İslam Dünyasının Mezhep Haritası ve Nüfus Dağılımı

İslam Dünyasının Mezhep Haritası ve Nüfus Dağılımı

Cilt/Sayı

2018 29. cilt – 2. sayı – Farklı İslam Yorumları Olarak Mezhepler

Yazar

Adem ARIKANa

aİslam Mezhepleri Tarihi AD, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İstanbul

Öz

Devletler nüfuslarını mezheplere göre tasnif etmiyor. Bundan dolayı,  Müslümanların mezhep haritasını ortaya çıkarmak ve nüfus dağılımını göstermek kolay değildir. Bu bağlamda güvenilir ve yeterli bilgi sağlayacak kaynakların olmaması önemli bir engeldir. Genelde tahminlere dayanan sonuç-lar çelişkili rakamlar sunmaktadır. Bu çalışmada mezheplerin coğrafyaya nispetine yönelik yaygın kullanılan bazı bilgiler ve nüfuslarına dair rakamlar, güncel ve kapsayıcı olanları seçilmeye çalışılarak bir araya getirilmiştir.

Anahtar Kelimeler

Mezhep; nüfus; Sünnîler; Şiîler

Abstract

States do not classify their population according to sects. Therefore, it is not easy to reveal the sectarian map of Muslims and to show distribution of the population . In this context, the lack of resources to provide reliable and sufficient information is an important obstacle. Therefore, the results based on estimates present contradictory figures. In this study, publicly available information and figures about the sects were carefully collected and throughly  analyzed to provide  an encompassing map.

Keywords

Sect; madhab; population; Sunnis; Shiites; Muslim world


İslam dini, tarihî süreç içerisinde farklı coğrafyalarda yayılmıştır. Söz konusu coğrafyalarda bazen nüfusun tamamını, bazen çoğunluğunu, bazen de azınlığını oluşturan Müslüman topluluklar meydana gelmiştir. Bu topluluklar için günümüzde “İslam Dünyası” kavramı kullanılmaktadır. İslam Dünyası çok sayıda devlete bölünmüş durumdadır.[1] Bu devletlerin vatandaşları arasında farklı mezheplere mensup Müslümanlar bir arada yaşamaya devam etmektedir.

İslam dünyasında mezhep haritası ve nüfusun mezheplere göre dağılımını ortaya çıkarmanın bazı zorlukları vardır. Kullanılabilecek bilgi kaynaklarının sınırlı olması en başta zikredilmesi gerekir. Bir başka önemli husus, mevcut sınırlı bilginin güvenirlik sorunudur. Bu konuyla ilgilenen araştırmacılar genelde tahminlere dayalı rakamlar vermekte ve bunun da etkisiyle sonuçlar genellikle birbirinden farklı olmaktadır. Bizim bu çalışmamız da bazı yaygın tahminlerde yer alan bilgilerin derlenmesi ve imkan nispetinde mukayesesine yönelik olacaktır. İnternetteki maksatlı ve yönlendirici içeriklerden mümkün olduğu kadar uzak durmaya gayret gösterilmiştir.

    KONUNUN KAYNAKLARI

İslam ülkelerinin istatistikleriyle ilgili bir merkez (SESRIC) vardır. Üye ülkelerin 2016 yılına kadar nüfus verilerine bu kurumun internet sayfasından ulaşma imkânı vardır.[2] Burada verilen rakamlar söz konusu ülkelerdeki bütün nüfusu göstermektedir. Dolayısıyla Müslüman olmayanları da kapsadığına dikkat etmek gerekir. Ayrıca üye ülkeler dışında da yaşayan Müslümanlar vardır.

Birleşmiş Milletler de 2017 yılı verilerini içeren yayınında bütün ülkelerin nüfuslarını vermektedir.[3] Ancak burada da dine göre bir tasnif yoktur. Nüfusla ilgili CIA tarafından derlenen veriler çokça kullanılmaktadır. Buradaki nüfus bilgilerinde bazı devletler için mezhep oranları da verilmektedir.[4] Edin Radoncic 2013 yılında yayınladığı çalışmasında ülkelerin Müslüman nüfusunu ele alırken halkın çoğunluğu için Sünnî, Şîî, Hanefî gibi mezhebi kimliğe dair ifadeler kullanmaktadır.[5] Özellikle bazı bölgeler ve ülkelerde mezheplerin dağılımının haritalar ile gösterilmesine yönelik Izady’nin haritalandırma çalışması çok kullanılmaktadır.[6] Ancak onun haritalarında verdiği oranlarda da farklı rakamlar vardır. Örneğin Irak ile ilgili iki farklı haritasında mezheplerin nüfus oranları değişmektedir.

Pew Research Center tarafından 2009 yılında Mapping the Global Muslim Population adıyla yayınlanmış araştırmada, İslam Dünyasında mezheplerin nüfus oranları, daha çok Sünnî ve Şiî ayırımı yapılarak verilmiştir.[7] Bu raporda 100 binin üzerinde Şîî nüfus barındıran ülkelere ayrı olarak yer verildiği gibi daha az Şiî nüfusu olan ülkeler de listelenmiştir.[8]

İran’da mezhep araştırmalarına yönelik, özellikle Şiî nüfusu hakkında özel yayınlar yapılmıştır. İran’da mezhepler ile ilgili özel kurumlar bulunmaktadır. Mezhepleri birbirine yakınlaştırmak iddiasıyla 1991 yılında Tahran’da el-Mecmau’l-Âlemî li’t-Takrîb beyne’l-Mezâhibi’l-İslâmiyye isimli bir kurum faaliyete geçirilmiştir. Bu kurumla ilişkili olarak 1992 yılında Dânişgâh-i Mezâhib-i İslâmi adlı bir üniversite[9] kurulmuştur. İran’da ayrıca Mezhepler ve dinler araştırmaları için kurulmuş Dânişgâh-i Edyan ve Mezâhib[10] üniversitesi de vardır. Bu üniversiteler mezhepler ile ilgili yayınlar da yapmaktadır. Bu yayınlardan biri ders kitabı gibi olan Seyyid Ebu’l-Hasan Nüvvâb’ın Dersnâme Coğrafya-i Teşeyyu’; Teşeyyu der Cihân-ı Muâsır isimli kitabı,[11] dünyadaki Şiî nüfusun yoğun olduğu ülkelerdeki Şiîlerin durumunu ele almaktadır. İsnâaşeriyye’nin yayıldığı ülkelerdeki durumlarıyla ilgili nispeten daha fazla bilgi olduğundan bu çalışmaya da yansıtma imkânı olmuştur.

Daha önce Büyükkara, Ortadoğu başlıklı bir çalışmasında İslam Dünyasının büyük bölümünde mezheplerin coğrafi dağılımı ve nüfusları hakkında bilgi vermiştir.[12] Büyükkara’nın makalesi, bu çalışmanın içeriğini belirlemede oldukça faydalı olmuştur. Mezhepler ile ilgili yapılmış atlas çalışmaları da vardır. Bunlardan iki tanesi genel başlıklı,[13] biri ise Şîa hakkındadır.[14] Ne yazık ki hiçbirine ulaşma imkânımız olmadı.

    RAKAMLAR VE GÜVENILIRLIK SORUNU

Yapılan birçok çalışmada ülkelerin halkının mezhebi kimliği hakkında “tamamı Sünnî” veya “çoğunluğu Şiî” gibi detay içermeyen ifadeler kullanılmaktadır. Bu sebeple ülkelerin toplu nüfuslarının listelenmesi yararlı olacaktır.

Günümüzde kendini bir mezhebe nispet etmeyen Müslümanlar da vardır. Bu bazı ülkelerde büyük rakamlara ulaşmaktadır. Pew’in 2012 yılında yayınladığı araştırmada bazı ülkelerde nüfusun önemli bir kısmının, mezhebi kimlik yerine “sadece Müslüman” olarak kendini tanımlamayı tercih ettiği görülmektedir. Bu bağlamda Kazakistan % 74, Arnavutluk % 65, Kırgızistan %64, Kosova % 58, Endonezya % 58, Mali % 55, Bosna Hersek % 54, Özbekistan % 54 ile nüfusunun yarıdan fazlası kendini “sadece Müslüman” olarak tanımlamıştır. Azerbaycan % 45, Nijerya, % 42, Tunus % 40 gibi oranlarla kendilerini “sadece Müslüman” olarak tanımlayan nüfuslarıyla listenin üst sıralarında yer almaktadır. Diğer ülkelerde daha az oranlarda olsa da kendini ifade etmek için mezhebe nispete gerek duymayan Müslümanların oranı hiç de az değildir.[15]

Davut Dursun’un güncel olduğu için tercih ettiği[16] Muslim Population sitesinin 2016 verileri bir mukayese imkânı olması için CIA verileri ile birlikte incelenebilir. Bu iki kaynağın mukayesesinde bile özellikle Afrika’daki bazı ülkelerin Müslüman nüfus oranı üç katına kadar çıkacak şekilde farklılaşabilmektedir. Özellikle oranları mukayese etmek uygun olacaktır. Çünkü ülkelerin toplam nüfusu için farklı yılların verileri listelenmektedir. Bu arada oluşan artışları yansıtmadığı için farklı rakamlar çıkabilir. Bu kaynaklardan hangi ülke için hangi yılın sayımının/tahmininin kullanıldığı kontrol edilebilir.

Bu veriler başka çalışmalardaki rakamlarla karşılaştırılınca çok farklı sonuçlara ulaşmak mümkündür. Örneğin bizzat Amerika’da Müslüman oranını yüzde 0,9 olarak vermektedir ki bundan 2 milyon 939 bin gibi bir Müslüman nüfusa ulaşılmaktadır. Bir örnek olarak Recep Şentürk 1998 yılında sunduğu tebliğinde “ABD’de tahminen 7-10 milyon arasında Müslüman yaşamaktadır” diyerek toplam “ABD nüfusunun % 4’ü civarında” olduğunu kaydetmektedir.[17] Yüzde 4 oranı CIA’nın verdiği güncel toplam nüfusa yansıtıldığında Müslüman nüfus 13 milyonu aşmaktadır. Edin Radoncic 2010 yılı için yüzde 5-7 aralığında oran vermektedir.[18] Bu durumda rakam daha yüksek olacaktır. “Amerika’daki Müslüman nüfus tahminleri araştırma ve metodolojiye bağlı olarak değişmektedir.”[19] Göçmenlik Bürosu inanç ile ilgili kayıt tutmadığı için rakamlarda kesinlik yoktur.[20]

Başka bir örnek olarak, Etiyopya’daki Müslüman oranı 33,9 olarak verilmektedir. Başka bir kayda göre “Müslümanlar ülke nüfusunun yüzde 65’ini oluşturmasına rağmen nüfus verilerinde yüzde 34 civarında gösterilmektedir. Ülke yönetimi azınlık Hıristiyan Tigray kabilesinin elindedir.”[21] Etiyopya’nın 105.350.020 olan toplam nüfusunun yüzde 33,9 oranı kabul edildiğinde 35.7 milyon olan Müslüman nüfus, yüzde 65 olduğunda 68.4 milyona çıkacaktır. Bu iki rakam arasındaki fark çok büyüktür. Bu çelişkili rakamların farkında olarak farklı verileri mukayese etmek yararlı olacaktır.

1. SÜNNÎ HARİTASI VE NÜFUS DAĞILIMI

Genellikle mezhepler ile ilgili nüfustan bahseden araştırmalar Sünnîlerin çoğunluğu oluşturduğunu ifade etmekle yetinir. Bazı çalışmalarda Sünnî-Şiî mukayesesi yapılır. Sünnîlerin kendi içinde nasıl dağıldığına dair veri bulmak zordur. Sünnîlikten söz eden bazı yayınlarda fıkıh mezhepleri üzerinden genellemeler yapılmaktadır. Buna bir örnek olarak Ürdün’de 2017 yılında yayınlanmış verilere göre dünya nüfusunun % 24,38 oranında 1,84 milyar Müslüman yaşamaktadır. Bu Müslümanların % 90’ı Sünnî, % 9,5’i Şîî, % 0,5’i İbâzî olarak tasnif edilmektedir. Toplamda %90 olarak verilen Sünnîler fıkıh mezheplerine göre Hanefi %45, Şâfiî %28, Mâlikî %15 ve Hanbelî %2 oranlarında müntesibe sahip gösterilmektedir. Toplamda % 9,5 olan Şiîler ise, İsnâaşeriyye % 8, Zeydiyye %1’den az, İsmailiyye % 0,5’ten az olarak taksim edilmektedir.[22] Bu veriler için neyi kaynak olarak kullandıkları açık değildir.

Diğer bir örnek olarak Rifai’nin derlemesinde Hanefiler yine %45 oranında gösterilmiş, Şâfi’iler %33’e yükseltilmiş, Mâlikiler %18’e yükseltilmiş, az da olsa yükseltilen Hanbelîler %3 olarak gösterilirken Vehhâbiler %1 olarak ayrı tasnif edilmiştir. Bu veriler için ülkelerin nüfusları toplanarak bir sonuca varılmaktadır. Ancak ülkelerdeki bütün nüfus sadece bir mezheptenmiş gibi gösterilmesi ilk itiraz edilebilecek husustur. Fıkıh mezheplerinin çoğunluğu oluşturmaları itibara alınarak coğrafyası da çıkarılmaktadır.[23] Izady’nin mezhepler ile ilgili haritalandırmalarında da Sünnîler fıkıh mezhepleri üzerinden gösterilmektedir.[24]

Ahmed Teymur Paşa (1871-1930) dört fıkıh mezhebinin tarihte yayıldığı coğrafyaları ele aldığı eserinde, mezheplerin bu coğrafyalarda yayılmasını sağlayan sebeplere de değinmektedir. Bazı coğrafyalarda bir dönem temsil edilmiş bir mezhebin zamanla o bölgede tamamen müntesipsiz kaldığına dair örnekler de vardır. Aynı zamanda dört fıkıh mezhebinin itikadî mezhepler ile ilişkisi hakkında da genel bilgiler vermektedir. Hanefiyye usûlde İmam Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’ye tâbidir. Mâlikiyye usûlde Ebu’l-Hasan el-Eş’arî’ye tâbidir. Şâfiiyye çoğunluğu bakımından Eş’ariyye mezhebindendir. İçlerinde istisnâ sayılacak az miktarda tecsîm ve itizâl görüşlerini benimsemiş olanlar da vardır. Hanbelî mezhebinin usûlde kendine has görüşleri vardır. Eş’arîler ile tecsîm ithamları hususunda tartışmaları olmuştur.[25]

Hanefî mezhebinden olan Müslümanlar Hind alt kıtasında, Orta Asya ve Balkanlar’da çoğunluk olarak yaşamaktadır. Bazı Arap ülkelerinde Hanefiler vardır. Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Afganistan, Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk ve Romanya, Çin, Rusya’daki Tataristan, Başkurdistan halklarının ve Ukrayna’da Kırım Tatarlarının çoğunluğu Hanefidir. Irak, Suriye, Lübnan ve Mısır gibi Orta Doğu ülkelerinde Hanefiler ve Şâfiiler birlikte yaşamaktadır. Hint alt kıtasındaki Müslümanlar eskiden beri Hanefî mezhebindendir. Ancak güneyde sahildeki yerleşim yerlerine Yemen ve Hicaz’dan gelen tüccarlar sebebiyle Şâfiî mezhebi de yayılmıştır. Madras (Chennai), Kerala eyaletindeki Malabar’da (Melîbâr) Mappila (Mopla) Müslüman topluluğunda ve Maharashtra eyaletindeki Kokan’daki (Konkan) Müslümanlar arasında Şâfiî mezhebi yaygındır. Ayrıca Hint alt kıtasında son iki asır içinde mezhebi taklit etmeden kitap ve sünnet ile amel etmeyi savunanlar ortaya çıkmıştır.[26] Şâfii mezhebinden olan Müslümanlar Güneydoğu Asya’da Endonezya, Malezya, Filipinlerde çoğunluğu oluşturur. Mısır’ın güneyinde, Ürdün, Sudan, Jibuti, Eritre, Etiyopya, Somali ve Yemen halklarının çoğunluğu Şâfiî mezhebindendir. Ayrıca Şâfiilerin azınlık olarak yaşadıkları başka bölgeler de vardır. Malikî mezhebi Afrika’nın kuzeyinde ve batısında, Libya, Tunus, Cezayir, Fas, Moritanya, Mali, Senegal gibi ülkelerin halkları arasında yaygındır. Ayrıca Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın doğusunda ve Umman’da Malikî mezhebinden Müslümanlar yaşamaktadır. Hanbelî mezhebi Suudi Arabistan, Katar ve BAE halkları arasında yaygın, Suriye ve Irak’ta ise azınlık olarak yaşamaktadır. Hanbelîler içerisinde Vehhâbiler de ortaya çıkmıştır.[27]

Ehl-i Sünnet kendi içinde, genellikle Selefiyye (Eseriyye, Hanâbile), Maturidîyye ve Eş’ariyye olmak üzere üçe ayrılarak tasnif edilmektedir. Hanbelî âlimlerin[28] de yer verdiği bu üçlü geleneksel tasnif, bazen farklı ifade edilse de genelde kabul görür.[29] Ancak Hanbelî mezhebini de sahiplenen bazı Vehhâbî müellifler Maturidîyye ve Eş’ariyye’nin kurtuluşa erecek fırka (firka-i nâciye) olamayacağını iddia eder. Bu dışlayıcı Vehhâbî görüşe göre “Ehl-i Sünnet bir fırkadan ibarettir.” [30] Muhammed b. Abdilvehhâb’ın torunu Abdurrahman, Allah’ın sıfatları ile ilgili görüşlerinden dolayı Eş’ariler için “kâfir tâife”[31] demekte, Maturidîlerin küfre ve şirke düştüğü yerleri keşfeden tezlerde[32] de sıfatlar konusundan deliller getirilmektedir. “Vehhabilik akımı, tekfir unsurunun aşırı kullanımı ve bu yolla dışladığı kesimlere uyguladığı şiddet nedeniyle çoğu zaman Haricilik ile özdeşleştirilmiştir.”[33]

1.1. Mâtürîdiyye

İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî (ö. 333/944) adına nispet edilen Maturidîyye mezhebinin görüşleri genellikle Hanefiler arasında kabul görmüştür. Günümüzde Türkiye, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar, Hindistan, Pakistan, Malezya, Endonezya ve Kuzey Afrika’daki ülkelerde itibar görmektedir.[34]

İmam Mâturîdî Sâmânîler Devleti (819-999) döneminde yaşamıştır. Bu dönemin coğrafyacılarından el-Makdisî’nin (ö. 380/990) de ifade ettiği gibi Sâmânîler, Hanefî mezhebine mensuptu.[35] Emîr İsmâîl b. Ahmed’in (279-95/892-907) isteğiyle Hanefî âlim el-Hakîm es-Semerkandî (ö. 342/ 953) es-Sevâdu’l-A’zam isimli eserini yazmıştı.[36] Gaznelilerin (961-1187) asıl kurucusu sayılan Sebüktegin köle olarak Sâmânîlerin memleketine gelince Müslüman olmuştur.[37] Karahanlılar (840-1212 ) döneminde telif edilen eserlerin büyük bölümü Hanefî âlimler tarafından yazılmıştır.[38] Selçuklular da İslâmiyeti kabul ederken muhtemelen Sâmânîlerin uç valisinden din adamları istemişlerdi.[39] Sâmânîlerin Hanefî mezhebine ilgileri bölgede kurulan bu devletleri de etkilemiştir. Bu devletlerin sultanları arasında farklı mezheplerden âlimler ile yakın ilişkiler kuranlar da olmuştur.

