Faizsiz Bankaların Likidite Yönetiminde Merkez Bankalarının Rolü: TCMB’ye Mudaraba Sözleşmesi Kapsamında Yeni Model Önerileri

Faizsiz Bankaların Likidite Yönetiminde Merkez Bankalarının Rolü: TCMB’ye Mudaraba Sözleşmesi Kapsamında Yeni Model Önerileri

Cilt/Sayı

2023 34. cilt – 3. sayı

Yazar

Fuat ÇELİKERa , Yavuz TÜRKANa

aBingöl Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü, Bingöl, Türkiye

Öz

Bu çalışmada, faaliyetlerini İslam hukuku çerçevesi dahilinde yürütmeye çalışan faizsiz bankaların likidite yönetimi sorununa değinilmiştir. Faizsiz bankalar, uzun vade dilimlerinde hem likidite fazlası vermekte hem de yüksek likidite oranları ile faaliyetlerini yürütmektedirler. Faizsiz bankalar açısından yüksek likidite oranlarına sahip olmak, ek maliyetlere katlanmak, kârlılığın olumsuz etkilenmesi ve rekabet avantajının kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Faizsiz bankaların likidite yönetimi sorunu yaşamasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bunun önemli sebeplerinden biri de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından konvansiyonel bankalara sunulan para piyasası araçlarının faiz içermesi ve bu nedenle faizsiz bankalar tarafından bunların likidite yönetimi aracı olarak kullanılamamasıdır. Bu kapsamda faizsiz bankacılığın yoğun olarak uygulandığı Malezya, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Merkez Bankalarının sunmuş olduğu faizsiz para piyasası araçları incelenmiştir. Ayrıca İslam Hukuku çerçevesinde sunulan İslami sözleşmeler incelenmiş ve sonuç olarak fıkhi açıdan tartışmalara pek açık olmayan mudaraba sözleşmesi kapsamında faizsiz bankalar ile TCMB arasında likidite yönetimi konusunda kullanılabilecek iki adet faizsiz para piyasası aracı model olarak sunulmuştur. Sunulan bu modeller sayesinde faizsiz bankalar hem kendi aralarında hem de merkez bankası bünyesinde likidite yönetimi imkânına sahip olacaktır.

Anahtar Kelimeler

İslam Hukuku; faizsiz bankalar; likidite yönetimi; mudaraba; faizsiz para piyasası araçları

Abstract

In this study, the liquidity management problem of interest-free banks that try to carry out their activities within the framework of Islamic law is addressed. Interest-free banks both provide liquidity surplus in long-term periods and operate with high liquidity ratios. For interest-free banks, having high liquidity ratios means incurring additional costs, negatively affecting profitability and losing competitive advantage. There are many reasons why interest-free banks have liquidity management problems. One of the important reasons for this is that the money market instruments offered to conventional banks by the Central Bank of the Republic of Turkey (CBRT) contain interest and therefore they cannot be used as a liquidity management tool by interest-free banks. In this context, interest-free money market instruments offered by the Central Banks of Malaysia, Bahrain, Kuwait and the United Arab Emirates, where interest-free banking is widely implemented, were examined. In addition, Islamic contracts presented within the framework of Islamic Law have been examined and as a result, two interest-free money market instruments that can be used in liquidity management between interest-free banks and the CBRT are presented as models within the scope of the Mudaraba contract, which is not open to discussions in terms of fiqh. Thanks to these models, interest-free banks will have the opportunity to manage liquidity both among themselves and within the central bank.

Keywords

Islamic law; interest free banks; liquidity management; mudaraba; interest-free money market instruments


EXTENDED ABSTRACT

The share of Islamic finance in the global financial sector is increasing day by day. The biggest contribution to this is made by interest-free banks. While interest-free banks are subject to the relevant legislation as a bank in the sector, they also shape their activities according to the principles of interest-free finance due to their unique structures. It differs from the traditional banking system within the scope of these principles. While interest is the main component of both profitability and loan pricing in the traditional banking sector, the main component of pricing in interest-free banks is the competition in the sector and the expectation of profitability. Due to this fundamental difference, there are differences in the formation and management of risks in interest-free banks, which differ from the traditional banking system. The differences between the two banking sectors are not limited to this only, but appear in many areas. One of these differences can be seen in the liquidity management tools used by both banking sectors. Traditional banks can manage liquidity with all kinds of financial instruments offered by central banks. However, interest-free banks cannot use these products due to the interest ban. For this reason, interest-free banks constantly operate with excess liquidity. It incurs additional costs due to holding excess liquidity and its profitability is also negatively affected.

In countries where interest-free banking is implemented, it has become mandatory for central banks to run a dual banking system. Central banks should also offer interest-free banks the same opportunities they offer to deposit banks, especially regarding liquidity management. Because one of the most important problems faced by interest-free banks today is the liquidity management problem. When the liquidity situations of interest-free banks in Turkey are considered by dividing them into maturity segments, it is seen that they have a net liquidity surplus in the long term and their liquidity adequacy ratios are higher than the banking sector and deposit banks. The most important reason for this is the lack of interest-free money market instruments offered to interest-free banks by the CBRT. When the CBRT’s money market instruments are examined, it is seen that most of them are directed to deposit banks and include interest. Those available for interest-free banks are limited and have legal drawbacks. For this reason, it is very important for the CBRT to develop interest-free money market instruments that can help interest-free banks’ liquidity management. Central Banks of Malaysia, Kuwait, Bahrain and the United Arab Emirates offer the same liquidity management opportunities to interest-free banks as they do to deposit banks. In this context, they have developed interest-free money market instruments that can help interest-free banks’ liquidity management. Within the scope of the study, the interest-free money market products of the countries in question were discussed and examined from a fiqh perspective. In addition, the contents of Islamic contracts were examined and an attempt was made to determine usable contracts regarding liquidity management between the CBRT and interest-free banks. In this context, based on the Mudaraba contract, which is an Islamic contract, two new interest-free money market product models that can be used in liquidity management between the CBRT and interest-free banks have been presented. Thanks to these products, interest-free banks will have the opportunity to manage liquidity both among themselves and at the CBRT.

İslam ekonomisi düşüncesi, faizsizlik üzerine inşa edilmiş gerçek ticari faaliyetlere dayanmaktadır. Faizin hem toplumsal hem de ekonomik anlamda yarattığı yıkıntılar birçok ayet tefsirinde ve fıkıh kaynaklarında yer almaktadır. Faiz, günümüz kapitalist ekonomik düzenin bir silahı olarak kullanılmakta, toplumsal adaleti ve gelir dağılımını bozucu bir etkiye sahiptir. Faizin yarattığı olumsuz sonuçlar nedeniyle İslam dini tarafından yasaklanmıştır. İslam ekonomisi sosyal adaleti destekleyen ve faizin içerisinde yer almadığı bir ortamı desteklemektedir.[1] Bu sebeple faizin yer almadığı ekonomik bir ortamda ticari faaliyetlerin ve ilişkilerin daha gerçekçi ve daha adil olacağını söylemek mümkündür.[2]

Günümüzde İslam ekonomisinin ticarete yönelik kaidelerinin sahaya yansıtılmasına yardımcı olan finansal kurumların başında faizsiz bankalar gelmektedir. Faizsiz bankalar, İslam ekonomisi prensiplerini ilke edinerek çalışan, bu prensiplere uygun her türlü bankacılık faaliyetlerini gerçekleştiren, emek-sermaye ortaklığı veya vekâlet esasına göre fon toplayıp, alım-satım, ortaklık ve finansal kiralama ve faizsiz bankacılık prensiplerine uygun diğer yöntemlerle fon kullandıran bankalardır. Faizsiz bankacılığın faaliyetleri reel ekonomik faaliyetlere dayandığından katma değer yaratma ve ticari faaliyetleri geliştirici niteliktedir. Faizsiz bankalar fon toplama ve fon kullandırmada İslami sözleşmeleri (murabaha, mudaraba, muşaraka, vekalet, rehin) kullanmaktadır.

