değerlendirilmektedir. Araştırma kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığının kamp faaliyetleri, Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda sistemli bir şekilde yapmış olduğu gençlik faaliyetleri ve özelde kamp çalışmaları ele alınmaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni ile yürütülmüş olup veri toplama aracı olarak doküman taraması ve görüşme yönteminden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir.

Anahtar Kelimeler

Din eğitimi; gençlik; gençlik koordinatörü; kamp; manevi danışman

Abstract

The Presidency of Religious Affairs, which has the task of enlightening the society on religion and managing places of worship, carries out non-formal religious education activities that can be reached by people of all age groups living in our society. Especially in recent years, it is seen that the fields of activity of non-mosque religious services have been expanding. Youth work, which is one of these fields, comes first in terms of importance and intensity. These studies are carried out on a voluntary basis by personnel working in different titles within the youth coordinator system. Spiritual counselors who take an active role in the youth coordinator system;Youth Centers of The Presidency of Religious Affairs work in the KYK dormitories (which is dormitories of Ministry of Youth and Sports), youth centers and spirituality station section of youth camps affiliated to the Ministiry of Youth and Sports within the sc of the protocol signed with the Ministry of Youth and Sports. Camp activities are at the forefront of the activities that young people are interested in as they provide the opportunity to be in touch with nature, provide opportunities for young people to use their energies in a positive way and provide socialization opportunities to young people who are lonely in the virtual world in city life. In this study, by determining the contribution of the educational activities in the nature environment to the general education of the youth and the contribution of such activities to the realization of religious education purposes, the subject of what leves is required of the camp activities within the scope of the activities of the Presidency of Religious Affairs for the youth will be evaluated. The study was carried out with case design, one of the qualitative research methods, and document scanning and interview method were used as data collection tools. The obtained data were analyzed by descriptive analysis method.

Keywords

Religious education; youth; youth coordinator; camp; counseling


EXTENDED ABSTRACT

In our country, two institutions that carry out religious education and training activities for the youth come to the fore. These institutions are the Ministry of National Education, which carries out formal religious education activities in schools, and the Presidency of Religious Affairs, which works as a non-formal religious education institution. In addition to its legal authority, the Presidency of Religious Affairs, which has a wide service competence within the scope of the experience of its personnel with its organized structure, carries out non-formal religious education activities that can be reached by people at every developmental level living in our society. The Presidency of Religious Affairs, which appeals to all age groups of the society, has basic duties such as enlightening the society about religion and managing the places of worship. It is seen that the presidency is especially in recent years when they use non-mosque areas of activity. Youth work, which is one of these fields, comes first in terms of importance and intensity. In this direction, studies are carried out systematically with the youth coordinator structure established under the General Directorate of Religious Services under the Social and Cultural Religious Services Department. In the youth coordinator system, activities are carried out for middle school, high school, university, KYK dormitories, university houses, youth centers, camps and scouting, working youth. These studies are carried out on a voluntary basis by personnel working in different titles within the youth coordinator system. Among these studies, there are also personnel who work as spiritual advisors. Spiritual counselors work in Youth Centers of The Presidency of Religious Affairs, KYK dormitories and spirituality station section of youth camps within the framework of the protocol signed with the Ministry of Youth and Sports. Spiritual counselors, who help young people to cope with the problems they associate with religion or spirituality, also guide them through their social activities. In this context, with activities for example conversation programs, excursions, sports tournaments, morning prayer programs, career meetings, camping activities, etc. they provide services to young people.

Camp centers are at the forefront of the places that young people are interested in, especially as they provide the opportunity to be intertwined with nature, provide opportunities for young people to use their energies positively, and provide socialization opportunities to young people who are lonely in the virtual world in city life. The obligation to attend school and the fear of evaluation do not appeal to young people. In addition, according to the classroom environment, camp centers make a special contribution to the mental, affective and physical (psycho-motor) development of young people in terms of thinking, producing solutions, realizing and developing skills.

In this context, the aim of the study is to determine the contribution of the educational activities in the nature environment to the general education of the youth and to determine the contribution of such activities to the realization of the aims of religious education, and to discuss the level of the camp activities within the scope of the activities of the Presidency of Religious Affairs for the youth.

Within the scope of the research, the camp activities of the Ministry of Youth and Sports, the youth activities systematically carried out by the Presidency of Religious Affairs in recent years and the camp studies in particular were evaluated and the document scanning method of the qualitative research model was used in the collection and interpretation of the data. In the last part, interviews were conducted on the youth and spiritual counselors who participated in the camp with a semi-structured interview form with a qualitative pattern.

İnsanlık tarihi sürecinde her neslin bir sonraki nesli eksik bulup tenkit etmesi var olan bir gerçektir. Günümüz dünyasında da teknolojiyle beraber büyüyen gençler belki de tarihte hiç olmadığı kadar kendinden önceki nesle kültürel olarak yabancı kalmaktadır. Söz konusu kültürel yabancılaşmanın birçok sebebinden söz edilebilir; ancak teknolojik gelişmelerin sonuçları yabancılaşma sürecinde ön plana çıkmaktadır. Teknolojiyle birlikte bilgiye ulaşmanın sınırsızlığı farklı kültür, inanç ve yaşam tarzından etkilenmeyi beraberinde getirmektedir. Bunun yanında günümüz toplum hayatında nüfusun yoğun olarak şehirlerde yaşıyor olması buna bağlı olarak yoğun binaların varlığıyla birlikte yeşil alanların azlığı, gençlerin teknolojiyle baş başa kalmalarına kapı araladığı gibi doğal olan alanlardan da mahrum bırakmaktadır. Tabi bu durumdan doğal olarak ebeveynler de rahatsızlık duymaktadır. Eğitimciler de kendi dini ve kültürel değerleriyle barışık bir nesil için eğitim çalışmalarını yürütmektedir.

Ülkemizde gençliğe yönelik olarak din eğitim-öğretim faaliyeti yapan iki kurum ön plana çıkmaktadır. Bu kurumlar okullarda örgün din eğitim faaliyeti yürüten Milli Eğitim Bakanlığı ve yaygın din eğitimi kurumu olarak çalışmalar yürüten Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Yasal yetkisi yanında teşkilatlı yapısıyla personelin sahip olduğu tecrübe kapsamında geniş bir hizmet yeterliliğine sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumumuzda yaşayan her gelişim seviyesindeki insanın ulaşabileceği yaygın din eğitimi faaliyetini yürütmektedir. Toplumun her yaş grubuna hitap eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, toplumu din konusunda aydınlatma ve ibadet alanlarını yönetmek gibi temel görevleri vardır. Başkanlığın özellikle son yıllarda cami dışı faaliyet alanlarını genişletmekte olduğu görülmektedir. Bu alanlardan biri olan gençlik çalışmaları, önemi ve yoğunluğu itibariyle ilk sırada gelmektedir. Bu doğrultuda Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü altında Sosyal ve Kültürel İçerikli Din Hizmetleri Daire Başkanlığına bağlı olarak kurulan gençlik koordinatörlüğü yapısıyla çalışmalar sistemli bir şekilde yürütülmektedir. Gençlik koordinatörlüğü sisteminde ortaokul, lise, üniversite, KYK yurtları, üniversite evleri, gençlik merkezleri, kamplar ve izcilik, çalışan gençlere yönelik faaliyetler yapılmaktadır. Bu çalışmalar gençlik koordinatörlüğü sistemi içerisinde farklı unvanlarda görev yapan personel tarafından gönüllülük esasına göre yürütülmektedir. Bu çalışmalar içerisinde manevi danışman adıyla görev yapan personel de bulunmaktadır. Manevi danışmanlar Diyanet Gençlik Merkezleri, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla yapılan protokol çerçevesinde KYK yurtları ve gençlik kamplarının maneviyat istasyonu bölümünde görev almaktadır. Gençlerin din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkmalarında yardımcı olan manevi danışmanlar, yapmış oldukları sosyal faaliyetlerle de gençlere rehberlik yapmaktadırlar. Bu kapsamda sohbet programları, geziler, spor turnuvaları, sabah namazı programları, kariyer buluşmaları, kamp faaliyetleri vb. etkinliklerle gençlere yönelik hizmet vermektedirler.   

Diğer hizmet alanlarında olduğu gibi kamplardaki maneviyat istasyonlarında gençlere dini ve kültürel değerleri aktaran manevi danışmanların yaptığı çalışmalar, hiç şüphesiz gençlik faaliyetleri açısından önemli bir yere sahiptir. Özellikle doğayla iç içe olma imkanı sağlaması, gençlerin enerjilerini olumlu yönde kullanmalarına fırsatlar sunması, şehir hayatında sanal âlemde yalnızlaşan gençlere sosyalleşme olanakları tanıması bakımından kamp merkezleri, gençlerin ilgi duydukları mekânların başında gelmektedir. Okul ortamında devam zorunluluğu ve değerlendirme korkusu gençlere çok cazip gelmemektedir. Bu bakımdan kamplardaki doğal ortamda yapılan eğitim faaliyeti, gönüllük esasına dayalı olması ve doğal hayatın içinde ortaya çıkan problemlere pratik çözümler üretebilmelerine fırsat vermesi bakımında gençlerin daha fazla ilgisini çekmektedir. Ayrıca sınıf ortamına göre kamp merkezleri, gençlerin düşünme, çözüm üretme, farkına varma ve beceri geliştirme açısından zihinsel, duyuşsal ve fiziksel (psiko-motor) gelişimine özel bir katkı sağlamaktadır. Zira eğitimin bilgi ve uygulama boyutuna elverişli olan doğal ortamlarda gençler, yaparak ve yaşayarak öğrenme imkanına sahip olmaktadırlar. Doğa alanlarında yapılan kamp çalışmaları çok çeşitli öğretme metotlarına da imkan vermektedir.  