Hanefi coğrafya Moğol istilasında büyük mağduriyet yaşamıştır. Birçok yerleşim yeri tahrip edilmiş, insansız hale gelmiş, ıssızlaşmıştır. Ancak zamanla Müslüman olan Moğolların içinden çıkan hanedanlar döneminde de bölgede mezhebi kimliğin devam ettiği anlaşılmaktadır. Memluk hükümdarı Sultan Çakmak (el-Meliku’z-Zâhir) 843/1439 yılında Herat’a gönderdiği elçisiyle Timurlu hükümdarı Mirza Şahruh’tan beş muteber kitap istemişti. Bunlardan biri Mâturîdî’nin Tevîlât’ıydı. Herat kütüphanesinde mevcut olan bu eserler güzel bir hat ile yeniden yazılıp elçiye teslim edilmişti.[40] el-Hakîm es-Semerkandî’nin es-Sevâdu’l-A’zam’ının Farsça çevirisi Muhammed Pârsâ tarafından 795/1393 yılında ihtisar edilmiştir.[41]

Hint alt kıtasında uzun süre hüküm sürmüş Bâbürlü Devleti’nin (1526-1858) kurucusu ve ilk hükümdarı Zahîrüddîn Muhammed Bâbür (ö. 937/1530) Semerkant’a hâkim olmak için mücadele etmişti. Bâbür, Semerkant hakkında şöyle yazmaktadır:

“Semerkand kadar güzel bir şehir dünyada az bulunur… Ahalisi tamamen Sünnî, pâk mezhep, şeriate bağlı ve dindardır. Hazret-i Peygamber zamanından beri, Maveraünnehir’de o kadar çok İslâm imamları yetişmiştir ki, hiç bir vilâyetten bu kadar imamın çıktığı mâlûm değildir. Kelâm imamlarından olan Şeyh Ebû Mansûr, Semerkand’ın Mâtürid adlı mahallesindendir. Kelâm imamları iki fırkadır. Birine Maturidîye, diğerine Eş’ariye derler. Maturidîye, Şeyh Ebû Mansûr tarafından kurulmuştur.”[42]

Bâbürlü Devleti’nin hükümdarlarının destekleriyle yazılan el-Fetâvâ el-Hindiyye gibi eserlerin yanı sıra Hint alt kıtasında varlığını sürdüren medreselerin geçmişi de bu devlet zamanına dayanmaktadır. Günümüzde Hanefiliğin medrese geleneği yaygın olarak Hint alt kıtasında temsil edilmektedir. Orta Asya’da da bunun etkisini görmek mümkündür. Olivier Roy’un ifadesiyle, “Orta Asya uleması kitaplarını Mekke’den, hele Meşhed ya da Kum’dan değil Lahor’dan, Bombay’dan, Delhi’den getiriyordu.”[43] Kitapların yanı sıra bölgeye gidip eğitim alan âlimler de bu medreselerdeki eğitimin taşıyıcıları olmuştur. Muhammedcân Rustemov Damullah Hindustanî (1892–1989) Hindistan medreselerinde eğitim aldıktan sonra Tacikistan’da Duşembe’de geleneksel Hanefî eğitimi canlandırmaya gayret sarfetmiş, bölgede Selefiyye karşıtlığının sembol ismi olmuştu.[44]

Günümüzde Hindistan sınırları içerisinde kalan Delhi’nin 150 km. kuzeyindeki Deobend kasabasında 1866 yılında kurulan Diyûbend/Deoband Dârülulûmu’nun[45] kuruluşundaki esaslardan biri İmam Mâturîdî’nin görüşlerinin kabul edilmesiydi.[46] Ebû Hanife ve Mâturîdî’nin akidesini takip eden bu medreselerin müntesipleri Hindistan ve Pakistan’ın yanı sıra İngiltere’nin sömürgesi olan Güney Afrika gibi yerlerde ve İngiltere’ye yerleşmiş Müslümanlar arasında yaygındır.[47] Hindistan ile birlikte Pakistan, Afganistan ve Bangladeş Diyubendi medreselerinin yaygın olduğu ülkelerdir.[48]

Bir dönem Diyûbend’de müderris olan Halîl Ahmed Sehârenpûrî (1852-1927) 1907 yılında yazdığı eserinde “cemâatimiz furûda Ebû Hanife’yi, usûlde Ebu’l-Hasan el-Eşarî ve Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’yi taklit eder” diyerek başlamakta ve tasavvufta Nakşibendiyye, Çiştiyye, Kâdiriyye ve Suhreverdiyye müntesipleri olduklarını kaydetmektedir.[49] Muhammed Tayyib 1979 yılında kaleme aldığı eserinde “Diyûbend uleması kendilerini Mâturîdî olarak tarif ederler ancak içlerinde Eş’arîler de vardır” demektedir.[50] Güney ve Güneydoğu Asya’da Maturidîlik farklı âlimler tarafından telif edilen eserler ile tarihten günümüze nüfusun büyük bölümünün itikadî görüşlerini şekillendiren ekol olmuştur.[51]

Cemâat-i Teblîğ’i kuran Muhammed İlyas Kandehlevî[52] (1885-1944) Deobend Dârül-Ulûmu’nda ders almıştı. 1926 yılında Delhi’nin güneybatısında yer alan Mevat’ta cemaati meydana getirecek faaliyetlere başlamıştı.[53] Mezhebî tartışmalara girmemek cemaatin esaslarından olmakla birlikte Cemâat-i Teblîğ, Diyûbendîliğe dayanmaktadır. Aynı şekilde Tâlibân hareketi de Diyobendiyye ekolünden gelmektedir. Tâlibân hareketinin bir dönem hâkim oldukları bölgelere gelen bazı Selefi grupların etkilerinden söz edilmektedir.[54]

Pakistan ve civarında yaygın olan Birelviye cemaatinin kurucusu Ahmed Rıza Han Birelvî’nin (1856-1821) kitaplarında el-Hanefî el-Maturidî şeklinde mezhebi, el-Kâdirî şeklinde sûfî kimliği ifade edilmektedir.[55] Birelviler, Hanefî-Mâtürîdî ve sûfî kimliklerini sahiplenip, benzer kimliklere sahip ancak daha çok medrese ve fıkıh ağırlıklı bir zihniyette olan Diyûbendileri, Hz. Peygamber’in vasıfları hakkındaki gibi bazı tartışmalar üzerinden tenkit ve hatta bazen tekfir etmektedir.[56] Kendi içlerinden çıkmış bazı kimseleri de Diyûbendî ulema ile ilgili söylediği yumuşak ifadeler sebebiyle tekfir etmişlerdir.[57]

Güney Afrika’da Hollanda ve İngiltere’nin Malezya ve Hindistan sömürgelerinden sürgün olarak getirdikleri Müslümanlar arasında Diyûbendî ve Birelvî cemaatlerinin müntesipleri rekabet halindeyken bölgede Şiî tesirler görülünce aralarındaki rekabet azalmıştır. Kadıyaniler’in kendilerini Müslüman olarak tanıtmak istemesi de benzer şekilde birlikte hareket etmelerine sebep olmuştur.[58] Sömürge döneminde Güney Afrika’da Müslümanlar arasında yaşanan tartışmalar sebebiyle, Osmanlı’dan talep edilmesi üzerine 1862 yılında bölgeye gönderilen Ebûbekir Efendi
(ö. 1297/1880) Cape Town’ın merkezinde bir mektep açmıştı. Derslerin ağırlığını akaidden
Ebû Hanîfe’nin el-Fıkhü’l-Ekber’i, fıkıhtan Halebî’nin Mülteka’l-Ebhur’u oluşturuyordu. Günümüzde, aralarında torunlarının da bulunduğu bir grup Hanefî Müslüman cemaati varlığını sürdürmektedir.[59]

Avrasya’da yaşayan milletlerin neredeyse tamamı Hanefi ve Maturidî mezhebine mensuptur. Bölgenin Ruslar tarafından işgali sonrasında yenilginin sebeplerini tartışıp kurtuluş için özellikle eğitimde yeni arayışa giren ve Cedidciler diye bilinen âlimlerin görüşleri Semerkant, Buhara ve Fergana havzasını etkilemişti. Bu gayretler, geleneğe bağlı Kadimciler denilen kesimin muhalefetiyle karşılaşmıştır. Yeni nesil âlimler içerisinde Selefi ve Vehhabî görüşlerin etkisinde kalanlar vardır. Sovyetler Birliği İslâmî canlılıkla ilgili tezahürlere Vehhabilik adını vererek insanların nazarında bunlara ilgiyi yok etmek istiyordu.[60] Izady, Orta Asya nüfusunun % 79 oranında Müslüman, % 63,1 oranında neredeyse tamamı Hanefi olan Sünnî, % 16,2 oranında Şiî, bu Şîîleri % 13,9 oranında İsnâaşeriyye, % 2,3 oranında İsmailiyye olarak göstermektedir.[61]

Eski Sovyet coğrafyasında Müslümanların büyük çoğunluğu Sünnî olup, Hanefiyye mezhebine mensuptur. Bennigsen ve Quelquejay’ın verilerine göre Sünnîler arasında sadece Dağıstanlılar (İber Kafkasyalıları ve Kumikler) Şâfiiyye mezhebine mensupturlar. Dağıstan Nogayları Türkler gibi Hanefidirler. 1979 verilerini kullanan kaynağımız rakamlar da vermektedir. Azerilerin yaklaşık % 70’i Şiî, % 30’u Hanefidir. Sünnîlerle İmamiyye Şiileri arasındaki farklar kaybolmaya yüz tutmuştur. Hatta Şiilerin çoğunlukta olduğu Azerbeycan’da bile durum böyledir. Tacikistan Bedahşan tarafında Nizariyye mensubu İsmailîler, Batı Azerbaycan ve Ermenistan’da az sayıda Aliilahiler, Ermenistan’da da Yezidiler yaşamaktadır.[62]

Sünnî bölgelerde yani Orta Asya, Volga-Ural Bölgesi, Kırım ve Kuzey Batı Kafkasya’da Hanefî mezhebi hâkimdir. Sadece Çeçenistan ve Dağıstan’da Şâfiî mezhebi çoğunluğu oluşturur. Dağıstan’ın kuzey kısmında yaşayan Noğay Türkleri Hanefidir. Dağıstan’da 1999 yılında Vehhabilik yasaklanmış ve Selefî mescitleri kapatılmıştır.[63] Volga-Uralları ve Sibirya’da sınırlı Hizbü’t-Tahrir, Kuzey Kafkasya’da Selefi etkileri vardır.[64] Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygurları Sünnî ve Hanefidirler. Şîa İsmailiyye’ye mensup olanlar da vardır. Yesevîlik ve Nakşibendîlik yaygın olan tarikatlardır.[65]

Harun Güngör ve Ünver Günay’ın verdiği bilgilere göre günümüzde Müslüman Türklerin büyük bölümü Sünnî ve Hanefi mezhebindendir. Aralarında az da olsa Şâfiî mezhebinden olanlar vardır. Önemli bir bölümü ise Şiî ve Alevidir. Güngör ve Günay’ın tablosu[66] ile Bennigsen ve Quelquejay’ın benzer tablosu[67] arasında rakamların güncellenmesi bakımından doğal olan farklılığın yanı sıra, Kumuklar ve Nogaylar gibi bazı boyların mezhebî aidiyeti yönünden de farklılık vardır. Ayrıca Bennigsen ve Quelquejay’ın tablosunda farklı bazı ırklar da yer almaktadır. Güncel rakamları içeren Güngör ve Günay’ın tablosu şöyledir:

NüfusDinî DurumÜlkesi ve Yaşadığı Yer
Özbekler27.307.134Müslüman (%88) Sünnî-HanefiÖzbekistan
Tatarlar4.500.000Müslüman (%52.9) Sünnî-HanefiOrta Volga
Kazaklar17.522.010Müslüman (%70.2) Sünnî-HanefiKazakistan
Azeriler9.164.600Müslüman (%93,4) Şîi-Sünnî (%30)Azerbeycan
Türkmenler5.042.920Müslüman (%89) Sünnî-HanefiTürkmenistan
Kırgızlar5.213.898Müslüman (%75) Sünnî-HanefiKırgızistan
Başkurdlar4.192.000Müslüman Sünnî-HanefiBaşkurdistan Rusya Federasyonu
Karakalpaklar1.400.000Müslüman Sünnî-HanefiÖzbekistan
Karakalpaklar6.316Müslüman Sünnî-Hanefi. Az ŞiiGüney Kafkasya Azerbaycan
Kumuklar500.000Müslüman Sünnî-Şâfii (Hanefi ?)Dağıstan
Uygurlar231.000Müslüman Sünnî-HanefiKazakistan ve Özbekistan
Karaçaylar300.000Müslüman Sünnî-HanefiKuzey Kafkasya ve başka
Balkarlar105.000Müslüman Sünnî-HanefiKuzey Kafkasya
Nogaylar400.000Müslüman Sünnî-Şafii (Hanefi ?)Kuzey Kafkasya
Avarlar468.000Müslüman Sünnî-ŞafiiDağıstan
Kırım Tatarları248.200Müslüman Sünnî-HanefiKırım ve başka
Mesketler500.000Müslüman Sünnî-HanefiKırgızistan ve Orta Asya
Teleütler2.643Çoğunluk Sünnî MüslümanRusya Gorno Altay
Kumandinler6.335Çok azı MüslümanKırgızistan
Çavuşlar1.863.000Çok azı Müslüman SünnîÇavusistan Rusya Federasyonu
Doğu Türkistan Uygur vd21.813.334Sünnî-Hanefi. Çok az ŞiiDoğu Türkistan Çin
Afganistan Türkleri4.800.000Çoğunluğu Sünnî-HanefiAfganistan
İran Türkleri32.000.000Çoğunluğu Şii. Azı Sünnîİran
Irak Türkmenleri2-3.000.000Müslüman Sünnî-Hanefi/AleviKuzey Irak, Musul-Kerkuk
Suriye Türkleri100.000Müslüman Sünnî-HanefiSuriye
Kıbrıs Türkleri294.906Müslüman Sünnî-HanefiKıbrıs
Bulgaristan Türkleri1.200.000Müslüman Sünnî-HanefiBulgaristan
Romanya Türkleri100.000Müslüman Sünnî-HanefiRomanya
Yugoslavya Türkleri140.000Müslüman Sünnî-HanefiYugoslavya Makedonya
Batı Trakya Türkleri150.000Müslüman Sünnî-HanefiYunanistan
Türkiye75.627.384Müslüman (%96.1) Sünnî-Hanefi, Şâfii, AleviTürkiye