Faizsiz bankalar, küresel ekonominin ana enstrümanı olarak kabul edilen faizin bulunduğu bir koşulda faizsizlik üzerine faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmaktadır. Günümüzde İslam ülkelerinin birçoğunda faizsiz bankalar faaliyet göstermektedir. Bazı ülkelerde (Malezya, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi) faizsiz bankalar yasal bir statüye sahipken, bazılarında ise geleneksel bankalarla aynı düzenlemelere tabiidirler. Faizsiz bankacılığın küresel finans sektörü içerisindeki payı her geçen gün artmaktadır. Dolayısı ile faizsiz bankacılığın gelişiminin ve rekabet edebilirliğinin artması için geleneksel bankacılığın sahip olduğu imkânlara sahip olması oldukça önemlidir.

Faizsiz bankalar faaliyetlerini İslami temellere dayanan ilke ve kurallara göre yürütmektedir. Geleneksel bankaların faaliyetlerinde ise temel olan faizdir. Faiz unsuru sebebiyle her iki bankacılık türü keskin bir şekilde birbirinden ayrılmaktadır. Dolayısı ile her iki bankacılık türünün uygulandığı ülkelerde bankacılık kanununun tüm tarafları destekleyecek nitelikte olması gerekmektedir. Faizsiz bankalar geleneksel bankacılığın sahip olduğu imkânların birçoğunu fıkhi sakıncalardan dolayı kullanamamaktadır.  Özellikle merkez bankaları tarafından hem para politikası yönetimi için hem de bankaların likidite yönetimine yardımcı olmak için sunulan para piyasası araçlarının birçoğunu faiz içerdiğinden dolayı kullanamamaktadır. Bu sebeple faizsiz bankaların günümüzde karşılaştığı en önemli sorunların başında likidite yönetimi sorunu gelmektedir.

Faizsiz bankalar açısından likidite yönetimi sorunu, uzun vadede fazla likidite yeterlilik oranına sahip olmak ve likidite fazlası vermek anlamına gelmektedir. Geleneksel bankalar çeşitli finansal enstrümanlar ve TCMB’nin kendilerine sunduğu para politikası araçlarını likidite yönetimi konusunda kullanmakta ve bu fazla likiditesini bir gelir unsuruna dönüştürebilmektedir. TCMB’nin para politikası araçları geleneksel bankacılığa yönelik olup, faiz içermektedir. Bu sebeple faizsiz bankalar TCMB’nin sunmuş olduğu para politikası araçlarını faiz sebebiyle likidite yönetiminde kullanamamaktadır. Faizsiz bankalar açısından uzun vadede sürekli yüksek likidite ile çalışmak, ek maliyetlere katlanması ve kârlılığının olumsuz etkilenmesi anlamına gelmektedir. Dolayısı ile, faizsiz bankaların geleneksel bankalar ile rekabet edebilmesi ve pazar payını arttırabilmesi için TCMB’nin sunmuş olduğu para politikası araçlarından faydalanması gerekmektedir.

Faizsiz bankacılığın uygulandığı Malezya, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkez bankaları faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olmak için çeşitli faizsiz para piyasası araçları (bankalararası mudaraba, emtia murabahası, vekalet yatırımı, rehin anlaşması gibi) geliştirmişlerdir. TCMB de bankaların bankası olması nedeniyle mevcut para piyasası araçlarını yeniden dizayn ederek faiz içermeyecek şekilde faizsiz bankalara sunmalı ve onların likidite yönetimine yardımcı olmalıdır. Bu sayede TCMB, geleneksel bankalar üzerinden yürütmüş olduğu parasal aktarım mekanizmasını faizsiz banklar üzerinden de yürütme imkânına sahip olacaktır.

Bu çalışmanın amacı, faizsiz bankaların yaşamış olduğu likidite yönetimi sorununa İslami sözleşmeler ışığında sunulan yeni modeller ile çözüm bulmaktır. Bu kapsamda belirlenen ülkelerin (Malezya, Bahreyn, Kuveyt ve BAE) merkez bankaları tarafından sunulan faizsiz para piyasası araçları ile İslami sözleşmeler incelenmiştir. Sonuç olarak İslami bir sözleşme olan mudaraba sözleşmesi kapsamında iki model sunulmuştur. Birinci model olan TCMB’nin faizsiz bankada mudaraba yatırımı ile faizsiz bankalar fazla likiditelerini TCMB bünyesinde değerlendirme imkânına sahip olacaklardır. İkinci model olan faizsiz bankalararası mudaraba yatırımında ise TCMB garantör konumunda yer almakta ve faizsiz bankalar kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirebilmektedirler. İslami sözleşmeler ışığında sunulan bu modeller sayesinde faizsiz bankaların likidite yönetimi sorununa bir nebzede olsa çözüm üretilmiş olacaktır.

    1. FAİZSİZ BANKACILIKTA LİKİDİTE YÖNETİMİ

Temel bankacılık faaliyetlerini konvansiyonel olarak inşa edilen finans sistemi içerisinde kendilerine özgü İslami ilkelere göre yürütmeye çalışan faizsiz bankalar, rekabet halinde bulundukları mevduat bankaları ve diğer finansal kuruluşlardan farklılık arz etmektedir. Söz konusu farklılık sadece temel bankacılık faaliyetleri ile ilgili değil aynı zamanda kullanılan sözleşme türlerinde, belirlenen stratejilerde, politikalarda ve risk yönetimi gibi bankacılık sektörü açısından önemli sayılabilecek konularda dahi ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla tüm bu farklılıklar içerisinde faizsiz bankaların rekabet edebilirliğini ve kârlılığını etkileyen önemli bir unsur olarak likidite yönetimi ön plana çıkmaktadır. Faizsiz bankalar İslam hukuku çerçevesinde faaliyetlerini yürütmekte ve likidite yönetimini de bu çerçevede gerçekleştirmektedir. Bu sebeple gerek para piyasalarında gerekse de diğer piyasalarda yer alan finansal araçlar, faizsiz bankalar açısından bir likidite yönetim aracı olmayabilir. Bunun en önemli sebebi ise, mevcutta yer alan finansal araçların büyük çoğunluğunun faiz içermesidir. Bu çerçevede faizsiz bankaların likidite yönetimi/riski açısından bankacılık sektöründen ayrı olarak ele alınması gerekmektedir.

Finans sektörünün öncü konumunda yer alan bankaların en büyük kaynağı, fon sahibi kesimlerden sağladığı kredilerdir. Buna karşın en büyük yükümlülüğü ise bünyesinde tuttuğu mevduatlardır. Bankalar açısından mevduat ve krediler arasındaki dengenin sağlanması bilançonun görünümü hakkında olumlu izlenimler vermektedir. Banka bilançoları sağlıklı bir görüntü vermediğinde bu durum; aktif- pasif kalemler arasında bir uyumsuzluğun olduğuna, likidite yönetiminin doğru bir şekilde yürütülmediğine ya da donuk aktiflerde görülen artış nedeniyle eksik likiditenin varlığına, risk derecesi yüksek varlıkların artış göstermesi, bankanın alacaklarını tahsil edemediğine işaret etmektedir. Bir bankanın bilançosu için sayılan bu olumsuzluklar ortaya çıktığında bankanın risk durumunda artış beklenmektedir. Bir bankanın finansman açığı ya da likidite eksikliği bankanın müşterilerine kullandırdığı kredi miktarının topladığı fonlardan çıkarılması ve elde ettiği sonucu toplam aktiflere bölmesi ile bulunur. Türkiye’deki bankacılık sektörünün finansman açığı incelendiğinde 2010 yılı itibari ile faizsiz (katılım) bankaların finansman açığının bankacılık sektörü ve mevduat bankalarına göre daha düşük seyrettiği görülmektedir (Grafik 1). Yani faizsiz bankaların bankacılık sektörü ve mevduat bankalarına göre likidite fazlası verdiği anlamına gelmektedir.

