Halid b. Velid Neslinden Kudüslü Âlim ve Seyyah Halil Cevad Efendi

Halid b. Velid Neslinden Kudüslü Âlim ve Seyyah Halil Cevad Efendi

Cilt/Sayı

2023 34. cilt – 2. sayı

Yazar

Esra YILDIZa

aYalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü, Yalova, Türkiye

Öz

Osmanlı İlmiye bürokrasisinde Hz. Peygamber’in nesli “Ehl-i beyt”ten sonra en etkin ulema ailesi Halid b. Velid’in soyuna mensup “Hâlidîler”dir. Özellikle Kudüs’teki ilmî faaliyetlerde bu aile öne çıkmaktadır. Hâlidî ulema arasında ilmî yönüyle temâyüz etmiş ve devletin birçok kademesinde görev almış âlimlerden birisi de Kudüslü Halil Cevad Efendi’dir. Halep, Kosova ve Diyarbakır niyabetlerinde görev yapan Cevad Efendi, ilmî seyahatleri ve kitaplara düşkünlüğü ile bilinmektedir. Kendisini çağdaşlarından farklı kılan en önemli özelliği ise Kudüs’teki Hâlidîye kütüphanesini tasnif etmesi ve buraya çok kıymetli yazma eserler kazandırmış olmasıdır. Çalışmamızda Şeyhülislâmlığın ve Osmanlı ulemasının temel kaynaklarından birisi olan Meşihat Arşivi’ndeki defter ve belgeler ışığında, önemli bir âlim ve seyyah olan Halil Cevad Efendi’nin eğitimi ve hizmet hayatı ele alınmıştır. Böylece Kudüs’ten İstanbul’a uzanan ilim yolcusu Halil Cevad Efendi’nin ilmî ve kültürel faaliyetleri ilim dünyasına tanıtılmıştır.

Anahtar Kelimeler

İslam Tarihi; Halil Cevad Efendi; Halid b. Velid; tedkik-i müellefât meclisi; seyahatnâme

Abstract

In the Ottoman Ilmiye bureaucracy, the most influential ulama (scholars) family after the progeny of the Prophet -the Ahl al-Bayt- were the Khalidis, who belonged to the lineage of Khalid ibn al-Walid. This family stood out, especially in scientific activities in Al-Quds (Jerusa-lem). Khalil Jawad Efendi from Al-Quds was one of the scholars who were in the spotlight among the Khalidi ulama with his scientific aspect and took charge at many levels of the state. He served in Aleppo, Kosovo, and Diyarbakir, and was known for his scholarly travels and his infatuation with books. The most important characteristics that made him different from his contemporaries was that he was a good traveler and had brought in valuable manuscripts by classifying the Khalidiyya library in Al-Quds. In this study, the education and service life of Khalil Jawad Efendi, an influential scholar and traveler, is discussed in the light of the documents of the Meshihat Archive, which is considered one of the primary sources of Ottoman Sheik al-Islam Institution and scholars. Thus, being a traveler from Al-Quds to Istanbul, his scientific and cultural activities are introduced to the world of science.

Keywords

Islamic History; Khalil Jawad Efendi; Khalid ibn al-Walid; tadkik al-muallafat commission; travelogue


EXTENDED ABSTRACT

The Ottoman State systematically continued its studies of lineage writing and genealogy determination, which it inherited from the Arab society, thanks to the Naqib al-Ashraf body of Shayk al-Islam Institution. Although it was established to determine the lineage of “sayyids and sharifs”, it also ensured that the pedigrees of the descendants of the Companions (Sahaba) were confirmed and became official before the state.

A famous commander and companion Khalid b. Walid, whom the Prophet gave the title of “Saifullah”, was a member of the Quraysh tribe. His lineage is united with the lineage of the Prophet through his grandfather Murre from the seventh navel. In the books of Siyer (prophetic biography) and Tabakat (biography of the famous figures), it is stated that the lineage of Khalid b. Walid did not continue, and almost all of his children died in the plague epidemic in the Syrian region.

In the Ottoman Ilmiye bureaucracy, the most influential ulama family after the Prophet’s generation “Ahl al-Bayt”, was Khalidis, who belonged to Khalid b. Walid’s lineage. This family stands out especially in scientific activities in Quds (Jerusalem). Khalidis, who took active roles in the Ilmiye organization, performed duties such as mudarris, imam, mufti, foundation trustee and receiver, juzhan (people who read the parts of the Holy Quran), dervish lodge attendant, Sharia Court clerk, orphanage directorate, sheikh and kadi (Muslim judge).

One of the scholars whose pedigree was approved by the Naqıb al-Ashraf was Khalil Jawad Efendi, a descendant of Khalid b. Walid. Jawad Efendi, who started his education in his hometown of Quds and completed higher education in Istanbul, served as regent in the provinces of Aleppo, Kosovo and Diyarbakir. He also worked as a member of the Tadkik al-Muallafat al-Sharia Committee, which was established to examine the religious publications within the body of the Shayk al-Islam Institution. Jawad Efendi wrote works in many fields, especially in fiqh, history, literature, memoirs and travel books. He spent his 77 years in the libraries of the towns he visited besides his official and political duties. The feature that distinguishes him from other scholars of his time is the travels he made to Andalusia and Morocco and the travel book he wrote as a result of these travels. Khalil Jawad Efendi, born and raised in Quds, donated the rare works he bought from the cities he travelled to and brought them to the scientific treasury of the Khalidiyya Library in Quds before his death.

In this study, the life and scientific activities of Khalil Jawad Efendi, one of the important scholars and travellers of the 19th century, are discussed. His genealogy is determined by examining the diploma in his biography file in the Meshihat Archive. His scientific activities are explained in detail from the information in his service schedule. Information about the works of Khalil Efendi, who loved travels and wrote down his travel experiences during these travels, is also given.