Diyanet İşleri Başkanlığının yürüttüğü yaygın din eğitimi faaliyetleri bakımından kamp çalışmalarını değerlendirmek literatüre sağlayacağı katkı bakımından kayda değerdir. Din konusunda gençleri bilgilendirmenin yanında bu bilgileri özümsemeleri ve ibadetlerini hayatlarında uygulamaları kurumun hedefleri arasındadır. Bu bakımdan yaparak ve yaşayarak öğrenme imkanlarını içerisinde barındıran kamp merkezleri, ibadet uygulamaları ve doğal ortamda tefekküre daha iyi olanak sağlaması açısından belirlenen hedefleri daha etkili biçimde gerçekleştirmesine fırsat verebilecek niteliktedir. Bu açıdan manevi temelli kamp merkezi çalışmalarının değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Alan yazında gençlere yönelik kamp faaliyetleri üzerine yapılan çalışmalara baktığımızda konuların daha çok Gençlik Spor Bakanlığına ait kampların ve buna bağlı yapısal özelliklerin değerlendirildiği görülmektedir. Literatürde Sever ve Koçoğlu’nun editörlüğünde kaleme alınan “Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamları”[1] doğal mekânların eğitime katmış olduğu değerleri aktarması bakımından önemlidir. Ayrıca Okur-Berberoğlu ve Uygun tarafından yapılan “Sınıf Dışı Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişiminin İncelenmesi”[2] adlı çalışma sınıf dışı eğitimin tarihi sürecini değerlendirmesi bakımından kayda değerdir. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığının gençlik çalışmaları özelinde yapmış olduğu kamp faaliyetleri ve buna bağlı olarak manevi temelli kamp çalışmaları üzerine kaleme alınmış eser bulunmamaktadır.

   AMAÇ

Bu kapsamda çalışmanın amacı, doğa ortamında yapılan eğitim faaliyetlerinin gençlerin genel eğitimine katkısı ile bu tür etkinliklerin din eğitimi amaçlarının gerçekleşmesine katkısının belirlenerek, Diyanet İşleri Başkanlığının gençlere yönelik faaliyetleri kapsamında kamp çalışmalarının hangi düzeyde gerekli olduğu konusunun tartışılmasıdır.

    PROBLEM

Günümüzde kamp çalışmaları Gençlik Spor Bakanlığı bünyesinde gerçekleşmektedir. Bakanlığa bağlı kamp faaliyetlerinin içerisinde maneviyat istasyonu bölümünde manevi danışmanlar aracılığıyla manevi temelli eğitimler yapılmaktadır. Ancak maneviyat istasyonları bölümü bütün kamplarda yer almadığı gibi manevi danışmanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda çalışıp görevlendirme yoluyla GSB kamplarında hizmet vermektedir. Bu durumda doğal olarak verimli ve düzenli bir din eğitimi yapılamamaktadır. Çalışmanın problemi Diyanet İşleri Başkanlığı gençlik çalışmaları bünyesinde din eğitimi merkezli bir kamp merkezi gerekliliği ve imkanı üzerinedir. Buna bağlı olarak, mevcut durumda Gençlik Spor Bakanlığı tarafından açılan gençlik kamplarında verilen dini/manevi rehberlik çalışmalarının yeterlilik düzeyi nedir? Din hizmetleri bağlamında değerlendirdiğimizde belirli zamanla sınırlı olan “Maneviyat İstasyonu” veya “Değerler Eğitimi” derslerinin gençler üzerinde ne kadar etkisi olmaktadır? Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir kamp merkezi kurulmasına hangi nedenlerle ihtiyaç duyulmaktadır?  Manevi temelli bir kamp merkezinin gençler açısından kazanımları nelerdir? Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bir kamp merkezi din hizmetleri bağlamında daha etkili olabilir mi? Soruları çalışmamızın alt problemlerini oluşturmaktadır. 

    YÖNTEM

Araştırmada yöntem olarak nitel desenli araştırma modeli tercih edilmiştir. Nitel araştırmalar, daha önce belirli bir örneklem veya toplulukla çalışılmadığı durumlarda faydalı olacak bir modeldir.[3] Araştırma kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığının kamp faaliyetleri, Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda sistemli bir şekilde yapmış olduğu gençlik faaliyetleri ve özelde kamp çalışmaları değerlendirilmiştir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni ile yürütülmüş olup veri toplama aracı olarak doküman taraması ve görüşme yönteminden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir.

Son bölümde ise kampa katılım sağlayan gençler ve manevi danışmanlar üzerine nitel desenli yarı yapılandırılmış görüşme formu ile mülakat yapılmıştır. Mülakat Gençlik Spor Bakanlığına bağlı Kastamonu/Yolkonak Kamp Merkezinde Ankara, İstanbul ve Samsun illerinden farklı liselerde okuyan (İmam-Hatip Lisesi, Fen Lisesi, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi) 15-16 yaşlarında 6 öğrenciyle, yine aynı şehirlerden katılan 5 Manevi Danışmanla yapılmıştır. Lise öğrencilerinin vermiş olduğu cevaplar L1, L2, L3, L4, L5 ve L6 kodlarıyla Manevi Danışmanların cevapları ise MDR1, MDR2, MDR3, MDR4 ve MDR5 kodlarıyla belirtilmiştir. Yapılan mülakatlar ses kaydına alınmış ve çözümlemesi yapılmıştır. Mülakat sonucunda elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemine başvurularak analiz edilmiştir.

1. EĞİTİM MEKÂNI OLARAK KAMPLAR/GENÇLİK KAMPLARI

1.1. Eğitim ve Öğretim

Eğitim kavramının birçok tarifi olmakla birlikte kısaca; bireyin yaşamı boyunca kasıtlı veya gelişi güzel, istendik bir davranış değişikliğini hedefleyen öğrenmelere eğitim denilmektedir.[4] Bireylerin davranışlarında meydana gelen değişim öğrenme sürecinin bir ürünü olmaktadır. Bu açıdan öğrenme sürecini bilmek davranışların anlaşılmasını sağlamaktadır. Çeşitli filozof ve eğitim psikologlarının öğrenme tanımlarını değerlendirdiğimizde şu ilkeler karşımıza çıkmaktadır; davranışta bireyin kendi ve çevresiyle kurduğu ilişki sonucunda gözlenebilir bir değişimin olması, davranışta değişimin kısmen sürekli olması ve insanın eğilim ve yeterliliklerinin belli bir zaman diliminde değişikliğe uğramasıdır.[5] Tüm bu süreçte esas olan bireyin davranışında bir değişimin söz konusu olmasıdır. Bu kalıcı izli davranışlar kendiliğinden meydana gelebildiği gibi kasıtlı, planlı ve programlı çabaların sonucunda da gerçekleşebilir.[6] Kasıtlı, planlı ve programlı öğrenme süreci kılavuzların yönlendirmesiyle gerçekleştiği takdirde öğretme/öğretim durumu oluşur. Burada iki taraflı bir etkileşim söz konusudur. Biri öğretme pozisyonunda bulunan özne, diğeri de öğrenen pozisyonundaki öznedir. Bu iki özne arasındaki etkileşimle öğrenme gerçekleşir.[7] Öğretme tarafında yer alan kılavuzun hedefinde istendik bir davranış değişikliği vardır. Bu istendik davranışlar, planlı ve programlı eğitim sürecinde olduğu takdirde örgün veya yaygın eğitim kurumlarında gerçekleşmektedir.[8]

Formal eğitim olarak da ifade edilen planlı eğitim faaliyeti, örgün ve yaygın eğitim şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Örgün eğitim, belirli yaş grubunda yer alan bireylere bir hedef doğrultusunda programların oluşturulmasıyla okullarda verilen eğitimi içermektedir. Yaygın eğitim ise okul dışı olarak ifade edebileceğimiz belirli yaş grubunu içermeyen, ilgi ve ihtiyaç alanlarına göre düzenlenmiş eğitim kurumlarıdır. Bunlara halk eğitim kursları, mesleki eğitim kursları, kuran kursları örnekleri verilebilir.[9] Her iki eğitim faaliyeti aynı hedefleri gözetmekle birlikte yaygın eğitim kurumlarının daha geniş bir yaş aralığına hitap ettiğini ifade edebiliriz.