1.2. Eş‘ariyye

İmam Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî (ö. 324/935-36) adına nispet edilen Eş‘ariyye mezhebine çoğulu olan Eşâ’ira adı da verilir. Mâlikîlerin hemen tamamı ile Şâfiîler’in büyük ekseriyetini, ayrıca Hanefî ve Hanbelîler’in bir kısmını teşkil eden Sünnî Müslümanlar Eş‘ariyye’ye mensuptur. Çeşitli eski kaynaklarda mutlak mânada Ehl-i Sünnet denilince Eş‘arîler’in kastedildiği kabul edilmektedir.[68] Yörükan’a göre çoğul şekli olan Eşâ’ira tabiri hem Maturidîleri, hem de Eşarileri kapsamaktadır. Eş’ariyye ifadesi ise Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’nin taraftarlarının yolunu göstermektedir.[69]

el-Eş’arî el-İbâne adlı eserinde kitap, sünnet ve Ahmed b. Hanbel’in görüşlerini esas aldığını ifade etmektedir.[70] Kendi döneminde yaşayan Hanbelî âlim el-Berbehârî’ye (ö. 329/940) el-İbâne’yi takdim etmiş, fakat o bu eseri bile tasvip etmemiştir.[71] Selçuklu veziri Nizâmülmülk’ün vakfiyesiyle kurulan ve 459/1067 yılında eğitime başlayan Nizamiyye medreselerinde Şafiî/Eşarî görüşleri okutulmuştur. Bağdat’ta medresede Eşarilik lehine yapılan vaazlarda Hanbelîliğin görüşlerinin tenkit edilmesi bazen çatışmalara sebep oluyordu. Irak Selçuklu sultanı Mesud döneminde 538/1143 yılında çıkan tartışmalar üzerine Nizâmiye’de yazılı olan el-Eş’arî’nin ismi, sultanın emriyle kaldırılıp yerine İmam Şâfiî’nin ismi yazılmıştı.[72] Nizamiyye Medreseleri asıl olarak Şâfiî/Eşarilere hizmet etmiştir. Vakfiyeler ile diğer Sünnî mezhepler bu medreselerin imkânlarından mahrum bırakılmıştır. Bazı Sünnî âlimler bu medreselerde görev alabilmek için mezheplerini değiştirmiştir.[73]

Eşariliğin yaygın olduğu Kuzey Afrika’ya (Mağrib) intikali hakkında farklı görüşler vardır. Eşarî kelâmcı ve Malikî fakihi Bakıllânî (ö. 403/1013) gibi âlimlerle görüşen çok sayıda Mağribli olduğu ve bunların Eşarî görüşleri memleketlerine taşıdıkları kaydedilmektedir.[74] Ayrıca özellikle bazı devlet adamlarının bu mezhep ile ilişkilerine işaret edilmektedir. Murâbıtlar Devleti (1056-1147) Malikî fıkhının hâkim olduğu bir düzen kurmuştur. Yûsuf b. Tâşfîn’in (ö. 500/1106) Gazzâlî ilgisi bilinmektedir.[75] Endelüs’e yapacağı seferin meşruiyetine yönelik Gazzâlî’den fetva istemişti. Oğlu Ali b. Yûsuf (ö. 537/1143) döneminde Malikî fakihleri mantık, kelâm ve felsefe ilimlerine karşı olumsuz bir tavır ortaya koymuşlardır. Kurtuba kadısı Ebû Abdullah Muhammed b. Ali İbn Hamdîn’in (ö. 508/1114) fetvasıyla Gazzâlî’nin İhyâʾsı ve bazı kelâm ve felsefe kitapları 503/1109 yılında yakılmıştır. Doğuda Nizâmiyye müderrislerinin ilim meclislerine katılmış olan İbn Tûmert’in[76] (ö. 524/1130) başlattığı hareketin kurduğu Muvahhidler Devleti (1130-1269) döneminde fıkhî hükümlerin doğrudan Kur‘ân ve Sünnet’ten çıkarılması iddiasıyla, bundan uzaklaştıkları gerekçesiyle Malikî fakihlerinin fürûata dair eserleri Fas’ta yakıldı.[77] İbn Tûmert ve Muvahhidlerin Eşariliğin Mağrib’te yayılmasında rol oynadığı savunulmaktadır.[78] Abdülvâhid el-Merrâkuşî’nin (ö. 647/1250) ifadesine göre İbn Tûmert meselelerinin çoğunda Eşarî mezhebi üzereydi. Sıfatlar konusunda Mutezile ile uyumlu görüşleri vardı. İçinde Şiiliğe (teşeyyu) uyan şeyler de vardı, ama bunu topluma izhar etmezdi. İbn Tümert’e Mehdî denilmekte ve masûm olduğu iddia edilmekteydi.[79] Eşariliğin Afrika’nın batı ve iç bölgelerine yayılması genelde Mağrib’in etkisiyle izah edilmektedir. Örneğin Nijerya’da Eşariliğin yaygınlaşmasında Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî’nin (ö. 895/1490) Libya üzerinden getirilen metinlerinin etkisine işaret edilmektedir.[80] Batı Afrika’da Mağrib’ten gelmiş Malikî fıkıh metinleri yanında es-Senûsî’nin Ümmü’l-Berâhîn isimli akîde metni de okunmaktadır.[81] Eş’ariliğin Mısır ve çevresinde yayılması hususunda Salâhuddîn Eyyûbî’nin (ö. 589/1193) bu mezhebe gösterdiği ilgiye vurgu yapılmaktadır.[82] Afrika’nın doğusuna Mısır’ın tesiri yanında Yemen etki etmiştir. Mısır’ın güneyi ve Afrika’nın doğusunda Şafiî mezhebinin çoğunluğu oluşturduğu bilinmektedir. Örneğin Somali’de halk genelde Şafiî mezhebindendir ve mezhebin yayılmasında Yemen etkili olmuştur. Somali’de Zeyla’ gibi bazı yerleşim yerlerinde Hanefiler, az da olsa Malikî ve Hanbelîlerin varlığından da söz edenler vardır. Ülkede Eşarî metinlerin yanında Nesefî, Tahâvî ve Ûşî gibi Hanefî alimlerin telif ettiği akîde metinleri de okunmaktadır. Yakın tarihlerde Suudi Arabistan’da eğitim görmüş olan Somalililer hükümlerin Kur’an ve sünnetten çıkarılmasına davet iddiasıyla gelenekten gelen âlimlere muhalefet etmektedir. Bunlar arasında başta Muhammed b. Abdilvehhâb’ın kitapları olmak üzere Vehhabî ve Selefî metinler revaçtadır.[83]

Günümüzde Fas’ın Tatvan (Tetuan) şehrinde faaliyet yürütmekte olan Merkezu Ebî’l-Hasan el-Eşarî, özellikle Mağrib’de Eşarilik konusunda bilimsel faaliyetler yürütmektedir.[84] Kuzey Afrika’da Eşarî, Malikî ve Cüneydî nispeleriyle kelâm, fıkıh ve tasavvufta çoğunluğun mensubiyetine işaret edilmektedir.[85] Bazı kaynak âlimler ve eserleri en doğuda ve en batıdaki Müslüman coğrafyada önemsenmektedir. Bunlardan Ebû Abdillâh Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî tarafından yazılan kelam metinleri Kuzey Afrika’da temel eserler olmuştur. Ezher uleması vasıtasıyla Hicaz üzerinden Malay dünyasına aktarılmış, özellikle sıfatlar konusunda bu Eşarî metinleri revaç görmüştür.[86] Malezya’da kelâm ilmi ve Eş’ariyye mezhebinin metinleri oldukça eski tarihlerden beri okunmaktadır.[87]

En çok Müslüman nüfusun yaşadığı Endonezya’da birçok İslâmî hareket ortaya çıkmıştır. Ehl-i Sünnet ve dört mezhep vurgusu yapan, çoğunlukla Şafiî fıkhı, Eşarî ve Maturidî kelamı ve Cüneyd-i Bağdâdî ve Gazzâlî merkezli tasavvuf kimlikleriyle tanınan Nahdatul Ulemâ cemaatinin 70 milyona ulaşan müntesibi olduğu kaydedilmektedir.[88]

Abdullah el-Habeşî (ö. 2008) liderliğindeki Ahbâş cemaati Lübnan ve başka Arap ülkelerinde bilinmektedir. Cemaat Eşarî ve Maturidî akîdesini sahiplenmektedir. İbn Teymiyye başta olmak üzere bazı kişileri ve İhvan-ı Müslimin ve Hizbüt-Tahrîr gibi grupları tekfire varacak şekilde tenkit etmektedirler. Avrupa’da en az on beş ülkede teşkilatlanmış durumdadır. Örnek olarak Ukrayna’da da etkili olan hareket Ukrayna Müslümanları Ruhani Kurumu’nu (DUMU) kurmuştur.[89]

1.3. Selefiyye

Selef’in (kelime anlamıyla ‘öncekiler’in) yani ilk üç nesil olan sahâbe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn neslinin anladığı gibi İslâmiyet’i anlamak ve yaşamak, Selefî akıma ismini veren asıl iddiadır. Selefîler, kendilerini Ehl-i Sünnet’in temsilcileri olarak görmektedirler. Günümüzde kendilerini “Selefî” diye adlandıran gruplar çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Bir tasnife göre Selefîler Suûdî/Vehhâbî, Cihâdî ve Siyasî olmak üzere üç grup olarak tanıtılmaktadır.[90] Bu üçlü tasnif içerisinde de alt kolları olan yeni tasnifler yapılabilir.

Selefiyye denildiğinde Hanbelî mezhebi adına nispet edilen İmam Ahmed b. Hanbel[91] ve bu mezhebin içerisinden çıkmış İbn Teymiyye ve Muhammed b. Abdilvehhâb (1703-1792) önemli âlimler olarak sıralanır. Ancak muâsır Selefiyye ile Hanbelî mezhebi arasında farklılıklar olduğu savunulmaktadır.[92] Bazı araştırmacılara göre Selefilik bir mezhep olmaktan ziyade bir zihniyettir.[93] Selefiyye bir zaman dilimidir, bir İslam mezhebi değildir. Selefiyye’yi mezhep edinmek, Selef’e tabi olanların kabul etmedikleri bir bid’attir.[94] Muhammed b. Abdilvehhâb’ın kendisinden sonraki takipçileri, Vehhabilik aşırılığının Selefiyye içinde kalıcı ve baskın hale gelmesine katkıda bulunmuşlardır.[95]

Suudi Arabistan, Mısır, Yemen, Irak, Suriye, Ürdün, Filistin, Lübnan, Sudan, Kuveyt, Tunus, Fas, Moritanya ve Somali’de Selefilik farklı oranlarda temsil edilmektedir.[96] Suûdî Arabistan’da şuyûhu’s-sahve (uyanış âlimleri) denilen yeni bir ulema nesli ortaya çıkmıştır.[97] Hindistan-Pakistan Ehl-i Hadîs cemaati ile Mısır’daki Ensâri’s-Sünneti’l-Muhammediyye cemiyeti Vehhabilik ile ilişkilendirilen kurumlardır. Nijerya’da İzâle cemaati, Mali’de Subbanu hareketi, Moritanya’da Müceydirî ekolü, Batı Afrika’da Vehhâbîliğe benzer görüşleri olan gruplardır.[98] Selefiler içerisinde 11 Eylül 2001 sonrası daha belirgin olarak tartışılan ayrışmasıyla,[99] birbirlerinden teberrî eden gruplar ortaya çıkmıştır.[100] Günümüzde Cihâdî denilen gruplar arasında el-Kâide ve IŞİD (Irak, Şam İslam Devleti Örgütü) diğer bir adlandırmayla DAİŞ (ed-Devletü’l-İslâmiyye fi’l-İrak ve’ş-Şâm) birbirlerini Hâricî gibi mezhebi kimliklerle nitelemekte ve hatta tekfire varan tenkitlerinde mürted hükmü vermektedirler.

2. ŞÎA HARİTASI VE NÜFUS DAĞILIMI

Yaygın olan kanaate göre Müslüman nüfusun yaklaşık %90’ı Sünnî, %8-10’u Şiî’dir. İran’da nüfusun yaklaşık %90’ı, Irak’ta %60’ı, Azerbaycan’da %70’i, Bahreyn’de %55-60’ı ve Lübnan’da %25’i Şiî’dir. Ayrıca Kuveyt, Tacikistan, Pakistan, Afganistan ve Türkiye’de belli oranlarda Şiî-Ca‘ferî Müslüman bulunmaktadır. Şîa’nın bir kolu olan Zeydîlik Yemen’de yaygındır. Nusayrîler’in yaşadığı yerlerin başında Suriye gelir. Türkiye’de Hatay ve çevresinde bir grup Nusayrî mevcuttur. İsmâiliyye mensupları Suriye, Hindistan, Pakistan, Orta Asya, İran ve Yemen’de yaşamaktadır.[101] Pew’in 2009 araştırmasına göre toplam Müslüman nüfusun % 10-13’ü Şii % 87-90’ı Sünnîdir.[102] Afrika’da Nijerya başta olmak üzere farklı ülkelerde, Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde 1979 İran devriminden önce neredeyse hiç Şîî olmayan coğrafyalarda önce devrim destekçileri, zamanla Şiîleşen ve kurumlarını oluşturan cemaatler meydana gelmiştir.[103]

2.1. Şîa İsnâaşeriyye

İsnâaşeriyye, Şîa’nın en fazla nüfusa sahip koludur. Bu mezhebe imameti iman konusu haline getirdikleri için “İmâmiyye”, kabul ettikleri imamlar on iki kişi olduğu için “el-İmâmiyyetü’l-İsnâaşeriyye” veya sadece “İsnâaşeriyye”, daha çok fıkıh söz konusu olduğunda altıncı imam Cafer es-Sâdık’ın görüşleri nispeten daha fazla rivayet edilmiş olduğu için “Ca’feriyye” denilmektedir.[104]

Irak

İsnâaşeriyye’nin on iki imamından ilki olan Hz. Ali’nin Kufe’yi merkez edinmesiyle Şîa’nın birçok tarihi hatırası Irak coğrafyasında gerçekleşmiştir. Hz. Ali’nin Necef’teki kabri önemli ziyaret mekânı olmasının yanı sıra, ilim havzası olarak da önemli merkez durumundadır. Şiî Büveyhîler yönetimi 334/945 yılında Bağdad’ı ele geçirerek, Sünnî Abbâsî halifesini de tahakkümü altına almıştı. İsnâaşeriyye’nin hadîs, akâid ve fıkha dair eserlerinin birçoğu Büveyhîler döneminde telif edilmiştir.[105] Selçukluların Bağdat’ı alışına (447/1055) kadarki bu dönem “Şiî Asrı” diye adlandırılmaktadır.[106] Bağdat’ta Büveyhîler’in hâkimiyetinin bitirilmesinden sonra devam eden karışıklıklarda Şiî âlim Ebû Cafer et-Tûsî’nin (ö. 460/1067) evi yakıldı; kendisi de Necef’e gitti (448/1056). Ondan ilim öğrenmek isteyen pek çok kişi de Necef’e gelip yerleşti. Böylece Necef önemli bir ilim merkezi haline geldi.[107] Irak’ta Hz. Hüseyin’in kabrinin bulunduğu Kerbelâ, Musa Kazım ve Muhammed et-Takî’nin kabrinin bulunduğu Bağdad, Ali en-Nakî ve Hasan el-Askerî’nin kabrinin bulunduğu ve on ikinci imamın gaybete girdiği yer kabul edilen Samerra, İsnâaşeriyye için önemli yerleşim yerleridir. Irak’ın güneyinin nüfusunun çoğunluğu İsnâaşeriyye müntesiplerinden oluşmaktadır. Irak’ta özellikle 19. Yüzyılda Şiileşmenin arttığı kabul edilmektedir. Yitzhak Nakash, bu konuda şu tespiti yapmaktadır: “On dokuzuncu yüzyıldan önce, hatta yirminci yüzyıldan önce Şiilern Irak’ta çoğunluğu oluşturduğuna ilişkin hiçbir kanıt yoktur. Her ne kadar Irak’ta Şiîliğe dönüş Şiî tarihi boyunca yaşandıysa da ülke nüfusunun çok azının yaşadığı birkaç şehirle sınırlı kaldı.”[108] Son iki asırda Şiî nüfustaki hızlı artış için farklı gerekçeler gösterilmektedir. Bunlardan biri olarak, Kerbela’ya yönelik gerçekleşen Vehhabî saldırısının (18 Zilhicce 1216/Nisan 1802) kabilelerin tepkisel olarak Şiîliğe meyletmeleri sonucunu doğurduğu kaydedilmektedir.[109] Vehhâbî çevreler ise Irak’taki Şiî nüfusun artmasıyla ilgili Osmanlı yöneticilerini tenkit etmektedir.[110]

Amerika’nın 2003 yılında Irak’ı işgal edip Saddam Hüseyin yönetimini devirmesiyle nüfus üstünlüğü sebebiyle Şiî siyasilerin liderliğindeki partiler iktidara gelmiştir. Saddam tarafından 1980 yılında idam edilen Muhammed Bâkır es-Sadr’ın görüşleri doğrultusunda şekillenen İslâmî Dava Partisi (Hizbu’d-Da’vati’l-İslâmî) iktidara ulaşmıştır.[111] Bu partiden seçilen Nuri el-Mâliki başbakanlığı sürecinde (2006-2014) mezhepçi politika izlemekle itham edilmektedir.[112]

Irak’ta güneyde Şîî çoğunluk Araplardan oluşur. Ayrıca kuzeyde Türkmenler ve Kürtler arasında da Şiî olanlar vardır. Şiileşmiş Kürt topluluğu olan Feylilerin Irak’taki nüfusunun 2,5 ila 3 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bunlara İran’da yaşayan Feyliler eklendiğinde toplam nüfusları 6 milyonu bulmaktadır. Bu oranlarda abartma olduğu dikkate alınmalı ve oranlara ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Çünkü İran’da Feylileri, İran-Irak savaşından sonra İran’a göçen Kürt topluluğundan oluştuğu ve nüfuslarının 500 bin  civarında olduğu da söylenmektedir. Tarihte İran-Irak sınırında bulunan Feyli Kürtleri günümüzde çoğunlukla Bağdat ve Diyala şehirlerinde yaşamaktadır.[113] Irak’ta Türkmen nüfusun Sünnî-Şiî dağılımı konusunda verilen oranlar farklıdır. Yarı yarıya gösterenler vardır. Bazı tespitlere göre Iraklı Türklerin içinde Şiî oran % 23’tür. Türkmenler arasında mezhep farklılığının daha önce sorun oluşturmadığı,[114] Sünnî-Şiî ihtilaflarının yeni olduğu ve 2003’te Saddam Hüseyin iktidarının düşüşünden sonra ortaya çıktığı kaydedilmektedir.[115]