Faizsiz (katılım) bankaların müşterilerine kullandırdığı kredilerin 2010 yılı Ocak ayı itibari ile düşük seyrettiği ve bu konuda katılım bankalarının bankacılık sektörü ve mevduat bankalarının gerisinde kaldığı görülmektedir.Bu durumun ortaya çıkmasındaki önemli bir sebep, mevduat bankalarının mevduatlara bağlı kalmaksızın daha az maliyetli kaynaklardan fon temin ederek kaynak çeşitliliğine yönelmesidir. Öte yandan, mevduatın toplam aktife oranının faizsiz (katılım) bankalarda daha yüksek çıktığı ve bu durumda faizsiz bankaların bankacılık sektörü ve mevduat bankalarından daha yüksek bir mevduat oranına sahip olduğu görülmektedir.[3] Faizsiz bankacılık sektörü kaynak bağımlılığı açısından mevduatlara bağlı bir sektördür. Bu sebeple faizsiz bankaların finansman açığı sektör ortalaması ve mevduat bankalarına göre daha düşük olarak ortaya çıkmaktadır.

Bankacılık sektörünün kredi büyüklüğü daha çok mevduatların büyüklüğü ile orantılı bir şekilde gelişmekteydi. Ancak özellikle 2000 yıllardan sonra ekonomilerde ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler bu orantının giderek bozulmasına neden oldu.[4] Bu durumun ortaya çıkmasında mevduat bankalarının mevduata bağlı kalmaktan ziyade kaynak çeşitliliği açısından daha farklı ve az maliyetli finansal enstrümanlara yönelmesi etkili olmuştur.[5] Bankacılık sektörü içerisinde yer alan mevduat bankaları gelişen piyasalar ve faizli enstrümanlar sayesinde mevduata olan bağımlılığını azaltmış ve çeşitli yöntem ve finansal araçlarla likidite yönetim imkanına sahip olmuştur. Ancak faizsiz (katılım) bankalar faizsiz para piyasasının gelişememesi, faizsiz bir sermaye piyasasının kurulamaması, merkez bankası tarafından faizsiz bankalara yönelik faizsiz para piyasası araçlarının geliştirilememesinin bir sonucu olarak halen mevduata bağlı kalmaya devam etmektedir.

Bankalar açısından finansman açığının oluşması likidite riskini arttıran bir unsurdur. Bu çerçeveden bakıldığında faizsiz bankaların finansman açığının daha düşük olduğu ve bu sebeple mevduat (konvansiyonel) bankalarına göre daha az likidite riski ile karşı karşıya kaldığını söylemek mümkündür. Ancak mevduat bankaları yürütmüş oldukları aracılık hizmetleri ve likidite yönetimi konusunda sahip oldukları finansal araç çeşitliliği konusunda faizsiz bankalara göre daha yüksek kâr oranlarına ulaşmaktadırlar.

Bankaların likidite riskinin değerlendirilmesi konusunda bilançoda yer alan aktif ve pasif değerler arasındaki farktan ziyade, vade dilimlerinin baz alınarak değerlendirme yapılması daha doğru sonuçlar elde edilmesine yardımcı olacaktır.

BDDK (Bankacılık Düzenlenme ve Denetleme Kurumu), bankaların varlıklarının yükümlülüklerini karşılayabilecek düzeyde olup olmadığını periyodik olarak izleyebilmek için bir yönetmelikyayınlamış ve bu düzenlemeden sonra tüm bankaların likidite yeterlilik oranları (LYO) periyodik olarak hesaplanmaya başlanmıştır (BDDK). LYO ile amaçlanan, kalkınma, yatırım, mevduat ve faizsiz (katılım) bankaların varlıklarının yükümlülüklerini karşılayabilme durumunun izlenmesi ve bunların likidite açısından risk konumlarının belirlenmesidir. İlgili yönetmeliğe göre bankaların varlık ve yükümlülükleri vade unsuru taşıyanlar ve vade unsuru taşımayanlar şeklinde ayrılmaktadır. Vade unsuru taşımayan varlık ve yükümlülükler stok değerlerine göre bir vade dilimine dahil edilmekte, vade unsuru taşıyan varlık ve yükümlülükler ise ait oldukları vade dilimlerinde yer almaktadır. Bu ayrım yapıldıktan sonra vade dilimlerine göre tablolar hazırlanmakta ve tablolar baz alınarak bankaların varlık ve yükümlülükleri arasındaki fark vade dilimlerine göre bankaların net likidite açığı veya fazlasını (NLAF) ortaya koymaktadır. Her bankanın likide açığı veya fazlası o bankanın yükümlülüklerine bölündüğünde ilgili bankanın likidite yeterlilik oranı hesaplanmaktadır.  Net likidite açığı ve likidite yeterlilik oranı vade dilimlerini dikkate alması sebebiyle, bankaların likidite riski ile ilgili daha doğru bilgiye ulaşmamıza imkân sağlamaktadır.  Söz konusu oranlar genellikle haftalık, aylık, üç aylık ve yıllık olarak vade toplamları dikkate alınarak hesaplanmakta ve ilgili taraflarca paylaşılmaktadır.

BDDK tarafından bankacılık sektörü, faizsiz bankalar ve mevduat bankaları ile ilgili vade dilimlerine göre (haftalık, aylık, üç aylık ve yıllık NLAF ve LYO) açıklanan veriler incelendiğinde, faizsiz bankaların vade dilimi uzadıkça hem bankacılık sektörü ortalamasına göre hem de mevduat bankalarına göre likidite fazlası verdiği ve aynı şekilde likidite yeterlilik oranının da daha yüksek çıktığı görülmektedir.[6] Yani likidite açısından vade dilimi uzadıkça faizsiz bankalar, bankacılık sektörü ortalamasından ve mevduat bankalarından daha fazla likidite bulundurmak zorunda kalmaktadır. Faizsiz bankaların özellikle uzun vadede belirli seviyelerin üzerinde likidite bulundurması, likidite olarak tutulan fazla varlıklar açısından bir maliyet unsuru ortaya çıkarmaktadır. Bilançoda fazlalık olarak tutulan bu likit varlıklar sonucu ortaya çıkan maliyet, faizsiz bankaların kârlılığını etkilemekte ve aynı zamanda bankacılık sektörü içerisinde rekabet edebilirliğini azaltmaktadır.

Bankaların likidite yeterliliği konusunda baz alınan NLAF ve LYO göstergelerinde faizsiz bankaların likidite yeterliliğinin sektör ortalaması ve mevduat bankalarının likidite yeterliliğinden fazla çıkmasının sebebi, faizsiz bankaların likidite yönetimi açısından faizsiz finansal araç noksanlığı yaşaması ve bunlara ulaşmadaki zorluklar, faizsiz bankalar arası piyasanın tam olarak gelişmemesi ve bu piyasada likidite yönetim araçlarının az bulunması gibi sebeplerden dolayı kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Faizsiz bankalar açısından likidite yönetim araçlarının çeşitliliğinin artması, likidite yönetimi açısından daha esnek davranılmasına yardımcı olacaktır. Faizsiz bankalar açısından özellikle uzun dönemli faizsiz likidite yönetim araçlarının geliştirilmesi, uzun vade dilimlerinde faizsiz bankaların likidite yeterlilik oranının düşmesine yardımcı olacaktır. Bu sayede bilançoda bulundurulan fazla likiditenin ortaya çıkarmış olduğu maliyetten kaçınmak mümkün hale gelecektir.