Temelinde öğrenme etkinliğini barındıran eğitim faaliyetinin hedefi bireyde kalıcı izli davranış değişikliği oluşturmaktır. Bu süreçte bireyin kendi yaşantısı ve çevresiyle etkileşim neticesinde davranışın ortaya çıkması, kalıcı izli olması ve sürece öğrenenin de dahil olması önem arz etmektedir. Söz konusu faktörlerle beraber öğrenme ortamının da öğrenme sürecine etkisi önemlidir. Çevrede gelişen olayların tanımlandığı, problemlere çözüm bulmak amacıyla bireylerin mevcut kaynakları kullandığı alanlar olarak ifade edilen öğrenme ortamları, öğrenme sürecine besleyici ve destekleyici bir katkı sağlamaktadır.[10] Öğrenme ortamlarında öğrenci, öğretilecek konunun özellikleri, öğrenmenin gerçekleşme düzeyinin belirlenmesi, kullanılan öğretim materyali ve yöntemleri gibi faktörler ortamın düzenlemesi açısından önceliklidir.[11]

Öğrenme ortamı düzenlenirken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de mekân konusudur. Zira hem bir mekân olarak öğrenmenin gerçekleştiği ortama ev sahipliği yapması hem de öğrenmelerin gerçekleştiği bir alan olması itibariyle öğrenme ile mekân arasında bir ilişki söz konusudur. Başka bir şekilde ifade edecek olursak öğrenme mekânı bizlere öğrenme imkanı sunan fiziksel bir alanı ifade ettiği gibi o alanın içinde bulunan bireylere duygusal, psikolojik, zihinsel ve algısal mesajlar yansıtır. Böylelikle mekân ile kullanıcı arasında algısal bir ilişki söz konusu olmaktadır.[12] Yapılan çalışmalar, öğrenme mekânı şartlarının öğrencinin performansına doğrudan veya dolaylı etki ettiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmalarda, eğitim mekânının fiziksel koşullarıyla öğrencinin başarısı arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Konuyla ilgili Şensöz ve Sağsöz’ün yaptığı araştırmada, öğrenme mekânını oluşturan fiziksel koşulların (yoğunluk, donanım, ses kirliliği, havalandırma, sıcaklık, ışık, mekânın rengi ve temizliği) kalitesiyle paralel olarak öğrencinin başarı düzeyine, sosyalleşmesine, derse yönelik ilgisine, aile ve topluma karşı sorumluluğuna, tutum ve davranışlarına pozitif katkı sağladığı tespit edilmiştir.[13] Bu açıdan baktığımızda mekânın birey üzerinde etkisini dikkate alarak oluşturulacak öğrenme ortamları, öğrencinin kişisel gelişimine birçok açıdan katkı sağlayacaktır.[14]

Örgün ve yaygın eğitim mekânları olarak okul, cami, kurs vb. alanlar anlaşılsa da öğrenme süreci her zaman her yerde gerçekleşebilmektedir. Zira öğrenme eyleminde bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim belirleyicidir. Diğer taraftan okul ortamında sınıf içinde verilen teorik eğitimin, sınıf dışı eğitim ile pratik açıdan desteklenebileceği belirtilmektedir.[15] Eğitim üzerine yapılan çalışmalarda öğrencinin öğrenme sürecinde pasif değil aktif olduğu, yaparak yaşayarak öğrendiği, öğrendiği bilgileri çevresiyle ilişkilendirerek anlamlandırdığı ve sosyal hayatıyla bütünleştirdiği bir öğretim anlayışının öğrenciye olumlu yönde etki edeceği ifade edilmektedir. Söz konusu düşüncenin en etkili olarak gerçekleştirilebileceği metotlardan biri de, son dönemde Sınıf Dışı Eğitim, Okul Dışı Eğitim, Nonformal Eğitim, İnformal Eğitim gibi tanımlarla da ifade edilen ve bilginin çevre ile kurulan temasla elde edilmesi fikrini savunan okul dışı öğrenme yöntemleridir.[16]  Bu çerçevede yapılan sosyal, kültürel, endüstriyel ve bilimsel içerikli alanlara yönelik gezi ve ziyaretler, (müzeler, doğa tarihi müzeleri, bilim ve teknoloji müzeleri, hayvanat bahçeleri, vb.) doğa eğitimleri, çevre kulüpleri faaliyetleri ve sportif etkinlikler mekânsal öğrenme ve uygulama açısından geniş alanı kapsamaktadır. Okul/Sınıf dışı öğrenme alanlarından ağırlıklı olarak çevre eğitimi ön plana çıkmaktadır.

1.2. Eğitimde Çevre Faktörü

Mekâna dayalı öğrenme ortamı olarak okullar ilk akla gelenler arasındadır. Ancak bununla birlikte müzeler, anıtlar, saraylar, kamplar, gençlik merkezleri vb. öğretmen ve öğrencinin bir arada olacağı alanlar, öğrenme ortamına dönüştürülebilir.[17] Zira bu alanların öğrenme, öğretme faaliyetleri ve bununla birlikte öğrenme ve öğretme stratejilerinin bir arada kullanılmasına uygun biçimde düzenlenmesi mümkündür.[18]

Okul/sınıf dışı eğitim olarak ifade edilen eğitim modeli daha çok çevre ile ilişkilendirilmektedir. 1972 yılında Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen çevre konferansında UNESCO tarafından çevreye yönelik eğitim faaliyetleri yapılmaya çalışmış ve 1975’te ilk defa ‘çevre eğitimi’ kavramı literatüre girmiştir. 1977 yılında ise Tiflis Konferansıyla birlikte herhangi bir yaş aralığı gözetmeksizin bütün insanlara yönelik doğa eğitiminin verilmesi gerekliliği dile getirilmiştir. Çevreye yönelik yapılan eğitim faaliyetinin doğal ortamda ve çeşitli etkinliklerle uygulanması fikri, sınıf dışı eğitimin daha önemli hale getirmiştir. Bu eğitim, doğal ortamların yanında hayvanat bahçeleri, müzeler, bilim merkezleri, akvaryumlar, botanik parklarında da uygulanabilmektedir.  Okul/Sınıf dışı eğitim, bireyin zamanı yönetme, sosyalleşme, başarıya yönelik motivasyon, liderlik ruhu, duyguları kontrol edebilme becerilerinin gelişimine katkı sağladığı belirtilmektedir.[19]

Okulda verilen eğitimin tamamlayıcısı niteliğinde değerlendirilen okul/sınıf dışı eğitimde öğrenci, aktif öğrenme ve proje tabanlı öğrenme yaklaşımları açısından kazanım elde etmekte, sosyalleşme becerilerinde de önemli ilerlemeler göstermektedir. Ayrıca okul/sınıf dışı eğitim soru sorma, bağımsız düşünebilme, motivasyonun gelişmesi, iletişim ve sunum yapabilme, grup çalışması yapabilme, problem çözme, liderlik becerisi, sorumluluk alabilme, gerçek dünyanın fark edilmesi, öz saygı ve öz değerlilik gibi becerilerin de gelişmesini sağlamaktadır.[20]

Okul/sınıf dışı eğitimde aktif olarak etkinliklere katılan birey gerek gözlem yoluyla gerekse bir modeli taklit ederek öğrenebilir. Sosyal bilişsel kuramın öncüsü olan Albert Bandura, gözleyerek öğrenmeyi sadece bireyin bir kişiyi gözleyerek taklit etmesiyle değil, çevresinde var olan olayları gözleyerek bilişsel süreçten geçirmesiyle mümkün olduğunu ifade etmiştir. Bu konuda 1965 yılında yaptığı deneyle Bandura, öğrenme ve performans ayrımını ortaya koymaya çalışmıştır. 3 farklı çocuk grubuna 3 farklı türde film izlettirilen deneyde, birinci gruptaki çocuklara, boyutu büyük olan oyuncak bir bebeğe vuran, saldırgan bir örneğin ödüllendirildiği bir film, ikinci gruptaki çocuk deneklere saldırgan modelin nasıl ceza gördüğüne yönelik bir film izletilmiştir. Üçüncü gruptaki deneklere ise saldırgan modele karşı nötr karşılık verilen yani ne pekiştirilen ne de cezalandırılan bir  film izletilmiştir. ardından her bir gruptaki deneklere birer bebek verilerek bebeklere karşı saldırgan tutumları gözlenmiştir. Gözlem sonucunda, birinci gruptaki çocuk deneklerin bebeğe karşı saldırgan davranışların diğer gruptaki çocuklara göre daha fazla olduğu, diğer taraftan saldırganlık davranışı cezalandırılan kişiyi izleyen çocukların ise saldırgan davranışlarının en az olduğu, üçüncü gruptaki çocukların izlemiş olduğu saldırgana karşı nötr tepki gösterilen duruma karşı aynı şekilde ikisi arasında bir tepki verildiği görülmüştür.[21] Sonuç olarak birey çevresiyle kurduğu etkileşim neticesinde davranışları gözlediği ve düşünce süreçlerinin ardından bu davranışları uyguladığı görülmektedir.

