Fatih Sultan Mehmed Dönemi Mûsikî Nazariyatçıları ve Eserleri

Fatih Sultan Mehmed Dönemi Mûsikî Nazariyatçıları ve Eserleri

Cilt/Sayı

2012 23. cilt – 1. sayı

Yazar

 Arif DEMİRa

aYıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı, Ankara

Öz

Fatih dönemi; Osmanlı tarihinde ekonomik, siyasi, askeri, sosyal ve kültürel alanda önemli gelişmelerin yaşandığı en önemli zaman dilimlerinden biridir. Dini ve pozitif ilimlerin birlikte okutulduğu, ilim adamlarının beklediği ilgiyi bulduğu, sanatın ve sanatçıların da rağbet gördüğü bu dönemde, mûsiki alanında da çok önemli çalışmalar yapılmış ve günümüze kadar ulaşan pek çok kıymetli eser ortaya konulmuştur. Mûsikî nazariyâtımızın geldiği seviye açısından önemli tarih dilimi olan Fatih döneminde yazılan eserlerin vurgulanması ve o tarihlerde mûsikî ilmindeki gelişmelere işaret edilmesi gerekmektedir. Zira bu dönem, gerek Türk Mûsikîsi kaynakları açısından ve gerek Türk Mûsikîsi sahasında eser veren mûsikî müellifler bakımından oldukça parlak bir zaman dilimini oluşturmaktadır. Mûsiki alanında yapılan çalışmalarda Safiyyuddîn ve Merâgî’nin etkilerinin de büyük olduğu bu dönemde; Hızır bin Abdullah, Bedr-i Dilşâd, Fethullah Şirvânî, Abdülaziz b. Abdülkadir Merâgî, Ladikli Mehmed Çelebi, Mahmud b. Abdülaziz b. Abdülkadir ve Ahmedoğlu Şükrullah gibi büyük müellif ve mûsikî üstadları yetişmiş ve kıymetli eserler meydana getirmişlerdir. Bu çalışmada; Mûsikî tarihimiz açısından oldukça önemli bir konuma sahip olan Fatih döneminde mûsikî nazariyatı alanında yapılan çalışmalar ve müellifleri ele alınacaktır

Anahtar Kelimeler

Mûsikî; fatih dönemi; nazariyat; ses

Abstract

Mohammed, the Conqueror,  Period is regarded as one of the most important periods of a time during which there were significant developments in economic, political, military, social and cultural fields in the course of history of Ottoman Empire. During this period in which religious and positive sciences were co-studied, when scientists got what they deserved, during which artists and artisans were favored, many significant works in the field of music were conducted and several valuable masterpieces have survived today. Mohammed, the Conqueror,  Period which could be viewed as a period during which theory of music reached a high level, should be paid close attention owing to the advances in musical scholarship in that era.   This period poses a central significance not only for Turkish music resources but also in terms of the music writers working in that era.  In this era, during which the influences of Safiyyudin and Meragi were felt to a large extent, music masters such as Hızır bin Abdullah, Bedr-i Dilşâd, Fethullah Şirvânî, Abdülaziz b. Abdülkadir Merâgî, Ladikli Mehmed Çelebi, Mahmud b. Abdülaziz b. Abdülkadir and Ahmedoğlu Şükrullah were raised and they produced invaluable works as well.  In this study, the works and music writers who studied in the field of theoretical music which have a great impact will be studied in detail.

Keywords

Music; fatih period; theoretical; sound


Osmanlı mûsikîsi, İslam dünyasında var olan mûsikî geleneğinin bir devamı ve yine onun en önemli tamamlayıcısı olarak değerlendirilmektedir. Daha önceki Türk-İslam devletlerinde olduğu gibi Osmanlılar devrinde de mûsikî, en önemli ilim sahalarından birini oluşturmaktadır. Bu dönemde Osmanlı Sultanları mûsikî ile ilgilenen ilim adamlarına özel önem vermişler ve onlara çeşitli iltifatlarda bulunmuşlardır. Osmanlı sarayları bu dönemde adeta mûsikî faaliyetlerinin merkezleri olmuştur. Sarayların bu konumunun yanında tekkeler, zaviyeler özellikle de mevlevihaneler mûsikînin himaye edildiği, yaşatılıp geliştirildiği yerlerin başında gelmektedir.

Mûsikî ile alakalı yapılan çalışmalarda; Osmanlı toplumunda yetişmiş 223 müelliften ve bunlara ait 440 eserden bahsedilmektedir. Toplam 713 eserin kaleme alındığı Osmanlı döneminde ne yazık ki 273 eserin müellifi ise bilinmemektedir.1 Mûsikî sahasındaki bu eserlerden önemli bir kısmı nazarî ve amelî mûsikîden bahsetmektedir. Eserlerde genel olarak makamlardan, mûsikî tarihinden, deverân–ı sûfiyye ve semâ’nın caiz olup olmadığından, mûsikînin tesirinden ve mûsikî ile tedavi gibi konulardan bahsedilmektedir.

Osmanlı döneminde yazıldığı tesbit edilen eserlerden 26’sı XV. asırda yazılmış olup bunlardan büyük bir kısmı ise Fatih dönemine aittir. Fatih döneminde, mûsikî faaliyetlerin merkezi genelde İstanbul olup mûsikî konusunda yapılan çalışmaların çoğu burada gerçekleşmiştir. Bu dönemde Fatih’e, mûsikî nazariyatı alanında yazılmış 3 adet eser ithaf edilip sunulmuştur.

FATİH SULTAN MEHMED (1432-1481)

29 Mart 1432 yılında Edirne’de dünyaya gelen II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) 7. Osmanlı padişahıdır. Sultan II. Murad ve Hüma Hatun’un oğlu olarak dünyaya gelen II. Mehmed, İstanbul’u fethinden sonra “Fatih” ve “Çağ açan hükümdar” namıyla anılmaya başlamıştır.

Sanatkar, şair ve alimler ile sohbet etmeyi seven Fatih, zamanının en büyük ulemalarından birisidir. Sanat ve ilim adamlarına çok önem veren Fatih, din veya mezheb gözetmeksizin tüm bilginleri korumuş ve sahasında ünlü pek çok alimi İstanbul’a getirtmiştir. Astronomi bilgini Ali Kuşçu, Ünlü Ressam Bellini bunlardan bazılarıdır. Aklî ve naklî ilimlerde söz sâhibi olan âlimlerin yetişmesi için medreseler kurmuş ve bu sayede yetişen büyük âlim ve sanatkârlar mühim eserler vermişlerdir. Fıkıh ilminde Molla Hüsrev, tefsirde Molla Gürânî, Molla Yegân, Hızır Çelebi, matematikte Ali Kusçu, kelâmda Hocazâde zamanının büyük âlimlerindendir. 1481 yılına kadar hükümdarlık yapan Fatih Sultan Mehmet bizzat 25 sefere katılıp yeteneği ve zekasıyla pek çok zaferler elde etmiştir. Osmanli Devletinin bütün temel müessese ve teşkilâti, Fâtih devrinde en mükemmel hâle gelmiştir. Enderûn Mektebini kurarak memleket için gerekli devlet adamı yetiştirilmesini de yine Fatih sağlamıştır.