Irak’ta 2014 yılının Haziran ayında IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti) Musul’u ele geçirmesi yakın tarihte önemli gelişmelere sebep olmuştur. IŞİD’in başta Samarra olmak üzere Şiilerin kutsal mekânlarının bulunduğu coğrafyalara yönelmesinin ardından 12 Haziran 2014’te Irak’taki Şiî merci-i taklid Ali es-Sistani “cihad” çağrısı yaparak, Iraklıları IŞİD’e karşı mücadeleye çağırmıştır. Bu çağrıyla oluşan el-Haşdü’ş-Şa’bî denilen silahlı örgüte yaklaşık 90 bin Şiî’nin gönüllü olarak katıldığı kaydedilmektedir.[116] Bu birlikler içerisinde yer alan Asâibü Ehli’l-Hak grubunun lideri Kays el-Hazali, Musul Operasyonu başlamadan önce Aşura Matemi Törenlerinde yaptığı konuşmada (Ekim 2016) örgüt mensuplarını motive ederken bölgedeki Şîa tarihinin başlangıcına atıf yapmış ve kutuplaştırıcı bir dil kullanmıştır: “Musul’un özgürleştirilmesi, İlahi Adalet Devleti (Devletü’l-Adli’l-İlâhî) için bir ön hazırlıktır. Musul’un özgürleştirilmesi, Hüseyin’in katillerinden intikam ve öcünün alınmasıdır. Çünkü bunlar, onların torunlarıdır.”[117] Son yıllarda Irak’ta Sünnî bölgelerde meydana gelen çatışmalar büyük yıkımlar ve demografik değişikliklere sebep olmuştur. Izady Irak’ta dini durum haritasında nüfusu % 51,6 Arap Şîî, % 1,2 Fars asıllı Şîî, % 0,9 Türkmen Şiî, % 0,6 Kürt Feylî Şîî, % 19,7 Arap Sünnî, % 18,4 Kürt Sünnî, % 1,1 Türkmen Sünnî göstermektedir.[118] Ancak 2014 yılı için hazırlanan diğer bir haritada Şîîlerin oranı daha yükselmektedir. Örneğin Kürt Şîîler % 5 oranına yükseltilmiştir.[119]

Bahreyn ve Körfez Ülkeleri

Körfez ülkeleri arasında Bahreyn’de nüfusun çoğunluğu İsnâaşeriyye mezhebindendir. Bahreyn ve Suûdî Arabistan’nın Basra Körfezi sahilindeki Ahsâ/Lahsâ bölgesi Ebû Saîd el-Cennâbî liderliğinde 285/898 yılında başlatılan Şiî-İsmailî Karmatî davet ve askerî faaliyetler[120] için merkez olmuştu.[121] Selçukluların 468/1075 yılında asker gönderip bölgedeki yerel yöneticilere destek verilerek Karmatî yönetimin sona ermesi sağlanmıştır.[122] Safevilerin 1602 yılında Bayreyn’e hakim olmasıyla İran etkisine giren Bahreyn, 1783 yılında Sünnî Âl-i Halîfe kabilesinin hâkimiyetine girdi. Safeviler için de Bahreyn önemli bir ilim merkezi olmuştur. İsnâaşeriyye mensubu çok sayıda Bahrânî nisbeli âlim vardır. Arjomand, Safevî devletinin ilk 140 yılı boyunca Cebel-i Âmil ulemasının, son 50 yılında da Bahreyn ulemasının hâkim olduğunu ileri sürmektedir.[123] Bahreyn’in İsnâaşeriyye âlimleri tarafından tercih edilen bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Hüseyin b. Abdissamed el-Âmilî (ö. 984/1576) oğlu Bahâüddîn el-Âmilî’ye (ö. 1031/1622) “dünyayı istiyorsan Hindistan’a git; Ahireti istiyorsan Bahreyn’e gel; dünyayı da ahireti de istemiyorsan Irâku’l-’Acem’de (İran) kal” dediği kaydedilmektedir.[124]

Uman saldırılarına karşı 1802 yılında Vehhabiler’den yardım alınması, Vehhabiler’in Bahreynliler üzerinde nüfuzlarını artırmıştır. Günümüzde farklı rakamlar verilse de genelde Şiilerin çoğunlukta olduğu kabul edilmektedir. Bahreyn’de İsnâaşeriyye içerisinden çıkmış Şeyhiyye tarikatı müntesipleri vardır. Bahreyn’deki Sünnîler ise Malikî ve Hanbelî mezhebindendir.[125]

İsnâaşeriyye, Suûdî Arabistan’ın doğusunda, Basra Körfezi’ne sahil olan Ahsâ/Lahsâ bölgesinde de yayılmıştır.[126] Bu bölgede meydana gelen gösterilerde yer alan Şiî âlim Nemr Bâkır en-Nemr’in idam edilmesi (2 Ocak 2016) dünyada farklı Şiî bölgelerde tepkilere sebep olmuştur. Ayrıca Nevâhile denilen Hicazlı Şiî topluluk Medine’de yaşamaktadır.[127] Izady Körfez ülkelerinde dini durum haritasında Şiî nüfusu Bahreyn’de % 73.58, Suudi Arabistan’da % 24,8, Kuveyt’te % 22,8, Katar’da %18,7, BAE’de % 9,2 ve Umman’da % 5,1 olarak göstermektedir.[128]

Lübnan ve Suriye

Lübnan’da Şîa’nın varlığı, efsaneyle karışık şekilde, sahabi Ebû Zer el-Gıfârî’nin (ö. 32/652) halkın Şiî olmasına etkisine atıfla, oldukça eski tarihlere kadar götürülmektedir.[129] Özellikle Cebelü Âmil bölgesi İsnâaşeriyye içinde muteber çok sayıda âlim yetişmiş, Safevîler döneminde bu bölgeden gelip İran’a yerleşenler olmuştur.[130]

Günümüzde Lübnan’ın nüfusunun yaklaşık olarak % 35’inin Hıristiyan, %35’inin Şiî, %25’inin Sünnî, %5’inin Dürzî olduğu kaydedilmektedir. Yönetim de dinî ve mezhebi gruplar arasında paylaştırılmış durumdadır. Mecliste hangi grubun ne kadar yer alacağı belirlenmiştir. Müslümanlara verilen 64 sandalye, 27 Sünnî, 27 Şiî, 8 Dürzî, 2 Nusayrî şeklindedir. Cumhurbaşkanı Hıristiyan Marunî, Başbakan Sünnî, Meclis Başkanı Şiî olmalıdır.[131] Abdü’l-Hüseyn Şerefüddîn’in (ö.1957) ve Musa es-Sadr’ın (ö.1978) faaliyetleriyle Lübnan Şiilerinin siyasal ve kültürel bilinci yükseldi. Önce Emel, daha sonra ise İran’ın desteğiyle Hizbullah hareketi teşkilatlandı. Hizbullah Suriye’de Baas rejimi yanında durarak askerî destek oldu.[132]

Suriye’de Şiî nüfus dendiğinde Nusayriler akla gelir. Ancak az da olsa İsnâaşeriyye nüfus da vardır. Yakın tarihlerde Nusayriler içerisinde de İsnâaşeriyye’ye geçenler olmuştur. Günümüzde Suriye’de sürmekte olan savaş için İran, Afganistan ve Lübnan’dan Hizbullah örgütü gibi farklı coğrafyalardan gelmiş silahlı örgütler vardır.[133]

İran

Bugünkü İran coğrafyası sınırları içerisinde farklı Şîî grupların siyasî faaliyetleri olmuştur. Hazar Denizi’nin güney ve doğusunda Zeydiler devlet kurmuş,[134] Nizârî-İsmaililerin (Bâtıniler) lideri Hasan Sabbah (ö. 518/1124) ve takipçileri Alamut’ta faaliyet yürütmüştür.[135] İran’da bazı şehirlerde erken dönemlerden itibaren İsnâaşeri nüfus oluşmuştur. Ancak İran coğrafyası, büyük Sünnî merkezlerini barındıran bir coğrafya olmaya devam etmiştir. İran coğrafyası Safeviler (1501-1736) tarafından Şiileştirilmiş,[136] zamanla İsnâaşeriyye mensuplarının çoğunluğu oluşturduğu bir yer haline gelmiştir. 1979 yılında gerçekleşen devrim ile devlet resmen mezhep devleti olmuştur. Anayasasının 12. maddesinde Caferiyye İsnâaşeriyye’nin İran’ın resmi mezhebi olduğu ve bu maddenin değiştirilemeyeceği yazılıdır.[137] Izady İran’da dini durum haritasında nüfusu % 87 Şîî, % 11 Sünnî göstermektedir.[138]

İran’da İsnâaşeriyye dışında Hz. Ali hakkındaki görüşleriyle öne çıkan başka gruplar da vardır. Kürtçe’nin Sorani lehçesini konuşan Kakai Ehl-i Hak, Azeri Türkçesi konuşan Gorani Ateşbeyi Alevileri, Irak lehçesi Arapçası konuşan Muşa’şa’i Arap Aleviler bunlardan bazılarıdır.[139]

Günümüzde İran’ın toplam nüfusunun yaklaşık yüzde on beşlik bir kesiminin Sünnî olduğu düşünülmektedir. Bu oranı yüzde yirmi beşe kadar çıkaranlar da vardır. Bu konuda kesin rakamları yansıtacak istatistikler yoktur. İran’da Sünnîler Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlerden oluşmaktadır. İran’ın doğu sınır bölgelerinin çoğunluğunu Hanefî yerleşimlerdir. Pakistan sınırında yer alan Sistan ve Belucistan, Afganistan sınırında yer alan Güney Horasan ve Türkmenistan sınırında uzanan Kuzey Horasan ve Gülistan eyaletlerinde çoğunluğun Hanefilerden oluştuğu bilinmektedir. Kürtler arasında Şafiî mezhebi yaygındır. Arap yarımadasına komşu güney sahil kesimlerinde çok az da olsa Hanbelîler mevcuttur.[140]

Azerbaycan

Azerbaycan’da 1848 yılında Sünnî-Şiî oranı yaklaşık yarı yarıyaydı. Rusya’nın Dağıstan’ı zaptetmesinden sonra Sünnîlerin Osmanlı topraklarına göç etmesiyle, Şiîler Sünnîlerin iki katına ulaşmıştır. Ruslar mezhep konusu üzerinde özellikle durmuşlar, Şîa’yı Dağıstan’da yayılan Rus aleyhtarı direnişe karşı da kullanmak istemişlerdir. Fazıl Mustafa’nın naklettiği bilgilere göre Azerbaycan’daki nüfusun % 70-75’i Şiî, yüzde 25-30’u Hanefî mezhebine mensuptur. Sünnîler Dağıstan ve Gürcistan sınırlarında yaşamaktadır. Az sayıda Ehl-i Hak ve Bahaî de vardır.[141] Habibov’a göre ise Azerbaycan Müslümanlarının %65’i Şiî, %35’i Sünnîdir. Şiîler genel olarak Caferî, Sünnîlerin ekseriyeti Şafiî ve az bir kısmı ise Hanefî’dir.[142] Azerbaycan Müslümanları arasında tarihte mezhep kavgası olmamıştır.[143] Azerbaycan’da yaşanılan Şiilik ile İran’daki Şiiliğin farklı olduğu savunulmaktadır.[144]

Daha önce Azerbaycan’daki Kafkas Müslümanlar Kurulu başkanı Allahşükür Paşazade’nin vekili tarafından temsil edilen Gürcistan’daki Müslümanlar 2011 yılında Gürcistan Müslümanlar İdaresi’ni kurmuşlardır. Gürcistan Müslümanları Sünnî İslam’ın Hanefî mezhebine bağlı olan Acaralı Gürcüler ve çoğunluğu Şiilik mezhebine bağlı Azeriler olarak ikiye ayrılabilir. Azeriler arasında önemli miktarda Hanefiler de vardır. Gürcistan’ın doğusunda Pankisi vadisinde yaşayan Çeçenlerin (Gürcüce Kistler) çoğu Şafiidir. Çeçenler arasında tasavvuf da yaygındır. Kvareli ilçesinde yaşayan Dağıstan kökenli Müslüman Avarlar ve Abhazya Müslümanları Sünnîdir.[145] Gürcistan’da Borçalı bölgesinde yaşayan Türkler (Azeriler) arasında İran ve Türkiye’den destek alan gruplar faaliyet yürütmektedir. Gürcistan’da yakın tarihlerde Selefî olanlarda artış görüldüğü kaydedilmektedir. Sovyetlerden kalma bir dille Vehhâbilik ifadesi çok farklı kesimler için de kullanılabilmektedir. Pankisi bölgesindeki gençlerin yarıdan fazlasının Selefî olduğu tespit edilmektedir. Özellikle Çeçenistan’daki savaş sürecinde buraya gelenlerin Selefiliği taşıdığı, geleneğe bağlı Kist-Çeçen halk ile Selefî gençler arasında ayrışmalar yaşandığı kaydedilmektedir. Şiî ve Sünnîlerin oranlarını yarı yarıya gösterenler olduğu gibi Şiileri yüzde 60-70 oranı gibi daha fazla gösterenler de vardır. Sünnîler ve Şiiler birbirlerinin camilerini kullanmaktadır. İran’dan gelen gruplar buradan Kum’a öğrenci götürüp eğitmektedir. Bu eğitimli gençler ülkelerine döndüklerinde çeşitli kurumlar da tesis etmişlerdir. Ehl-i Beyt adıyla 2001 yılında faaliyete başlayan kurum bunlardan biridir. Kurumun başında Kum’da eğitim almış Rasim Memmedov bulunmaktadır. Onun 2011 yılında verdiği bilgide, 2003 yılından beri eğitim verdikleri bu kurumda 5 bin  kadar öğrenci yetişmiştir. Kur’an ve Şiî itikadı eğitimin içeriğinin ana unsurlarını oluşturmakta, ayrıca İngilizce ve teknoloji eğitimi vermektedir. Birçok yayını bulunan kurum, önemli günlerde Şiî çevrelerde programlar yapmakta, İran’daki kutsal mekânlara ziyaretler düzenlemektedir.[146]

Pakistan ve Hindistan

Pakistan ve Hindistan’da yaşayan Müslümanlar içerisinde farklı Şiî fırkalar yaşamaktadır. İsnâaşeriyye de bunlar arasındadır. Hindistan’ın güneybatısındaki Bîcâpûr bölgesinde hüküm süren Âdilşâhîler hânedanlığının (1489-1686) hükümdarı Yûsuf Âdil (ö. 1510) [147] ve Haydarabad merkezli Kutubşâhîler Devleti (1512-1687) yöneticileri Şiiliği benimsemişlerdi.[148] Hindistan Ahmednagar merkezli Nizamşâhîler Devleti (1490-1633) hükümdarlarından Burhan Nizamşah (915-961/1510-1554) İran’dan 1537 yılında göç eden Şiî âlim Şah Tâhir’den etkilenip Şiiliği benimsedi. Şiiliğe karşı çıkan Sünnî ulemâ şiddetle baskı altına alındı. Safeviler ile dostane ilişkiler kuruldu.[149] XVIII. yüzyılda Mürşidâbâd (Bengal), Eved (Awadh), Râmpûr (Utar Pradeş) ve Hayrpûr’da (Sind) Şiî devletleri kuruldu. Bu devletler Hindistan’da Şiî inanç ve kültürünün yayılmasında önemli rol oynadılar.[150] Dildâr Alî en-Nasîrâbâdî (ö. 1235/1820) gibi Hindistan’da yetişen âlimler 1722 yılında kurulan Eved (Awadh) nevvâbları tarafından himaye edildi. [151] Kendisinden ders okumak için çok sayıda talebe Leknev’e (Lucknow) geldi. Dildâr Alî aynı zamanda Abdülazîz ed-Dihlevî’nin (ö. 1239/1824) Tuhfe-i İsnâ ʿAşeriyye adlı kitabında olduğu gibi Sünnîlerin tenkitlerini cevaplayan eserler telif etti.[152] Hindistan’da Uttar Pradesh, Dekkan ve Keşmir, İsnâaşeriyye’nin yoğun olduğu bölgelerdir. Pakistan’ın kuzeyindeki Hayber ve Kabileler eyaletlerinde sâkin Bengaş Peştunları’nın bazı alt kolları, Turi Peştunları, bir kısmı Nurbahşiyye tarikatı etkisindeki Gilgit-Baltistan Müslümanla­rının önemli bir bölümü (yüzde 45-50) İsnâaşerîyye Şiiliğine men­suptur.[153] Izady Pakistan’da dini durum haritasında nüfusu % 76,3 Sünnî ve tamamen Hanefi, bu Hanefiler % 49 Birelvî, % 27,2 Diyûbendiler olarak, Şiîler ise toplamda %19,1 olup % 17 İsnâaşeriyye, % 2 İsmaili şeklinde, Kadıyânîler/Ahmediler ise % 1,7 olarak göstermektedir.[154]