Osmanlı Devleti, Arap toplumundan tevarüs ettiği nesep yazımı ve şecere tespiti çalışmalarını, Şeyhülislamlık bünyesindeki Nakîbü’l-eşraflık sayesinde sistematik bir şekilde devam ettirmiştir. Bu kurum her ne kadar “seyyid” ve “şeriflerin” nesebinin tespiti için kurulmuş olsa da ashabın neslinden gelenlerin şecerelerinin tasdiklenmesi ve devlet nezdinde resmiyet kazanmasını da sağlamıştır.

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Seyfullah” unvanını verdiği meşhur bir kumandan ve sahâbî olan Halid b. Velid, Kureyş kabilesine mensuptur. Nesebi yedinci göbekten dedesi Mürre vasıtasıyla Hz. Peygamber’in soyuyla birleşmektedir. Siyer ve tabakât kitaplarında Halid b. Velid’in soyunun devam etmediği ve çocuklarının neredeyse tamamının Suriye’deki veba salgınında öldüğü belirtilmesine rağmen[1] Meşihat Arşivi’ndeki defter ve belgelere baktığımızda bu neslin devam ettiği görülmektedir.

Nakîbü’l-eşraflık müessesesi tarafından şeceresi onaylanan ulemadan birisi de Hz. Halid b. Velid’in neslinden Halil Cevad Efendi’dir. Memleketi Kudüs’te eğitim hayatına başlayıp yükseköğrenimini İstanbul’da tamamlayan Cevad Efendi, Halep, Kosova ve Diyarbakır vilayetlerinde naiplik yapmış ve son olarak Şeyhülislamlık bünyesindeki dinî eserleri incelemek için kurulan Tetkîk-i Müellefât-ı Şer‘iyye Heyeti’nde aza olarak bulunmuştur. 

Çalışmamızda 19. yüzyılın önemli âlim ve seyyahlarından Halil Cevad Efendi’nin hayatı ve ilmî faaliyetleri ele alınmıştır. Meşihat Arşivi’ndeki tercüme-i hâl dosyası içerisindeki icazetnamesi incelenerek nesebi tespit edilmeye çalışılmış, hizmet cetvelindeki bilgilerden ilmî faaliyetleri detaylı bir şekilde izah edilmiştir. Seyahat etmeyi seven ve bu seyahatleri esnasındaki tecrübelerini de kaleme alan Halil Efendi’nin eserleri hakkında da bilgi verilmiştir.

Halil Cevad Efendi’nin sicil dosyasındaki tercüme-i hâl varakasının latinizesi, icazetnamesi, nüfus tezkiresi, maaş cetveli ve Hâlidîye Kütüphanesi’ndeki çalışmaları esnasındaki fotoğrafları ekler bölümüne ilave edilmiştir.

    1. HALİL CEVAD EFENDİ’NİN AİLESİ VE ŞECERESİ

Halil Cevad Efendi, 1281/1865 yılında Kudüs’te dünyaya gelmiştir. Babası Meclis-i İdare Azasından Hoca Bedr Efendi ve annesi Selma Hanım’dır. Hz. Peygamber’in “Seyfullah” unvanını verdiği meşhur kumandan sahabî Hz. Halid b. Velid’in[2] sülâlesine mensup olduğu için Hâlidîzâdeler olarak tanınmaktadır.[3] Tabakat kitaplarında her ne kadar Hz. Halid b. Velid’in neslinin devam etmediği ifade edilse de[4] Halil Cevad Efendi’nin Şeyhülislamlığa sunduğu biyografisinde nesebinin Halid b. Velid’e ulaştığı kayıtlıdır.[5] Osmanlı Devleti’nde Hz. Peygamber’in soyuna mensup seyyid ve şeriflerin neseplerinin kaydedildiği[6] gibi Halid b. Velid’in nesli için de şecereler düzenlenmiştir. Hatta bunlar devletin yetkili makamı olan Şeyhülislamlık tarafından tasdiklenmiştir.[7]

Halil Cevad Efendi’nin icazetnâmesinde soyu,  “Seydâ Halil Cevad el-Hâlidî b. Seydâ Bedr b. Seydâ Mustafa b. Seydâ Halil b. Seydâ Mehmet b. Seydâ Halil b. Seydâ Mehmet Sunullah el-Hâlidî ed-Deyrî el-Makdisî” olarak kaydedilmiştir.[8]

1.1. HALİD B. VELİD’İN NESEBİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER VE HÂLİDÎLER

Halid b. Velid, Ebû Süleymân Seyfullâh ve Fârisü’l-İslâm Hâlid b. el-Velîd b. el-Mugîre el-Mahzûmî el-Kureyşî (ö. 21/642), Hz. Peygamber’in seyfullah unvanını verdiği meşhur kumandan sahâbîdir.[9]

Halid b. Velid’in soyu, “Halid b. el-Velid b. el-Muğire b. Abdullah b. Amr b. Mahzum b. Yakaza b. Mürre b. Ka‘b b. Luey b. Galib b. Fihr b. Mâlik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Mead b. Adnan”[10] olmak üzere yedinci göbekten Mürre b. Ka‘b’da Hz. Peygamber’in soyuyla birleşmektedir.[11]

Hâlid b. Velîd’in hanımları ve çocukları hakkında kaynaklarda çok az bir bilgi bulunmaktadır. Çocuklarının en meşhuru, birçok savaşa katılan Humus Valisi Abdurrahman’dır.[12] Kırk kadar çocuğu olduğu ve tamamına yakınının Suriye’deki veba salgınında öldüğü rivayet edilmektedir. Her ne kadar tüm çocuklarının salgında vefat ettiği ifade edilse de Şeyhülislamlık Arşivi belgelerine baktığımızda Halid b. Velid’in soyunun devam ettiği görülmektedir. Dönemin Nakîbü’l-eşrâfı, Nakîbü’l-eşrâf kaymakamları, müftü ve kadılarının Hâlidîlerin soylarıyla ilgili onayladıkları belgeler, resmi şecere yerine geçmiş ve devletin sağladığı imkân ve imtiyazlardan istifade etmişlerdir.[13]

İlmiye teşkilatı içerisinde aktif olarak görev alan Halidîler, müderrislik,[14] imamlık, müftülük,[15] vakıflarda tevliyet ve câbilik,[16] cüzhanlık,[17] zaviyerdarlık,[18] mahkeme-i şer‘iyye katipliği,[19] eytam müdürlüğü,[20] şeyhlik[21] ve kadılık[22] gibi görevleri ifa etmişlerdir.