İyi bir komutan ve devlet reisi olmasının yanında Fâtih, aynı zamanda önemli bir ilim ve sanat adamıdır. Kelâm ve matematik ilminde de devrinin en büyük otoritelerinden olan Fatih; Latince, Rumca, Arapça, Farsça ve Türkçeye bütün incelikleriyle vâkıftır Bunda şüphesiz Fatih’in şehzadelik yıllarında devrin çok önemli ilim adamlarından aldığı eğitimin çok önemli payı vardır. “Avnî” mahlasıyla yazdığı şiirlerleriyle de çok beğenilen Fatih, aynı zamanda divanı olan ilk padişahtır. Yazmış olduğu şiirlerle Fatih, şiir otoriterlerince de devrin üstatları arasında gösterilmektedir.

FATİH DÖNEMİ İLİM, KÜLTÜR, DÜŞÜNCE HAREKETLİLİĞİ

Fâtih dönemi; ilim, kültür ve düşünce bakımından en önemli dönemlerden biridir. Özellikle bu dönem ilim ve düşünce adamlarının önceki devirlere göre yükseliş gösterdiği bir dönemdir. Bu dönemde özellikle Felsefe, Kelam ve Tasavvuf alanlarında yetişen önemli ilim adamları ve onların vücûda getirdiği çok sayıda eser bulunmatadır. Daha çok Tıp ve Matematik alanında ilerlemelerin gözlemlendiği bu dönemde ilim ve kültür alanında ciddi anlamda bir canlılık göze çarpmaktadır.

Bu dönemde ilmî alandaki önemli gelişmelerde şüphesiz Fatih’in çok büyük etkisi vardır. Çünkü askeri, sosyal ve ekonomik alanda çok önemli başarılar elde eden Fatih, ilim ve düşünce dünyasına çok önem vermiştir. O bu dönemde Sahn medreselerini açtırmış, yetişmiş pek çok ilim adamını sarayına davet etmiş, yabancı kaynak ve kültürlerden yararlanmış, ünlü ilmî eserlerinin yazımını teşvik etmiş ve çeşitli organizelerle ilim ve düşünce hayatının gelişmesini olumlu yönde etkilemiştir. Şehzadelik yıllarında devrin ünlü alimlerden dersler alarak yetişen Fatih, yönetimin başına geçtikten sonra da sadece İslam dünyasında üretilen bilgi birikimiyle yetinmeyip, Batı’nın bilgi birikimin de yararlanarak ilim, felsefe ve düşünce yönünü daima geliştirmiştir.

Fatih, İstanbul’un fethinin ardından Osmanlı medreseleri tarihinde bir dönüm noktası olan Sahn medreselerini açmıştır. Sahn medreseleri devletin idarî, hukukî ve ilmî alanda ihtiyaç duyduğu elemanları yetiştirmiş olmasının yanında bu kurumlar aynı zamanda Osmanlı düşüncesinin de merkezi olmuştur. Medreselerin açılmasında ve yönetiminde tek yetkili olsa da kurulan medreselerin tüzüğü ve ders dağılımını Fatih, bir iddiaya göre Ali Kuşcu, Molla Hüsrev ve Mahmut Paşa’dan oluşan bir kurula hazırlatmıştır.2 Bu medreseler daha sonra döneminin en önemli bilgin ve düşünürlerini bünyesinde barındırmış ve böylelikle ilmin sürekliliği ve gelişmesi açısından önemli roller oynamıştır.

Fâtih, bilim ve düşüncenin gelişmesi için ülkeye pek çok ilim adamı davet etmiştir. Hekim Kutbeddin Acemî, Ali Kuşcu (ö. 1474), Alaattin Tûsî (ö.1482) ve benzerleri ilim adamları bu davete uyarak Osmanlı ülkesine gelmişlerdir. Düşünce ve ilim adamlarını destekleyen ve onları koruyan Fatih, Hurûfîlik ve benzeri ehl-i sünnet dışı görülen kimi tarikatlara da hoşgörüyle bakmıştır.

Fâtih döneminde, etkisi sadece kendi dönemi ile sınırlı olmayıp daha sonraki dönemleri de etki sahasına alan pek çok ilim adamı yetişmiştir. Şüphesiz bu dönemde ortaya çıkan eserlerde daha önceden var olan birikimin de önemli bir payı vardır. Bu birikimde; filozofların, bilim adamlarının, kelamcıların, mutasavvıfların, fakihlerin mûsiki müelliflerinin önemli oranda katkısı vardır. Fatih döneminde öne çıkan ilim adamları ve ortaya koydukları eserlerden bazıları şunlardır:3

Mantık alanında: Molla Hüsrev (ö. 1480)’in Nakdu’l-Efkâr fi Reddi’l-Enzâr’ı, Esîruddin Ebherî (ö. 1265)’nin İsagucî’si, Nasîruddin Tûsî’nin Tecrîd fî İlmi’l-Mantık’ı, Kazvinî (ö.1276)’nin er-Risâletu’şŞemsiyye fî İlmi’l-Mantık’ı, Urmevî (ö. 1283)’nin Metâliu’l-Envâr’ı ve Teftezanî’nin Tehzîbu’l-Mantık adlı eseri bu alan da öne çıkmış eserlerdir.

Fizik ve Matematik alanında: Murad b. İshak’ın Edviyetu’l-Müfrede’si, Sabuncuoğlu’nun Türkçe Mücerrebname’si ile Matematik alanında; Ali Kuşcu’nun el-Fethiyye ve el-Muhammediyye’si, Alaaddin Kirmanî’nin Bedâyiu’l-Amel fi Sinâyii’l-Hiyel’i ve Risale-i Mir’âtiyye’si (optik), Muslihiddin b. Sinan’ın Risale-i Eflâtûniyye’si (özgül ağırlık), Molla Lütfi’nin Tez’îfu’l-Ez’âf’ı (Geometri), Sinan Paşa’nın, Çağminî Şerhi, Hocazâde’nin Mukaddemâtu Seb’ fi Ma’rifeti Kavsi Kuzah’ı (optik) ve Hüsameddin Tokadî (ö.1450)’nin Risâle fi Beyâni Kavzi Kuzah adlı eserleri Fizik ve Matematik alanında öne çıkmış eserlerdir.

Fıkıh ve Kelam alanında: Molla Hüsrev (ö. 1480), Molla Lütfi’nin Risâle fi Tahkîki Vücûdi’lVâcib’i, Hocazâde’nin Risâle fi Bahsi’l-İlleti ve’lMa’lul’u, Molla Lütfi’nin Risâle fi Tahkîki Vücûdi’l-Vâcib’i ile yine bu dönemde Maturidî kelamcısı Nesefî’nin Akâid’i, Şiî kelamcısı Nasîruddin Tûsî’nin Tecrîdu’l-Mantık ve’l-Kelam’ı, Mutezile kelamına yakın Beyzavî’nin Tevâliu’l-Envâr’ı ve bu eserlere yapılan şerhler önemli çalışmalardır. Yine bu dönemde, Hızır Bey’in Kaside-i Nuniyye’si, Alaaddin Tûsî’nin Kitabu’z-Zuhr’u, Hocazâde’nin Tehafüt’ü kelam tarzı düşünceyle ilgili telif eserlerdir.