Bandura’nın gerek model alma gerekse gözlem yoluyla öğrenme sürecinde belirttiği gibi çevresiyle kurduğu ilişkiyle birlikte gerçekleşen kültürel etkileşim, bireyin davranış, düşünce, değer yargıları, tutum ve tavırlarına katkı sağlamaktadır.[22] Yine bu konuda Yardımcı’nın ilköğretim 4 ve 5. sınıfı bitiren 24 çocuk üzerine doğayı tanıtmak amacıyla yaptığı kamp çalışması sonucunda, çocukların doğa algılarının genişlediği ve derinleştiği görülmüştür.[23] Yapılan doğa gezileriyle bireyler, tarihi ve kültürel değerlerini yakından tanıma fırsatı bulmaktadır. Bu kazanımlar özellikle hayatı anlamlandırma, kendi ve çevresiyle denge kurma, kendi bağımsızlığını ilan etme döneminde[24] olan gençlerin, çevresini tanımlama konusunda önemli bir fırsatlar sunmaktadır.

Günümüzde okulun, öğrencinin merak duygusunu körelttiğine inananlar da bulunmaktadır. Buna bağlı olarak bazı aileler çocuklarını okula göndermeyerek eğitimlerini kendileri vermektedir[25]. Plan ve programdan uzak bu eğitimde ebeveynler, rehberliklerine ve çocukların merak duygularına güvenmektedir. Örnek olarak Amerika’da 1999 yılı itibariyle 850.000 ev-öğrencisinin var olduğu tespit edilirken, 2003 yılına gelindiğinde bu sayının 1,1 milyona çıktığı belirtilmektedir.[26] 

Alt yapısında yaygın eğitimi barındıran okul/sınıf dışı eğitimde öğrenci, kalıpsal sınıf ortamından sıyrılarak yapılan etkinliklerle eğitim süreci eğlenceli bir hale dönüşür. Bu kapsamda okul/sınıf dışı yöntemiyle yapılan eğitimlerde öğrenciler tarafından gelen geri bildirimler, geleneksel sınıf ortamı dışında olmaktan memnun olduğunu göstermektedir.[27]

Okul/sınıf dışı, eğitim ortamları olarak ifade edebileceğimiz birçok alanlarda faaliyet gösteren kurum ve özel teşebbüsler bulunmaktadır. Bunlar arasında izcilik ve kamp faaliyetleri ön plana çıkmaktadır. Doğal ortamlarda yapılan bu tür faaliyetler Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde yürütülmektedir. İzcilik ile kamp çalışmaları her ne kadar benzerlik gösterse de izciliğin kendi içerisindeki sistemi ve hiyerarşik yapısı gençlik kamplarına göre farklılık arz etmektedir. Bundan dolayı çalışmanın ana eksenini oluşturan gençlik kampları üzerinde durulacaktır.

1.3. Gençlik ve Spor Bakanlığı Kamp Çalışmaları

Gençlerin çevresini tanımasında önemli bir yeri olan gençlik kampları ülkemizde ilk olarak 1936 yılında Hereke’de açılmıştır. Gençlik Kampı yapılmasının hem isim hem de uygulama konusunda öncü olan Beden Eğitimi Öğretmeni İbrahim Menteş, ilk gençlik kampını Bursa’nın Gemlik ilçesi Karacali Köyünde gerçekleştirmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığının kurulduğu 2011 yılına gelinceye kadar tarihi süreç içerisinde tesis edilmiş olan sivil toplum kuruluşlarına ait kamplar, 2011 yılında bakanlık bünyesine dahil edilmiş ve yeni kamp tesisleri bakanlık kanalıyla kurulmuştur.

Gençlik kampları 12–15 yaş grupları için “Ücretsiz Deniz Kampları” 16–22 Yaş grupları için “Ücretsiz Doğa Kampları” adı altında düzenlenmektedir.[28] Deniz kamplarının içeriğinde; sokak oyunları, yüzme, yat gezisi, sosyal ve kültürel geziler, futbol, müzik, tiyatro, basketbol, voleybol, kitap okuma etkinliği, el sanatları faaliyetleri, halk oyunları, eğitim ve kişisel gelişim seminerleri gibi birçok aktivitenin olduğu görülmektedir. Doğa kamplarının içeriğinde ise tırmanma duvarı, el sanatları faaliyetleri, dağ bisikleti, oryantiring, kano, okçuluk, rafting, mini golf, paintball, binicilik, futbol, voleybol, basketbol, sokak oyunları, sosyal ve kültürel geziler, tiyatro, halk oyunları, eğitim ve kişisel gelişim seminerleri yer almaktadır.[29]

Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamplarda kurumlar arası işbirliği çerçevesinde çeşitli konularda temalar belirlenerek tematik kamplar da gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede Engelsiz Kamp, Emniyet Personeli Baba-Oğul ve Anne-Kız Kampı, Askeri Personel Baba-Oğul ve Anne-Kız Kampı, Bilim Kampı, Şehit Ailelerine Yönelik Kamp, Tarım Teknolojileri Kampı, Sosyal Uyum Kampı, Matematik Kampı, Zafer Kampı, Temsilci Gençler Gençlik Kampı, Siber Güvenlik Kampı, YKS Hazırlık Kampları, Doğal Afetlerde Görev Alanlara Yönelik Gönüllülük Kampı, Yöresel Gençlik Kampı, Bağımlılıkla Mücadele Anne-Kız Kampı, Sosyal İçerme Kampları, Genç Girişimciler Buluşması, Kış Kampı, Çanakkale Milli Mücadele Kampı, Sevgi Kampı ve Dezavantajlı Gruplara Yönelik Gerçekleştirilen Kamp temalarıyla kamp programları yapılmaktadır.[30]

Gençlik Spor Bakanlığı kamp faaliyetlerini genel olarak değerlendirdiğimizde hem kamp sayıları hem de kamp programlarının içeriğinin zenginleştirilmesi konusunda her geçen yıl bir artışın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan aktivitelerde gençlerin özellikle bedensel ve zihinsel olarak gelişimine öncelik verildiği görülmektedir. Ayrıca gençlerin sosyalleşmesi, kültürel değerlerini tanıması konusuna da ağırlık verilmektedir. Kamplarda din eğitimi bağlamında “Maneviyat İstasyonu” adında dersler de yer almaktadır. Ancak genel kamp aktiviteleri içerisinde sadece belli bir zaman diliminde gerçekleştirilen “Maneviyat İstasyonu” dersinin gençler üzerinde ne kadar etkili olduğu ve bu dersi veren kamp liderlerinin yeterlilikleri ya da Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin görevlendirilme usulünün ne derece verim olduğu, değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu meseleyi Diyanet İşleri Başkanlığının yapmış olduğu gençlik faaliyetlerinin bir kolu olan kamp etkinlikleri çerçevesinde değerlendirmemiz konuyu anlamlandırmamız bağlamında faydalı olacaktır.

1.4. Gençlik Çalışmaları Kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı Kamp Faaliyetleri

Anayasanın 136. maddesinde özel kanunla gösterilen görevleri yerine getirmekle sorumlu olan Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş amacı, 633 sayılı kanunun 1. Maddesinde: “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Cumhurbaşkanlığına bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.[31] şeklinde belirtilmektedir. Kanunda belirtildiği üzere toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek gibi temel görevi bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı, başta camiler, kuran kursları olmak üzere birçok hizmet alanında müftü, vaiz, din hizmetleri uzmanı, imam-hatip, müezzin kayyım, Kur’an kursu öğreticisi, vb. görevliler vasıtasıyla çalışmalarını yürütmektedir. Toplumun geneli tarafından cami içi din hizmetleri faaliyetleriyle tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle son yıllarda cami dışı din hizmetleri faaliyetleriyle de hizmet alanını genişletmiştir. Öyle ki 633 sayılı kanunun ilgili maddesinde 2018 yılında yapılan değişiklikle Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü biriminin görevlerine “Öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde işbirliği esasına göre manevi danışmanlık ve din hizmeti sunmak”[32]maddesi eklenmiştir.

Söz konusu maddede belirtildiği gibi yeni bir meslek olan manevi danışmanlık hizmeti Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olmak üzere farklı kurumlarla işbirliği yapılarak yürütülmektedir. Türkiye’de henüz yeni bir meslek alanı olsa da manevi danışmanlık hizmetleri Batı’da uzun bir geçmişe sahiptir. Farklı dinlere mensup manevi danışmanlar bu hizmeti hastanelere, hapishanelere, eğitim kurumlarına, aile destek kuruluşlarına ve diğer kamu kurumlarına sağlamaktadır. Türkiye’de ise manevi danışmanlık hizmeti 2019 yılında Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından meslek olarak tanımlanmış[33] ve hali hazırda DİB bünyesinde farklı kurumlarla yapılan işbirliği çerçevesinde yürütülmektedir.

Konumuz olan gençlik alanındaki manevi danışmanlık hizmetlerinin 2013 yılı itibarı ile başlatıldığı söylenebilir.[34] Kurumlar arası işbirliği çerçevesinde gençlik çalışmalarıyla ilgili 2013 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında genel müdürlük seviyesinde işbirliği protokolü yapılmıştır.[35] Bu protokol daha çok yaz kuran kursu çocuklarına yönelik etkinlikleri kapsamakta olup manevi danışmanlık ve rehberlik mesleği ifadesi henüz yer almamaktadır. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yıllık raporlarını taradığımızda bölgesel olarak ilk faaliyet 2013 yılında Erzurum’da Tekman Müftülüğü koordinesinde, Gençlik ve Spor Müdürlüğü Tesislerinde kamp yapan 150 öğrenciye yönelik 2 hafta süreyle personel tarafından, farklı konularda seminerler verildiğini görmekteyiz.[36] Bu dönemlerde (2012-2013-2014) yapılan faaliyetlerin, daha çok Suriye ve çeşitli ülkelerden göç sebebiyle mülteci kamplarında bulunan sığınmacılara yönelik olduğunu söyleyebiliriz.