Halid b. Velid’in neslinden gelenlere maaş bağlanmış,[23] İstanbul’a yolculuklarında harcırah verilerek[24] gerekli kolaylık ve saygının gösterilmesi istenmiş,[25] kendilerine hediyeler takdim edilmiş,[26] sıkıntılarının çözülmesi için resmi makamlara yazılar gönderilmiş[27] ve vergiden muaf olanların halk nezdinde rencide edilmemesine de özen gösterilmiştir.[28]

1.2. HALİL CEVAD EFENDİ’NİN NESEBİ

    2. HALİL CEVAD EFENDİ’NİN EĞİTİM VE HİZMET HAYATI 

İlköğrenimine sıbyan mektebinde başlayan Halil Cevad Efendi, devrinin meşhur ulemasından Şâfi mezhebi müftüsü Şeyh Mehmet Esat Efendi’nin ders halkasına katılarak ondan icazet almıştır.[29] Ardından Mısır’a giderek Ezher Camisi şeyhi Abdurrahaman eş-Şirbînî’den[30] (ö.1908) usul ve hadis dersleri okumuştur.[31]  İlim yolculuğunda Dersaadet’i tercih eden Halil Cevad Efendi, Mısır’dan İstanbul’a gelerek Huzûr-ı Humâyûn Dersi Mukarriri ve Ders Vekili Gümülcineli Ahmed Âsım Efendi’den (ö. 1911)[32] de icazet almıştır.  Daha sonra, Mecelle’yi baştan sona şerh eden ve yaptığı çalışmalarıyla Şeyhülislamlık’tan büyük takdir gören meclis-i tedkîkât-ı şeriyye azalığı, mekteb-i nüvvâb müdürlüğü, askerî kassâmlık, ilâmât-ı şer‘iyye mümeyyizliği, evkaf müfettişliği ve evkâf-ı hümâyun meclis başkanlığı görevlerinde bulunan Mehmed Atıf Efendi’nin (ö. 1898)[33] derslerine katılmıştır.[34]

Tanzimat döneminde şerî hâkimlerin yetiştirilmesi amacıyla açılan Mekteb-i Nüvvâb’ın[35] sınavlarını kazanarak başarılı bir eğitim hayatının ardından mezun olmuştur. Sonrasında Tunus’ta dinî, felsefî, aklî ve naklî ilimlerin okutulduğu ve zengin bir kütüphanesi de bulunan Zeytûniye Cami’nde[36] ilmi faaliyetlerde bulunmuş ve dönemin meşhur Faslı âlimlerinden ders almıştır.

Halil Cevad Efendi, Fas şehrinde daha çok Mâlikî mezhebine dayalı eğitimin verildiği Karaviyyûn Medresesi’nde[37] Faslı hadis ve fıkıh âlimi olan Kettâniye tarikati müntesibi Ebû Muhammed Cafer b. İdris el-Kettâni’nin (ö.1905)[38] ilim halkasına katılmıştır. Ayrıca İdrisiler hanedanının kurucusu I. İdris’in neslinden gelen Faslı fakih ve muhaddis Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Ömer ez-Zükkârî el-Hayyât’ın (ö.1925)[39] derslerine devam etmiştir.[40] Şam’ın ileri gelen âlimlerinden Müfessir Muhammed Cemaleddin b. Muhammed Saîd el-Kâsimî ed-Dımaşkî (ö.1914)[41] ve Müftü Ebu’l-Hayr b. Âbidin Efendi’den icazet almıştır.[42]

Halil Cevad Efendi, 7 Temmuz 1901’de 36 yaşında Halep vilayetinin Cebel-i Sem‘ân kazası naibliği ile hizmet hayatına başlamış, bir süre sonra bu görevinden istifa ederek Fas ve Endülüs’e seyahat için yollara düşmüştür. Gittiği şehirlerde ilk olarak bölgenin kütüphanelerini ziyaret eden Halil Cevad Efendi, buralardan birçok nadir yazma eser satın almıştır.[43] Fas ve Endülüs seyahatinden sonra naib olarak görevlendirildiği kazalarda da kütüphanelerde vakit geçirmeye ve bir yandan da kendi kütüphanesini zenginleştirmeye çalışmıştır.

Yaşadığı dönemde seyyah olarak tanınan ve nadir eser mütehassısı olarak ün kazanan Cevad Efendi, 26 Ocak 1906 tarihinde 1.300 kuruş maaşla Kosova vilayetine bağlı Kalkandelen kazası niyabet-i şer‘iyyesine atanmıştır. 18 Nisan 1907 tarihinde 1.300 kuruş maaşla Kosova vilayetine bağlı Mitrovica niyabet-i şer‘iyyesine ve 14 Aralık 1909’da 4.000 kuruş maaşla Diyarbakır merkez niyabet-i şer‘iyyesine tayin edilmiştir.[44]

Halil Cevad Efendi, seyahate ve memleketi Kudüs’e düşkünlüğünden dolayı idari açıdan bazı problemler yaşamıştır. Naiblik vazifesini yürütürken kullandığı izinler sebebiyle dinlediği bazı davaların uzamasına sebebiyet vermiştir. Görevine devam etmemesinden kaynaklı sıkıntılarla ilgili Şeyhülislamlık tarafından hakkında bir dizi tahkikat yapılmıştır. Örneğin Rumeli vilâyât-ı şahanesi müfettişliğince Mitrovica naibi Halil Cevad Efendi’nin vazifesine devam etmediği şikâyeti üzerine tahkikat yapılmış, “müteveffa Mehmet Luşna veresesinin zararına sebebiyet verdiğine ve Eytam Müdürü Hüsnü Efendi’den kefil almayarak usulsüz davrandığına” kanaat getirilmiştir. Bunun üzerine Şeyhülislamlığa bağlı Emval-i Eytam İdaresi, kazada hemen bir eytam meclisi teşkil edilerek Müdür Hüsnü Efendi’nin dönemine ait muhasebesinin tetkiki yapılarak yetimlerin zararına sebebiyet verilmemesi yönünde Mitrovica niyabetini uyarmıştır.[45] Halil Cevad Efendi’nin Diyarbakır naibliği görevi esnasında Cercisizade ailesi ile ilgili gördüğü nikâh ve veraset davasından dolayı da hakkında şikâyetler olmuştur. Şeyhülislamlıkla yaklaşık bir yıl süren yazışmalar neticesinde isnat edilen suçların doğru olmadığı ve şikâyetlerin yersiz olduğuna karar verilmiştir.[46]