Tasavvuf ve Metafizik alanında: Fâtih dönemi, tasavvuf açısından oldukça zengin görünür. Çünkü bu dönemde Hurûfîler, Bayramîler ve Gülşenîler, vahdet-i vücud okulunun mensupları, Rum Abdalları ve Bektaşiler tasavvuf düşüncesi açısından önemli görünüm oluşturmaktadır.4 Bu dönemde tasavvuf; Vücûdiyyûn, İttihâdiyyûn, Hulûliyyûn ve muhakkikîn olmak üzere dört grup tarafından temsil edilmektedir. Alaaddin Tûsî ile Hocazâde’nin “Tehafüt” merkezli eserleri bu dönemde Metafizik alanda öne çıkmış eserlerdir.

FATİH DÖNEMİ MÛSİKİ ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

Fatih dönemi, Türklerin Doğu’da ve Batı’da askeri ve siyasî açıdan ilerlemelerine parelel olarak ilim ve sanat yönünden de büyük gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Neredeyse ilmin merkezi haline gelen ülkede, her çeşit ilim dalında değerli âlimler yetişmiştir. Mûsikî ile ilgili çalışmaların da hızlı bir şekilde devam ettiği bu dönemde, özellikle Türkistan ve Azerbaycan’da yoğunlaşan Türk mûsikîsi çalışmaları Osmanlı Devleti coğrafyasına doğru kaymaya başlamıştır.5

Fatih döneminin mûsikî dünyası ve çalışmaları hakkında elimizdeki kaynaklar ne yazık ki kısıtlı ve elimizde yeterli belgeler olmamakla beraber, bu döneme yakın zamanda yazılmış tezkireler önemli bilgiler içermektedir.6 Fatih zamanındaki musikişinâs ve şairlerin hayatı hakkında, Sehî (ö.1548)’nin Heşt Bihişt adlı Tezkire’si7 ile Taşköprizâde8 (ö.1561)’nin eş-Şekâiku’n-Nûmâniyye’sinde önemli bilgiler olsa da ne yazık ki bu bilgiler yeterli değildir. Yine yeterli olmasa da bu döneme ait Bursalı Tahir9 ve Mehmed Süreyya’nın10 verdiği bilgiler de son derece önemlidir. Ayrıca Muallim Cevdet ve Ahmet Refik Altınay’ın yayınladıkları Fatih zamanındaki Osmanlı arşiv belgeleri de bu dönem mûsikî hayatı hakkında önemli bilgiler içermektedir.

Fatih döneminde mûsikî teorisiyle ilgili ortaya atılan fikirlerin çoğunun temeli, Safiyyuddîn (ö. 1294) ile Abdulkadir Merâgî (1360-1435)’nin kitaplarına dayanırlar. XV. yüzyılın en tanınmış mûsikî alimlerinden olan Abdülkadir Merâgî’nin mûsikî ile çok sayıda eser kaleme aldığı bilinmektedir. Hatta Merâgî, nazariyat alanındaki Makâsıdu’l–Elhân11 adlı eserini Fatih’in babası II. Murad’a ithaf ettiği bilinmektedir.12 Gerek mûsikî kaynakları ve gerekse mûsikî bilginleri bakımından Fatih dönemi, oldukça parlak görülmektedir. Bu dönemde ortaya konan eserler ve müellifleri hem kendi dönemlerine hem de sonraki dönemlere damgalarını vurmuşlardır. Yazdığı şiirlerle de öne çıkmış olan Fatih, mûsikî ve sanat alanında uğraş veren insanları desteklemiş ve himaye etmiştir.13

Fatih döneminde mûsikî çalışmalarının yaygınlaşması ve gelişmesinde tekkelerin önemli bir rolü olmuştur. Başta Mevlevî tekkeleri olmak üzere mûsikî eğitimi veren birçok tasavvufî kurumda yetişen bestekarlar, Osmanlı tekke mûsikîsini zirveye çıkaracak önemli eserleri ortaya koymuşlardır.14

Fatih dönemi nazariyatçılarından Abdülkadir Meragî’nin oğlu Abdülaziz b. Abdülkadir ile torunu Mahmud b. Abdülaziz b. Abdülkadir, mûsikî nazariyatına önemli katkılarda bulunan isimlerdendir. Abdulaziz b. Abdülkadir, bazı ilaveler yaparak babasının Makâsidu’l-Elhân adlı eserini Nekâvatü’l– Edvâr15 adıyla şerh ederek Farsça yazdığı bu eserini Fatih’e ithaf ederken Mahmud b. Abdülaziz b. Abdülkadir ise Makâsîd’ul–Edvâr adlı eseri kaleme almıştır. Fethullah Şirvânî’nin Fatih’e ithaf ettiği Mecelletün fi’l–Musika’sı,16 Lâdikli Mehmet Çelebi’nin, Fâtih Sultan Mehmet’e ithaf ettiği El Fethiyye fî’lMûsikî17 ve daha sonraki yıllarda II: Beyazıd’a ithaf ettiği Zeynü’l Elhân’ı,18 Ahmedoğlu Şükrullah’ın Edvâr tercümesi, Nureddin Abdurrahmân Câmî (ö. 1493)’nin Risâle-i Mûsikî’si, Kadızâde Tirevî’nin Mûsikî Risâlesi,19 Ahîzâde Ali Çelebi’nin Risâletü’l-Mûsikî fi’l-Edvâr adlı Farsça eseri, Ali Şâh b. Hacı Büke’nin Mukaddimetü’lUsûl20 adlı eseri ve Şemsettin Nahîfî’nin Edvar adlı eserleri bu dönemde nazariyat alanında mûsikîde öne çıkan en önemli eserlerdendir. Bu eserlerde mûsikînin tarifinden, ıstılahlarından, makamlardan, âvâzelerden, şû’belerden, terkiplerden ve usûllerden önemli ölçüde bahsedilmektedir.

Fatih dönemi başta olmak üzere XV. yüzyılda mûsikî nazariyâtçısı olmamakla birlikte, dînî mûsikînin gelişmesine yardımcı olmuş olan pek çok mûsikîşinas bulunmaktadır. Bestekâr ve şâirliği ile bir çok sanatkârın yetişmesine destek olan Eşrefoğlu Rûmî, Şems–i Rûmî, mutasavvıfâne şiir ve besteleri ile tanınmış olan Abdürrahîm-i Tırsî (ö.1519) ve mutasavvıf Akşemseddîn bunlardan bazılarıdır.21

Fatih dönemi ile birlikte öncesi ve sonrasıyla bu dönemde yetişen mûsikîşinas ve bestekârlardan bâzıları şunlardır: Abdülhak Fervây, Abdürrahim Şems, Ali Avvâd, Ali Can Kalenderî, Ali Sitâî, Esmaî, Bedrettin Kulehdûz, Binâyî, Cüneyd Minkar, Çulha İlyas, Emir Gazanfer, Fatır Sagîr, Hacı Hâlil zâde, Hammam el Mısrî, Haydar Mısrî, Hâce Tâhir, Hüseyin Mardinî, İbn Harbende, Kâşkender, Mahmud Kulehduz, Mehmed Düyek, Muhammed Lala, Mehmet Siyah Kastamonî, Mevlânâ Şems, Muhyiddin Deştî, Nasreddin İskenderânî, Numan Herevî, Öksüz Ali, Salgur Şah, Seydi Ali Çelebi, Sultan Ahmed Bağdâdî, Mevlânâ Şâvur Kastamonî, Şeyh Safây-i Semerkandî, Bayezîd b. Hubla ve Üstad İshak.22

FATİH DÖNEMİ MÛSİKÎ NAZARİYATI MÜELLİFLERİ VE ESERLERİ

Aslında Fatih dönemini de içine alan XV. asırda mûsikî ile ilgili ortaya atılan fikirlerin ve bu sahadaki eserlerin çoğunun temeli Safiyyuddîn ile Abdulkadir Merâgî’nin kitaplarına dayanmaktadır. Türk mûsikîsi nazariyâtı adına günümüze kadar çalışma yapan mûsikî bilginlerinin Safiyyuddîn’den sonra en çok başvurdukları kaynakların Abdulkadir’in eserleri olmasında şüphe yoktur.