Diyanet İşleri Başkanlığı sistemli kamp faaliyetleri açısından ilk ciddi adımı 2015 yılında atmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan, işbirliği protokolü neticesinde bakanlığın kamp faaliyetlerinde DİB personeli tarafından gençlere moral, motivasyon ve manevi rehberlik sağlaması, din ve değerler eğitimi vermesi, din hizmeti sunmasına karar verilmiştir.[37] Nitekim aynı yıl içerisinde Ramazan kampı çerçevesinde işbirliğinin ilk örnekleri sergilenmiştir. Bu kamplar için iki kurum personelinin ortak çalışmaları sonucunda programın genel çerçevesi belirlenmiştir. Kamp programı 4 ayrı merkezde planlanmış, Kur’an-ı Kerim ve Siyer derslerini okutmak üzere 65 personel görev almıştır. Görev alan personele kampa katılmadan önce bilgilendirmek amacıyla bir günlük seminer verilmiştir.[38] Yine yıl içerisinde farklı temalar başlığıyla kamplar düzenlendiği görülmektedir. Ramazan ayında “Vakit İyilik Vakti-Bu Ramazan ve Her Zaman” temasıyla Çocuk Destek Merkezlerinde barınan 50 kız ve 50 erkek çocuk için bakanlığa bağlı farklı kamp merkezlerinde değerler eğitimi yaz kampları düzenlenmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığıyla işbirliği çerçevesinde yürütülen bu ilk kamp çalışmaları manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri merkezli başlamıştır. İki kurumun kamp faaliyetleri konusunda yapmış oldukları işbirliği 2015 yılı sonu itibariyle iki günlük çalıştayda değerlendirilmiş ve netice itibariyle gençlik kampları için başkanlık personelinin aktif görev almasına karar verilmiş ve bunun çalışmalarına başlanmıştır.[39] Nitekim alınan kararların bir yıl sonra yapılan kamp çalışmalarına etki etmiş olduğu görülmektedir. Zira Ramazan kamplarında 7 kamp merkezinde toplamda 17 kamp yapılmış ve bu kamplarda 161 Diyanet İşleri Başkanlığı personeli görev almıştır. Aynı şekilde artış yaz kamplarında da gerçekleşmiş 8 ilde 150 personelin görev aldığı 47 kamp düzenlenmiştir. Aynı yıl içerisinde “Ensar-Muhacir Kampı” “Demokrasi Kampı” “Değerler Eğitimi Kampı” adıyla tematik kamplar düzenlenmiş ve bu kamplarda başkanlık personeli Kur’an-ı Kerim ve Siyer dersleri okutmasının yanında manevi danışmanlık hizmetleri de yürütmüştür.[40]

2017 yılına gelindiğinde Kamp faaliyetleri kapsamında yürütülen çalışmaları değerlendirmek ve verimliliğini arttırmak amacıyla iki kurum arasında toplantı yapılmıştır. Bu çalışmaların neticesi olarak 2017 yılı içerisinde kamplarda maneviyat istasyonu bölümünde görev almak üzere her kampa 2 personel olacak şekilde planlama yapılmıştır. Bu çerçevede 106 yaz gençlik kampına, 257 başkanlık personeli görevlendirilmiştir. Yine bakanlığın düzenlediği 9 tematik kampa, 24 manevi rehber görevlendirilmiştir. Bu kamplarda dini bilgiler yarışması yapılarak dereceye giren gençler umre ödülüyle ödüllendirilmiştir. Yine yıl içerisinde başkanlığa bağlı Kur’an Kursu’nda farklı periyotlarla, İmam-Hatip liselerinde eğitim gören kız öğrencilere ve Diyanet okuma salonlarında eğitim gören erkek öğrencilere yönelik gençlik kampları düzenlenmiştir. Diğer taraftan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan protokoller kapsamında, 2017 yılında toplamda 315 öğrenciye yönelik “Değerler Eğitimi Kampı” yapılmıştır.[41]

Üç kurumun “Değerler Eğitimi” adıyla gerçekleştirdiği kamp çalışmaları 2018 yılında artarak devam etmiştir.  Öyle ki çocuk evi, çocuk evleri siteleri ve çocuk destek merkezi gibi sosyal hizmet kurumlarında kalan öğrencilere yönelik “Değerler Eğitimi Yaz Kampı” na 800 öğrenci katılmıştır. Ayrıca aynı yerlerde kalan 13-18 yaş grubu öğrencilerinden “Değerler Eğitimi Kış Kampı’na da 200 öğrenci katılmış, bu kamplarda 93 erkek-kadın başkanlık personeli görev almıştır. Gençlik kampları bağlamında 2018 yılı raporlarını incelediğimizde 125 kampta 250 personelle manevi danışmanlık hizmetinin yerine getirildiği ve 35 bin gence ulaşıldığı gözlenmektedir.[42]

2019 yılında Değerler Eğitimi Kampına devam edilmiş, bu kapsamda 720 çocuğa 60 personel ile değerler eğitimi seminerleri verilmiştir. Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen yaz gençlik kamplarına 2019 yılında, Diyanet işleri Başkanlığı tarafından her kamp döneminde 20 adet olmak üzere toplamda 200 adet Manevi Danışman görevlendirmesi gerçekleştirilmiş ve 20.000 gence manevi danışmanlık ve dini rehberlik hizmeti ulaştırılmıştır. 2019 yılında kamp çalışmalarında yeni bir adım atılarak yukarıda bahsetmiş olduğumuz “Gençliğe Değer” projesi kapsamında din görevlilerince ulaşılan gençlerin, tatil dönemlerini değerlendirmek ve başkanlık gençlik çalışmaları ile irtibatlarını sürdürmek amacıyla, il ve ilçelerde uygun Kur’an kursu binalarında, “Gençliğe Değer Ara Dönem Kamp Programı” uygulaması planlanmıştır. 2020 yılı sömestr tatiliyle birlikte başlaması planlanan ara dönem kampları için görev alacak 155 ilçe gençlik koordinatörüne yönelik eğitim semineri yapılmış, bu seminerde kamplarda liderlik, kamp programlaması ve kamplarda oyun aktiviteleri gibi dersler, uzman eğitimciler rehberliğinde pratik uygulamalarla verilmiştir.[43]

2020 yılı itibariyle “Değerler Eğitimi” kamp faaliyetlerinde görevlendirilen 9 personel tarafından 300 çocuğa değerler eğitimi verilmiştir. Bu yıl içerisinde kış kampı, yaz kampı ve ara dönem kampı olmak üzere toplamda 84 bölgede 108 kamp yapılmış, bu kamplara manevi danışman ve rehberlik hizmeti yürütmek amacıyla 277 personel görevlendirilmiş ve 4642 gence ulaşılmıştır.[44] 

Covid-19 salgının görüldüğü 2021 yılında kamp faaliyetlerinde azalma söz konusu olsa da çalışmalar devam etmiştir.  Değerler eğitimi kampları için bu dönemde 40 personel görevlendirilmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığı, 18 farklı şehirde, “Yaz Gençlik Kampları” düzenlemiş ve bu kamplara 187 Manevi Danışman görevlendirmesi yapılmış, 14.760 öğrenci katılım sağlamıştır.[45]

2. BULGULAR VE YORUM

Diyanet İşleri Başkanlığı 2015 yılından itibaren hem kurumun kendi içerisinde hem de kurumlar arası işbirliği çerçevesinde kamp faaliyetlerini sistemli bir şekilde yürütmüştür. Bununla birlikte bu faaliyetler daha çok Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamplarda yapılmakta olup “Maneviyat İstasyonu” veya “Değerler Eğitimi” dersleriyle belirli zaman diliminde sınırlı kalmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak hizmet veren müstakil bir kamp merkezi henüz bulunmamaktadır. Kurum içerisinde kamp faaliyetleri daha çok Kuran Kursu veya yerel imkanlar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu durum kamp çalışmalarında verimliliği azaltmaktadır. Doğal olarak Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı müstakil bir kamp merkezinin yapılmasının gerekliliği ve imkanı değerlendirilmelidir. 