Halil Cevad Efendi’nin Diyarbakır naibliği esnasında Kudüs’e gitmek için fazla izin alma gerekçelerinin başında, kendisine miras kalan arsalarla ilgili davalarının on beş yıldır sonuçlanmamasına dayandırmıştır.[47] Kudüs mahkemesinde görülen davasının sonuçlanmaması üzerine Diyarbakır’daki görevinden istifa ederek Kudüs’e dönmüş ve yerine Karahisar-ı sahip Naibi Hüseyin Hüsnü Efendi tayin edilmiştir.[48]

Her fırsatta Kudüs’e gidip ders halkaları kuran Halil Cevad Efendi,[49] kuruluşu 17. yüzyıla kadar uzanan ve 19. yüzyılda Kudüs şehrinin en önemli ilmî ve kültürel zenginliği sayılan Hâlidîye Kütüphanesi’nin[50] tasniflenmesi ve kataloglanmasında Şam Umumi Kütüphanesi Müdürü Tahir el-Cezerî ile birlikte aktif olarak görev almıştır. Hâlidiye Kütüphanesi’nin en hatırı sayılır hâfız-ı kütüplerinden sayılan Halil Cevad Efendi,[51] şehir şehir gezerek satın aldığı birçok nadir el yazma kitabı vefatından önce bu kütüphaneye bağışlamıştır.[52] Hatta Hâlidiye Kütüphanesi’nde kendi isminde “Halil Hâlidî” koleksiyonu bulunmaktadır.[53]

Halil Cevad Efendi, memleketi Kudüs’ten ilim tahsili için geldiği İstanbul’a bu kez de hizmet için gelmiştir.[54] 1 Nisan 1914 tarihinde 2.000 kuruş maaşla, dinî içerikli eser ve risalelerin basılmadan önce tetkik edilmesi için Sultan II. Abdülhamid devrinde H.1306/1888-1889 yılında Şeyhülislâmlık bünyesinde kurulan Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Meclisi[55] azalığına tayin edilmiştir. Bu görevi esnasında Kudüs’e gidip geldiği zamanlarda oradaki kütüphanelerde önemli gördüğü bazı temel eserleri basım için İstanbul’a getirmiştir. Örneğin Kıraat ilmiyle ilgili Muhammed b. Muhammed el-Harrâz’ın “Mevridü’z-Zam’ân” isimli eserinin basımı için Tedkîk-i Müellefat-ı Şer‘iyye’den izin almıştır.[56]

Halil Cevad Efendi, idari meseleler haricinde ailevi birtakım sıkıntılar da yaşamıştır. Mecnun olan kardeşi Emin el-Hâlidî’nin vasiliğini üstlendiğinden kardeşinin bir takım hukukî işlemlerini takip etmiştir. Ancak bir süre sonra kız kardeşi Emine Hanım tarafından, mecnun olan ve Cebel-i Lübnan’da bir Fransız hastanesinde tedavi gören kardeşi Emin b. Bedir el-Hâlidi’nin hakkını zayi ettiği gerekçesiyle Kudüs mahkemesinde aleyhinde dava açılmıştır.[57] Yaklaşık dört yıl süren bu davanın neticesinde verilen karar, İstanbul’a temyize gönderilmiştir.[58] Temyiz neticesinde Mecnun Emin el-Hâlidî için kardeşleri Halil Cevad Efendi ve Emine Hanım dışında başka bir vasi tayin edilmesine karar verilmiştir.[59]

İstanbul’daki görevi esnasında sağlık problemleri yaşayan Halil Cevad Efendi, fazla izin kullanmak durumunda kalmıştır. 26 Haziran 1914’te eşyalarını İstanbul’a getirmek ve Kudüs’teki işlerini tamamlamak için iki ay süreyle izin istemiştir.[60] 16 Ocak 1916 tarihinde kış mevsimi gerekçesi ile üç ay,[61] 12 Ekim 1919’da sağlık sorunları sebebiyle altı ay izin talep etmiştir. Dâru’l-Hilafeti’l-Aliyye Medresesi Hıfzı’s-sıhha müfettişliğinden aldığı raporla dört ay izne ayrılmıştır.[62] 

Halil Cevad Efendi’nin memleketi Kudüs’e gitmek için sürekli izin alması,[63] Tedkîk-i Müellefat-ı Şer‘iyye meclisinin çalışmalarını aksatmıştır.[64] Hatta meclisin haberi olmadan izne ayrılması, reis ve azaların bu durumdan rahatsız olmasına sebebiyet vermiştir.[65] Meclisin mutât toplantılarında Halil Cevad Efendi’nin izin meselesi gündeme gelmiş, “Azadan Halil Cevad Efendi’nin aldığı izni kullanmaması sebebiyle görevinden ayrılış tarihinin bildirilmesine gerek kalmadığı, haftada üç günden ibaret olan meclisin mesai programına düzenli devam etmeyen bu azanın yeni mesai programında görevine devam etmesi konusunda uyarılması gerektiğine” karar verilmiştir.[66]

Tedkîk-i Müellefât-ı Şer‘iyye Azası Halil Cevad Efendi,[67] 21 Haziran 1921 tarihinde müddet-i mezuniyeti dolduğu halde görevine dönmediği[68] ve yedi ayı aşkın süredir vazifesine gelmediği gerekçesiyle müstafi (istifa etmiş) sayıldığından yerine Kazaskerlik Müşaviri Hamdi Efendi tayin edilmiştir.[69]