Mevduat bankalarının para piyasasındaki en önemli likidite yönetim araçları TCMB tarafından sunulan para piyasası araçlarıdır. Para politikasını mevduat (konvansiyonel) bankaları üzerinden yürüten TCMB’nin para politikası araçlarının tümü mevduat bankaları tarafından likidite yönetim aracı olarak kullanılabilmektedir. Ancak faizsiz bankalar sahip olduğu çalışma prensipleri ve faiz hassasiyetinden dolayı bu araçların birçoğunu kullanamamaktadır. Bankaların bankası olarak nitelenen TCMB’nin mevduat bankalarına likidite yönetimi açısından sağladığı imkanları, faizsiz bankalara da sağlaması gerekmektedir. Dolayısıyla TCMB’nin para politikasına faizsiz bankaları da dahil etmesi ve faizsiz bankaların TCMB’de likidite yönetimi gerçekleştirebilmesi için gerekli faizsiz para piyasası araçların geliştirmesi ya da var olan araçların faizsiz bankaların da kullanabileceği şekilde yeniden dizayn edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda çalışmanın sonraki aşamasında faizsiz bankacılık anlamında öncü olan ülkelerin merkez bankaları ile faizsiz bankalar arasındaki ilişki likidite yönetimi açısından değerlendirilecektir. Aynı zamanda TCMB’nin de faizsiz bankalar ile olan ilişkisi likidite yönetimi açısından ele alınacak ve çalışmanın sonunda TCMB ile faizsiz bankalar arasında faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olabilecek modeller sunulacaktır. Bu modeller İslami bir sözleşme olan mudaraba sözleşmesi kapsamında tasarlanmıştır. Modeller tasarlanırken faizsiz bankacılığın uygulandığı ülkelerdeki uygulamalar ile İslami sözleşmeler incelenmiş ve bu kapsamda ülkemizde uygulanabilir olan ve fıkhi açıdan tartışmalara yol açmayacak modeller oluşturulmaya çalışılmıştır.

    2. SEÇİLİ MERKEZ BANKALARIN FAİZSİZ BANKALARIN LİKİDİTE YÖNETİMİNE ETKİSİ

Faizsiz bankacılık birçok ülkede uygulanmaya başlanmış ancak bununla ilgili gerekli teknik ve kurumsal altyapının oluşturulması konusunda tam bir gelişim gösterilememiştir. Faizsiz bankacılık konusunda önemli gelişmeler kaydeden ülkeler arasında Malezya ve Körfez Ülkeleri (Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri) yer almaktadır. Bu ülkeler faizsiz para ve sermaye piyasası araçları, sukuk ihraçları ve ürün çeşitliliği konusunda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Söz konusu ülkelerde faizsiz para piyasası kurulmuş ve burada faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olabilecek ürünler sunulmaktadır. Aşağıda bu ülkelerin merkez bankalarının likidite yönetimi kapsamında faizsiz bankalara sunduğu para piyasası araçları hakkında bilgi verilmiştir.

2.1. MALEZYA MERKEZ BANKASI FAİZSİZ PARA PİYASASI ÜRÜNLERİ

Malezya Merkez Bankası (Bank Negara Malaysia-BNM), faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olmak için çeşitli faizsiz para piyasası araçları geliştirmiştir. Bu araçlar sayesinde faizsiz bankalar hem kendi aralarında hem de merkez bankasında likidite yönetimi gerçekleştirebilmektedir. BNM ile faizsiz bankalar arasında likidite yönetimi açısından kullanılan faizsiz para piyasası araçları; bankalararası mudaraba yöntemi, vedia (emanet) kabulü yöntemi, emtia murabahası yöntemi, vekalet yatırım anlaşması yöntemi ve rehin anlaşması yöntemidir.

Bankalararası mudaraba yöntemi, İslami bir sözleşme olan mudaraba sözleşmesi kapsamında geliştirilen bir faizsiz para piyasası ürünüdür. Bu yöntemde BNM, faizsiz bankaların kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirmesine yardımcı olmakta ve bu yönü ile bu yöntemde garantör konumundadır. Bankalararası mudaraba yönteminde fon fazlası bulunan faizsiz banka (rabbül mal-yatırımcı), fon ihtiyacı bulunan faizsiz bankaya (mudarib) elindeki fazla fonu yatırır. Aradaki finansal işlemler BNM tarafından gerçekleştirilmektedir. Mudarib banka tarafından yatırımcı olan bankaya asgari bir getiri oranı garanti edilmektedir. Bu sebeple birçok fıkıh alimi bu yöntemin işleyişini caiz görmemektedir. Bu yöntemin mudaraba sözleşmesinin fıkhi kurallarına uyabilmesi için garanti bir getirinin söz konusu olmaması ve kâr/zararın göz önünde bulundurularak yatırımcı olan bankanın zarar ihtimalinin de kabul edilmesi gerekmektedir.[7]

Vedia (emanet) kabulü yönteminde, Vedia kabulü yönteminde elinde fazla fonu bulunan faizsiz banka vedia niyetine, gün sonunda bu fonu Malezya Merkez Bankasına (BNM) yatırmaktadır. BNM bir sonraki gün, aldığı fonu ilgili faizsiz bankaya geri öder. Ancak geri ödemede kendi takdirine bağlı olarak aldığı fona ek bir bonus (hibah) ödemesi yapabilir. Söz konusu bonus ve miktarı üzerinde daha önce anlaşılmış bir konu olmamalı ve sözleşme içerisinde yer almamalıdır.[8] BNM’nin uygulamada ödediği bonus miktarı, genellikle bankalar arası gerçekleştirilen mudaraba yatırımları kapsamında ödenen kar payları baz alınarak yapılmaktadır.[9]

Emtia murabahası yöntemi, faizsiz bankalar arasında gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu yöntem sayesinde Malezya’daki faizsiz bankalar kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirme imkânına sahip olmuşlardır. Daha çok teverruk temeline dayalı işlemlerdir.[10] Literatürde organize teverruk olarak da adlandırılmaktadır.

Vekalet yatırım anlaşması yönteminde ise, herhangi bir kâr paylaşımı söz konusu değildir. Vekâlet sözleşmelerinde tüm sorumluluk yatırımcı bankaya ait olup,[11] acente konumundaki bankanın kasti bir kusuru olmadığı sürece oluşabilecek olumsuzluklara karşı sorumlu değildir. Faizsiz bankalar arasında yapılan vekâlet sözleşmelerinde acente konumundaki banka komisyonunu kestikten sonra geri kalan ana para ve kârı yatırımcı bankaya ödemekle mükelleftir. Vekâlet sözleşmelerinde tarafların bağlayıcılığı söz konusu değildir.[12]

Rehin anlaşması yöntemi, Malezya’da hem faizsiz bankalar arasında hem de faizsiz bankalar ile BNM arasında likidite yönetiminde kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde fon fazlası olan taraf fon ihtiyacı olan tarafa ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlamakta ve bunun karşılığında teminat olarak menkul kıymet almaktadır. Söz konusu yöntemde sağlanan fon karz-ı hasen niteliğindedir. Bu yöntemde fon sağlayan tarafın getirisi, sözleşme içerisinde yer almaması koşulu ile karşı tarafın hibe niteliğinde verdiği miktardır. Ancak burada önemli olan rehin anlaşması kapsamında hibe veya bonus şeklinde bir miktarın verileceği ile ilgili bir vaadin bulunmaması gerekmektedir.[13] Aksi takdirde işlem faizli bir nitelik kazanmış olur.