XV. yüzyılın en tanınmış mûsikî alimlerinden olan Abdulkadir Merâgî, makamlar ve usûl (ritim) konusunda bir çok değişiklik ve yenilik ortaya koyarak mûsikînin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Eserlerini Farsça kaleme alan Abdulkadir Merâgî, Safiyyuddîn’in yaşadığı dönemin şartları içerisinde ortaya koymaya çalıştığı mûsikî anlayışını, onun bıraktığı yerden devralmış ve mûsikî nazariyatı ile ilgili önemli katkılarda bulunmuştur. Bu özelliğinden ötürü Abdülkadir Merâgî (1360-1435), sadece yaşadığı döneme değil başta Fatih dönemi olmak üzere kendinden sonraki Türk mûsikîsi tarihinin tamamına damgasını vurmuş bir mûsikî alimidir.23 Kendisinden sonra oğlu Abdülaziz ve torunu Mahmud ile Fatih döneminde de etkin rol oynayan Abdülkadir Merâgî mûsikî sahasında; Kenz’üI-Elhân, Câmiu’1-Elhân,24 Şerh’u Kitâbü’I-Edvâr,25 Fevâid-î âşere26 ve Makâsidu’1- Elhân27 adlı eserleri kaleme almıştır. Çoğu eserini Farsça telif eden Merâgî, Makâsıdu’l–Elhân adlı eserinde mûsikî sanatının kıymeti ile birlikte kendi yaptığı sazları da anlatmaktadır.28

FETHULLAH ŞİRVÂNÎ: (1417-1486)

Fethullah Şirvânî, Fatih döneminin en önemli mûsikî alimlerinden biridir. Tam adı Fethullah bin Ebû Yezid Abdullah bin Abdülaziz bin İbrahim eşŞirvani’dir. İlk tahsilini babası Şükrullah’tan almış, ardından Serahs ve Tus’a giderek tahsiline devam etmiştir. Uluğ Bey’in kurmuş olduğu medresede usûl–i fıkıh, cedel, kelam, astronomi, geometri ve riyâzi ilimler öğrenen Şirvânî, İstanbul’un fethi esnasında Bursa’da bulunmuştur. II. Murad devrinin sonlarına doğru Anadolu’ya gelmiş burada Candaroğlu İsmail Bey’in kendisine iltifat etmesi üzerine Kastamonu medreselerinde bir müddet ders vermiştir. Bursa’da bulunduğu bu dönemde Fatih’e mûsikî üzerine yazmış olduğu Mecellet’ün fi’l–Mûsika adlı eserini sunduysa da fazla iltifat görememiştir.29 Fethullah Şirvânî, Fatih’e sunduğu Mecelletün fi’l–Musika30 adlı Arapça eserinde Yunan filozoflarının, İbn-i Sînâ’nın, Safiyyuddîn’in, Nasiruddîn Tûsi’nin ve Abdulkadir Merağî’nin eserlerinden faydalanmıştır. XV. asırda yaşayan makamlar, nağme ve perdelerin tarif ve tahlilinde önemli tenkitlerin yer aldığı bu eserin dışında Şirvânî’ya ait başka bir eser daha vardır.

Fethullah Şirvânî’nin Sultan Mehmed Hân adına kaleme aldığı, kaynaklarda Fatih Anonimi31 şeklinde de meşhur olmuş Risâle fî İlmi’l mûsîka, nazariyat alanında yazılmış değerli bir eserdir.32 Bu eseri, Şirvânî’nin Mecelletü’n fi’l-Mûsika adlı eseri Fatih’e sunup beklediği iltifatı görememesi üzerine mevcut eserini geliştirerek yeniden kaleme aldığı tahmin edilmektedir.33 Fethullah Şirvânî’nin muhteva yönünden Mecelletü’n fi’l-Mûsika’ya göre daha farklı konuları kaleme aldığı bu eser, Fatih döneminde nazariyat alanında yazılmış en iyi eserlerdendir. Mecelletü’n fi’l-Mûsika ile de dibaceleri aynı olan bu eser; sesin temelleri, sesin bölümleri, aralıklar, temel makamlar, bileşik makamlar, makam dizileri ve usûl konularını içermektedir. Fârâbî, İbn-i Sînâ, Safiyuddîn Urmevî gibi nazariyâtçılara atıfta bulunulan eserde özellikle adı geçen nazariyatçılar çeşitli konularda eleştirilmişlerdir.34

LADİKLİ MEHMED ÇELEBİ: ( Ö. 1494)

XV. yüzyıl ortalarında Amasya’ya bağlı Ladik’te doğan Ladikli Mehmed Çelebi, mûsikî sanatını seven ve bu sanat için çeşitli araştırmalar yapmış bir Türk Mûsikîsi alimidir. Yaşadığı devirdeki mûsikî sanatına vâkıf olan Ladikli Mehmed Çelebi, mûsikî ile ilgili eski yeni mûsikî anlayışları karşılaştırarak farklılıkları ortaya koymaya çalışmıştır.35 Ladikli Mehmed Çelebi, mûsikî nazariyâtı ile ilgili iki önemli eser kaleme almıştır. Aslında muhteva bakımından aralarında fazla bir fark olmayan bu eserlerden ilki Risâlet’ül-Fethiyye fi’l-Mûsîka adını taşımaktadır.36 Müellif, bu eserini Amasya’ya bağlı Ladik kasabasında te’lîf etmiş ve II. Murad’a eserini takdim etmiştir.37 Müellifin diğer eseri ise Zeyn’ül Elhân fî ilmi’t-Te’lif ve’l-Evzân’dır.38 1483 tarihinde te’lîf edildiği ve onun son çalışması olarak bilinen bu eseri Ladikli, Fatih’in oğlu II. Sultan Bayezid’e sunmuştur.39 Bu eser, Fethiyye’den sonra kaleme alındığı için Fethiye‘ye göre konular daha geniş bir şekilde ele alınmıştır. Her iki eserde de Ladikli Mehnet Çelebi; mûsikînin tarifi, mûsikî ıstılahları, makamlar, âvâzeler, şû’beler, terkipler ve usûller gibi konular üzerinde durmuştur.