Buradan hareketle din hizmetleri bağlamında değerlendirdiğimizde belirli zamanla sınırlı olan “Maneviyat İstasyonu” veya “Değerler Eğitimi” derslerinin gençler üzerinde ne kadar etkisi olmaktadır? Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bir kamp merkezi yapılamasının yaygın din eğitimine ne tür katkıları olabilir? soruları akla gelmektedir. Bu konuda kamplarda görev alan Manevi Danışmanların görüşlerine yer vermek ve gençlerin düşüncelerini öğrenmek amacıyla Gençlik Spor Bakanlığına bağlı Kastamonu/Yolkonak Kamp Merkezinde mülakatlar yapılmıştır. Söz konusu kamp, periyodik olarak Gençlik Spor Bakanlığının yapmış olduğu dönemsel kamplardan biridir. Bu kampa Ankara, İstanbul ve Samsun illerinden Diyanet Gençlik Koordinatörlerinin öncülüğünde 260 erkek lise öğrencisi katılmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı kamp liderleri tarafından yönetilen kampta gençlere yönelik sosyal ve sportif aktiviteler ve gece kamp ateşi programları yapılmıştır. Kampın maneviyat istasyonu bölümünde inanç, ibadet, ahlak, siyer, dini musiki, ergenlik dönemi, ideal genç ve bağımlılık konu başlıklarında manevi danışmanlar tarafından gençlere dersler verilmiştir. Nitel desenli yarı yapılandırılmış çalışmada DİB personeli olup kampta manevi danışman olarak görev yapan 5 personel ve maneviyat istasyonlarının verimliliği hakkında farklı il ve farklı liselerde okuyan (İmam-Hatip Lisesi, Fen Lisesi, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi) 15-16 yaşlarında 6 öğrenciyle mülakat yapılmıştır.

Mülakat verilerini değerlendirdiğimizde öğrencilerin Maneviyat İstasyonlarından verim aldıkları ve bu istasyonlara ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır. Yine manevi danışmanlarla yapılan görüşmeler sonucunda Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamplarda Maneviyat İstasyonlarının yeterli olmadığı, manevi temelli kamp merkezi yapılmasının bir ihtiyaç olduğu görülmüştür.

2.1. Kamp Faaliyetleri Konusunda Gençlerin Görüşleri

Gençlere “Bu kampa katılmaktan memnun musunuz?” sorusu yöneltilmiş ve altı öğrenci de kampa katılmaktan memnun olduğunu ifade etmişlerdir.

Kamp içeriğinde Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamp liderleri tarafından sportif faaliyetler, bisiklet turu, tırmanma parkuru, empati istasyonu, sokak oyunları aktiviteleri yaptırılmıştır. Kampa katılan manevi danışmalar ise Maneviyat İstasyonu bölümünde dersler yapmışlardır. Bu kapsamda gençlere Hangi faaliyet sizi daha çok etkilemiştir? Yapılan bu faaliyette nasıl bir kazanım elde ettiniz? Sorusu yöneltilmiştir.

Gençlerden;

L1, tırmanma korkusunu yendiği için tırmanma parkuru şeklinde cevap vermiştir.

L2, yemek yeme esnasında liderlerin organize bir şekilde hareket etmeleri ve yardımlaşmalarından etkilenmiş olduğu ifade etmiştir.

L3, Maneviyat İstasyonlarında bilmediği birçok konuda bilgi edinmesi ve sportif etkinliklerdeki grup bilincinin gelişmesinin kendisini etkilediğini belirtmiştir.

L4, takım halinde bisiklet turu yapmanın grup bilincini geliştirdiğini söyleyerek etkilendiği ifade etmiştir.

L5 ve L6, empati istasyonunda sergilenen engelli bir kişinin durumunun drama tekniğiyle anlatılmasından etkilenmişlerdir.

Verilen cevaplara baktığımızda gençlerin yapılan etkinliklerde daha çok zihin ve duygu dünyalarına etki eden yönlerini ön plana çıkardıkları görülmektedir. Örneğin L1, tırmanma parkurunu korkusunu yenmeyle, L2, yemek yeme durumunu yardımlaşmayla, L3 ve L4, sportif faaliyeti grup bilincinin gelişmesiyle ilişkilendirmiştir. Bu açıdan her ne kadar aktivitelerin fiziksel yönü geliştirmesi ön planda olsa da gençlerin zihinsel yönden de etkilendiği görülmektedir.

Maneviyat İstasyonu bölümünde sekiz konu başlığı belirlenmiştir. Bunlar: inanç, ibadet, ahlak, siyer, dini musiki, ideal Müslüman, ergenlik, bağımlılık konu başlıklarıdır. Bu konu başlıkları üzerine gençlere “Maneviyat istasyonlarını nasıl buldunuz? Burada yapılan programlar sizde düşünce veya davranış değişikliğine sebebiyet verdi mi” sorusu yöneltilmiştir. Gençler maneviyat istasyonlarından faydalandıklarını farklı gerekçelerle ifade etmişlerdir. Örneğin;

L1, L2, L3 ve L4 maneviyat istasyonu bölümünde ergenlikle ilgili birçok bilgiyi edindiklerini belirtmişlerdir. O ana kadar yanlış bildikleri birçok bilgiyi manevi danışmanlar sayesinde düzeltmişlerdir. L3 “yakın çevreme anlatmaya çekindiğim ergenlikle ilgili konuları hocamızın rahat olun telkinleri sayesinde serbest bir şekilde anlatabildim.” demiştir.

L5, maneviyat istasyonu bölümünde en çok kul hakkı konusunda bilinçlendiğini aktarmıştır. “Küçük olaylar bile kul hakkına giriyor, mesela sıra kapmanın bile kul hakkına girdiğini bunu öğrendim” şeklinde cevap vermiştir. Bu konuda elde etmiş olduğu kazanım kendisinde bilgi ve davranış değişikliğine neden olmuştur.

L6, ise dini konularda bilgi sahibi olduğunu ancak maneviyat istasyonlarında derinlemesine bilgi sahibi olmasının kendisine fayda sağladığını bildirmiştir. Özellikle ahlak konu başlığında iyilik yapmak için birçok davranışın sergilenebileceğini örneklerle görmesi kendisini etkilediğini belirtmiştir.

Maneviyat istasyonlarından gençlerin faydalandıklarını belirtmeleri önemlidir. Zira kamp faaliyetleri sadece bedensel aktivitelerden ibaret olmayıp dini değerlerin öğretilmesi açısından da önemli bir imkân sunmaktadır. Özellikle farklı bölgelerden gelen gençlerin, tanıştıkları ve beraber eğlendikleri bir kamp ortamında manevi eğitime ilgileri artmaktadır. Kampta yoğun bir ders ortamından farklı olarak gençler, eğlenirken öğrenme imkânını yaşamaktadırlar. Ayrıca bu ortamlarda dini bilgi bağlamında birçok konuyu açabilme fırsatı bulmaktadırlar. Dersler, bir müfredat çerçevesine bağlı olmaktan daha çok sohbet havasında geçmektedir. Diğer taraftan farklı bölgelerden bir araya gelen gençlerin kendi dini ve kültürel birikimlerini maneviyat istasyonlarında aktarmaları, derslere zenginlik katmaktadır. Araştırmalar internet bağlılığı ile dindarlık arasında negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.[46] Bu açıdan doğa ortamları gençleri internet bağlılığından uzaklaştırmakta dini bilgi ve yaşantıya kapı aralamaktadır. Yapılan bu faaliyetler, özellikle son yıllarda eğitim programlarında uygulanmaya çalışılan yapılandırmacı eğitim metoduna uygun bir ortam sağlayarak öğrencilerin derslere aktif olarak katılmaları ve tecrübelerini aktarabilme imkanı sunmaktadır. Bu gibi daha birçok kazanımı içerisinde barındıran maneviyat istasyonlarının özellikle manevi danışmanlar tarafından değerlendirilmesi, konuyu açıklığa kavuşturmamız bakımından değerli olacaktır. Bu alanda onlarca kampa katılan manevi danışmanlar edindikleri tecrübelerle maneviyat istasyonlarını değerlendirmişlerdir.

2.2. Manevi Danışmaların Kamp Faaliyetleri Konusunda Görüşleri

Mülakata, kamplarda manevi danışmanlık yapan Diyanet İşleri Başkanlığı personeli beş kişi katılmıştır. Mülakat yapılan manevi danışmanlardan en çok kampa katılan 30 kampta görev almış, en azı ise 11 kampa katılmıştır. Bu kampların çoğunluğu Gençlik ve Spor Bakanlığının yaptığı kamplardır. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığının ve Aile Sosyal ve Politikalar Bakanlığının yapmış olduğu kamplarda da görev almışlardır. Mülakatta manevi danışmanlara ilk soru olarak “Gençlik ve Spor Bakanlığının yapmış olduğu kamplardaki Maneviyat İstasyonu bölümünü, gençlerin manevi kazanımları elde etmeleri açısından yeterli buluyor musunuz?” sorulmuştur.