2.2. BAHREYN MERKEZ BANKASI FAİZSİZ PARA PİYASASI ÜRÜNLERİ

Bahreyn Merkez Bankası faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olmak ve para politikasının etkinliğini arttırmak için çeşitli faizsiz para piyasası araçları geliştirmiştir. Bahreyn Merkez Bankası ile faizsiz bankalar arasında en çok kullanılan faizsiz para piyasası araçları emtia murabahası ve vekâlet yatırımı yöntemidir.

Bahreyn’de kullanılan emtia murabahası yöntemini faizsiz bankalar kendi aralarında bir likidite yönetim aracı olarak kullanabildikleri gibi bunu merkez bankasıyla veya konvansiyonel bankalarla da gerçekleştirebilmektedirler.

Vekâlet yatırımı yöntemi ile Bahreyn Merkez Bankası, para politikası etkinliğini arttırmayı amaçlamış ve bu sayede faizsiz bankaların fazla likiditesini kendisine doğru çekmeyi başarabilmiştir. Bahreyn Merkez Bankası Fıkhi Danışma Kurulu tarafından onaylanan bu ürün, bir haftalık vadeye sahiptir. Bu ürün merkez bankası tarafından faizsiz bankaların fazla likiditelerini piyasadan çekmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu sayede faizsiz bankalar da likidite yönetimi ve fazla likiditelerini değerlendirme imkânına sahip olmuştur. faizsiz bankalar her hafta Salı günü bu üründen faydalanabilmektedirler.[14]

2.3. KUVEYT MERKEZ BANKASI FAİZSİZ PARA PİYASASI ÜRÜNLERİ

Kuveyt ’de faizsiz bankalar konvansiyonel bankaların tabii olduğu düzenlemelere dahildir. Ancak faizsiz bankalar özelinde bazı düzenlemeler de yapılmıştır. Kuveyt Merkez Bankası tarafından likidite yönetimi açısından faizsiz bankalara sunulmuş çok fazla para piyasası aracı söz konusu değildir. Faizsiz bankalar daha çok merkez bankası ile gerçekleştirdikleri ters emtia murabahası yöntemi ile likidite yönetimi gerçekleştirmektedirler. Kuveyt Merkez Bankası, faizsiz bankalara karşı son kredi merci görevini bu yöntem ile yerine getirmektedir.[15] Ayrıca faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olmak, faizsiz bankaların likiditesini kısma ve merkez bankasının parasal operasyonlarına işlevlik kazandırmak amacıyla bu yöntemi kullanmaktadır.[16]

2.4. BİRLEŞİK ARAP EMİRLİĞİ MERKEZ BANKASI FAİZSİZ PARA PİYASASI ÜRÜNLERİ

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası, faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olabilecek birçok ürün geliştirmiştir. Bunlar; faizsiz mevduat sertifikaları, teminatlı murabaha yöntemi ve vekâlet yatırımı yöntemleridir. Özellikle teminatlı murabaha yöntemi ile faizsiz bankalar likidite yönetimi konusunda güçlenmiş ve rekabet edebilir konuma gelmişlerdir. BAE Merkez Bankası, faizsiz bankaların likidite eksiği olması durumunda ise vekâlet yatırımı ürünü ile likidite sağlamaktadır.[17]

Aşağıda incelenen ülkelerin kullanmış olduğu faizsiz para piyasası araçların genel bir özeti sunulmuştur.

Tablo 1’de yer alan araçların bazılarını faizsiz bankalar kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirmek için de kullanmaktadırlar. Genel anlamıyla kullanılan faizsiz araçların dayandığı İslami sözleşme türleri mudaraba, vekâlet, rehin, karz ve teverruk sözleşmeleridir.

    3. TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI’NIN FAİZSİZ BANKALARIN LİKİDİTE YÖNETİMİNE ETKİSİ

TCMB, para politikası kapsamında bankacılık sektörünün likidite yönetimine yardımcı olmaktadır. Çeşitli para politikası araçları ve son kredi veren mercii sıfatıyla bankacılık sektörünün likiditesini düzenleyebilmektedir. TCMB bankacılık sektörüne likidite imkanları dahilinde iki yöntemle katkı sağlamaktadır. Birincisi, açık piyasa işlemleri (kesin alım, kesin satım, repo, ters repo, likidite senedi ihraç/erken itfa, TL depo alım-satım ihalesi işlemleri) kapsamında sunduğu likidite imkanları ile ikincisi ise son kredi mercii işlemleri ile (geç likidite penceresi ve gün içi limit) bankacılık sektörünün likidite yönetimine etki etmektedir. 

TCMB tarafından likidite imkanları dahilinde sunulan araçların tümü konvansiyonel bankalar tarafından likidite yönetim aracı olarak kullanılabilmektedir. Ancak faizsiz bankalar bu araçların birçoğunu faizsiz bankacılık ilkeleri ile uyuşmadığı için kullanamamaktadır. Bu durum faizsiz bankaların likidite yönetimlerini etkilemekte, uzun vade dilimlerinde daha fazla likidite bulundurmalarına, kârlılıklarının etkilenmesine ve en önemlisi de konvansiyonel bankalar gibi sisteme tam olarak dahil olamamalarına neden olmaktadır. Aşağıda TCMB’nin para politikası araçları ve aynı zamanda bankacılık sektörüne likidite yönetimi kapsamında sunduğu ürünlerin, mevduat ve faizsiz bankalar tarafından yararlanma durumları yer almaktadır.

Açık piyasa işlemleri ile TCMB, piyasadaki bankaların likiditesini ayarlayarak para arzını etkilemekte ve aynı zamanda bankaların likidite yönetimi gerçekleştirmelerine imkân sağlamaktadır. Ayrıca TCMB bu yöntemler ile parasal sıkılaşma ya da parasal genişleme sağlayabilmektedir. Bankalar açık piyasa işlemleri kapsamında sunulan yöntemlerden doğrudan alım, repo ve depo satım yöntemleri ile likidite eksikleri olması durumunda kendilerine likidite sağlayabilmektedirler. Fazla likiditeleri bulunması durumunda ise doğrudan satım, ters repo, likidite senedi ve depo alım yöntemlerini kullanarak fazla likiditelerini TCMB bünyesinde değerlendirebilme imkânına sahiptirler.[18]

TCMB son kredi mercii olarak bankalara geç likidite penceresi işlemleri ve gün içi limit araçları ile fon sağlayabilmektedir. Geç likidite penceresi işlemleri, bankaların hem likidite fazlası olması durumunda hem de likidite açığı olması durumunda kullanabildikleri bir araçtır. Merkez bankası son kredi veren mercii sıfatıyla gün sonunda ödeme sistemlerinde ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebilmek ve bankaların geçici nitelikteki likidite ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak amacıyla teminatları karşılığında sağladığı TL borçlanma imkânı ve likidite fazlalarını değerlendirebilmeleri için sağladığı TL borç verme imkânını ifade etmektedir.Gün içi likidite imkânı ise, bankacılık sisteminde gün içinde oluşan acil TL fon ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve ödeme sisteminde oluşabilecek sorunların giderilmesi amacıyla TCMB tarafından bankalara limitleri ve teminatları dâhilinde gün sonunda geri ödenmek üzere, gün içinde sağlanan TL borçlanma imkânını ifade eder.[19]

TCMB tarafından yukarıda sayılan işlemlerden bazılarını faizsiz bankalar kullanabiliyorken bazılarını da hiç kullanamamaktadır. Faizsiz bankalar için kullanım olanağı bulunan doğrudan alım-satım, repo-ters repo işlemlerinin ise kısıtlı kullanımı olduğu için tam bir likidite yönetimi gerçekleştirilememektedir. Ancak sayılan likidite yönetim araçlarının tümü konvansiyonel bankalar tarafından kullanılabilmekte ve likidite yönetimi yapabilmektedirler. Özellikle açık piyasa işlemlerinden olan depo alım-satım ve son kredi mercii sıfatıyla sunulan geç likidite penceresi işlemleri ve gün içi likidite işlemlerinin faizsiz bankalar tarafından kullanılamaması likidite yönetimi açısından dezavantajlı bir durum yaratmaktadır.