1908’den 1918’e kadar devletin yönetiminde birinci derecede rol oynayan İttihat ve Terakki Fırkası’nın[70] faaliyetlerine de katılan Halil Cevad Efendi, böylece siyasetten de geri durmamıştır.[71]

İstanbul’dan Kudüs’e dönen Halil Cevad Efendi, 1925-1927 yılları arasında “Fetih” adında haftalık ve “Zehra” isminde aylık dergiler çıkartmıştır.[72] 1931-1932 yıllarında Endülüs ve Fas seyahatine kaldığı yerden devam etmiş, Kudüs’e döndüğünde Kudüs İstinaf Mahkemesi Reisliği görevine getirilmiştir. Cevad Efendi aynı zamanda Suriye’deki Arap İlim Örgütünün üyesidir.[73]

19. yüzyılın Hanefi âlim[74] ve seyyahlarından olan Halil Cevad Efendi’nin evlendiği ancak çocuğunun olmadığı rivayet edilmektedir.[75] Hayatının son günlerini uzlette kitaplarının arasında geçiren Halil Cevad Efendi, 1941 yılında Kahire’de Ramazan ayında vefat etmiş ve Bâbu’n-nasr mezarlığına defnedilmiştir.[76]

    3. HALİL CEVAD EFENDİ’NİN İLİM DÜNYASINA KATKILARI

Türkçe, Arapça ve Fransızca bildiğini ifade eden Halil Cevad Efendi, birçok kıymetli eser kaleme almıştır. Usûl-i sahîhaya dair “Ümmühât-ı Kütüb-i İslamiyye” isimli bir kitap yazmıştır. Ebü’l-Abbâs Şihâbüddîn Ahmed b. Muhammed b. Ahmed el-Kureşî el-Makkarî et-Tilimsânî el-Fâsî’nin (ö. 1041/1632)[77] Endülüs ile ilgili “Nefhu’t-Tîb min Gusni’l-Endelüsi’r-râtib” adlı hacimli tarih kitabını ihtisar etmiştir.  

Halil Cevad Efendi, “Garb-ı Endülüs Seyahatnâmesi” isminde bir eser yazmıştır. Ayrıca Meşihat Arşivi’ndeki sicil dosyasında bulunan tercüme-i hal varakasında ilim ve sanata dair mufassal bir risâle[78]  telif ettiğini ifade etmesine rağmen bu risalesi dosyasında mevcut değildir.

Edebiyat alanında yaklaşık otuz risaleden oluşan el-İhtiyârâtü’l-Hâlidiyye, Hudûd-ı Usûl-i Fıkıh, Rıhletî ilâ Bilâdi’l-Mağrib ve’l-Endülüs, Risaletün Kebiratün fî Tahkik-i vaz‘i’l-hurûf ve’l-ef‘âl, Risaletün fi Ciheti’l-câmi‘a, 50 cüzden oluşan Müzekkiretü fî Zikri mâ Vakafe aleyhi Mine’l-kütübi ve’l-mektûbât isimli eserlerini ilim dünyasına kazandırmıştır.[79]

Fıkıh, tarih, edebiyat, hatırat ve seyahatname başta olmak üzere birçok sahada eser yazan Halil Cevad Efendi, 77 yıllık ömrünü resmî ve siyasî görevlerinin yanında gezip dolaştığı beldelerin kütüphanelerinde geçirmiştir.

    SONUÇ

İstanbul Müftülüğü Meşihat Arşivi’ndeki sicil dosyası ve yazışmaları perspektifinde hazırlanan çalışmamızda Kudüslü Halil Cevad Efendi’nin yaşam serüveni, nesebi ve ilmî faaliyetleri ele alınmıştır. Hz. Halid b. Velid’in nesebinin devam edip etmediği tartışmalı bir konudur. Fakat Halil Cevad Efendi’nin, Hz. Peygamber’in ashabından Hz. Halid b. Velid’in neslinden geldiği Şeyhülislamlık tarafından kabul edilmiş ve nesebi ile ilgili belgeler sicil dosyasına kaydedilmiştir. Aslında dosyasındaki bu belgeler neslinin devam ettiğinin ve bu durumun Osmanlı Devleti tarafından kabul edildiğinin bir göstergesidir.

Halil Cevad Efendi’nin ilmî yönden beslendiği mekânlar Kudüs, Mısır ve Dersaadet’tir. Devrinin en meşhur âlimlerinden Abdurrahaman eş-Şirbînî, Gümülcineli Ahmed Âsım Efendi, Mehmed Atıf Efendi, Ebû Muhammed Cafer b. İdris el-Kettâni, Ebü’l- Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Ömer ez-Zükkârî el-Hayyât, Muhammed Cemaleddin b. Muhammed Saîd el-Kâsimî ed-Dımaşkî’den ders alan Halil Cevad Efendi, ilminin semeresini fıkıh, tarih, edebiyat, hatırat ve seyahatname başta olmak üzere farklı birçok alanda eserler vererek ortaya koymuştur.

Halil Cevad Efendi’yi devrinin diğer âlimlerden ayıran özelliği ise Endülüs ve Fas’a yaptığı seyahatler ve bu seyahatler neticesinde yazdığı seyahatnamesidir. Garb-ı Endülüs Seyahatnâmesi başta olmak üzere el-İhtiyârâtü’l-Hâlidiyye, Hudûd-ı Usûl-i Fıkıh, Rıhletî ilâ Bilâdi’l-Mağrib ve’l-Endülüs, Risaletün Kebiratün fî Tahkik-i vaz‘i’l-hurûf ve’l-ef‘âl, Risaletün fi Ciheti’l-câmi‘a, Müzekkiretü fî Zikri mâ Vakafe aleyhi Mine’l-kütübi ve’l-mektûbât isimli eserleri onun iyi bir eğitim aldığını ve çok yönlü bir âlim olduğunu ispat etmektedir.