Soruya cevap veren manevi danışmanların hepsi farklı gerekçeler sunarak maneviyat istasyonlarını yeterli bulmadıklarını ifade etmişlerdir. Yeterli bulunmamasının gerekçelerini manevi danışmanlardan aldığımız bilgiler doğrultusunda şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Gençlik ve Spor Bakanlığının kamplarına yoğun başvuru neticesinde kura usulü seçim yapılmaktadır. Bu durumda farklı dini düşünce ve kültürlerden gençler kampa katılabilmekte ve dini bilgileri aynı seviyelerde olmamaktadır. Bu da dini konularda yeterli düzeyde verim alınamamasına sebebiyet vermektedir.
  • Maneviyat istasyonu süresinin yetersiz olması nedeniyle din eğitimi konusunda istenilen hedeflere ulaşılamamaktadır.
  • Gençlerle her aktivitede (spor, gezi, yemek vb.) beraber olunduğunda ünsiyet kurulabilmektedir. Maneviyat istasyonlarıyla sınırlı kalan ilişkiler etkiyi azaltmaktadır.   
  • Maneviyat istasyonlarında farklı yaş gruplarına göre uygulanacak bir etkinlik programının olmaması verimin azalmasına sebep olmaktadır.
  • Manevi danışman görevlendirilmelerinde yerel imkânlar değerlendirildiğinden dolayı gençlerle iletişim yönü güçsüz olanların görevlendirilmesi istasyona olumsuz yönde etki etmektedir.
  • Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamplarda görev yapan ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen manevi danışmanların, söz konusu kurumun aidiyetinin öne çıkması nedeniyle ikinci planda kalmaları gerek Maneviyat İstasyonu etkinliğinin gerekse danışmanların verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

Manevi danışmanlara ikinci soru olarak “Gençlerin manevi kazanım elde etmeleri açısından Diyanet İşleri Başkanlığı Kamp merkezi açtığı takdirde Gençlik ve Spor Bakanlığı kamplarındaki maneviyat istasyonlarından daha etkili olacağını düşünüyor musunuz? Neden?” yöneltilmiştir.

Manevi danışmanlar Diyanet İşleri Başkanlığının yapacağı bir kamp merkezinin gençlerin manevi kazanım elde etmeleri bakımından etkili olacağını bildirmelerini farklı sebeplerle açıklamışlardır. Örneğin; Mdr1,

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan kamplara gelecek gençler camilerde ilgilendiğimiz, gençlik merkezlerinde ilgilendiğimiz çocuklar olacaklar. Bu çocuklar zaten belli bir altyapıya sahip olduğu için kamp daha verimli geçecektir. Ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığının kampına gidip kapıları gezip de hadi sabah namazına diyemiyoruz ya da bir programa başlarken hadi ben de bir Kur’an-ı Kerim okuyayım diyemiyorsun. Çünkü farklı bir işleyişe dahil oluyorsun. Diğer taraftan şöyle düşünün. Gece saat ikide çocuğu kaldırdınız, doğa yürüyüşüne götüreceksiniz, hava da güzel, gittiniz gece gökyüzünü anlatıyorsunuz çocuğa, orada işte ayetler ile beraber güzel bir şekilde dini anlattığınızı düşünsenize karanlıkta yıldızlara bakıyor, çocuk hayatında unutmaz onu, ama bunu bir şehirde yapamazsınız ya da bir camide yapamazsınız” şeklinde cevap vermiştir.

Mdr2, “Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı uzmanlar tarafından yapılacak bir kamp faaliyeti gençler üzerinde daha etkili olur, daha disiplinli yürür. Maneviyat istasyonları Gençlik ve Spor Bakanlığındaki kadar dışarıda kalmaz, yan olarak kalmaz” şeklinde görüşünü ifade etmiştir.

Mdr3, “Diyanet İşleri Başkanlığı kamp çalışmaları yürütürken manevi danışmanlar, gençlerin eğlendikleri aktivitelerle manevi konuları, inanç konularını, milli ve manevi şuurlanma konularını mutlaka ilişkilendirecektir. Bu da gençlere manevi açıdan kazanım sağlayacaktır” şeklinde cevaplamıştır.

Mdr4, “Gençlik ve Spor Bakanlığı kamplarına sınırlı müdahale edebiliyoruz. Bize ayrılan bölümlerde maneviyat istasyonu yapabiliyoruz ama bizim kampımız olsa biz esneklik gösterebiliriz, programı yönlendirebiliriz, liderleri ona göre seçip aktiviteleri ona göre düzenleyebiliriz, çok faydalı olacaktır” şeklinde cevap vermiştir.

Mdr5, “Diyanet İşleri Başkanlığının yapacağı kamplarda, alanında uzman hocalar görev alacağı için, kampın çok daha etkili olacağı açıktır. Burada gençlerle vakit geçiren, onlarla eğlenen, onlarla sportif faaliyetler yapan diyanet görevlileri olursa kamp daha verimli olacaktır ve kampın verimini daha da artıracaktır” cevabını vermiştir.

Manevi danışmanların vermiş olduğu cevaplarda Diyanet İşleri Başkanlığının kamp merkezi yaptığı takdirde manevi açıdan daha etkili olacağı görüşü hakimdir. Bununla birlikte kamp içerisinde gerçekleştirilecek sosyal/sportif bütün aktivitelerde manevi danışmanların gençlerle beraber aktivitelere katılmaları manevi kazanım elde etmeleri bakımından önemlidir. Burada sadece ders ortamında verilecek bir eğitimin yeterli olmadığı, gençlerin heyecan duydukları ortamlarda duygu birlikteliğinin eğitim açısından değerli olduğuna vurgu vardır. Ayrıca doğa gezileri, tarihi ve kültürel gezilerde mekânların dini referanslarla temellendirilmesi gençlere manevi açıdan etki edeceği görüşü de hakimdir. Yapılandırmacı eğitimde olduğu gibi bilginin üretilmesi sürecinde öğrencinin aktif olabilmesi için kılavuzun yanında yönlendirmesi ve doğada din ile ilişkilendirebilecekleri tüm verileri birlikte gözlemlemeleri ve beraber sonuca varmaları yerinde olacaktır. Manevi danışmanların gençlerle beraber geçirmiş oldukları zaman diliminde örnek davranışları, karşılaşılan durumlara yükledikleri anlamlar ve dini terminolojiye hakim olmaları bakımında sosyal öğrenme açısından örnek model olabileceklerdir. Diğer taraftan Gençlik Spor Bakanlığına bağlı kamplarda görevlendirme yoluyla hizmet veren DİB personeliyle bakanlık personelinin uyum konusu da üzerinde durulması gereken bir husustur. Başkanlığa bağlı müstakil bir kamp merkezinin yönetim ve uygulama boyutu uyumluluk arz edecektir. 

Sonuç olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kamp merkezi açtığı takdirde hem idari yapılanma bakımından hem de eğitim açısından gençler üzerinde daha etkili olabileceğini manevi danışmanların görüşlerinden çıkarabiliriz.

    SONUÇ VE ÖNERİLER

Bireyin davranışında değişikliği hedefleyen eğitim sürecinde mekânların etkisi yadsınamaz. Özellikle günümüz toplum hayatında nüfusun yoğun olarak şehirlerde yaşıyor olması buna bağlı olarak binaların varlığıyla birlikte yeşil alanların azlığı, insanların doğaya olan ilgisine kapı aralamaktadır. Dahası gençlerin bu yaşam tarzından etkilenen grup olması onlar için yapılacak çalışmalara ihtiyacı arttırmaktadır. Şehir hayatının fiziki olarak gençler üzerinde olumsuz etkisinin yanında belki de daha fazla dikkat edilmesi gereken konu teknolojiyle birlikte hazzı kutsayan yaşam tarzının zihin dünyalarını etkilemesidir. Son yıllarda gençler üzerine yapılan çalışmalarda sanal âlemle birlikte manevi alana olan ilginin azaldığı görülmektedir. Konu üzerine Amerika da çalışmalar yapan Twenge, özellikle cep telefonlarının yaygınlaşmaya ve sosyal medyanın kullanılmaya başlandığı dönemde, gençlerin iman duygusu, öldükten sonra yeniden dirilmeye ve ahirete olan inançları, ibadetlere olan ilgi vb. manevi duygularında büyük bir azalma görülmüştür. Yine psikoloji alanında araştırmalar yürüten Merter, İnsanın temelde dört ilişki kategorisine sahip olduğunu ifade etmektedir. Bunlar, insanın insanla olan ilişkisi, insanın dünya ile olan ilişkisi, bireyin kendisi ile olan ilişkisi ve bireyin Allah ile olan ilişkisidir. Merter’e göre sanal aleme olan bağlılık bu dört ilişkiyi bozarak kişinin dünya sahnesinde yalnızlaşmasına sebep olmaktadır.[47] Bu noktada günümüz gencinin ilgisini çekecek mekânların oluşturulması önemli bir ihtiyaçtır. Ülkemizde Gençlik ve Spor Bakanlığı bu ihtiyacı karşılayacak kamp merkezi çalışmalarını yürütmektedir. Her yıl binlerce gencin kamplara katılım için başvuruda bulunması gençlerin ilgisi bakımından önemlidir. Yine gençler üzerine yapmış olduğumuz iki anket[48] çalışmasında etkinlikler arasında ilk sırada kamp aktivitesi istemeleri de kamp çalışmalarının önemini göstermektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının özellikle son yıllarda gençlik alanında faaliyetlerine hız vermesi, özellikle kamp çalışmalarında manevi danışmanlar eliyle maneviyat istasyonu çalışmaları yürütülmesi değerlidir. Ancak Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kamplarda maneviyat istasyonları süresinin yetersizliği, farklı kurumların işbirliğinde yaşanılan problemler, etkinlik programlarının henüz planlı yürütülmemesi gibi daha birçok faktör Diyanet İşleri Başkanlığının yapacağı manevi temelli kamp merkezi çalışmalarını gerekli kılmaktadır. Gençler ve manevi danışmanlarla yapmış olduğumuz çalışmanın sonucu da bu ihtiyaca işaret etmektedir. Son olarak elde edilen veriler ışığında şu değerlendirmelerde bulunulabilir;