Faizsiz bankaların likidite yönetimi kapsamında TCMB’nin sunmuş olduğu imkânlardan faydalanabilmesi için söz konusu araçların ve süreçlerin faizsiz bankaların da faydalanabileceği şekilde dizayn edilmesi ve faizsiz bankacılık ilkelerine göre alternatif ürünlerin sunulması gerekmektedir. Bankacılık sektörü içerisinde konvansiyonel bankalarla rekabet halinde olan faizsiz bankalar, TCMB’nin sunduğu imkânlardan fıkhi engellerden dolayı konvansiyonel bankalarla eşit derece faydalanamadığı görülmektedir. Bu sebeple, faizsiz bankaların TCMB’de likidite yönetimi gerçekleştirebilmesi için faizsiz bankacılık ilkelerine uygun, fıkhi sakıncalar içermeyen faizsiz para piyasası araçlarının geliştirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir.

Likidite yönetimi açısından TCMB’nin para piyasası araçlarından faydalanamayan ya da kısıtlı olarak faydalanabilen faizsiz bankaların bu durumu, çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Bu kapsam dahilinde İslami bir sözleşme olan mudaraba sözleşmesi kapsamında TCMB’ye iki model önerisinde bulunulmuştur. Mudaraba sözleşmesi ve sunulan modellerin ayrıntıları aşağıda yer almaktadır.

    4. MUDARABA SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA TCMB’YE ÖNERİLEN MODELLER

TCMB para piyasası araçları ve likidite yönetimi işlemleri faiz içerdiğinden dolayı tümüyle konvansiyonel bankalara yöneliktir. TCMB aynı bankacılık sektörü içerisinde yer alan faizsiz bankalar üzerinden de likidite yönetimi gerçekleştirme ve buna yönelik faizsiz para piyasası araçları geliştirmek zorundadır. Ayrıca TCMB’nin yasal anlamda faizsiz bankaları desteklemesi faizsiz bankacılığın gelişimi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle TCMB, İslami sözleşmelerden faydalanarak aktif bir faizsiz para piyasası kurabilir ve burada faizsiz bankalara fıkhi açıdan uygun likidite yönetim araçları sunabilir. Önemli bir İslami sözleşme olarak görülen ve fıkhi tartışmalara pek konu olmayan mudaraba sözleşmeleri kapsamında oluşturulacak modeller ile faizsiz bankalar hem kendi aralarında hem de TCMB ile likidite yönetimi gerçekleştirme imkânına sahip olacaklardır.

Çalışma kapsamında mudaraba sözleşmesine dayanılarak TCMB’ye önerilen modeller aşağıda yer almaktadır.

Model 1: Fon Fazlası Bulunan Faizsiz Bankanın Fon İhtiyacı Olan Faizsiz Bankada Mudaraba Yatırımı

Bu yöntem ile mudaraba sözleşmesine istinaden faizsiz bankalar kendi aralarında borç alıp verebileceklerdir. Böylelikle fon fazlası bulunan faizsiz banka fazla fonunu diğer bir faizsiz bankada değerlendirme imkânına sahip olacaktır. Fon ihtiyacı olan faizsiz banka ise ihtiyaç duyduğu fona kavuşacaktır. Faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı modelinde, fon fazlası bulunan faizsiz banka fon ihtiyacı olan faizsiz bankaya baştan anlaşılan kâr zarar paylaşım oranından fazla fonunu yatırır. Bu yöntemde kâr zarar paylaşım oranları baştan belirlenir, vade sonunda oluşan bir zarar durumunda yatırımcı taraf yani fon fazlası bulunan faizsiz banka sorumludur. Kasti bir durum veya suiistimal olduğunda ise buna istinaden ortaya çıkabilecek zararlardan ise fon ihtiyacı olan yani girişimci faizsiz banka sorumludur.

Faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı yönteminde, kâr zarar paylaşımı baştan belirlenen oranlar üzerinden gerçekleştirilecektir. Bu oranlar üzerinden geri dönüşün tutarsal olarak ne kadar olacağı da alıcı bankanın vadede açıklayacağı brüt kâr üzerinden baştan hesaplanan oranlara göre olacaktır. Bu modelde TCMB, aracı kurum niteliği görmekte ve sözleşmeye dahil olan faizsiz bankalar arasındaki tüm işlemlere aracılık etmektedir.

  1. Likidite fazlası bulunan faizsiz banka ile likidite eksiği olan faizsiz banka aralarında mudaraba sözleşmesi yapar ve bu sözleşme kapsamında kâr zarar paylaşım oranlarını ve mudaraba sözleşmesinin vadesini netleştirirler. Bu oran tarafımızca şekilde %60-%40 şeklinde belirlenmiştir. Likidite fazlası olan faizsiz banka TCMB bünyesinde yer alan rezerv hesabına fazla fonunu aktarır.
  2. TMCB likidite fazlası bulunan faizsiz bankadan aldığı fazla fonu, likidite eksiği olan faizsiz bankanın kendi bünyesinde bulunan rezerv hesabına teminat karşılığında yatırır.
  3. Likidite eksiği olan faizsiz banka temin ettiği likiditeyi İslami açıdan uygun alanlarda değerlendirdikten sonra, mudaraba sözleşmesi kapsamında anlaşılan kâr paylaşım oranına (%60-%40) bağlı kalarak vadede kârın %60’ını anapara ile birlikte TCMB’ye transfer eder.
  4. TCMB, likidite eksiği olan faizsiz bankadan aldığı karın %60’ını ve anaparayı likidite fazlası olan faizsiz bankaya aktarır.

Faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı modelinin, Malezya’da uygulanan mudaraba yatırımından farkı, garanti asgari bir getiri oranının baştan belirlenmemesidir.Garanti asgari getiri oranı, faizsiz bankalararası mudaraba yatırımını faizli bir işleme dönüştürmektedir. Bu sebeple sunulan bu modelde sabit bir getiri söz konusu değildir. Kâr paylaşım oranı sözleşmenin başında belirlenmekte ve geri dönüşü ise girişimci bankanın vade sonunda elde ettiği kâra göre belirlenmektedir.

Model 2: TCMB’nin Faizsiz Bankada Mudaraba Yatırımı

Bu yöntemde TCMB, kısa vadeli mudaraba yöntemi ile faizsiz bankanın fon ihtiyacını gidermeyi amaçlamaktadır. Bu yöntemde faizsiz banka mudarib, TCMB ise sermayeyi koyan yani yatırımcı konumunda yer almaktadır. Kâr paylaşım oranı bir önceki modelde olduğu gibi burada da TCMB ve faizsiz banka arasında başta anlaşılan oranlarda olacaktır. Ayrıca bu mudaraba yönteminde faizsiz banka aldığı fon karşılığında merkez bankasına teminat sunacaktır.

  1. Likidite eksiği olan faizsiz banka TCMB’den likidite talebinde bulunur.
  2. TCMB sermayedar konumundaki taraf olarak faizsiz banka ile mudaraba sözleşmesi yapar ve bu kapsamda kâr-zarar paylaşım oranını (bu model için %70-%30 olarak belirlenmiştir) belirler. Daha sonra faizsiz bankaya fonu transfer eder.
  3. Fon ihtiyacı bulunan faizsiz banka TCMB’den aldığı fona karşılık teminat verir.
  4. Faizsiz banka TCMB’den aldığı fonu İslami açıdan uygun yatırım alanlarında kullanarak kârlı bir şekilde değerlendirmeye çalışır.
  5. Mudaraba sözleşmesinin vadesi dolduğunda faizsiz banka TCMB’ye anapara + %70 kâr oranına karşılık gelen tutarı geri öder. TCMB ise faizsiz bankaya sağladığı fon karşılığında aldığı teminatları geri verir.