Kudüs’te doğup yetişen Halil Cevad Efendi, seyahat ettiği beldelerden satın alarak ilim hazinesine kazandırdığı nadir eserleri, vefatından önce Kudüs’teki Hâlidiye Kütüphanesine bağışlaması Kudüs’e olan vefasını göstermektedir. Hatta bunun nişanesi olarak da Hâlidiye Kütüphanesi’nde kendi isminde “Halil Hâlidî” koleksiyonu bulunmaktadır. Ayrıca Kudüs’ün en önemli kütüphanesinden biri olan Hâlidiye Kütüphanesinin tasnif ve kataloglama çalışmalarında aktif rol alması, kütüphanecilik faaliyetlerini önemsediğinin bir göstergesidir.

Halil Cevad Efendi, her zaman olumlu yönleriyle gündeme gelmemiştir. Niyabet ve Tedkik-i Müellefât-ı Şer‘iyye Meclisi azalığı görevleri esnasında izin sürelerinin uzaması sebebiyle hakkında birtakım şikâyetler gündeme gelmiştir. Hatta izin süresi bittiği halde görevine başlamaması üzerine müstafi sayılmış ve azalık görevi son bulmuştur. Bu konuların açıklığa kavuşturulmasında sadece sicil dosyasının yeterli olmadığı, hakkında yapılan tahkikat ve yazışmaların incelenmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Nitekim Cevad Efendi, seyahat ve kütüphanelere olan düşkünlüğü ile tanınmakla birlikte bahsedilen izinlerinin çoğunu, miras davaları ve mecnun kardeşinin vesayet davasını takip için almıştır.

Ailevi meselelerle epey zaman ve enerji harcayan Halil Cevad Efendi’nin mecnun olan kardeşi Emin el-Hâlidî’nin vasiliği davası neticesinde kendisi ve kardeşi dışında başka bir vasi tayin edilmesine karar verilmiştir.

Meclis-i Tedkîk-i Müellefât-ı Şer‘iyye Azalığı görevden ayrıldıktan sonra İttihat ve Terakki Fırkası’nın faaliyetlerine katılması, siyasetten uzak kalmadığını göstermektedir. Tüm bu ilmî, siyasî ve resmî görevlerinin yanında bir de “Fetih” ve “Zehra” isminde dergiler çıkartarak yayın faaliyetlerinden geri durmamıştır.

77 yıllık ömrü boyunca evlendiği, ancak evladının olmadığı rivayet edilmektedir. Meşihat Arşivi Sicil Dosyaları içerisinde soyundan devam eden bir âlime de rastlanılmamıştır. Aldığı resmi görevlerin haricinde adını eserleri ve kütüphanede yaptığı çalışmalarıyla devam ettiren Halil Cevad Efendi’nin kitapları tercüme edilerek ilim dünyasına kazandırılmayı beklemektedir. Halil Cevad Efendi’nin hayatını konu alan çalışmamızla, nesebi tespit edilmiş, soy ağacı çıkartılmış, ilmî ve siyasî yaşam serüveniyle eserleri bilim dünyasına tanıtılmıştır.


KAYNAKÇA

[1]İbn Hişam, es-Sîretu’n-Nebeviyye, Dârü’l-Fikr, Beyrut 1992, 1/103-132, 361; 2/165 vd., 276-278, 349, 373-399, 400, 406-409, 428-431, 436-439, 442-445, 457-459, 526-527, 543-548, 592-594; Mustafa Fayda, “Hâlid b. Velid”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1997, 15/289-292.

[2]Mustafa Fayda, “Hâlid b. Velid”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 15/289-292.

[3]Bkz. Ek-1: MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 1. Belge.

[4]Hâlid b. Velîd’in hanımları ve çocukları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Hemen tamamı Suriye’deki veba salgınında ölmüş olan kırk kadar çocuğu bulunduğu rivayet edilir. Bunların en meşhuru birçok savaşa katılan Humus Valisi Abdurrahman’dır. Bk. Fayda, “Hâlid b. Velid”, 15/289-292.

[5]Bkz. Ek-2: MŞH, SAİD, 30/11, 198C; Yusuf Maraşlı, Nesrü’l-Cevâhir ve’d-Dürer fi Ulemai’l-Karni’r-rabi’ aşer; İkdü’l-Cevher fi Ulemai’r-rub’i’l-evvel mine’l-karni’l-hamis aşer, Darü’l-Ma’rife, Beyrut 2006, 1/412-413; İbn Sa‘d, Kitabü’t-Ṭabaḳāt. thk. Ali Muhammed Ömer, Mektebetü’l-Hanci, Kahire 2001/1421 1/288-289, 339-340; 2/62-63, 128-130, 134-158, 168-169; 3/325, 488; 4/252-259; 7/394-398; 8/277-279; İbn Hişam, es-Sîretu’n-Nebeviyye, 1/103-132, 361; 2/165 vd., 276-278, 349, 373-399, 400, 406-409, 428-431, 436-439, 442-445, 457-459, 526-527, 543-548, 592-594; Halîfe b. Hayyât, Kitabü’t-Ṭabaḳāt, thk. Süheyl Zekkâr, Vizaretü’s-Sakafe, Dımaşk 1966, 1/43; 2/769.

[6]Osmanlı dönenimdeki Nakîbü’l-eşrâfların düzenlediği hüccetler için bk. Ayhan Işık, Meşîhat Arşivi Belgeleri Işığında Seyyidler ve Nakîbü’l-eşrâflık Müessesesi, İlâhiyât Yayınları, Ankara 2021, s. 162-184; Ayhan Işık, “Siyâdet Hüccetleri ve İrşâd İcâzetnâmelerinin Semantik ve Sembolik Tahlili”, Alevilik Araştırmaları Dergisi, 2016, sayı: 11, s. 129-179.