  • Gençlerin ilgi duydukları kamp merkezleri, onların manevi açıdan desteklenebilmesi için önemli mekânsal öğrenme ortamlarıdır.
  • Gençler ve manevi danışmanlar üzerine yapmış olduğumuz çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığının müstakil bir kamp merkezi yapması bir ihtiyaç olarak görünmektedir.
  • Diyanet İşleri Başkanlığının yapacağı bir kamp merkezi çalışması için konunun eğitim, mimari, hukuki ve idari yönünü değerlendirecek, alanında uzmanların katıldığı bir çalıştay gerçekleştirilebilir.
  • Kamp çalışmaları konusunda Diyanet İşleri Başkanlığında bu alana ilgi duyan personel seçilerek kamp liderliği eğitimi verilebilir.    
  • Diyanet İşleri Başkanlığının kamp çalışmalarında uygulanmak üzere bir etkinlik planı hazırlanması ihtiyaç olarak görünmektedir.
  • Gençler Diyanet İşleri Başkanlığının kamp çalışmaları yoluyla toplumda farklı din anlayışlarının varlığını kavrayacak, farklılıklarla bir arada yaşama, hoşgörüyü, saygıyı ve paylaşmayı öğrenebilecek imkana sahip olacaklardır.
  • Farklı bölge ve kültürlerden gelen gençler, Diyanet İşleri Başkanlığının kamp çalışmalarıyla dini sosyalleşmeyi ve farklı fikirlerin bir zenginlik olduğunu ve diğerine saygı gösterilmesi gerektiğini öğreneceklerdir.
  • Günümüzde yaşadığımız doğanın iyi kullanılmaması sonucunda meydana gelen çevre problemleri konusunda Diyanet İşleri Başkanlığının kamp çalışmaları yoluyla gençlere doğanın önemi, korunması ve dinin doğaya yüklediği anlam konuları öğretilebilir.
  • Kamp faaliyeti ile gençler, şehir yoğunluğundan, hareketsiz yaşamdan ve en önemlisi internet bağımlılığından uzaklaşarak doğa ortamında sosyalleşme yaparak ve yaşayarak öğrenme fırsatı bulacaklardır.
  • Kamp ortamında gençler, manevi açıdan problemlerini dile getirebilecekleri, dini bilgi bakımından eksikliklerini tamamlayabilecekleri ve yeni bilgiler öğrenebilecekleri imkanlara sahip olabileceklerdir.  

KAYNAKÇA

[1] Ramazan Sever – Erol Koçoğlu, Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamları, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2015.

[2] Emel Okur Berberoğlu – Selçuk Uygun, “Sınıf Dışı Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişiminin İncelenmesi”, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2013, 9/2, s. 32-42.

[3] John W. Creswell, “Araştırma Yaklaşımının Seçimi”, Araştırma Deseni: Nitel, Nicel ve Karma Yöntem Yaklaşımları, çev. Mesut Bütün, Eğiten Kitap Yay., 3. basım, Ankara 2017, s. 20.

[4] Nuray Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2012, s. 86.

[5] Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim, s. 88.

[6] Muhammed Şevki Aydın, Din Eğitimi Bilimi, Kimlik Yayınları, Kayseri 2021, s. 66.

[7] Aydın, Din Eğitimi Bilimi, s. 71.

[8] Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim, s. 92.

[9] Aydın, Din Eğitimi Bilimi, s. 74.

[10] Ramazan Sever, Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamları Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2015, s. 7.

[11] Sever, Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamları, s. 7.

[12] Hamza Akengin – Feride Ersoy, “Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamlarının Tarihçesi” Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamları, ed. Ramazan Sever – Erol Koçoğlu, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2015, s. 27. 

[13] Selda Şensoy – Ayşe Sağsöz, “Öğrenci Başarısının Sınıfların Fiziksel Koşulları ile İlişkisi”, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 2015, 16/3, s. 87-104.

[14] Akengin – Ersoy, “Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamlarının Tarihçesi”, s. 27.

[15] Berberoğlu – Uygun, “Sınıf Dışı Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişiminin İncelenmesi”, s. 33.

[16] Hakan Saraç, “Türkiye’de Okul Dışı Öğrenme Ortamlarına İlişkin Yapılan Araştırmalar: İçerik Analizi Çalışması”, Eğitim Kuram ve Uygulama Araştırmaları Dergisi, 2017, 3/2, s. 60-81.

[17] Akengin – Ersoy, “Sosyal Bilgiler Eğitiminde Mekânsal Öğrenme Ortamlarının Tarihçesi”, s. 32.

[18] Erol Koçoğlu, Sosyal Bilgilerde Mekânsal Öğrenme Ortamları, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2015, s. 47.

[19] Okur Berberoğlu – Uygun, “Sınıf Dışı Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişiminin İncelenmesi”, s.37.

[20] Mustafa Sağdıç – Hilmi Demirkaya, “Sosyal Bilgiler Eğitiminde Coğrafi Mekâna Dayalı Öğrenme Ortamları” Sosyal Bilgilerde Mekânsal Öğrenme Ortamları, ed. Ramazan Sever – Erol Koçoğlu, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2015, s. 130.

[21] Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim, s. 217.

[22] Melike Esentaş vdğr., “Gençlik ve Spor Bakanlığı Kamp Uygulamalarının Gençlik Kampı Liderlerine Göre Değerlendirilmesi”, Spormetre Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 2017, 15/2, s. 73-78.

[23] Esra Yardımcı, Yaz Bilim Kampında Yapılan Etkinlik Temelli Doğa Eğitiminin İlköğretim 4 ve 5. Sınıftaki Çocukların Doğa Algılarına Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi SBE., Bolu 2009, s. 5.

[24] Turgay Gündüz, “Gençlik Dönemi Din Eğitimi”, Gelişimsel Basamaklara Göre Din Eğitimi, ed. Mustafa Köylü, Nobel Yayınları, Ankara 2010, s. 67.

[25] Hasan Basri Memduhoğlu – Muhammed Mehmet Mazlum, Teorik ve Pratik Yönleriyle Alternatif Okullar ve Alternatif Eğitim Uygulamaları Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2022, s. 29-74.

[26] Okur Berberoğlu – Uygun, “Sınıf Dışı Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişiminin İncelenmesi”, s.33.

[27] Koçoğlu, Sosyal Bilgilerde Mekânsal Öğrenme Ortamları, s. 128.

[28] GSB, “Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü”.

[29] GSB, Gençlik ve Spor Bakanlığı Faaliyet Raporu 2021, s. 15.

[30] GSB, Gençlik ve Spor Bakanlığı Faaliyet Raporu 2021, s. 114-127.

[31] Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara 1965, md. 1.

[32] Aynı yer.

[33] Manevi Danışman Ulusal Mesleki Standardı, Resmî Gazete 30929, 25 Ekim 2019.

[34] Deniz Koç – Fatümetül Zehra Güldaş, “Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Çalışmaları Üzerine Bir Swot Analizi”, Türk Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, 2021, sayı: 4, s. 39-74.

[35] Diyanet İşleri Başkanlığı ile Spor Genel Müdürlüğü Arasında Kur’an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslara Katılanlara İlişkin İşbirliği Protokolü, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara 2013.

[36] Komisyon, Din Hizmetleri Raporu 2013, DİB Yayınları, Ankara 2013, s. 125.

[37] Komisyon, Faaliyet Raporu 2015, DİB Yayınları, Ankara 2015, s. 62.

[38] Komisyon, Faaliyet Raporu 2015, s.62.

[39] Komisyon, Faaliyet Raporu 2015, s. 62.

[40] Komisyon, Faaliyet Raporu 2016, DİB Yayınları, Ankara 2016, s. 61.

[41] Komisyon, Din Hizmetleri Raporu 2017, DİB Yayınları, Ankara 2017, s. 103.

[42] Komisyon,Din Hizmetleri Raporu 2018, DİB Yayınları, Ankara 2018, s. 164-165.

[43] Komisyon, Din Hizmetleri Raporu 2019, DİB Yayınları, Ankara 2019, s. 154-169.

[44] Komisyon, Din Hizmetleri Raporu 2020, DİB Yayınları, Ankara 2020, s. 171.

[45] Komisyon, Din Hizmetleri Raporu 2021, DİB Yayınları, Ankara 2021, s. 176.

[46] Sezai Korkmaz, İnternet Neslinin Dini, Eski Yeni Yayınları, Ankara 2022, s. 74.

[47] Mustafa Atak,  “Sanal Dünya Sarmalında Gençlik”, Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 2020, 7/9, s. 199-209.

[48] Anket çalışmasının ilki 2021 yılında kamp yapılan 90 genç üzerinde uygulanmış ve kendilerine gençlik çalışmalarında hangi aktivitelerin yapılmasını istersiniz sorusu yöneltilmiştir. İkinci anket 2022 yılında Ankara, İstanbul ve Samsun’dan katılan 120 gençle gerçekleştirilmiş, aynı soru kendilerine sorulmuştur. İki çalışmada da kamp aktivitesi ilk sırada çıkmıştır.