ABDULAZİZ BİN ABDULKADİR MERÂGÎ

Fatih dönemi Osmanlı mûsikî nazariyatçılarından olan Abdülaziz, Abdülkadir Merâgî’nin küçük oğludur. II. Murad, Fatih ve II. Bayezid zamanlarında saray mûsikîşinasları arasında olan Abdülkadir’in oğlu Abdülaziz, babasının Makâsîd’ulElhân adlı eserine bazı ilaveler yaparak Nekâvat’ül– Edvâr adıyla şerh etmiştir.40 Merâgî’nin Abdülkâdirzâde diye tanınan üç oğlundan en küçüğü olan Abdülaziz, mûsikî nazariyâtına dâir yazdığı eserini 1451 ya da 1452 senesinde Fâtih Sultan Mehmed’e ithaf ettikten sonra İstanbul’da saraya alınmıştır.41 Babası gibi Farsça yazdığı Nekâvatü’l–Edvâr eserinde Abdülaziz, ayrıca Fatih’i öven bir şiirini de kendi icat ettiği iki makamda bestelemiştir.42 Günümüze kadar ulaşan Hâce imzalı bestelerin bir kısmının Abdülaziz’e ait olduğu da bilinmektedir.

MAHMUD BİN ABDULAZİZ BİN ABDULKADİR

Abdülkadir Merâgi’nin küçük oğlu Abdülaziz’in oğlu olan Mahmud, Fatih dönemi meşhur mûsikî nazariyâtçılarındandır. Mûsikî konusunda iki eser yazmıştır. Bu eserlerden Mehâsil’ül-Elhân adlı eseri zamanımıza kadar ulaşamamıştır. İkinci eser ise Makâsidu’l-Elhân adlı eser ile aynı mahiyette olan Farsça Makâsidu’l–Edvâr adlı eserdir.43 Eser; bir mukaddime ve sekiz fasıldan oluşmaktadır. Çeşitli resimler ve şekillerin bulunduğu eserde ölçüler, sesin ve nağmenin meydana gelişi, tellerinin tertibi, nağmeler arasında benzerlikler ve ayrılıklar, şedler ve ritmlerden bahsedilmektedir.44 Amnon Shiloah tarafından hatalı olarak Abdulkadir Maragî’ye nisbet edilen bu eserin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesinde mevcuttur.45

ŞEMSEDDÎN NAHİFÎ

Şems-i rûmi diye de meşhur olan Şemseddîn Nahîfi Fatih döneminde yaşayan büyük mûsikîşinaslardandır. Hayatının büyük bir kısmını II. Murad zamanında geçiren Şemseddîn ile Hızır bin Abdullah’ın aynı şahıs olabileceği ileri sürülse de bu iddia ne yazık ki ispatlanamamıştır. Edebiyat ve mûsikî bilgisi derin olan Şemseddîn Nahifî’nin mûsikîye dair Bursalı Mehmed Tahir’in de bahsettiği Bereket veya Edvâr adlı bir eseri ve çeşitli besteleri bulunmaktadır.46

AHMEDOĞLU ŞÜKRULLAH: (1388-1470)

Fatih dönemi mûsikî nazariyâtçısı, tarihçi, ilim ve devlet adamı olan Ahmedoğlu Şükrullah’ın II. Murad ve Fatih zamanlarında yaşamış olduğu sanılmaktadır. Mûsikîye dâir eserlerini II. Murad’ın teşvikiyle yazmış olan Ahmedoğlu Şükrullah, Fatih’in yanında iyi bir konuma sahip olmuştur.47 Ahmedoğlu Şükrullah, Safiyuddîn Urmevî’nin Kitab’ul-Edvâr adlı eserini Türkçe’ye tercüme etmiştir. Terceme-i Kitab’ul-Edvâr veya Risale-i fî ilm’il-Edvâr adlarıyla anılan bu eserde 35 bölüm bulunmaktadır. Ses sistemleri, makamlar ve ritmler hakkında bilgilerin verildiği eser aynı zamanda bu yüzyılda Osmanlılarda kullanılan ud, rebab, mizmar, çeng, kanun gibi mûsikî aletleri hakkında da önemli bilgiler içermektedir.48 Mûsikî ile ilgili bu eserinin dışında Ahmedoğlu Şükrullah, daha çok Edvâr-ı mûsikî49 ve Farsça kaleme aldığı Behçetü’tTevârîh adlı genel tarih içerikli eseriyle de tanınmaktadır.50

KADIZÂDE TİREVÎ (Ö. 1494)

Asıl adı Kasım b. Kadızâde olan ve döneminin ünlü mûsikî ustalarından olan Kadızâde Tirevî, Fatih döneminde Sahn-ı Seman medreselerinde müderrislik görevinde bulunmuştur. Mûsikî konusunda derin bilgisiyle dikkat çeken Kadızâde, özellikle Mevlevimûsikîsi ile ilgili çalışmalarını Sultan 2. Murat’a sunmasıyla da tanınmaktadır.51

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından imparatorluğun ilim yuvası olarak kurulan Sahn-ı Seman medreselerinde müderris olarak görevlendirilip burada başarılı ilim yılları geçiren Kadızâde Tirevî, daha sonra yine Padişah tarafından Bursa’ya Kadı olarak tayin edilmiştir.52 Klasik ilim adamlığından oldukça uzak olan Kadızâde, mûsikî ile çok yakından ilgilenmiştir. Yazmış olduğu mûsikî risalesi bu sahada çok ciddi bir çalışma olarak gösterilmektedir. Türkçe olarak yazılmış musiki eserleri arasında ilk olma özelliğini de taşıyan eserde, Türk mûsikî tarihine ışık tutacak önemli bilgiler bulunmaktadır. Makamların tasnifinin yeniden derlenerek verildiği eserde, ayrıca mûsikînin canlılar üzerindeki etkilerinden de bahsedilmektedir.

AKŞEMSEDDİN: (1390-1459)

1390 yılında Dımaşk’ta doğan Akşemseddin, Sühreverdi’nin torunlarından olup yedi yaşında babasıyla Anadolu’ya gelip Amasya’da yetişmiştir. İyi bir tahsil gördükten sonra Osmancık Medresesi’nde müderris olan Akşemseddin aynı zamanda Tıp öğrenmiştir. 1453 yılında İstanbul’un fethi esnasında Fatih’in yanında bulunan Akşemseddîn, alim ve şeyhlerdendir. Devrin padişahı Fatih üzerinde etkili olan alimlerden olan Akşemseddîn, İstanbul’un fetihten sonra bir müddet Zeyrek camii’nde ders vermiştir. Bir süre sonra tekrar Göynük’e dönerek insanları tedavi etme, ders verme ve irşad etme görevlerini yerine getirmiştir. Şubat 1459 tarihinde Göynük’te vefat eden Akşemseddin’in tasavvuf ve tıbba dair risaleleri vardır. Bunların dışında mûsikî ile ilgili Risâle fî Devarânu’l-Sûfiyye ve Raksihim adlı eseri ön plana çıkmaktadır.53

ALİŞAH B. HACI BÜKE: (Ö. 1500)

Alişah, XV. yüzyılda Herat’ta yaşamış Hüseyin Baykara ve Ali Şir Nevâi himayesinde yetişmiş mûsiki âlimidir. Hayatı hakkında fazla bilgiye sahip olamadığımız Alişah, Mukaddimetü’I-Usûl54 adlı nazariyat eseriyle musiki dünyasında şöhret kazanmıştır.55

Alişah’ın Mukaddimetü’I-Usûl adlı eserindeki nazariyatçılığının temellerini Farabi, İbn Sînâ, Kutbüddin Şirâzî, Abdülkadir Merâgî ve özellikle de Safiyyüddîn Urmevî oluşturmaktadır. Alişah bu kişilerden oldukça istifade etmekle birlikte onları nazarî bilgileri güncelleştirmeye ve daha da ileri götürmeye çalışmıştır. Özellikle yeni makam dizileri oluşturmada özellikle günümüzdeki mürekkep makam dizilerinin oluşturulması ve usüllerin yeniden yapılandırılarak yeni usullerin icadı konularında çeşitli görüşler ileri sürmüştür.