[7]Ayhan Işık, “Osmanlı Devleti’nde Nakîbü’l-eşrâflık Müessesesi ve Meşîhat Arşivindeki Nakîbü’l-eşrâf Defterleri”, Alevilik Araştırmaları Dergisi, 2014, sayı: 8, s. 217-227.Beyrut Vilayeti Hassa Naibi Abdülmuttalip Rasim Efendi’nin Şeceresi ve İcazetnamesi için bk. MŞH, SAİD, 114/3, 1299A ve Hz. Halid b. Velid soyuna mensup Musa Şefik Efendi’nin şecere ve icazetnamesi için bk. MŞH, SAİD, 225/14, 3730; Ayhan Işık, “Mühimme Defterlerinde Ehl-i Beyt ve Nakîbü’l-eşrâflıkla İlgili Hükümler”, I. Uluslararası İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Kongresi Bildiri Kitabı, ed. Mustafa Yiğitoğlu, Karabük Ün. Yayınları, 2018, s. 125-144.

[8]Bkz. Ek-3: MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 2. Belge.

[9]Fayda, “Hâlid b. Velîd”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 15/289-292.

[10]Mustafa Fayda, “Hz. Muhammed”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2005, 30/423-428.

[11]Fayda, “Hâlid b. Velid”, 15/289-292.

[12]Fayda, “Hâlid b. Velid”, 15/289-292.

[13]Osmanlı Devleti’nde sadece Hz. Peygamber’in soyuna değil, sahabenin büyüklerinin neslinden gelenlere de maaş bağlandığı veya ihsanda bulunulduğuna dair örneklere rastlamaktayız. Bk. Işık, Meşîhat Arşivi Belgeleri Işığında Seyyidler, 240; MŞH. SAİD. 114/3; 189/14; 93/25; 90/14.

[14]BOA, İE. TCT. 14/1615.

[15]MŞH. SAİD. 199/24, 2936.

[16]Câbilik, Osmanlı Devleti’nde vakıflara ait kira ve gelirleri toplayan görevlidir. Bkz. Mehmet İpşirli, “Câbî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1992, 6/529-530. BOA. C.EV. 4252/1511.

[17]Cüzhânlık, Osmanlı Devleti’nde câmi veya türbe gibi yerlerde geliri bir vakıf tarafından sağlanarak Kurân-ı Kerim cüzlerini okuma vazifesidir. BOA. AE.SMST.III. 5/313.

[18]Zaviyedarlık, Osmanlı Devleti’nde zaviyelerde tarikat faaliyetlerini yürütmekle görevli şeyhlerin icra ettiği vazifedir. BOA. E.EV. 212/491.

[19]Mahkeme-i şer‘iyye kâtibi, Osmanlı Devleti’nde şer‘iyye mahkemelerde dava tutanaklarını yazan ve mahkemeye ait tüm yazışmaları yapan görevlidir. MŞH. SAİD. 226A.

[20]Eytam müdürü, Şeyhülislamlık’ta yetimlerin mallarının işletilmesi ve muhafaza edilmesi için kurulan Eytâm Müdüriyeti’nin her türlü işlerinden sorumlu idareci konumundaki görevlidir. MŞH. SAİD. 93/25, 911D.

[21]Şeyhlik, Osmanlı Devleti’nde bir tarikatın kurucusu yahut bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimsenin üstlendiği vazifedir. BOA. DH.MKT. 170/044; BOA. DH.MKT. 194/183.

[22]Kadılık, Osmanlı Devleti’nde hukukî uyuşmazlıkları ve davaları karara bağlamak üzere devletçe tayin edilen hâkimin yaptığı vazifedir. MŞH. SAİD. 85/5, 810.

[23]BOA. A. MKT. NZD. 149/66; BOA. İ. EV. 16/36; BOA. İ. EV. 15/1; BOA. BEO. 1142/85650; BOA. DH.MKT. 2174/54.

[24]BOA. C. ML. 149/6306.

[25]BOA. HR.SYS. 2935/49; BOA. A.DVN.MHM. 19/7.

[26]BOA. A.MKT.NZD. 262/29.

[27]BOA. A.MKT.UM. 58/63.

[28]BOA. C.ML. 5712/3400; BOA. BEO. 406060/4477; BOA. MAD. D. 14250.

[29]Bkz. Ek-3: MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 1. Belge.

[30]Abdurrahaman eş-Şirbînî, Ali b. Muhammed el-Biblâvî’nin yerine Ezher şeyhliğine getirilmiştir.

[31]Ahmet Özel, “Şirbînî, Abdurrahman b. Muhammed”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2010, 39/188-189.

[32]Nihat Engin, “Gümülcineli Ahmet Asım Efendi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1989, 2/44-45; Sadık Albayrak, Son Devir Osmanlı Uleması, İstanbul İBB Yayınları, İstanbul 1980, 1/66, 115-116; 3/23-24; 5/532; Ebül‘ulâ Mardin, Huzur Dersleri, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul 1951, 1/400, 539; Ebül‘ulâ Mardin, Huzur Dersleri, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul 1966, 2/147-149, 3/397-403, 3/461-580.

[33]Hasan Güleç, “Âtıf Mehmed Bey”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1991, 4/61; Eşref Edib, “Âtıf, Kuyucaklızâde Mehmed Âtıf Bey”, İslam-Türk Ansiklopedisi, İstanbul 1941, 1/646-650.

[34]Maraşlı, Nesrü’l-Cevâhir ve’d-Dürer fi Ulemai’l-Karni’r-rabi’ aşer; İkdü’l-Cevher fi Ulemai’r-rub’i’l-evvel mine’l-karni’l-hamis aşer, 1/412-413. 

[35]İlhami Yurdakul, “Mekteb-i Nüvvâb”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2019, Ek-2/240-241.

[36]İsmail Yiğit, “Zeytûne Cami”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2013, 44/381-383.

[37]Abdülhâdî et-Tâzî, “Karaviyyîn Camii”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001, 24/478-479.

[38]Bkz. Ek-4: MŞH, SAİD, 30/11, 198C; Ahmet Özel, “Kettânî, Cafer b. İdris”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2019, Ek-2/51-53; Ebû Muhammed Cafer b. İdris el-Kettâni’den aldığı icazetnamesi sicil dosyasındadır.