Afganistan’da yaşayan Hazaralar Şiî’dir. Abdullah Mohammadi, kesin olarak söylemek mümkün olmadığını ikrar ederek, Afganistan’daki Şiî Caferî (İsnâaşeriyye) nüfusunu yüzde 25-30 aralığında, İsmailileri ise yüzde 2 olarak göstermektedir. Afganistan’da Hazaralar başta olmak üzere, Peştunların ve Taciklerin bir kısmı Caferî mezhebine mensuptur.[155] Izady Afganistan’da dini durum haritasında nüfusu % 70 Hanefi, % 25 İsnâaşeriyye, % 4,5 İsmâiliyye mezhebinden göstermektedir.[156]

Türkiye’deki İsnâaşeriyye veya diğer adıyla Caferiyye Iğdır, Kars ve Ağrı gibi illerde ve çoğunlukla bu illerden göçen İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde Azeri Türkleri arasında yaygındır. Caferiler Türkiye’deki nüfuslarını 3 milyona kadar çıkarmaktadır. Ancak Caferi nüfusun bir milyondan az olduğunu savunanlar da vardır.[157]

Moojan Momen Şîa ile ilgili giriş kitaplarından biri olan çalışmasında Şîa’nın farklı ülkelerde 1980 yılındaki yaklaşık nüfusu hakkında bilgiler vermiştir. Bu tarihte değerlendirmeye aldığı ülkelerdeki toplam Müslüman nüfusu 723 milyon  ve İsnâaşeriyye nüfusu 72 milyon 750 bin olarak verilmektedir.[158] Görüldüğü gibi sadece Şîî nüfusun nispeten yoğun olduğu ülkeler içinde bile yaklaşık %10 oranı ortaya çıkmaktadır. Şiî nüfusun daha az veya kayda değer olmadığı yani büyük çoğunluğu ve neredeyse tamamı Sünnî olan coğrafyalar da buna dahil edildiğinde oranın daha da aşağı ineceği ortadadır. Moojan Momen bu konuda 2014 yılında derlediği verilerde güncellemeler yapmıştır.[159] Bu yeni verilere İsnaaşeriyye’ye ilave olarak Zeydiyye, İsmailiyye, Aleviler, Bektaşiler, Nusayriler, Ehl-i Hak ve Dürzîler gibi Şiî ve Şîa içerisinden çıkmış grupları diğer Şiîler başlığı altında ayrıca göstermiştir. Burada verilen ülkelerdeki İsnâaşeriyye mezhebinden olanların toplam Müslüman nüfusunun %10.9’u oranında olduğu, Şiîlerin toplamıyla bunun %13.7 oranına çıktığı görülmektedir. Yine unutulmamalıdır ki burada Şîa fırkalarının nüfuslarının yoğun olduğu ülkeler listelenmektedir. Kayda değer Şiî nüfusun olmadığı, neredeyse tamamen Sünnîlerin yaşadığı ülkeler de hesaba katıldığında bu oranlar çok daha aşağı inecektir.[160] Vali Nasr’ın 2006 yılında verdiği Şîî nüfusu ve oranlar[161], Momen’in verilerinden farklıdır. Ayrıca Pew tarafından verilen Şîî nüfus oranları güncel olan CIA toplam ülke nüfuslarıyla girildiğinde daha farklı bir tablo çıkmaktadır.[162] Bu tablolardan anlaşıldığı gibi İran, Bahreyn, Azerbaycan ve Irak’ın nüfusunun yarıdan fazlası Şîidir.

İsnâaşeriyye Şîası içinde, dinî hükümlerin kaynağı olarak sadece kendi imamlarının rivayetlerini esas kabul edenlere Ahbâriyye adı verilmiştir.[163] Dinî hükümlerin aklî istidlâl yoluyla elde edilebileceğini savunan ekole Usûliyye denmektedir.[164] Günümüzde ilim merkezleri havzalarda yaygın olan Usûliyye ekolüdür. Ahbarilik kolu Körfez’de, özellikle Bahreyn’de etkili olmaya devam etmektedir. Ahbariler ayrıca Hindistan’da da vardır. Ahbarilerin Şeyhiyye Tarikatı ve Tefkîk hareketine de tesir ettiğine dair görüşler vardır.[165] İran’da Felsefe karşıtı görüşleriyle bilinen Tefkîk Ekolü (Mekteb‐i Tefkîk, el-Medresetü’t-Tefkîkiyye) hakikate ulaşmak için Kur’ân, Hz. Peygamber’den ve imamlardan gelen rivayetler üzerinde yoğunlaşmak gerektiğini savunmaktadır.[166] Ahbarilik ayrıca Irak’ta Basra şehrinde 100 bin kadar nüfusa sahiptir. Suûdî Arabistan’ın doğusunda, Basra Körfezi’ne sahil olan Ahsâ/Lahsâ bölgesinde de temsil edilmektedir.[167]

2.2. Nusayriler

On birinci imam Hasan el-Askerî’nin ölümüyle (260/874) başlayan gaybet döneminin başında on ikinci imam Muhammed b. Hasan ile takipçilerinin irtibatını dört sefir (vekil, bâb, elçi) birbiri ardına sağlamıştır. Kendilerinin sefir olduğunu iddia etmelerine rağmen kabul görmemiş başka isimler de vardı. Nusayriliğin adına nispet edildiği Muhammed b. Nusayr (ö. 270/883) bunlardan biridir.

Bağdat’ta Büveyhî himayesi gören Nusayriler zamanla Suriye’ye intikal ettiler. Önemli Nusayrî metinlerinin müellifi olan Hamdân el-Hasîbî’nin (ö. 346/957) Halep’te türbesi bulunmaktadır. Nusayriler, günümüzde Suriye ve komşularının Akdeniz sahillerinde yoğunlaşmış durumdadır. Çeşitli aile, soy, aşiretler (Hayyâtiyye, Kelbiyye, Mehâlibe, Haddâdîn) şeklinde ve kapalı bir hayat yaşayan Nusayriler içerisinde, modern dönemde özellikle şehirlerde, yaygın İslâmî anlayışa yahut İsnâaşeriyye Şiiliği’ne belli ölçüde de olsa yaklaşanlar olduğu görülmüştür. Günümüzde Nusayriler Suriye’de Lazkiye ve Cebeliensâriye bölgesi başta olmak üzere çeşitli yerlerde % 8-12 arasında tahmin edilen bir nüfus oranına sahiptir. Türkiye’de Hatay, İskenderun, kısmen Adana ve Mersin’de; Lübnan’da ise daha çok kuzey kesimlerinde küçük bir grup olarak yaşamaktadır.[168] Suriye nüfusunun % 74’ünün Sünnî olduğu tahmin edilmektedir.[169] Yeni bazı yayınlarda Suriye’de Sünnîlerin % 80 oranında olduğu, kendi içinde Sünnîlerin % 65 Arap, % 15 Kürt etnik kimliğinden geldiği tespiti yapılmaktadır. Nusayriler % 10, Dürzîler % 3, İsmaililer % 1 ve İsnâaşeriyye % 1 oranlarında nüfusa sahiptir. Ayrıca % 5 oranında Hıristiyan nüfusu vardır. Ülkedeki savaş sebebiyle mezhebi dağılımı etkileyecek göçler yaşanmıştır. Eylül 2017 itibariyle 7 milyon insan mülteci olarak ülkeden ayrılmıştır. Bu mültecilerin % 79 Sünnî Arap, % 9 Kürt, %8 Hıristiyan, % 2 Türkmen, % 2 Şîî şeklinde dağıldığı kaydedilmektedir. Böylelikle Arap Sünnîlerin 2011!de % 65 olan oranı 2017 yılında % 61’e düşmüş, Kürtler %14’ten 16’ya yükselmiş, Nusayriler %10’dan 13’e yükselmiştir.[170] Ülkede Sünnîlerin bu oranda yüksek nüfusa sahip olmasına rağmen Nusayrî bir aileden olan Hafız ve Beşşâr Esed uzun süre ülkede iktidar olmuştur.

2.3. Babiler-Bahaîler

İsnâaşeriyye içinde doğan ve Şeyhiyye diye adlandırılan tarikatta ortaya çıkan Bâbîlik, Mirza Ali Muhammed’in on ikinci imamın gaybete çekilmesinin bininci yılında (1260/1844), önce kendisini beklenen mehdîye açılan bab ilan etmesiyle başlamıştır. 1848 yılında Bedeşt’teki toplantıda “Bab’ın Allah Elçisi, yeni ve bağımsız bir dinin kurucusu olduğu duyurulmuştur.”[171] Mirza Ali Muhammed, 1266/1850 yılında verilen fetvalar üzerine Nâsırüddin Şah’ın emriyle Tebriz’de kurşuna dizilerek öldürüldü. Bahaîliğin kurucusu olan Mirza Hüseyin Ali, Bâb’ın görüşlerini benimsemişti. Bağdat’a sürgün edildi. Mirza Hüseyin Ali, Bâb’ın önceden haber verdiği “Allah’ın ortaya çıkaracağı zat” olduğunu ilân ederek Babiler’i kendisine uymaya çağırdı (1863). İstanbul’a, Edirne’ye ve Akkâ’ya sürgün edilen Mirza Hüseyin Ali taraftarlarınca Bahâullah adıyla anıldı. Mirza Hüseyin Ali, 1309/1892 yılında öldü.[172] Bahaîlere göre Türkiye’de yaklaşık on bin ve dünyada toplam beş milyondan fazla Bahaî bulunmaktadır. Bahailik iki yüzden fazla ülkeye yayılmıştır.[173]

2.4. Zeydiyye

Zeydiyye, ismini Hz. Hüseyin’in Ali Zeynelâbidîn’den torunu olan Zeyd’den alır. İmam Zeyd 122/740 yılında Emevîler’e karşı ayaklanmış ve öldürülmüştür. Zeydiyye tarihte Hazar’ın güneyindeki Taberistan’da devlet kurmuşlar ve uzun süre varlıklarını sürdürmüşlerdir.[174] Fas’ta İdrisiler Devleti’ni (789-985) kurmuşlardır. Zeydiyye günümüzde Yemen’in kuzeyinde yaygındır. Yemen’de Hâdî-İlelhak lakabıyla anılan Yahyâ b. Hüseyin (ö. 298/911) liderliğinde 280/893 yılında hâkim olmaya başladığı bölgelerde kesintilerle günümüze kadar varlığını sürdürdü. İmam Yahyâ’nın mezarının bulunduğu Sa’de ve çevresi Zeydî nüfusun yoğun olduğu bölgedir. Sa’de ile başkent San’a arasındaki Hacce ve dağlık Hûs bölgeleri ile Zemâr yoğun Zeydî nüfus barındırmaktadır. Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 40-50’sinin Zeydiyye’ye mensup olduğu tahmin edilmektedir.[175] Izady Yemen’de dini durum haritasında nüfusu %56 Sünnî, % 42,1 Zeydi Şîî, % 2 İsmailî Şiî göstermektedir.[176] Sünnîler genelde Şafiidir. Suudî Arabistan destekli Selefî faaliyetler yakın tarihte ortaya çıkmıştır. Yemen’de 1990’lı yıllarda teşkilatlanmaya başlayan Zeydî-Hûsî hareketi zamanla silahlı çatışmalara girmiştir.[177] Hûsîler 2012 yılından itibaren Zeydî nüfusun yoğun olduğu Sa’de ve çevresindeki kuzey-batı bölgelerini elinde tutmaktadır. İran tarafından desteklenen Husilere karşı Suudi Arabistan öncülüğünde sürdürülen savaş ülkede büyük yıkıma ve fakir halkın sıkıntılarının büyümesine sebep olmuştur.[178]

2.5. İsmaililer

Ca‘fer es-Sâdık’ın (ö. 148/765) büyük oğlu İsmail’in imametini kabul eden Şiilere İsmailiyye denilmektedir. İsnâaşeriyye Ca‘fer es-Sâdık’tan sonra diğer oğlu Mûsâ el-Kâzım’ın (ö. 183/799) imametini kabul etmektedir. İsmailiyye mezhebi içerisinde Karmatiler de çıkmıştır. İsmailiyye mezhebinin mensuplarının Kuzey Afrika’da kurdukları Fatımiler Devleti (909-1171) doğuya doğru geniş toprakları ele geçirdi ve Kahire’yi başket edindi. Fatımî imamı Müstansır vefat ettikten (487/1094) sonra büyük oğlu Nizar’ın halife olmasını savunanlar Nizariyye, diğer oğlu Musta’lî billah’ı destekleyenler ise Musta’liye adını almışlardır. Fatımî dâisi olan Hasan Sabbah 483/1090 yılında Alamut kalesini ele geçirmişti. O Nizar’ın imametini kabul etmiş ancak Fatımilerin başına Musta’lî geçmişti. Fatımiler 567/1171 yılında Selahaddin Eyyubî tarafından sona erdirildi. Alamut’taki Nizarî yönetim ise, 655/1257 yılında Moğol-İlhanlılar tarafından ortadan kaldırıldı.

İsmaililerin Nizarî kolu İran’da Kaçar hükümdarının kızıyla evlenen dönemin mezhep liderine verilmiş olan Ağa Han unvanı sebebiyle Ağa Hanlar olarak da bilinir olmuştur. I. Ağa Han Hasan Ali Şah (ö. 1881) Kirman’da İran yönetimiyle çatışmaya girince 1257/1841 yılında İran’dan ayrıldı ve 1265/1848 yılında Bombay’a yerleşti. Hindistan’daki Nizariler Hocalar olarak bilinmektedir. 1957 yılında başa geçen IV. Ağa Han Kerim günümüzde görevine devam etmektedir. Daftary’e göre 10 milyonu bulan Nizarî İsmaililer dünyanın yirmi beşten fazla ülkesinde yayılmıştır.[179]

Müstalî İsmaililerin Davudî grubu çoğunluğu Hindistan’da olmak üzere bir milyon olarak tahmin edilmektedir. Bohra da denilen Davudiler için Bombay merkez gibidir. Elli İkinci Dâî-i mutlak olan Seyyiduna Muhammed Burhaneddin 1385/1965 yılında bu görevine başlamıştı. Ayrıca Pakistan Karaçi’de Davudilerin bulunduğu kaydedilmektedir. Müstalî İsmaililerin Yemen’deki Süleymanî koluna ise Mekremî ailesi liderlik etmektedir. 1934 yılında Suudî topraklarına katılan Necran bölgesi ana merkezleridir. 2005’de göreve başlayan elli birinci Dâî Abdullah el-Mekremî Süleymanilerin lideri durumundadır. Yemen ve Suudî Arabistan’daki Sülemanilerin 300 bin kadar nüfusu olduğu tahmin edilmektedir. Hindistan’da da az sayıda Süleymanî İsmaililerin olduğu kaydedilmektedir.[180]

2.6. Dürzîler

Dürzîlik, Şiî İsmaililer içerisinden çıkmıştır. Bazı farklılıklar bulunmakla birlikte itikadî görüşleri İsmailiyye fırkasının inançlarıyla benzerlik göstermektedir. Fatımî Halifesi el-Hâkim bi-Emrillah’ın (375-411/985-1021) saltanat yıllarının son dönemlerinde tarih sahnesine çıkmıştır. Mezhebin inançlarını insanlara açıklayarak davette bulunan Neştekin ed-Derezî’nin ismine nispetle Dürzîlik olarak tanınmıştır. Mezhebin mensupları kendilerine Muvahhidûn demektedir. Tanrı’nın Halife el-Hâkim bi-Emrillah suretinde tecelli ettiğine inanılır. Mezhebin açıktan daveti 1017-1042 yılları arasında yapılmıştır. Bu tarihten sonra gizliliğe bürünerek günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Kahire’de el-Hâkim bi-Emrillah’tan sonra baskılara maruz kalan mezhep mensupları Bilad-ı Şâm’a yerleşmişlerdir. Dürzîler‚ Lübnan ve Kuzey Suriye’ye, oradan da özellikle Havran Dağı’na göç etmişlerdir. Günümüzde burası “Cebelü’d-Dürûz” olarak bilinmektedir. XIX. yüzyılda Lübnan ve Suriye’deki bazı Dürzîler, Amerika kıtasına ve Avustralya’ya göç ettiler. Suriye’de Dürzî nüfusu 260 bin civarındadır. Bunlar Halep, Şam civarlarında, Güneybatı Suriye’deki Katana, Kuneytra’da, Cebelü’d-Dürûz’da yaşamaktadır. Ürdün’deki Dürzîler çoğunlukla Zerka ile başkent Amman’da yaşayan 3.000 civarında bir azınlıktır. İsrail’deki Dürzîlerin nüfusları 3.000’den azdır. Lübnan’daki Dürzî nüfusunun, 150 bin – 170 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. A.B.D, Kanada, Brezilya, Meksika, Arjantin ve Avustralya’ya göç etmiş Dürzîler de vardır. Dürzîler azınlık olmalarına rağmen, özellikle Suriye ve Lübnan’ın politik ve sosyal meselelerinde önemli roller üslenmektedirler. Lübnan’da Dürzî toplumunun liderliğini üstlenmiş olan Velid Canbolat Lübnan hükümetlerinde aktif görevler üstlenmiştir.[181]

    İBÂZİYYE

Hâricîlerin günümüze ulaşan fırkası kabul edilen İbâziyye adını kurucusu kabul edilen Abdullah b. İbâz’dan almıştır. İbaziyye, 65/685 yılında Nâfi‘ b. Ezrak’ın Haricî olmayan Müslümanlar hakkında ileri sürdüğü aşırı görüşlere katılmayarak Basra’da Abdullah b. İbâz’ın etrafında toplananların oluşturduğu bir fırkadır. “Hameletü’l-ilm” adı verilen gruplar İbaziyye’nin Mağrib ve Umman’a yayılmasını sağladı. Kuzey Afrika İbaziliği, Cezayir’de Tâhert merkezli Rüstemîler Devleti’ni (777-909) kurmuşlardır. Cezayir’de Vercelân (Vargla-Ouargla) vahasında, Gardaya vilayetinde Mizâb bölgesinde, Libya’da Trablus’un kuzeyindeki Cebelinefûse’de, Tunus’ta Cerbe adasında varlıklarını sürdürmektedirler. Doğu Afrika’daki İbaziler’in çoğunluğu Tanzanya’ya bağlı iki adadan oluşan özerk Zengibar’da yaşamaktadır. İbazilik bugün Umman’da Gafirî ve Hinâ kabilelerinin mezhebi durumundadır.[182] 2 milyon kadar yerli nüfusu olan Umman’ın yarısından fazlası İbadiyye mezhebine mensuptur. Umman’ın günümüzdeki sultanı Kâbûs b. Said de İbadi mezhebine mensuptur.[183]

    YEZÎDÎLER

Yezîdiyye isminin nereden geldiğine dair farklı görüşler olmakla birlikte, Yezîd b. Muâviye ile ilişkilendirilmesi yaygındır. Fırka mensupları bu ismi Ezidî olarak da telaffuz etmektedir. Kutsal bir şahsiyet kabul edilen Adî b. Müsafir (ö. 557/1162), Emevî asıllı olup Adeviyye tarikatı kendine nispet edilmektedir. Günümüzde Şeyh ‘Adî’siz Yezidîlik tartışılmaktadır. Yezidilerin özellikle Avrupa’ya göç eden kesimleri tarafından Yezidilik’in İslam’dan önce, başka dinler ile ilişkisini ifade eden görüşler savunulmaktadır.[184] Adî b. Müsafir’in mezarı Kuzey Irak’ta Lâliş (Lâleş) denilen yerde olup Yezidilerin ziyaret mekânıdır.