ABDURRAHMAN CÂMÎ: (1414-1492)

Horasan’ın Cam şehrinde doğan Abdurrahman Câmî, Risale-i Mûsikî adlı çalışmasıyla bilinmektedir. Dönemin bütün ilimlerinde söz sahibi olan Câmî, Semerkand ve Tebriz’e oradan da Herat’a gitmiştir. Burada Hüseyin Baykara’nın kendisi için yaptırmış olduğu medresede mûsikî ile ilgili çeşitli dersler okutan Câmî, 1492 yılında Herat’ta vefat etmiştir.56

Fatih döneminde yaşadığı halde mûsikî nazariyâtçısı olmayıp ancak besteledikleri ilahilerle mûsikînin gelişmesine yardımcı olmuş pek çok alim bulunmaktadır. Hacı Bayram Veli ve Eşrefoğlu Rûmî bu alimlerden bazılarıdır.

SONUÇ

Fâtih dönemi; ilim, kültür ve düşünce bakımından önemli ve hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde Fatih; Osmanlı Yönetimine layık bir düşünce dünyasının gelişmesi için ilim ve düşünce hayatına çok önem vermiş, bu alandaki kişileri desteklemiş, dışarıdan yetişmiş ilim adamı getirtmiş, kurduğu medreselerile Osmanlı Devletini ilim merkezi yapma yolunda önemli adımlar atmıştır.

Fâtih dönemi ilim ve düşünce hayatı incelendiğinde daha çok kelam, mantık, tasavvuf ve matematik alanında önemli kişilerin yetiştiği ve eserlerin yazıldığı görülmektedir. Ancak bu dönemde mûsikî sahasında yetişen müelliflerin ve onların ortaya koydukları eserlerin de çok önemli bir yer tuttuğu açıktır. Bu dönemde yazılan eserler kısmen daha önceki dönemlerde yetişen Safiyudîn ve Abdülkadir Merâgî’nin eserlerinin şerhi niteliğinde görünmekle beraber bu dönemde de mûsiki sahasında çok önemli eserler kaleme alınmıştır. Köklü bir mazisi olan Türk mûsikisi bu dönemde, özellikle nazariyat alanında tekamüle doğru bir periyod izlemiştir.

Fatih dönemde nazariyat alanında kullanılan bilgiler ve ses sistemi her ne kadar bugünkü kullandığımız bilgiler ve ses sisteminden farklı olsalar da aslında o dönemdeki bu bilgiler bugünkü nazariyat sistemimizin ve mûsikî kültürümüzün temelini oluşturmuştur. Fatih döneminde kullanılan 17 aralıklı ses sistemi; günümüzde Dr. Suphi Ezgi, Rauf Yekta ve Hüseyin Sadettin Arel gibi mûsikî bilginleri tarafından oluşturularak kullandığımız 24 aralıklı ses sisteminin aslında temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle Fatih dönemi mûsiki müelliflerinin ve onların kaleme aldıkları özellikle nazarî sahadaki eserlerinin bilinmesi, mûsikî müktesebâtımız ve mûsikî geleceğimiz adına son derece önemlidir.


KAYNAKÇA

1 Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, Gülcan Gündüz, M.Serdar Bekar, Osmanlı Mûsikî Literatürü Tarihi, IRCICA Yayınları, İstanbul 2003, s. IX.

2 Mefail Hızlı, “Osmanlının Klasik Döneminde Medrese”, Türkler, Ankara 2002, XI, 431.

3 Ahmet Kamil Cihan, “Fatih Dönemi Düşünce Hayatına Genel Bir Bakış”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 14 Yıl: 2003/1, s. 124- 126; Esin Kahya, “Osmanlılardaki Bilimsel Çalışmalara Genel Bir bakış,” Türkler, XI, 493; Ekmeleddin İhsanoğlu, “Osmanlı’da Bilim ve Bilim adamları”, Türkler, XI, 2002, S. 485.

4 A. Yaşar Ocak, “Klasik Dönem Osmanlı Düşünce Hayatı”, Türkler, Yeni Türkiye yayınları, Ankara 2002, C. XI, s. 23-25.

5 Nuri Özcan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mûsikî Ders Notları, s. 13.

6 Fatih dönemiyle ilgili olmakla birlikte Bkz. Arel, Sadettin, “Fatih Devri Musikisi”, Musiki Mecmuası, sayı 63, 1953; Karabey, Laika, “Fatih Devri Mûsikisi Hakkında Kısa bir Mütalaa”, Musiki Mecmuası, sayı 63, 1953. Ayrıca bkz. Uslu Recep, Fatih Döneminde Mûsikî, Kubbealtı Yayınları, İstanbul 2007. Fâtih devri üzerine yoğunlaşan bu kitapta; Fâtih ve mûsikî çevresi, dinî-dindışı mûsikî, makamlar ve Fâtih için yapılan besteler yer almaktadır.

7 Sehî, Tezkire: Heşt Bihişt (haz. Mustafa İsen), İstanbul 1980; orijinal tıpkıbasım nşr. Günay Kut, İstanbul 1978.

8 Taşköprizâde, eş-Şekâiku’n-Nûmâniyye (nşr. Ahmed Subhi Furat), Istanbul 1985.

9 Bursalı Tahir, Osmanlı Müellifleri, İstanbul 1915, I, 333.

10 Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî, Heppenheim 1971, II, 161.

11 Abdulkadir Meragi, Makâsıd’ul-Elhân, Nuruosmaniye Kütüphanesi, No: 3656. Bu eser üzerinde Cemal Karabaşoğlu Doktora tezi hazırlamıştır. Cemal Karabaşoğlu, Abdulkadir Merâgî’nin Makâsidu’l-Elhân adlı Eseri, MÜİF, Doktora Tezi, İstanbul 2010.

12 İhsanoğlu, a.g.e., s.20; Akdoğan, Bayram, Fethullah Şirvânî ve Mûsiki Risalesi Mecelletü’n fi’l- Mûsika, Ankara 2009, s. 58; Murat Bardakçı, Meragalı Abdulkadir, Pan Yayıncılık, İstanbul 1986, s. 127.

13 Akdoğan, Fethullah Şirvânî.., s. 25.

14 Cinuçen Tanrıkorur, “Osmanlı Mûsikîsi”, Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Târihi, İstanbul 1998, c. III, s. 500.