[39]Ahmet Özel, “İbnü’l-Hayyat ez-Zükkârî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2020, Ek-1/610-612.

[40]Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Ömer ez-Zükkârî el-Hayyât’dan aldığı icazetnamesi sicil dosyasındadır. Bk. MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 2. Belge.

[41]Ali Turgut, “Cemâleddin el-Kasımî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1993, 7/311-312.

[42]Maraşlı, Nesrü’l-Cevâhir ve’d-Dürer fi Ulemai’l-karni’r-rabi’ aşer; ikdü’l-cevher fi ulemai’r-rub’i’l-evvel mine’l-karni’l-hamis aşer, 1/412-413.

[43]Halil Cevad Efendi, seyahatlerinde satın aldığı eserleri, Hâlidiye Kütüphanesine bağışlamıştır. Hâlidiye Kütüphanesi Kataloğu için bkz. Bernâmecü’l-Mektebeti’l-Hâlidiyyeti’l-Umûmiyye, Şeyh Tâhir el-Cezâirî, Corci Hananya Matbaası, Kudüs 1318/1900; Velid el-Halidî, “el-Mektebetü’l-Halidiyye fi’l-Kuds”, Fihrisü Mahtûtâti’l-Mektebeti’l-Halidiyye el-Kuds, haz. Hızır İbrahim Selâme, Kudüs 2009; Murat Çelik, “Osmanlı Kudüs’ündeki Kütüphaneler”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 2020, sayı: 29, s. 213-239.

[44]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 4. Belge.

[45]MŞH, EO, 1418/89.

[46]MŞH, EO, 1516/1 ve 1565/16.

[47]MŞH, EO, 1596/36.

[48]MŞH, EO, 1625/8.

[49]Halil Cevad Efendi’nin Kudüs’te çekildiği vesikalık fotoğraf için bkz. Ek-5.

[50]Çelik, “Osmanlı Kudüs’ündeki Kütüphaneler”, s.213-239.

[51]Halil Cevad Efendi’nin Kudüs’teki Halidiye Kütüphanesinde çekildiği fotoğraflar için bkz. için bkz. Ek-6 ve 7.

[52]Âdil Menâ, A‘lâmu Filistin fî Evâhiri’l-ahdi’l-Osmânî, Müessesetü’d-Diraseti’l-Filistiniyye, Beyrut 2011, s.159-160.

[53]Rıbhi Alyân, El-Mektebât fi Medineti’l-Kuds, Camiatü’n-Necahi’l-Vataniyye, Nablus 2009, s. 20.

[54]Halil Cevad Efendi’nin Kudüs’teki bir camide çekildiği fotoğraflar için bkz. için bkz. Ek-9.

[55]Ayhan Işık, “Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Dairesi Defterleri ve Taş Baskı Kur’an-ı Kerimler”, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi 2007, sayı: 2, s. 135; Necmettin Gökkır, Tanzimat’tan Günümüze Din-Devlet İlişkileri ve Siyaset Bağlamında Mushaf Basımı, İFAV Yay., İstanbul 2015, 31.

[56]Meşihat Arşivi, Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Defterleri, No. 5291, 6.

[57]MŞH, EO, 1650/1.

[58]Vesayet davasının temyizi için İstanbul’a gelen Halil Cevad Efendi ve kardeşi Emine Hanım, İstanbul Sirkeci’de Alemdar Otelinde kalmışlardır.

[59]MŞH, HUK, 46/14.

[60]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 5. Belge.

[61]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 5/A belge.

[62]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 6. Belge.

[63]  Halil Cevad Efendi’nin Kudüs’teki Halidiye Kütüphanesinde arkadaşlarıyla ilmî faaliyetler yaparken çekildiği fotoğraf için bkz. için bkz. Ek-8.

[64]Meşihat Arşivi, Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Defterleri, No. 5296, 85

[65]Meşihat Arşivi, Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Defterleri, No. 5293, 129.

[66]Meşihat Arşivi, Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Defterleri, No. 5293, 113.

[67] Halil Cevad Efendi’nin Meclis-i Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye’de görev yaptığı sırada aldığı maaşları incelemek için bkz. Ek-9.

[68]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, belge nr. 6/A.

[69]Meşihat Arşivi, Tedkîk-i Mesâhif-i Şerife ve Müellefat-ı Şer‘iyye Defterleri, No. 5296, 126.

[70]M. Şükrü Hanioğlu, “İttihat ve Terakkî Cemiyeti”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001, 23/476-484.

[71]Âdil Menâ, A‘lâmu Filistin, s. 159-160; Hayreddin Zirikli, el-A’lâm: Kamûsu Terâcim li-eşheri’r-ricâl ve’n-nisâ min’el-Arab ve’l-Müstarebîn ve’l-Müsteşrikîn, Dârü’l-İlm li’l-Melayin, Beyrut 1980, 2/156; Ömer Rızâ Kehhâle, A’lâmü’n-nisâ fî âlemeyi’l-Arab ve’l-İslâm, el-Matbaatü’l-Haşimiyye, 2. baskı, Dımaşk 1958, 2/325.

[72]Âdil Menâ, A‘lâmu Filistin, 159-160.

[73]Maraşlı, Nesrü’l-cevâhir, 1/412-413.

[74]Zirikli, el-A’lâm: Kamûsu Terâcim li-eşheri’r-ricâl ve’n-nisâ min’el-Arab ve’l-Müstarebîn ve’l-Müsteşrikîn, 2/156.

[75]Âdil Menâ, A‘lâmu Filistin, 159-160.

[76]Maraşlı, Nesrü’l-cevâhir, 1/412-413.

[77]Mehmet Özdemir, “Ahmed b. Muhammed Makkarî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2003, 27/445-446.

[78]MŞH, SAİD, 30/11, 198C, 1. Belge.

[79]Maraşlı, Nesrü’l-cevâhir, 1/412-413; Ebü’t-Tayyib Mevlûd Süreyri, Mu’cemü’l-usuliyyin: Yahtevi ala Ulemai Usuli’l-fıkh ve Ashabü’l-ara Fihi ve’l-müellifin fih, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 2002, 2/91.