Kuzey Irak günümüzde Yezidilerin en kalabalık olduğu bölgedir. Laleş’in de içinde olduğu Sincar bölgesi ve Dohuk’un güneyinde kalan Şehan yöresi grubun yoğun olduğu yerlerdir. Bazı kayıtlara göre Irak’taki yarım milyon kadar olan nüfusun, Avrupa’ya göçlerle azaldığı tahmin edilmektedir. Türkiye’deki Yezidî nüfusun büyük kısmı Almanya’ya göç etmiştir. Mardin, Urfa, Siirt, Batman, Diyarbakır kırsalında yerleşik Yezidî nüfusu binin altına kadar düşmüştür. Suriye’de Halep’in kuzeyindeki köylerde yaşayan Yezidîlerin 5-10 bin kadar oldukları tahmin edilmektedir. Ermenistan’da yaklaşık 40 bin, Gürcistan’da 18 bin Yezidî’nin yaşadığı kaydedilmektedir.[185]

    KADIYANILIK

Günümüzde Hindistan sınırları içerisinde kalan Pencab-Kâdıyân’da doğan Gulam Ahmed Kadıyanî’nin (ö. 1326/1908) adına nispetle Ahmediyye, doğum yerine nispetle Kadıyanilik denilen mezhep İngiliz sömürgesi Hindistan’ında ortaya çıkmıştır. Gulam Ahmed Kadıyanî’nin müceddidlikle başlayıp mehdilik-mesihlik ile devam eden iddialarına ilaveten nübüvvet ile ilgili görüşleri tartışılmaktadır. Bağlıları “Allah’tan aldığı vahiy” ile onun iddialarını ispat ettiğini savunmaktadır.[186] Gulam Ahmed, mensuplarından İngiliz hükümetine itaat etmelerini istemişti.[187] Pakistan Devleti kurulduğunda devlet başkanı olan Cinnah (1876-1948), İsmailiyye mezhebinin hocalar grubundan,[188] Pakistan’ın dışişleri bakanı (1947-54) olan Muhammed Zaferullah Han Kadiyanilik mezhebindendi.[189] Pakistan Parlamentosu’nun 7 Eylül 1974 tarihinde aldığı kararla Kadiyanilik “İslâm dışı azınlık” olarak kabul edilmiştir.[190] Kadıyaniliğin Ahmediye Cemaati mensupları 2011 yılında kendi yayınlarında, 193 ülkede şubelerinin bulunduğunu, dünya genelinde 300 milyon üyesi olduğunu yazmaktadır.[191] Bu rakamların abartılı olduğuna şüphe yoktur. Ahmediyye mezhebinin toplam nüfusunun 10 milyon civarında, Pakistan’da 4-5 milyon, Hindistan’da ise 1 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir. Afrika ve Batı ülkelerinde, Orta­doğu’nun birçok ülkesinde, Endonezya’da ve Orta Asya cumhuriyetlerinde farklı rakamlarda Ahmedilerin olduğu bilinmektedir.[192]

    SONUÇ

Müslümanların yaşadığı ülkeler çeşitli sebeplerle nüfuslarının mezhebe dayalı istatistiklerini resmi olarak tespit etmemektedir. İslam dünyasında mezhep haritası ve nüfusun mezheplere göre dağılımını ortaya çıkarmak kolay değildir. Bilgi kaynaklarının sınırlı olması, ulaşılabilen sınırlı bilginin güvenirlik sorunu barındırması kesin sonuçlara ulaşmayı neredeyse imkânsız kılmaktadır. Genelde tahminlere dayalı rakamlar verilmekte, araştırmacıya göre değişen çelişkili oranlar ortaya çıkmaktadır. Güncel olması bakımından tercih edilmesi muhtemel internet kaynaklı bilgiler, maksatlı ve yönlendirici olabilmektedir.

Mezhep haritası ve nüfus dağılımı bakımından azınlıklar hakkında daha fazla bilgi elde edilebilmektedir. Nüfusu az ve coğrafyası dar olan grupların çalışılmasının tercih edilmesi düşünülebilir. Daha büyük nüfus ve geniş coğrafyaya yayılmış Sünnîlerin çoğunluğu oluşturduğu bilinmekle birlikte oran ve rakamlar farklılaşabilmektedir. Şiî-Sünnî karşılaştırması yapılırken sadece Şiilerin yoğun olduğu ülkelerin listelendiği karşılaştırmalar yapılmaktadır. Halklarının tamamı veya tamamına yakını Sünnî olan ülkelerin de var olduğu hesaba katılınca oran olarak Sünnîlerin çok daha yüksek, Şiilerin ise çok daha düşük çıkacağı aşikârdır. Azınlıkların kendi nüfuslarını fazla göstermek isteyebilecekleri dikkate alınarak, onların verdiği bilgileri mümkün olduğunca farklı veriler ile de karşılaştırmak uygun olacaktır.

Sünnî çoğunluk içerisindeki ortak kabuller, geçişkenlikler ve farklı grupların bir arada yaşaması mezhebe göre harita çıkarmayı zorlaştırmaktadır. Günümüzde Sünnî mezhepler içerisinden çıkmış, farklı zihniyetlere sahip gruplar vardır. Sünnî mezhepleri sahiplenen büyük rakamlara ulaşmış müntesipleri barındıran cemaatlerin etkin oldukları bölgeler, mezheplerin haritasını ve nüfuslarını ortaya koyarken dikkate alınabilir.

Batılılar tarafından yapılan çalışmaların yoğunluğu bu konuya onların da ilgilerini göstermektedir. Özellikle yakın tarihlerde Ortadoğu’da meydana gelen çatışmaların mezheplerle de ilişkilendirilmesi Müslümanların güncel durumuna yönelik ilgileri artırmıştır. Mezhepler coğrafyasına ilişkin yeni atlas çalışmalarının yayınlanmış olması buna örnek verilebilir. Bizim henüz ulaşamadığımız ve dolayısıyla bu çalışmada kullanamadığımız bu tür yayınlar, bazı tashihlere imkân verebilir. Belki daha detaylı ve yeni bilgiler sunacağı beklendiğinden umut vericidir.

EKLER

EK: 1

CIAMuslimPopulation (Milyon)
ÜlkeToplam
nüfusu
Müslüman
oranı
Müslüman
nüfusu
Toplam
nüfusu
Müslüman
oranı
Müslüman
nüfusu
Endonezya260.580.73987,20227.226.404259,488 %228,27
Pakistan204.924.86196,40197.547.566203,496.3 %195,87
Hindistan1.281.935.91114,20182.034.8991328,920 %265,78
Bangladeş157.826.57889,10140.623.481162,992 %149,87
Nijerya190.632.26150,0095.316.131186,570 %130,6
Mısır97.041.07290,0087.336.96593,595 %88,83
İran82.021.56499,4081.529.43579,599 %78,71
Türkiye80.845.21599,8080.683.52579,599,8 %79,34
Cezayir40.969.44399,0040.559.74940,899 ,7 %40,68
Irak39.192.11199,0038.800.19038,199 %37,72
Etiyopya105.350.02033,9035.713.657101,750 %50,85
Sudan37.345.93595,3035.590.67642,197 %40,84
Afganistan34.124.81199,7034.022.43733,4100 %33,4
Fas33.986.65599,0033.646.78834,799 %34,35
Suudi Arabistan28.571.77099,9528.557.48431,7100 %31,7
Yemen28.036.82999,1027.784.49827,5100 %27,5
Özbekistan29.748.85988,0026.178.99631,988 %28,07
Çin1.379.302.7711,8024.827.450137810 %137,8
Malezya31.381.99261,3019.237.16130,861,3 %18,88
Tanzanya53.950.93535,2018.990.72954,255 %29,81
Rusya142.257.51912,5017.782.190144,319 %27,42
Mali17.885.24594,8016.955.21217,390 %15,57
Suriye18.028.54987,0015.684.83817,290 %15,48
Nijer19.245.34480,0015.396.27519,795 %18,72
Senegal14.668.52295,4013.993.77014,894 %13,91
Kazakistan18.556.69870,2013.026.80217,870,2 %12,5
Burkina Faso20.107.50961,6012.386.2261960,5 %11,5
Tunus11.403.80099,1011.301.16611,399 %11,19
Somali11.031.38698,5010.865.91511,1100 %11,1
Gine12.413.86786,7010.762.82311,285 %9,52
Fildişi Sahili24.184.81042,9010.375.28323,938,6 %9,23
Ürdün10.248.06997,209.961.1238,297,2 %7,97
Azerbaycan9.961.39696,909.652.5939,896,9 %9,5
D. Kongo Cumhuriyeti83.301.15110,008.330.11579,810 %7,98
Tacikistan8.468.55590,007.621.7008,698 %8,43
Libya6.653.21096,606.427.0016,399 %6,24
Çad12.075.98552,106.291.58814,550 %7,25
Uganda39.570.12513,705.421.10736,635 %12,81
Fransa67.106.1618,005.368.49364,69,6 %6,2
Kenya47.615.73911,205.332.96345,433 %14,98
Kamerun24.994.88520,905.223.93121,524 %5,16
Filipinler104.256.0765,005.212.804102,610 %10,26
Gana27.499.92417,604.839.98728,245 %12,69
Türkmenistan5.351.27789,004.762.6375,489 %4,81
Mozambik26.573.70617,904.756.69327,220 %5,44
BAE6.072.47576,004.615.0819,376 %7,07
Kırgızistan5.789.12275,004.341.8426,175 %4,58
Moritanya3.758.571100,003.758.5714,2100 %4,2
Sierra Leone6.163.19560,003.697.9176,660 %3,96
Almanya80.594.0174,403.546.13782,65 %4,13
Lübnan6.229.79454,003.364.0896,259,7 %3,7
Benin11.038.80527,703.057.74910,824,4 %2,64
Tayland68.414.1354,302.941.80865,310 %6,53
Uman3.424.38685,902.941.5484,499 %4,36
Amerika326.625.7910,902.939.632323,92,11 %6,83
İngiltere64.769.4524,402.849.85665,64,6 %3,02
Malavi19.196.24612,502.399.53117,236 %6,19
Burma Myanmar55.123.8144,302.370.32452,415 %7,86
Kuveyt2.875.42276,702.205.449485 %3,4
Sri Lanka22.409.3819,702.173.71021,29,7 %2,06
Eritre5.918.91936,502.160.4055,450 %2,7
Gambiya2.051.36395,701.963.1542,190 %1,89
Bosna-Hersek3.856.18150,701.955.0843,560,06 %2,1
Kosova1.895.25095,601.811.8591,890 %1,62
Madagaskar25.054.1617,001.753.79123,715 %3,56
Arnavutluk3.047.98756,701.728.2092,979,9 %2,32
Togo7.965.05520,001.593.0117,550 %3,75
Katar2.314.30767,701.566.7862,577,5 %1,94
Nepal29.384.2974,401.292.90928,48 %2,27
Kanada35.623.6803,201.139.95836,23 %1,09
Bahreyn1.410.94270,30991.8921,485 %0,94
İtalya62.137.8021,45900.00460,62,6 %1,58
Orta Afrika C.5.625.11815,00843.768515 %0,75
Singapur5.888.92614,30842.1165,616 %0,9
Hollanda17.084.7194,90837.151175,5 %0,94
Güney Afrika54.841.5521,50822.62355,73 %1,67
Cibuti865.26794,00813.3510,996 %0,86
Komorlar808.080100,00808.0800,898 %0,78
Gine-Bissau1.792.33845,00806.5521,950 %0,95
Makedonya2.103.72133,30700.5392,134,9 %0,73
Avustralya23.232.4132,60604.04324,12,2 %0,53
Batı Sahra603.253100,00603.253   
Belçika11.491.3465,00574.56711,36 %0,68
Liberya4.689.02112,20572.0614,635 %1,61
Bulgaristan7.101.5107,80553.9187,113,4 %0,95
Gürcistan4.926.33010,70527.117420 %0,8
İsviçre8.236.3035,10420.0518,45,7 %0,48
Maldivler392.709100,00392.7090,4100 %0,4
Avusturya8.754.4134,20367.6858,87 %0,62
Brunei Darussalam443.59378,80349.5510,467 %0,04
Kamboçya16.204.4861,90307.88515,87 %1,11
Burundi11.466.7562,50286.66911,110 %1,11
Ruanda11.901.4842,00238.03011,915 %1,79
Mauritius1.356.38817,30234.6551,316,6 %0,22
Danimarka5.605.9484,00224.2385,74,1 %0,23
Sırbistan7.111.0243,10220.4427,13,2 %0,23
Ukranya44.033.8740,50220.16942,71 %0,43
İsveç9.960.4872,00199.2109,94,9 %0,49
Romanya21.529.9670,90193.77019,80,3 %0,06
Yunanistan10.768.4771,30139.99010,84,7 %0,51
Karadağ642.55019,10122.7270,618,5 %0,11
Norveç5.320.0452,30122.3615,23 %0,16
Gabon1.772.2556,40113.4241,812 %0,22
Vietnam96.160.1630,1096.16092,71 %0,93
Moğolistan3.068.2433,0092.0473,16 %0,19
Surinam591.91913,8081.6850,519,6 %0,098
Kongo4.954.6741,6079.2754,92 %0,1
İrlanda5.011.1021,3065.1444,70,5 %0,02
Hırvatistan4.292.0951,5064.3814,23 %0,13
Zambiya15.972.0000,4063.88815,915 %2,39
Trinidad ve Tobago1.218.2085,0060.9101,47 %0,098
Fiji920.9386,3058.0190,97 %0,06
Zimbabve13.805.0840,4055.2201610 %1,6
Guyana737.7186,8050.1650,87 %0,056
Yeni Zelanda4.510.3271,1049.6144,71,2 %0,06
Slovenya1.972.1262,4047.3312,12,4 %0,05
Polonya38.476.2690,0935.00038,40,13 %0,05
Svaziland1.467.1522,0029.3431,310 %0,13
Macaristan9.850.8450,2019.7029,80,2 %0,02
Lüksemburg594.1302,3013.6650,62,6 %0,02
Portekiz10.839.5140,1010.84010,30,6 %0,06
Yeşil Burun Adaları560.8991,8010.0960,55 %0,03
Botsvana2.214.8580,408.8592,23 %0,07
Litvanya2.823.8590,102.8242,90,1 %0
Doğu Timor1.291.3580,202.5831,34 %0,05
Ekvador16.290.9130,022.44416,5 0
Cocos Adaları59680,00477   
Christmas Adası2.20514,80326   
1.775.064.461  2.142.130.000

EK:2

ÜlkeToplam nüfus (milyon)İsnaaşeriyye (milyon)1980 Oranı2014 OranıDünya YüzdesiDiğer Şiiler (milyon)
İran786988,390%43%1 Ehl-i Hak, İsmaili
Pakistan1892814,515%15%1-5 (İsmaili)
Hindistan1272251,82%15%3 (İsmaili)
Irak352157,163%13%1 (Ehl-i Hak)
Azerbaycan9.57.5 80%4% 
Afganistan3245,912%2%1 (İsmaili)
Türkiye763 4%2%16 (AleviBektaşi, Nusayri)
Suudi Arabistan2922,37%1%2 (Zeydi, İsmaili)
Lübnan4.5229,840%1%0.3 (Dürzî. Nusayri)
Nijerya1782 1%1% 
Endonezya2542 <1%1% 
Tanzanya511 2% 0.1 (İsmaili)
Mısır840.8 1% 1 (İsmaili)
Bahreyn1.30.654,445% (60%)  
BAE90.6 7% (15%)  
Kuveyt3.20.518,816% (40%)  
Tacikistan80.3 3% 0.3 (İsmaili)
Suriye240.20,61% 3 (Nusayri. Dürzî, İsmaili)
Katar1.80.2 10%  
Yemen250.1 <1% 11 (Zeydi, İsmaili)
Diğer Asya Ülkeleri 1.5   0.7 (İsmaili, Dürzî)
Diğer Afrika Ülkeleri 1   0.7 (İsmaili)
Avrupa 1   2 (Bekt, Nus., Dürzî. İsm)
Amerika 0.7   0,4 (Bekt, Nus, İsm, Dürzî)
Avusturalya 0.3   0.1 (İsmaili, Alevi, Dürzî)

EK: 3

İsnaaşeriyye OranıDiğer Şiilerin OranıToplam Ali Şiası Oranı
Dünya İsnaaşeriyye Şîî Nüfusu175.000,000
Dünyada Diğer Şîîlerin Nüfusu44.000.000
Dünyada Toplan Ali Şiaası Nüfusu219.000,00080%20%
Toplam Müslüman Nüfusu1,600.000,00011%2.8%13.8%
Toplam Dünya Nüfusu7,250,000,0002.4%0,6%3%

EK: 4

Vali Nasr’ın 2006 yılında verdiği Şîî nüfusu ve oranları şöyledir:[193]

ÜlkeŞîî nüfus yüzdesiToplam nüfusŞîî nüfus
İran90%68.700.00061.800.000
Pakistan20%165.800.00033.200.000
Irak65%26.800.00017.400.000
Hindistan1%1.095.400.00011.000.000
Azerbaycan75%8.000.0006.000.000
Afganistan19%31.100.0005.900.000
Suudi Arabistan10%27.000.0002.700.000
Lübnan45%3.900.0001.700.000
Kuveyt30%2.400.000700.000
Bahreyn75%700.000520.000
Suriye1%18.900.000190.000
BAE6%2.600.000160.000
Katar16%890.000140.000
Toplam141.410.000

EK: 5

Pew tarafından verilen Şîî nüfus oranları güncel olan CIA toplam ülke nüfuslarıyla girildiğinde şöyle bir tablo çıkmaktadır.