15 Abdulkadir bin Abdulaziz, Nakavât’ul–Edvâr, Nûr-u Osmâniye Kütüphânesi, No: 3646.

16 Topkapı Sarayı Kütüphânesi, No:3449; Nuri Özcan, “Osmanlılarda Mûsikî”, Osmanlı Ansiklopedisi, c.III s.217.

17 Bu eserin Nuruosmanıye Kütüphanesi no:3655’te bir nüshası vardır. Hakkı Tekin, Ladikli Mehmed Çelebi ve Risâle-i Fethiyyesi, Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 1999.

18 Bu eser üzerinde Ruhi Kalender Doktora Tezi hazırlamıştır. Bkz. XV. Yüzyılda Mûsikî Kuramı (nazariyâtı) ve Zeynu’l-Elhan fî İlmi’t-Telif ve’lEvzân, (Basılmamış Doktora Tezi), Ankara 1982.

19 M. Nuri Uygun, Kadızâde Tirevî ve Mûsikî Risâlesi, (M.Ü.S.B.E. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 1990.

20 Ahmet Çakır, AliŞah B.Hacı Büke (?-1500)’nin Mukaddimetü’l-Usûl Adlı Eseri, (M.Ü.S.B.E. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 1999.

21 Sadeddin Nüzhet Ergun, Türk Mûsikîsi Antolojisi, İstanbul 1942, , c.I , s.15; Nuri Özcan, “Osmanlılarda Mûsikî”, Osmanlı Ansiklopedisi, c.III s.217.

22 Recep Uslu, “Aydınlı Şemseddin Nahîfî Ve Bilinmeyen Eserinden XV. Yüzyılda Osmanlılarda Ve Orta Asya’da Mûsikîşinaslar”, Türkler, Ankara 2002, c.VIII, s. 589.

23 Recep Uslu, “Aydınlı Şemseddin Nahîfî Ve Bilinmeyen Eserinden XV. Yüzyılda Osmanlılarda Ve Orta Asya’da Mûsikîşinaslar”, Türkler, Ankara 2002, c.VIII, s. 589.

24 Bu kitabın Nuruosmaniye’de no:3644 ve no:3645 numarada olmak üzere iki adet nüshası bulunmaktadır. Bardakçı, Meragalı Abdulkadir, s. 140-142; Amnon Shiloah, The Theory of Music in Arabic Writings, s. 171-172.

25 Eserin bir nüshası, Nuruosmaniye Kütüphanesinde 3651 numarada kayıtlı bulunan mecmuanın birinci risâlesidir. Farsça olan bu eseri, II.Murad’ın emriyle Ahmedoğlu Şükrullah Arapça nüshasından Türkçeye tercüme etmiştir.Onur Akdoğu, Türk Müziği Bibliyografyası, s. 9.

26 Bu eserin müellif hattı, Nuruosmaniye Kütüphanesi, 3651/11 numarada kayıtlılıdır. Bayram Akdoğan, Fethullah Şirvânî, s. 45.

27 Abdulkadir Meragi, Makâsıd’ul-Elhân, Nuruosmaniye Kütüphanesi, No: 3656.

28 Eserin Hicrî 903’te nesih hatla yazılmış olan güzel bir nüshası, Nuruosmaniye Kütüphanesinde, No: 3656’da bulunmaktadır. Onur Akdoğu, Türk Müziği Bibliyografyası, Devlet Türk Mûsikîsi Konservatuvarı Yayınları, İzmir 1989, s. 12.

29 İhsanoğlu, a.g.e., s. XV.

30 Mecelletün fi’l–Mûsika’nın nüshası, Topkapı Sarayı Kütüphânesi’nde 3449 numara ile kayıtlıdır. Fethullah Şirvânî’nin Mecelletün fi’l-Mûsîka adlı eseri hakkında Bayram Akdoğan Doktora tezi hazırlamıştır. Fethullah Şirvânî ve Mecelletun fi’l-Mûsîka Adlı Eserinin XV. yüzyıl Türk Mûsikîsi Nazariyatındaki Yeri, (Basılmamış Doktora Tezi), Ankara, 1996. Daha sonra bu eser Fethullah Şirvâvî ve Mûsikî Risalesi Mecelletun fi’l-Mûsîka adıyla 2009 yılında kitap olarak basımı yapılmıştır.

31 British Museum. Or. 2361: 168b – 219b. Fatih Anonimi ile ilgili Arif Demir 2010 yılında, Osmanlı Padişahı II. Mehmed’e (Fatih Anonini) sunulan Anonim Mûsikî Risalesi adlı Doktora tezi hazırlamıştır. Farmer, “The Sources of Arabian Music” adlı eserinde Fatih Anonimi’nden “XV. yüzyılda mûsikî konusunda Sultan Muhammed ibn-i Murad’a yazılmış Anonim eser” şeklinde bahsetmektedir. Bkz. Henry George, The Sources of Arabian Music, Leiden 1965, s.62-63. Yine Farmer, A History of Arabian Music adlı eserinde ise “Murad oğlu Mehmed’e yazılan Risale” anlamına gelen “Risale-i Muhammed ibn-i Murad” şeklinde bir ifade kullanmaktadır. Bkz. Farmer, A History of Arabian Music, London 1929 W.C., s. 246. Yine son dönem Batılı mûsikî araştırmacılarından Baron Rodolphe D’Erlanger, mûsikî nazariyatı sahasında kaleme aldığı “La Musigue Arabe” adlı eserinin 4. cildinin ilk bölümünü Fatih Anonimi’ne ayırmıştır. D’Erlanger, “La Musigue Arabe”, adlı eserinin 4. cildinde bulunan makalenin adı “Traite anonyme dedie au Sultan Osmanlı Muhanned II.” şeklindedir. Yani “Osmanlı Padişahı II. Mehmed’e yazılan Anonim mûsikî risalesi” demektir. Bkz. Baron Rodolphe D’ Erlanger, La Musigue Arabe, Paris 1939, C. IV.

32 Nuri Özcan, “Osmanlılarda Mûsikî”, Osmanlı Ansiklopedisi, c.III s.217; İhsanoğlu, Osmanlı Musikî Literatürü Tarihi, s.XV; Demir, Fatih Anonimi, s. 63- 67.

33 İhsanoğlu, Osmanlı Musikî Literatürü Tarihi, s. 16; Arif Demir, Fatih anonimi, s.70-75.

34 İhsanoğlu, Osmanlı Musikî Literatürü Tarihi, s. 16.

35 İhsanoğlu, a.g.e., s. 18-21.

36 Öztuna, TMA, II/20. Kalender, a.g.e., s. 61. Bu eserin bir nüshasının Londra’da British Museum Or: 6.629’da ve Kahire, Dâru’l-Kütüb, 364’te bulunmaktadır. Bir kopyasının Çorum-İskilip Halk Kütüphanesinde no: 972’de kayıtlıdır. Başka bir nüshasının da Tunus’ta Zeytûniye Câmiî Kütüphanesinde olduğu ve Baron d’Erlanger tarafından La Musique d’Arabe adıyla Fransızca’ya çevrilerek neşredildiği bilinmektedir. Eser hakkında Doktora ezi hazırlamıştır. Hakkı Tekin, Ladikli Mehmed Çelebi ve Risâle-i Fethiyyesi, Niğde Üniversitesi, Doktora Tezi, 1999.