Bu yöntemde TCMB’ye mudaraba sözleşmesi kapsamında herhangi bir garanti getiri taahhüt edilmemiştir. Dolayısıyla mudaraba sözleşmesinin fıkhi çerçevesine uyulmak şartı ile dizayn edilmiştir. Ayrıca fon ihtiyacı olan faizsiz bankanın kasti bir durumu olmadığı sürece ortaya çıkabilecek zararlardan sermayedar taraf olan TCMB sorumludur.

4.1. MUDARABA YÖNTEMİ VE BU KAPSAMDA SUNULAN MODELLERİN FIKHİ YÖNÜ

Mudaraba akdi, bir tarafın sermayesini diğer tarafın ise emeğini ve tecrübesini ortaya koyduğu, sözleşme başlangıcında kâr veya zararın hangi oranlarda paylaşılacağının belirlendiği bir emek sermaye ortaklığıdır. Mudaraba ortaklığında sermayeyi ortaya koyan tarafa rabbu’l-mal, emeğini ortaya koyan girişimci tarafa ise mudarib denilir.[20]

Mudaraba ortaklığında girişimci taraf kendisine sağlanan sermayeyi istediği zaman kullanabilir. Bu sebeple sermayenin sermaye sahibinin kontrolünde değil, işletmeci tarafa teslim edilmesi şarttır. Mudaraba sözleşmesi kapsamında girişilen faaliyetten dolayı ortaya çıkan tüm masraflar sermaye sahibine aittir. İşin yönetimi girişimci tarafın kontrolündedir. Söz konusu yöntemde kâr paylaşım oranları önceden belirlenir. Zarar olması durumunda ise oluşan zarardan sermaye sahibi sorumludur.

Mudaraba akdi kapsamında kurulan ortaklıkta girişimci taraf herhangi bir maaş veya ücret talep edemez. Her iki taraf anlaşarak ortaklığı istedikleri zaman bitirebilirler. Ortaklığın süresinin ne kadar olacağı ile ilgili mezhepler arasında farklılıklar söz konusudur. Hanefi ve Hanbeli mezhebine göre sürenin belirli bir aralıkla sınırlandırılması gerekmektedir. Şafii ve Mâlikî mezhebi ise ortaklığın belirli bir süre ile sınırlandırılmasına gerek olmadığını savunmuşlardır.[21]

Çalışma kapsamında sunulan “Faizsiz Bankalararası Mudaraba” yatırımı modeli fıkhi kurallar çerçevesinde ele alındığında herhangi bir fıkhi sorunun olmadığı görülmektedir. Bu ürünün Malezya uygulamasında sermaye sahibine garanti asgari %0.5 oranında garanti bir getiri sağlanıyordu. Bu hali ile Malezya’da uygulanan faizsiz bankalararası mudaraba yatırımının fıkhen uygun olmadığını ve bunun faizli bir karz sözleşmesine dönüştüğünü söylemek mümkündür.

“TCMB’nin faizsiz bankada mudaraba yatırımı” ve “faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı” modelleri bir tarafın emeğini diğer tarafın ise sermayesini ortaya koyduğu bir emek sermaye ortaklığı ürünleridir. Bu ürünler dizayn edilirken mudaraba yönteminin fıkhi kuralları gözetilmiş ve herhangi bir garanti asgari getiri söz konusu edilmemiştir. Garanti getiri sağlanmış olsaydı Malezya örneğinde olduğu gibi fıkhen geçerli bir ürün olmayacaktı. İlgili modellerde kâr zarar paylaşım oranları baştan belirlenen şekillerde gerçekleşmektedir. Zarar gerçekleşmesi durumunda ise bunun sermaye sahibi tarafından karşılanacağı vurgulanmıştır. Ayrıca modeller mudaraba sözleşmesinin fıkhi çerçevesine bağlı kalınarak oluşturulmuştur.

4.2. MUDARABA YÖNTEMİ KAPSAMINDA TCMB’YE SUNULAN MODELLERİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ

Mudaraba akdi kapsamında sunulan ürünler, likidite yönetimi açısından faizsiz bankalar ile TCMB arasında bir köprü görevi niteliğindedir. Ayrıca ileride kurulacak faizsiz bankalararası para piyasasında faizsiz bankaların birbirleri ile likidite yönetimini de kolaylaştırabilecek ürünlerdir. Faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı ve TCMB’nin faizsiz bankada mudaraba yatırımı modelleri ile ilgili değerlendirmeler aşağıda verilmiştir.

  • Bu ürünler faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı olacak niteliktedir.
  • Faizsiz bankalar fazla likit olmalarından kaynaklı olarak ortaya çıkan maliyetlerden kurtulmuş olacak ve kârlılıkları olumlu etkilenecektir.
  • Faizsiz bankaların kârlılıklarının olumlu etkilenmesinin bir sonucu olarak fazisiz bankacılık sektörünün pazar payı artacak ve böylece faizsiz bankaların reel ekonomiyi daha fazla desteklemesi söz konusu olacaktır.
  • Mudaraba yöntemi kapsamında sunulan faizsiz bankalararası mudaraba yatırımı ürünü, faizsiz bankalararası para piyasası kurulması halinde merkez bankasının aracı konumda olması şartı ile faizsiz bankaların birbirleri ile likidite yönetimi gerçekleştirmelerine olanak sağlayacaktır.
  • TCMB’nin faizsiz bankada mudaraba yatırımı ürünü, açık piyasa işlemlerinden olan TL depo satım işlemine alternatif olarak faizsiz bankaların likidite yönetimine yardımcı bir faizsiz para piyasası ürünü olarak sunulabilir. Ayrıca TCMB’nin nihai kredi mercii işlemlerinden geç likidite penceresi depo satım ürününe faizsiz bir alternatif olarak da sunulabilir. Böylece TCMB, son kredi mercii görevi gereği faizsiz bankalara mudaraba yöntemi kapsamında borç vermiş olacaktır.
  • Bu tür faizsiz para piyasası ürünlerinin geliştirilmesi ile TCMB, faizsiz bankalar üzerinden de kredi kanalını çalıştırabilecek ve bu sayede para politikası hedeflerine ulaşabilecektir.

    SONUÇ

Çalışmanın başlangıcında faizsiz bankaların yaşadığı likidite yönetimi sorununa değinilmiştir. Bu kapsamda BDDK’nın bankaların NLAF ve LYO ile ilgili verileri incelendiğinde vade dilimi uzadıkça faizsiz bankaların, bankacılık sektörü ve mevduat bankalarına göre net likidite fazlası verdiği ve likidite yeterlilik oranının yükseldiği görülmektedir. Bu durum, faizsiz bankaların daha fazla likidite bulundurduğu anlamını taşımaktadır. Faizsiz bankalar açısından ortaya çıkan bu fazlalık ek maliyet ve kârlılığın olumsuz etkilenmesi sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır.