ÜlkeToplam
Nüfusu
Müslüman
oranı
Müslüman
nüfusu
Şii oran
aralığı
Şii oranı ortalamaŞii
nüfus
İran82.021.56499,4081.529.43590-9592,575.414.727
Irak39.192.11199,0038.800.19065-7067,526.190.128
Pakistan204.924.86196,40197.547.56610_1512,524.693.446
Hindistan1.281.935.91114,20182.034.89910_1512,522.754.362
Yemen28.036.82999,1027.784.49835-4037,510.419.187
Türkiye80.845.21599,8080.683.52510_1512,510.085.441
Azerbaycan9.961.39696,909.652.59365-7670,06.756.815
Nijerya190.632.26150,0095.316.131<55,04.765.807
Afganistan34.124.81199,7034.022.43710_1512,54.252.805
Suudi Arabistan28.571.77099,9528.557.48410_1512,53.569.686
Suriye18.028.54987,0015.684.83815_2017,52.744.847
Tanzanya53.950.93535,2018.990.729<1010,01.899.073
Lübnan6.229.79454,003.364.08945-5540,01.345.636
Bahreyn1.410.94270,30991.89265-7570,0694.325
Tacikistan8.468.55590,007.621.700y 77,0533.519
Kuveyt2.875.42276,702.205.44920-2522,5496.226
Birleşik Arap Emirlikleri6.072.47576,004.615.081y 1010,0461.508
Almanya80.594.0174,403.546.13710_1512,5443.267
Amerika326.625.7910,902.939.63210_1512,5367.454
İngiltere64.769.4524,402.849.85610_1512,5356.232
Katar2.314.30767,701.566.786y 1010,0156.679
Uman3.424.38685,902.941.5485_105,0147.077
Bulgaristan7.101.5107,80553.91810_1512,569.240
   843.800.409198.617.483

KAYNAKÇA

[1]Davut Dursun, İslam Dünyasında Entegrasyon Hareketleri ve İslam Konferansı Teşkilatı, İşaret Yay., İstanbul 1999, s. 15, 19.

[2]İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik, Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) www.sesric.org/oicstat.php

[3]United Nations Department of Economic and Social Affairs/Population Division, World Population Prospects: The 2017, New York, s. 7 https://www.compassion.com/multimedia/world-population-prospects.pdf.

[4]www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2119rank.html, 16.12.2017

[5]Edin Radoncic, World almanac of the demographic history of Muslims, Trans. M. Durmic, Sarajevo 2013.

[6]Michael Izady, Atlas of the Islamic World and Vicinity (Infographs, Maps and Statistics Collection), http://gulf2000.columbia.edu/maps.shtml.

[7]Pew Research Center’s Forum on Religion and Public Life, Mapping the Global Muslim Population, 2009, http://assets.pewresearch.org/wp-content/uploads/sites/11/2009/10/Muslimpopulation.pdf, 03.11.2017. Kemal Çiçek bu araştırmayı geniş bir şekilde değerlendirmiştir. Kemal Çiçek, “Dünya Müslümanlarının Nüfusu ve Dağılımı Pew Research Center’ın Ekim 2009 Tarihli Raporu Çerçevesinde”, Yeni Türkiye, sayı: 95, 2017, s. 39-65.

[8]Pew, Mapping the Global Muslim Population, s. 10, 39.

[9]http://mazaheb.ac.ir

[10]http://urd.ac.ir

[11]Seyyid Ebu’l-Hasan Nüvvâb, Dersnâme Coğrafya-i Teşeyyu’; Teşeyyu der Cihân-ı Muâsır, Tahran, Dânişgâh-i Edyan ve Mezâhib 1393/2014.

[12]Mehmet Ali Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, e-Makâlât Mezhep Araştırmaları, c. 6, sy: 2, 2013, s. 321-354.

[13]Sâmî el-Melgûs, Atlasu’l-Fırak ve’l-Mezâhib fi’t-Târîhi’l-İslâmî, Riyad, Obeikan, 1438/2017; Şevkî Ebû Halil, Atlasu’l-Fırak ve’l-Mezâhib, Dâru’l-Fikr, Beyrut 2012.

[14]Resul Caferiyan, Atlasu’ş-Şîa, Arapça’ya çeviren: Nasîr el-Ka’bî ve Seyf Ali, el-Merkezü’l-Akademikî li’l-Ebhâs, Beyrut 2013.

[15]Pew, The World’s Muslims: Unity and Diversity, 2012, http://assets.pewresearch.org/wp-content/uploads/sites/11/2012/08/the-worlds-muslims-full-report.pdf, 27.12.2017, s. 30.

[16]Davut Dursun, “21. Yüzyılda Dünya Müslümanlarının Nüfusu ve Dağılımı”, Yeni Türkiye, sayı: 95, 2017, s. 32.

[17]Recep Şentürk, “Amerika’da Yaşayan Müslümanlar -Neden islam Amerika’da En Hızlı Yayılan Din?-”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, İstanbul, İSAM, 1998, s. 85.

[18]Radoncic, World almanac of the demographic history of Muslims, s. 476.

[19]Sarah Sayeed, “Amerika’daki Müslümanlar”, Medeniyet ve Değerler: Açık Medeniyet-İstanbul Yaklaşımı, ed. Recep Şentürk, İstanbul, İstanbul Ticaret Odası, 2013, s. 264.

[20]Ayşe Şebnem Sarı Önerbay, “Amerika’da Müslüman Olmak”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara, 2017, s. 402.

[21]Zülfikar Bağrıyanık, ”Etiyopya’da İslam ve Müslümanlar”, http://www.afrika.com.tr/?pnum=43, 18.12.2017.

[22]The Royal Islamic Strategic Studies Centre, The Muslim 500: The 500 Most Influential Muslims 2018, 2017, s. 3, 16 rissc.jo, 30.12.2017.

[23]Sayyid Rami al Rifai, Madhhab Demographıcs of the Muslım World (Who is the Main body of The Ummah), s. 4 https://sunnahmuakada.files.wordpress.com/2014/09/who-is-the-main-body-of-the-ummah-muslim-demographics1.pdf

[24]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Islam-Sunni_Denominations_lg.png

[25]Ahmed Teymur Paşa, Nazratun Târîhiyye fi Hudûsi el-Mezâhibu’l-Fıkhiyyeti’l-Erbaa el-Hanefi, el-Mâlikî, eş-Şâfi’î, el-Hanbelî ve İntişâruhâ inde Cumhûri’l-Müslimîn, takdim: M. Ebu Zehra, Dâru’l-Kâdiri, Beyrut 1411/1990, s. 60, 69, 80, 84.

[26]Abdulhay el-Hasanî, es-Sekâfetü’l-İslâmiyye fi’l-Hind; Maârifu’l-Avârif fî Envâil-Ulûm ve’l-Maârif, Hindawi, Kahire 2015, s. 99.

[27]al Rifai, Madhhab Demographıcs of the Muslım World, s. 4; Joshua Castellino ve Kathleen A. Cavanaugh, Minority Rights in the Middle East, Oxford University Press, Oxford 2013, s. 37.

[28]Abdülbâkî el-Mevâhibî el-Hanbelî, el-Ayn ve’l-Eser fî Akâidi Ehli’l-Eser, thk: Isâm Ravvâs Kalacî, Dâru’l-Memûn li’t-Turâs, Dimaşk 1407/1987, s. 53; Şemsuddin Ebu’l-Avn Muhammed es-Seffârînî el-Hanbelî, Levâmiu’l-Envâri’l-Behiyye, c. 1-2, 2. bsk., el-Hâfikîn, Dimaşk 1402/1982, c. 1, s. 73.

[29]Saduddin et-Teftâzânî, Şerhu’l-Makâsıd, c. 1-5, Tahkik: Abdurrahman Umayra, Âlemu’l-Kutub, Beyrut 1419/1998, c. 5, s. 231; Muhammed Murtazâ ez-Zebîdî, İthâfu’s-Sâde, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut 1422/2002, c. 2, s. 8; İsmail Hakkı İzmirli, Yeni İlm-i Kelâm, Evkâf-ı İslamiye Matbaası, İstanbul 1339-1341, I, s. 98.

[30]Sâlih b. Abdilazîz Âlü’ş-Şeyh, el-Leâli’l-Behiyye fî Şerhi’l-Akîdeti’l-Vâsıtiyye, thk: Adil Rifâ’î, Âsıme, Riyad 1431/2010, s. 88-90; Muhammed Sâlih el-Useymîn, Şerhu’l-Akîdeti’l-Vâsıtiyye, Dar İbnü’l-Cevzî, Riyad 1416/2000, c. 1, s. 53.

[31]Abdurrahman b. Hasan b. Muhammed b. Abdilvehhâb, el-Matlabu’l-Hamid fî Beyâni Makâsıdi’t-Tevhîd, Dâru’l-Hidâye, Riyad 1411/1991, s. 164.

[32]Şemsüddin es-Selefî el-Afganî, ‘Adâü’l-Mâturidiyye li’l-Akîdeti’s-Selefiyye, c. 1-3, Taif 1419/1998, c. 3, , s. 356, 358. Bu tez ile ilgili detaylı tespitler için bkz. Saîd Fûde, Min Tehâfüti’t-Teymiyye maa Şems es-Selefî, http://www.aslein.net/showthread.php?t=11757, 10.10.2013, s. 3 vd.

[33]Mehmet Ali Büyükkara, “Hariciliğin Modern Bir Görüntüsü Olarak Tekfircilik”, İç Tehdit ve Riskler Işığında İslam Dünyasının Geleceği, ed. Ahmet Emin Dağ,  İnsamer, İstanbul 2016, s. 18, 19.

[34]Yusuf Şevki Yavuz, “Mâtürîdiyye”, TDV İslam Ansiklopedisi,  c: 28, s. 174.

[35]Şemsüddin Ebu Abdillah Muhammed el-Makdisi, Ahsenü’t-Tekâsim fî Ma’rifeti’l-Ekâlîm, Brill, Leiden 1906, s. 338-339; Aydın Usta, Şamanizmden Müslümanlığa Türklerin İslamlaşma Serüveni (Sâmânîler Devleti 874-1005), İstanbul 2007, s. 453. Günümüzde Tacikistan’da Sâmânîler Devleti’i sahiplenilmekte ve Tacikler kendilerini bu devletin mirasçısı olarak görmektedir. Fahri Türk, “Tacikistan” Yeni Türkiye, sayı: 96, Ankara 2017, s. 440.

[36]el-Hakîm es-Semerkandî, Tercüme-yi Sevâdi’l-A’zam, neşr. A. Habîbî, Tahran 1348/1969, s. 18.

[37]Hanefi Palabıyık, Valilikten İmparatorluğa Gazneliler, Ankara 2002, s. 28, 32.

[38]Bu konudaki detaylar için bkz. Yusuf Ziya Kavakcı, XI. ve XII. Asırlarda Karahanlılar Devrinde Mavara’ al-Nahr İslam Hukukçuları, Erzurum 1976,
s. 305.

[39]Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi: Kuruluş Devri, Ankara 1979, s. 21-22.

[40]Gıyasüddin Handmîr, Habîbü’s-Siyer, neşr. M. Debir Siyaki, İntişarat-ı Hayyam, Tahran 1380, c. 3,  s. 628.

[41]Muhammed Pârsâ, Risâle Müntehabe min Akideti Ebi’l-Kasım es-Semerkandî, Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya, nr. 1663.

[42]Zahirüddin Muhammed Babür, Baburname: Babur’un Hatıratı, çeviren: Reşit Rahmeti Arat, MEB. Yay., Ankara 1970, c. 1s. 68, 69.

[43]Olivier Roy, Yeni Orta Asya ya da Ulusların İmal Edilişi, çev. Mehmet Moralı, Metis Yay., İstanbul 2000, s. 199.

[44]Mehmet Ali Büyükkara, “Dışlamacı Müslümanlığın Orta Asya’daki İzdüşümleri: Selefilik Hareketi ve Taliban”, Orta Asya’da İslam, Ahmet Yesevî Üniversitesi, Ankara-Türkistan 2012, c. 3, s. 1296.

[45]Azmi Özcan, “Dârülulûm”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s. 553-555.

[46]Dietrich Reetz, “Change and Stagnation in Islamic Education: The Dar al-‘Ulum of Deoband after the Split in 1982,” The Madrasa in Asia: Political Activism and Transnational Linkages, eds. Farish A. Noor, Yoginder Sikand and Martin van Bruinessen, Amsterdam University Press, Amsterdam  2008, s. 74.

[47]Castellino ve Cavanaugh. Minority Rights in the Middle East, s. 37.

[48]Yoginder S. Sikand, “Muslim Madrasas in Contemporary South Asia”, Education as Social Action, ed. Ashok Swain, Palgrave Macmillan, NewYork  2005, s. 117.

[49]Halil Ahmed Sehârenpûrî, el-Muhanned ale’l-Müfenned, thk: Muhammed bin Adem el-Kevseri, Mektebetu Daru’l-Ulum, Karaçi 1433/2011, s. 40.

[50]Muhammed Tayyib, Ulemâu Diyûbend; akideten ve menhecen, Arapça’ya tercüme: Nuruâlem Halîl el-Emînî, Mektebetu Daru’l-Ulum, Karaçi 1433/2011, s. 210.

[51]Philipp Brucmary, “Güney ve Güneydoğu Asya’da Mâturîdîlik’in Geçmiş ve Bugünkü Yönleri”, çeviren Hilmi Özden, Uluğ Bir Çınar: İmâm Mâturîdî: Uluslararası Sempozyum Tebliğler Kitabı, yayına hazırlayan: Ahmet Kartal, Eskişehir 2014, s. 115-131.

[52]Ömer Mahir Alper, “Kandehlevî, Muhammed İlyas”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 24, s. 295-296.

[53]M. Manazir Ahsan, “Cemâat-i Teblîğ”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 7, s. 293-294.

[54]Büyükkara, “Dışlamacı Müslümanlığın Orta Asya’daki İzdüşümleri: Selefilik Hareketi ve Taliban”, s. 1303.

[55]Ahmed Rıza Birelvi, Husâmu’l-Haremeyn, Müessesetü’r-Rıza, Lahor 1427/2007.

[56]Abdülhamit Birışık, “Hint Alt Kıtasında Gaybın Bilinmesine İlişkin Görüşler”, Kur’an ve Tefsir Araştırmaları-V: (İslam Düşüncesinde Gayb Problemi-I), 2003, s. 289-304.

[57]Abdulhamit Birışık, “Pakistan’da Dinî Grupların/Yapıların Anatomisi ve Birlikte Yola Devamın İmkânı”, Kur’an ve Toplumsal Bütünleşme; Mezhepler ve Dinî Gruplar Arası İlişkiler, (Sempozyum tebliğ metinleri), ed. Hayati Hökelekli ve Vejdi Bilgin, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kur’an Araştırmaları Vakfı, Bursa 2015, s. 366.

[58]Soleman E. Dangor, “Güney Afrika’ya İslam’ın Gelişi ve Güçlenişi: Cape’in Hollanda Sömürgesi Olduğu Dönemden Günümüze”, Yeni Türkiye, sayı: 97, Ankara 2017, s. 331.

