Editörden

Editörden

Cilt/Sayı

2018 29. cilt – 2. sayı – Farklı İslam Yorumları Olarak Mezhepler

Yazar

Prof. Dr. Sönmez KUTLU


İnsanların olay ve olgulara yaklaşımı, hiçbir din, medeniyet ve kültürde aynı değildir.  Akıl sahibi bir varlık olarak insanın tabiatı, yeniliğe ve çeşitliliğe daima ilgi duymaya meyillidir. Onların psikolojik yapıları, içinde yetiştikleri siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal  şartlar, bazı görüşleri benimsemelerinde veya eleştirmelerinde doğrudan veya dolaylı olarak etkili olmuştur. Özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın tarihinde kutsal metinlerinin anlaşılması, yorumlanması ve yaşanmasında bu dinlere inanalar arasında  köklü sorunların yaşandığı bilinmektedir.  İslam tarihinde Hz. Muhammed’in ölümünden sonra, yaşanan siyasi ve toplumsal hadiseler ve bunların getirdiği sorunlar karşısında Müslümanlar, farklı siyasi tutum, tavır ve davranış içerisine girmiştir. Başka bir ifade ile İslam’ın çeşitli toplumlar tarafından farklı şekilde anlaşılmasına ve yorumlanmasına sebep olmuştur. Sonuçta, “siyasî ve itikadî amaçlarla  vücud bulmuş belli şahıslar ve fikirler etrafındaki zümreleşmeler” olarak bilinen itikadî-siyasî fırkalar ve fıkhî-amelî mezhepler  olarak bilinen fikri kurmsallaşmalara gidilmiştir.  Biz bugün, insanların dini anlama ve yaşama biçimlerinin bütününe mezhep adını veriyoruz. Bu dinî-siyasî oluşumlar veya ameli mezhepleri, Hz. Muhammed’in vefatından sonra ortaya çıkmış beşeri yorumlardan oluşmaktadır. Bunlardan hiçbirisi din değildir, dini temsil etmezler ve dinle aynileştirilemez. İslam’ın hakikatlerinin bir şahıs, mezhep, tarikat ve cemaate indirgenmesi veya onlar üzerinden inşa edilmesi ilmî ve sosyolojik açıdan doğru değildir.  Her dinî-toplumsal yapı, tarihsel süreçte, içinde bulundukları şartlara, karşılaştıkları sorunlara ve muhataplara bağlı olarak fikri açıdan değişime ve dönüşüme uğramışlardır.

Her mezhep, fırka ve cemaatin kendine özgü ayırıcı fikirleri ve hakikatleri vardır. Ancak hiçbir mezhep mutlak hakikatı temsil etmez. İnsan ürünü olan İslam yorumları, en genel anlamda “Aklî”, “ Zahirî” ve “Batınî” olmak üzere  üç farklı grupta toplanabilir. Günümüzde bu üç farklı din yorumu birbiriyle rekabet veya kutuplaşma halindedir. Her yorum geleneğinin güçlü ve zayıf noktaları bulunmaktadır.  Mezhepler ilk ortaya çıktıkları dönemlerde yaşanan sorunlara çözüm bulmak gibi bir işleve sahiplerdi. Ancak günümüzde mezhepler soru çözmek yerine mezhepçiliğe dönüşerek Müslümanların birlik ve beraberliğini tehdit eden yapılara dönüşmüştür. Mezhepçilik, bireyin hayatından uluslar arası ilişkilere varıncaya kadar hayatın bütün alanlarında  her geçen gün daha etkin hale gelmektedir.

Mezhepler, geçmiştekinde çok daha fazla etkin hale gelmiştir. Orta Doğu’da yaşanan çatışmaya evrilen mezhep kutuplaşmaları sebebiyle, mezhepler ilmî ve akademik araştırmaların, siyasi ve stratejik araştırma merkezlerinin ilgi odağı haline gelmiş, pek çok derginin özel sayı konusu yapmasına sebep olmuştur. Yaklaşık yarım asırlık tecrübe ve ilmî birikime sahip olan İslamî Araştırmalar Dergisi de bu çerçevede, isabetli bir şekilde bu konuyu özel sayı yapmıştır. Bu sayıya editörlük yapmam istendiğinde hiç tereddüt göstermeden kabul ettim ve hemen içeriği ile ilgili çalışmalara başlattım. İçeriğin belirlenmesinde mezhep olgusu ile ilgili geçmişte ve günümüzde tartışılan önemli sorunları öncelenmiştir. Bu sayıda,  İslam’ın mezhepler öncesi tarihsel gerçekliği, mezhep-din ilişkisi veya ilişkisizliği, din anlayışlarındaki farklılaşmalar,  çoklu aidiyetler toplamı olarak ve dinî düşünce çeşitliliği olarak mezhep olgusu, mezhepler arası çatışma, mezhepleri yakınlaştırma girişimleri, din eğitim ve öğretiminde mezhepler, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarında mezhebi eğilimler, dört hak mezhep, 73 fırka rivayeti, mezhepler haritası ve nüfus dağılımı, modern dini tartışmalarda mezheplere referansalar, mezhepler tarihi ilmî ve akademik araştırmaların eleştiri ve değerlendirmesi, Selefilik ve Vehhabilik ile ilgili oldukça ilgi çekici makaleler bulunmaktadır. Ayrıca mezhepler tarihinde son dönemlerde yapılmış iki önemli çalışmanın tanıtımı yapılmıştır. Ancak bu sayının en özgün yanlarından birisi, “Mezhepler Tarihi Duayeni Prof. Dr. Ethem Ruhi FIĞLALI ile Söyleşi”   adıyla oldukça kapsamlı bir söyleşinin  yer almış olmasıdır. Daha önce bir dergini Bülten   adıyla yayımlanan ekinde böyle bir söyleşiyi yapmak istemiştim. Ancak bunu başaramamıştım. Bu içimde bir ukde olarak kalmıştı. Bu sayıda gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum.  Mezhepler Özel Sayısı’nda  “Eski Bakanlardan Nihat Ergün İle ‘Türkiye’de Siyaset-Mezhep İlişkisi’ Üzerine Söyleşi” ikinci önemli bir söyleşiye gerçekleştirdik. Bu yıl bu konuyu özel sayı yapan iki ayrı dergide, “Türkiye’de Mezhepler Tarihi’nin Anabilim Dalı olarak gelişimi, bu bilim dalı ile ilgili yaklaşımlar ve sorunları” konusuyla ilgili bazı araştırmaların yer alacağını önceden bildiğimizden dolayı, bu konuları dışarıda tuttuk.

Bu sayıda makaleleri, araştırma notları, kitap tanıtımı ve söyleşileriyle katkıda bulunma nezaketini gösteren  bütün herkese canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Ama özellikle böyle bir sayının hazırlanması için bana olan güveni dolayısıyla İslamî Araştırmalar Dergisi Editörü Prof. Dr. Müfit Saruhan’a; derginin planlanmasından yayınına kadarki süreçte yakın ilgisi dolayısıyla Ayfer Hanım’a ve yazı işleri ekibine müteşekkirim. Değerli okurlarımızın “mezhep olgusu” ile ilgili merak ettiği pek çok soruya cevap bulacağını ümit ediyoruz.