37 Uzunçarşılı, a.g.e., c. II, s. 608; Akdoğan, Fethullah Şirvânî ve Mûsiki Risalesi, s.40. Fethiyye’nin şerh ve tahkîkini yapan Hâşim Muhammed er-Receb ve İhsanoğlu, Ladikli’nin bu eserini Sultan II. Bayezid için te’lîf ettiğini ve ona takdim ettiğini söylemektedir. Bkz. İhsanoğlu, Mûsikî Literatürü, s.19. Râuf Yektâ’nın naklettiği bilgiler ve Ruhi Kalender’in yorumlarına göre ise eser Fatih’e sunulmuştur. Ruhi Kalender, Türk Din Mûsikîsi Dersleri Ders Notları, s. 61; Ladikli Mehmet Çelebî’nin Fethiyye adlı eser, Er-Risâletu’l-Fethiyye adıyla yayınlanmıştır. Şerh ve Tahkîk: Hâşim Muhammed er-Recep, Kuveyt 1986.

38 Fârâbî, Kitâbu’l-Mûsikî el-Kebîr, Fransızca Çeviren: Baron R. D’Erlanger, Paris 1930, C.III, s. 25-26. Bu eserin Nuruosmanıye Kütüphanesi No:3655’te bir nüshası vardır. Bu eser üzerinde Ruhi Kalender Doktora tezi hazırlamıştır. Bu eserin Türkçe’ye çevrilmiş bir nüshası, Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi No:2192’de kayıtlıdır. Farmer, Sources, s. 62; Rauf Yekta, Anadolu Mûsikîşinasları Hakkında Tarihi Tetebbular-1, Ladikli Mehmed Çelebi, Anadolu Mecmuası, sayı I, 1924; Recep Uslu, “Ladikli Mehmed Çelebi zerine Şüpheler”, Mûsikî Mecmuası, Sayı 462, 1998, s. 33-38; Recep Uslu, “XV. Yüzyılda Yazılmış Türkçe Mûsikî nazariyâtı Eserleri”, Tarih Dergisi, XXXVI, 1995-2000, İstanbul 2000, s. 462-463; Hakkı Tekin, Ladikli Mehmed Çelebi ve Risâle-i Fethiyyesi, Niğde Üniversitesi, Doktora Tezi, 1999.

39 Ruhi Kalender, Mehmed Çelebi, Zeynü’l-Elhân fî ilmi’t-Te’lîf ve’l-Evzân, s. 63; Cemal Karabaşoğlu, Abdulkadir Merâgî’nin Makâsidu’l-Elhân adlı Eseri s. 9.

40 Bu eserin Nuruosmaniye kütüphanesi No: 3646’da bir nüshası vardır. Bu eser üzerinde Ferdi Koç Doktora tezi hazırlamıştır. Ferdi Koç, Abdülaziz b. Abdülkâdir Merâgî ve “Nekāvetü’l-Edvâr” İsimli Eserinin XV. Yüzyıl Mûsikî Nazariyatındaki Yeri, AÜİF, Ankara2010;

41 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlılar Zamanında Sarayda Mûsikî Hayatı, s. 80; Recep Uslu, Fatih Devrinde Bestekarlar ve Eserleri, Mûsikî Mecmuası, sayı: 465, 1999, s. 25-26; Karabaşoğlu, Abdulkadir Merâgî’nin Makâsidu’l-Elhân adlı Eseri, s.24.

42 İhsanoğlu, a.g.e., s. 22-23.

43 Mahmud bin Abdulaziz bin Abdulkadir, Makâsîd’ul–Edvâr, Nuruosmaniye Kütüphanesi, nr.3649.

44 Yekta, Anadolu Mûsikîşinasları.., s. 50; İhsanoğlu, a.g.e., s. 25-26; Özalp, a.g.e., C. I, s. 334.

45 Nuruosmaniye Kütüphanesi, No:3649; İhsanoğlu, a.g.e., s. 25-26; Özalp, a.g.e., s. 334.

46 Recep Uslu, “Fatih Devrinde Bestekarlar ve Eserleri”, Mûsikî Mecmuası, sayı 465, 1999, s. 26. Recep Uslu, “Fatih Dönemi Mûsikîşinaslarından Şemseddin Nahifî ve Bilinmeyen Eseri”, Osmanlı Dünyasında Bilim ve Eğitim, Milletlerarası Musikî Kongresi Tebliğleri, İstanbul 12-15, Nisan 1999, İstanbul 2001, s. 227-238; Özalp, a.g.e., s. 332-333.

47 İhsanoğlu, a.g.e., s. 30-33; Uzunçarşılı, Osmanlılar zamanında Sarayda Mûsikî Hayatı, s. 80; Nuri Özcan, “XV-XVI. Asırlarda Türk Dünyasında Mûsikî”, XVXVI. Asırları Türk Asırları Yapan Değerler, İstanbul 1999, s. 236.

48 Eserin nüshasının bir faslı Rauf Yekta tarafından Milli Tetebbular Mecmuası, C. II, s. 137-141, 233-239’da yayınlanmıştır. İçindeki çeşitli mûsikî aletleri üzerine Wilhelm Friedich 1944 yılında doktora çalışması yapmıştır. İsmail Baha Sürelsan, “Onbeşinci Asır Türk Mûsikî Müelliflerinden Ahmedoğlu Şükrullah,” Mûsikî ve Nota, sayı 5, Mart 1970, s. 4-7; Özalp, a.g.e., s. 318-320; Murat Bardakçı, “XV.Yüzyılda Yaşamış Bir Türk Müzisyeninden Öğütler,” Tarih ve Toplum, sayı 78, 1990, s. 30-34.

49 Bu eser üzerinde Ramazan Kamiloğlu Doktora tezi hazırlamıştır. Ramazan Kamiloğlu, Ahmedoğlu Şükrullah ve Edvâr-ı Mûsikî Adlı Eseri, Ankara 2007.

50 Öztuna, Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi, C. II, s. 292.

51 M.Nuri Uygun, Kadızade Tirevi ve Musiki Risalesi, Marmara Üniveristesi Sosyal bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi, Yüksek lisans Tezi, İstanbul 1990.

52 Taşköprülüzade İsamuddin Ebul’hayr Ahmet efendi, Eş-Şâiku’n-Nûmâniye fî’ Ulemâid-Devleti’l-Osmaniye, Neşreden: Abdülkadir Özcan, İstanbul 1985, s.189

53 Akşemseddîn’in eserlerinden Menâkıb-ı Akşemseddîn adlı eseri, merhum Ali İhsan Yurd tarafından Fatih Sultan Mehmed Han’ın Hocasi Şeyh Akşemseddin’in Hayati ve Eserleri adlı çalışma ile tercüme edilmiştir.

54 Eser hakkında Ahmet Çakır, Alişah b. Hacı Büke’nin Mukaddemetü’l-Usül adlı 1999 yılında Doktora tezi hazırlamıştır. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1999.

55 Eserin nüshası, İstanbul Üniversitesi Eski Eserler Kütüphanesi Farsça Yazmalar Bölümü, 1097 No’lu bölümündedir. Owen Wright’e göre eserin bir tek nüshası bulunmaktadır. Bkz. Owen Wright, “Mûsikî”, The Encyclopedia of İslam, Vol. VII, Leiden, New York 1993, s.687.

56 Kamiloğlu, Ahmedoğlu Şükrullah.., s. 12-17.