Faizsiz bankaların fazla likidite bulundurması ve uzun vadede yüksek likidite yeterlilik oranına sahip olmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi de TCMB’nin mevduat bankalarına sunduğu para piyasası araçlarının faizsiz bankacılık ilkelerine uygun olmaması ve faizsiz bankaların bu araçlar yolu ile likidite yönetimi gerçekleştirememesidir. Bu kapsamda faizsiz bankacılık anlamında öncü olan ülkelerin merkez bankalarının faizsiz bankalarla likidite yönetiminde kullandığı faizsiz para piyasası araçları incelenmiş ve bunlar fıkhi açıdan da değerlendirilmiştir. İncelenen ürünlerin birçoğunun fıkhi açıdan tereddütler yarattığı ancak vekâlet ve mudaraba sözleşmeleri kapsamında sunulan ürünlerin fıkhen uygun olduğu görülmüştür.  Bu ürünlerin ise uygulama kısmında bazı fıkhi sakıncaların ortaya çıktığı ve bunların faizli işlemlere dönüştürüldüğü görülmektedir. Dolayısıyla farklı ülkelerden incelenen faizsiz para piyasası ürünleri ve İslami sözleşmeler ışığında TCMB ve faizsiz bankalar arasında likidite yönetimi konusunda kullanılabilecek faizsiz para piyasası ürünleri (mudaraba sözleşmesi kapsamında) model olarak tavsiye edilmiştir.

Mudaraba yöntemi kapsamında sunulan faizsiz para piyasası ürünlerinin birincisi faizsiz bankalararası mudaraba yatırımıdır. Bu yöntemde TCMB, faizsiz bankalararası para piyasasında aracı konumunda ve faizsiz bankaların kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirmesi konusunda garantör merci olarak yer almaktadır.  Bu yöntemde TCMB teminatları almakta ve fon fazlası olan faizsiz bankadan fonu alarak fon ihtiyacı bulunan faizsiz bankaya transferini gerçekleştirmektedir. Böylece TCMB’nin aracı olduğu bir piyasada faizsiz bankalar kendi aralarında likidite yönetimi gerçekleştirebileceklerdir. İkinci olarak sunulan faizsiz para piyasası ürünü, TCMB’nin faizsiz bankada mudaraba yatırımı modelidir. Bu yöntemde, TCMB sermayedar faizsiz banka ise girişimci konumundadır. TCMB teminat karşılığında faizsiz bankanın likidite ihtiyacını karşılamakta ve faizsiz banka vadesi geldiğinde baştan anlaşılan kâr paylaşım oranına göre anapara artı kârı TCMB’ye gönderir. TCMB ise teminatları faizsiz bankaya geri verir. Böylece faizsiz bankanın likidite yönetimine yardımcı olmaktadır.

TCMB yukarıda model olarak sunulan faizsiz para piyasası araçlarına ek olarak diğer para piyasası araçlarına da alternatif olabilecek faizsiz araçlar geliştirerek faizsiz bankacılığın büyümesine ve rekabet edebilmesine daha fazla yardımcı olabilir. TCMB bankaların bankası konumundadır. Bu konumunun gerekliliğini yerine getirebilmesi için kredi kanalına ve para politikası hedeflerine faizsiz bankaları da dahil etmeli ve mevduat bankaları ile aynı imkânlara sahip olmasını sağlayacak faizsiz para piyasası araçları geliştirmeli ve gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Bu anlamda çalışma kapsamında sunulan faizsiz para piyasası modelleri bu sorunu bir nebze giderebilecek niteliktedir.

TCMB mevcut para piyasası araçlarına alternatif faizsiz para piyasası araçları geliştirmesi durumunda, para politikası hedeflerini faizsiz bankalar üzerinden de gerçekleştirebilecektir. İkili (dual) bir bankacılık sistemi yürütmek isteyen merkez bankalarının tüm faaliyetlerinin faizsiz bankalara da yönelik olması gerekmektedir. Piyasadaki likidite seviyesi üzerinde hem faizsiz bankalar hem de konvansiyonel bankalar etkili olmaktadır. Dolayısı ile parasal aktarım mekanizmasının doğru bir şekilde çalışabilmesi ve TCMB’nin piyasadaki para arzını ve likiditeyi istediği seviyelerde tutabilmesi için her iki bankacılık sektörünün likiditesine etki edebilecek araçlara sahip olması gerekmektedir. Aksi takdirde para politikası etkinliğinin zayıf kalacağını ve istenilen sonuçları vermeyeceğini söylemek mümkündür. Bu sebeple TCMB’nin mevcut para politikası araçlarının faizsiz bankalara da hitap edebilecek şekilde yeniden tasarlanması ya da alternatif faizsiz araçların oluşturulması önem arz etmektedir.


KAYNAKÇA

[1] Mehmet Asutay, “A Political Economy Approach to Islamic Economics: Systemic Understanding for an Alternative Economic System”, Kyoto Bulletin of Islamic Area Studies, 2007, c. 1, sy: 2, s.3-18.

[2] Tarek el-Diwany, Faiz Sorunu, çev. Mehmet Saraç, İz Yayıncılık, 2. baskı, İstanbul 2011, s.16.

[3] Cezmi Onat, Katılım Bankacılığında Likidite Riski ve Yönetimi, Uzmanlık Tezi, Ekonomik Modelleme ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü, 2019, s. 85.

[4] Robert Kelly – Kieran McQuinn – Rebecca Stuart, Exploring the Steady-State Relationship between Credit and GDP for a Small Open Economy-the Case of Ireland, European Central Bank, 2013, s. 3.

[5] Önder Demirezen, Türkiye’de Kredilerin Özel Tüketim Harcamalarına Etkisi, Kalkınma Bakanlığı, Planlama Uzmanlığı Tezi, Ankara 2015, s. 63.

[6] https://www.bddk.org.tr/BultenAylik/tr/Home/Gelismis, (erişim tarihi: 06.08.2023).

[7] Nafis Alam – Syed Aun R. Rizvi, Islamic Capital Markets, Volatility, Performance and Stability, Palgrave Macmillan Publishing, Switzerland 2016, s. 75.

[8] Alam – Rizvi, a.g.e., s.77-78.

[9] Islamic Financial Services Board, Technical Note on Issues in Strengthening Liquidity Management of Institutions Offering Islamic Financial Services: The Development of Islamic Money Markets, March 2008, s.25-26.

[10] Islamic Financial Services Board, Technical Note on Issues in Strengthening Liquidity Management of Institutions Offering Islamic Financial Services: The  Development of Islamic Money Markets, March 2008, s.78-79.

[11] Servet Bayındır, Fıkhi ve İktisadi Açıdan İslami Finans (Para ve Sermaye Piyasaları) 2, Süleymaniye Vakfı Yay., İstanbul 2015, s. 56.

[12] Komisyon, Faizsiz Bankacılık Standartları, Türkiye Katılım Bankaları Birliği Yay., İstanbul 2012, s. 476.

[13] Alam – Rizvi, a.g.e., s.82.

[14] CBB Wakalah, http://www.Cbb.Gov.Bh/Page-P-The_Central_Bank_Of_Bahrain_ Launches_A_New_Liquidity_Management_İnstrument_(Wakalah)_For_The_İslamic_Retail_Banks.Htm [26/02/2018]

[15] IMF, Monetary Operations and Islamic Banking in GCC: Challenges And Options, IMF Working Paper. 2015, WP/15/2034, s.47.

[16] IMF, Monetary Operations and Islamic Banking in GCC: Challenges And Options, IMF Working Paper.2015, WP/15/2034, s.17.

[17] Thomson Reuters, Liquidity Management Through Sukuk: Innovative Solutions, 2016, s.16-18.

[18]TCMB,https://tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB%20TR/Main%20Menu/Temel%20Faaliyetler/Piyasalar/Acik%20Piyasa%20Islemleri (erişim tarihi: 20.09.2023).

[19]TCMB,https://tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB%20TR/Main%20Menu/Temel%20Faaliyetler/Piyasalar/Acik%20Piyasa%20Islemleri (erişim tarihi: 20.09.2023).

[20] Servet Bayındır, İslam Hukuku Penceresinde Faizsiz Bankacılık, Rağbet Yay., İstanbul 2005, s. 123-125.

[21] Yanpar, A.,  İslami Finans: İlkeler, Araçlar ve Kurumlar. İstanbul: Scala Yayıncılık. 2014.s 89-90.