[59]Mustafa Baktır, Cezmi Eraslan, “Ebûbekir Efendi”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 10, s. 276-277.

[60]Sönmez Kutlu, Türk Müslümanlığı Üzerine Yazılar : Hanefilik- Maturidilik- Yesevîlik, 2. bs., Ötüken Neşriyat, İstanbul 2017, s. 175, 180.

[61]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Cent_Asia_Religions_lg.png

[62]Alexandre A. Bennigsen ve Chantal Lemercier Quelquejay, Sufi ve Komiser: Rusya’da İslam Tarikatları, çev. Osman Türer, Akçağ, Ankara 1988, s. 25-27.

[63]Kimitaka Matsuzato, Magomed Rasul İbragimov, “Dağıstan’ın Yerel Yönetiminde İslam Politikası: Tarikat Kolları, Etnisite, Lokalizm ve Ruhani Kurul”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 202, 217, 220.

[64]Galina M. Yemelianova, “Rusya’da İslam ve Devlet: Tarihi ve Karşılaştırmalı Bir Araştırma”, Yeni Türkiye, sayı: 96, Ankara 2017, s. 379.

[65]Alimcan İnayet, “Doğu Türkistan’da İslam ve Uygur Müslümanları”, Yeni Türkiye, sayı: 96, Ankara 2017, s. 318.

[66]Harun Güngör ve Ünver Günay, “XIX. YY’dan Günümüze Türk Dünyası ve İslâm”, Yeni Türkiye, sayı: 95, Ankara 2017, s. 321.

[67]979 rakamlarıyla. Bennigsen ve Quelquejay, Sufi ve Komiser, s. 28.

[68]Yusuf Şevki Yavuz, “Eş‘ariyye”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 11, s. 454.

[69]Yusuf Ziya Yörükan, İslam Dini ve Mezhepleri Tarihi 2: İslam Akaid Sisteminde Gelişmeler: İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Ebu Mansur-i Maturidi, Kültür Bakanlığı, Ankara 2001, s. 119.

[70]Ebu’l-Hasan el-Eş’arî, el-İbâne an Usûli’d-diyâne, tahkik: Fevkiyye Hasan Mahmud, Daru’l-Ensâr, Kahire 1397/1977, s. 20.

[71]Ahmet Saim Kılavuz, “Berbehârî”, DİA, c: 5, s. 476-477.

[72]Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam fî Tarihi’l-Müluk ve’l-Ümem, c. 1-19,thk. Muhammed Abdülkadir Ata, Mustafa Abdülkadir Ata, Beyrut 1992, c. 18, s. 32.

[73]Adem Arıkan, “Nizâmülmülk’ün Eş’arîlere Destekleri ve Diğer Sünnîlerle İlişkileri”, İslâmî İlimler Dergisi, c. 6, sayı: 2, 2011, ss. 39-64.

[74]İbrahim et-Tihâmî, el-Eş’ariyye fi’l-Mağrib, Kurtuba, Cezair 1427/2006, s. 5.

[75]İsmail Yiğit, “Murâbıtlar”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 31, s. 152-155.

[76]Arif Aytekin, “İbn Tûmert”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 20, s. 425-427.

[77]Birgül Bozkurt, “Endülüs’te Gazâlî Algısı”, Beytulhikme, 7/1, 2017, s. 245-309.

[78]       Abdülmecid en-Neccâr, el-Mehdî ibn Tûmert, Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, Beyrut 1403/1983, s. 441.

[79]Abdülvâhid el-Merrâküşî, el-Mu‘cib fi Telhîsi Ahbâri’l-Mağrib, tahkik: Selahuddin el-Hevvârî,  el-Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut 1426/2006, s. 139, 141. Ayrıca bakınız: Abdullah Ömer Yavuz, “İbn Tûmert’in Mezhebî Kimliği”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c.21, sayı: 3, 2017, s. 2088, 2098.

[80]Muhyüddin Süleyman, el-Firakü’l-İslâmiyyetü’l-Kübrâ fî Nicerya, (yayınlanmamış Master Tezi), Ümmü’l-Kura Üniversitesi, Mekke 1414/1994, s. 24.

[81]Muhammed Ebû Muhammed İmam, “Siyâdetü’l-Mezhebi’l-Mâliki fî İfrikiyâ Cenûbi’s-Sahrâ fi zıllı’l-Memâliki’l-İslâmiyye”, el-İslâm fî İfrikiyâ, Camiatu İfrikiyâ el-Âlemiyye, Hartum,  2006, s. 197.

[82]Ebû’l-Abbas Ahmed el-Makrîzî, el-Mevâiz ve’l-İtibârbi-zikri’l-Hıtat ve’l-Âsâr, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1418, c. 4, s. 192; es-Sellâvî, el-İstiksâ li-Ahbâri Düveli’l-Mağribi’l-Aksâ, tahkik: Cafer en-Nâsırî, Muhammed en-Nâsırî, ed-Dâru’l-Beyzâ, Dâru’l-Kitâb, 1418/1997, c. 1, s. 196; Sıddık Hasan Han, Habîetü’l-Ekvân (Luktatu’l-Aclân devamında), el-Bâbu’l-Âlî, el-Cevâib, 1296, s. 273.

[83]Abdulbasıt Şeyh İbrahim Muhammed, ed-Da’vetü’l-İslâmiyye fi’s-Sûmâl; 1960-2012,(yayınlanmamış Doktora Tezi),  Câmiatu’l-Medineti’l-Âlemiyye, Malezya 2012, s. 40, 46, 50, 51, 54.

[84]www.achaari.ma

[85]Halid Zehrî, “Müsteviyâtü’l-İbdâ’ fî İlmi’l-Kelâmi’l-Eş’arî lede’l-Magâribe”, Cuhûdu’l-Mağâribe fî Hidmeti’l-Mezhebi’Eşarî, Merkezü Ebu’l-Hasan el-Eş’arî, Rabat 2012,  s. 127, 135, 137; Yusuf el-Alevî, “el-İslâm bi’l-Mağribi’l-Aksâ; es-Sâbit ve’t-Tegayyur”, Afrika’da İslamiyet, ed. Ahmet Kavas, Ensar, İstanbul 2017, s. 87-92.

[86]Mustafa Selim Yılmaz, “Senûsî Akaidinin Tahlili”, Afrika’da İslamiyet, ed. Ahmet Kavas, Ensar, İstanbul 2017, s. 343.

[87]Mohd Fakhrudin bin Abdul Mukti, “The Early Study of Kalam in the Malay World”, Jurnal Usuluddin, sayı: 28, 2008, 51-78.

[88]Muhamad Syauqillah, Endonezya’da Din ve Siyaset Nahdatul Ulema Örneği, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Marmara Üniv. SBE., İstanbul 2016, s. 19, 85, 88.

[89]Oleg Yarosh, “Günümüzde Ukrayna Müslümanları: Yerel Gelişmeler ve Küresel Bağlantılar”, Yeni Türkiye, sayı: 96, Ankara 2017, s. 384-391.

[90]Mehmet Ali Büyükkara, “Günümüzde Selefilik ve İslâmî Hareketlere Olan Etkisi”, Tarihte ve Günümüzde Selefilik, ed. Ahmet Kavas, Ensar Neşriyat, İstanbul 2014, s.485-524.

[91]Muhyettin İğde, Siyasi-İtikadi Bir Mezhep Olarak Hanbelîliğin Teşekkül Süreci, İFAV Yay., İstanbul 2016.      

[92]Mustafa Hamdû el-Alyân el-Hanbelî, es-Sâdetü’l-Hanâbile ve ihtilâfuhum maa’s-selefiyyeti’l-muâsıra fi’l-akide ve’l-fıkh ve’t-tasavvuf, Darü’n-Nur, Amman 2014.

[93]Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, “Maziden Atiye Selefî Düşüncenin Anatomisi”, İslâmiyât, c. 10, sayı: 1, 2007, s. 142.

[94]Muhammed Sa’îd Ramazan el-Bûtî, es-Selefiyye Merhaletun Zemeniyyetun Mubârake lâ Mezhebun İslâmî, 8.bs., Dâru’l-Fikr, Dımaşk 1427/2006, s. 219 vd.

[95]Büyükkara, “Hariciliğin Modern Bir Görüntüsü Olarak Tekfircilik”, s. 18, 19.

[96] ed. Beşir Musa Nâfi’ ve diğerleri, Arap Dünyasında Selefilik ve Selefi Hareketler, çev. Nurulllah Çakmaktaş, Yarın Yay., İstanbul 2016.

[97]İsmail Akdoğan, Rıdvan Kalaycı, “Suudi Arabistan’da İhyacı Hareketler Olarak Sahve ve Vehhabilik”, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, c. 1, sayı: 1, 2014, s. 157-186.

[98]Mehmet Ali Büyükkara, “Vehhâbilik”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 42, s. 611-615.

[99]Mehmet Ali Büyükkara, “11 Eylül’le Derinleşen Ayrılık: Suudî Selefiyye ve Cihadî Selefiyye”, Dinî Araştırmalar, 2004, c. 7, sayı: 20, s. 205-234.

[100]Mehmet Ali Büyükkara, “‘Biz Artık O Sapkınlardan Değiliz’: Selefilerin Selefilerden Teberrileri Üzerine Değerlendirmeler”, İslâmiyât, 2007, c.10, sayı:1, s. 57-76.

[101]Davut Dursun, “İslâm (Günümüz İslâm Dünyası; İslâm Ülkeleri ve Nüfus)”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 23,s. 32-36.

[102]Pew, 2 Mapping the Global Muslim Population, 009 s. 1; Kemal Çiçek, “Dünya Müslümanlarının Nüfusu”, s. 42, 45. Pew’in yüzdelerini aynen nakleden Dursun makalesinin sonuç kısmında Müslümanların “yaklaşık yüzde seksenini Sünnîler, yüzde yirmisini Şiilerin temsil ettikleri görülmektedir” diye yazmaktadır. Dursun, “21. Yüzyılda Dünya Müslümanlarının Nüfusu ve Dağılımı”, s. 24, 37.

[103]Moojan Momen, Shi‘i Islam:A Beginner’s Guide, Oneworld, London 2016, s. 111.

[104]Ethem Ruhi Fığlalı, “İsnâaşeriyye”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 23, s. 142-147.

[105]Ahmet Güner, Büveyhîler’in Şiî-Sünnî Siyaseti, İzmir, 1999, s. 95 vd., 153 vd Ethem Ruhi Fığlalı, İmamiyye Şiası, Ağaç Yayınları, İstanbul 2008, s. 186 ; Mehmet Azimli, “Sünnî Hilafete Tahakküm Kurmuş Bir Şiî Hanedan: Büveyhîler”, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 7, sayı: 2, Diyarbakır 2005, s. 19-32.

[106]Ahmet Güner, “Şiî Yüzyılında Yahut Büveyhiler Devrinde Bağdat’tan Bazı Yansımalar”, İslam Medeniyetinde Bağdat (Medînetü’s-Selâm) Uluslararası Sempozyum, İstanbul 2011, c. 1, s. 151-170.

[107]Mustafa Öz, “Tûsî, Ebû Ca’fer”, TDV İslam Ansiklopedisi,  c: 41, s. 433-435.

[108]Yitzhak Nakash, Irak’ta Pandora’nın Kutusu Şiiler, çev. Metin Saltoğlu, Elips Kitap, Ankara 2005, s. 25.        

[109]     Muharrem Akoğlu, “Irak’a Şiî Varlığı”, e-Makâlât, c. 6, sayı: 2, 2013, s. 391-428.

[110]Abdurrahman er-Revâşidî ve diğerleri, el-Arab es-Sünne fi’l-Irak, Mecelletü’l-Beyan, Riyad 2012, s. 26.

[111]Akoğlu, “Irak’a Şiî Varlığı”, s. 400, 409.

[112]Erman Yüksel, “Portre: Nuri Maliki”, http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/portre-nuri-maliki.

[113]Levent Baştürk ve Diğerleri, Irak Siyasetini Anlama Kılavuzu,  SETA, İstanbul 2013, s. 46.

[114]Rabia Kocaman Aydın, “Irak Türklerinin Sosyal Hayatı”, Yeni Türkiye, 32-84 [Ortadoğu Özel Sayısı-III] , Ankara 2016, s. 434.

[115]Tunahan Yıldız, “Mezhep Çatışmasına Bir Etnik Grup ve Yerel Bağlam Üzerinden Bakmak: Irak Türkmenleri ve Telafer Örneği”, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, c. 4, sayı: 2, 2017, s. 52.

[116]Bilgay Duman, IŞİD Sonrası Irak’ta Tartışmalı Yeni Aktör: Haşdi Şaabi (Halk/Millet Yığınları), ORSAM, Ankara 2015, s. 7, 8, 10.

[117]https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/sii-lider-musulun-kurtarilisi-hz-huseyinin-intikami-olacak-2112751

[118]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Iraq_Religions_detailed_lg.png

[119]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Iraq_Religions_2014_lg.png

[120]Ali Avcu, “Karmatîler: Ortaya Çıkışları, Fikirleri, Edebiyatı ve İslam Düşüncesine Katkıları”, Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 10-3, 2010, s. 216.

[121]Nasır-ı Hüsrev, Sefername, çev. Abdülvehap Tarzi, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 1994, s. 127.

[122]Ali Sevim, “Sultan Melikşah Devrinde Ahsâ ve Bahreyn Karmatileri’ne Karşı Selçuklu Seferi”, Belleten, Ankara 1960, 14- 94, s. 209-232.

[123]Said Amir Arjomand, The Shadow of God and the Hidden Imam: Religion, Political Order, and Societal Change in Shi’ite Iran from the Beginning to 1890, The University of Chicago, Chicago 1984, s. 129.

[124]Mirza Abdallah el-Efendi el-İsfehanî, Riyâzu’l-Ulemâ ve Hiyâzu’l-Fuzâlâ, c. 1-6, tahkik: Ahmed el-Hüseynî, el-Hayyâm, Kum 1401, c. 2, s. 121.

[125]Mustafa L. Bilge, “Bahreyn”, TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 4, s. 492-495.

[126]Momen, Shi‘i Islam:A Beginner’s Guide, s. 64, 127.

[127]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 325.

[128]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/GulfReligionGeneral_detailed_lg.png

[129]     Detaylar ve değerlendirmeler için bkz. Cafer el-Muhacir, et-Tesîs li-Târîhi’ş-Şîa fî Lübnan ve Suriye, Beyrut 1992, s. 21 vd.

[130]Devin J. Stewart, “Safevi İran’a Âmilî Ulemânın Göçüne Dâir Notlar”, çeviren Habib Kartaloğlu, e-Makâlât Mezhep Araştırmaları, c. 9, sayı: 2, 2016, s. 276.

[131]Ahmet Bağlıoğlu, “Lübnan’ın Tarihsel Dokusu ve Yöntem Anlayışındaki Mezhebî Etkiler”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2008, c. 13, sayı: 1, s. 30. Farklı oranlar için bakınız: Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 328.

[132]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 328.

[133]Bekir Ünal, İran’ın Vekâlet Savaşı Stratejisi ve Suriye’deki Şii Milisler, Bilgesam Analiz, 2015.

[134]Hasan Yaşaroğlu, Taberistan Zeydîleri, Gümüşhane Üniversitesi Yay., 2012, s. 68 vd.

[135]Muzaffer Tan, “Tarihsel Süreçte İsmaililik ve Yaşadığı Farklılaşmalar”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 17, sayı: 2, 2012, s. 132.

[136]Hasan Onat, “İran İslam Devrimi ve Şiîlik”, e-Makâlât, c. 6, sayı: 2, 2013, s. 226, 245.

[137]http://www.dastour.ir/brows/?lid=%20%20%20%20100350

[138]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Afghanistan_Religion_lg.png

[139]Esra Doğan Turay, “İran Alevileri ve Ehl-i Haklar’da Kadın Kırmanşah Baba Yadigar’da Riyazatte Bulunan Kadınlar”, Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, c. 14, sayı: 28, 2016, s. 156.

[140]Habip Demir, “Günümüz İran Hanefileri ve İran’da Hanefilik-Maturidilik Çalışmaları”, Hanefilik-Maturidilik Sempozyumu, Kastamonu 2017, s. 314, 316, 317.

[141]Fazıl Mustafa, “Azerbaycan’da İslam: Tarihi Gelişim ve Modern Bağlantılar”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 65, 66.

[142]Aslan Habibov, “Azerbaycan’da Devlet-Din İlişkileri”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 81.

[143]Aslan Habibov, “Çağdaş Azerbaycan’da Mezhepler Arası Hoşgörü”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 91.

[144]Seiichi Kitagawa, “Güney Kafkasya’daki İslam Kuruluşlarının Ulusallaştırılması: Azerbaycan’ın Ulusal Kimliğinin Oluşumunda İslamiyet’in Rolü”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 103.

[145]Zaza Tsurtsumia, “Gürcistan’da İslam: Tarihi ve Bugünü”, Yeni Türkiye, Sayı: 78, Ankara 2015, s. 27, 30, 31, 32.

[146]Conor Prasad, “Gürcistan’daki Müslüman Topluluğun Güncel Durumu”, Yeni Türkiye, sayı: 98, 2017, s. 119-144.

[147]Erdoğan Merçil, “Âdilşâhîler”, TDV İslam Ansiklopedisi,  c: 1, s. 384-386.

[148]Enver Konukçu, “Kutubşâhîler”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 26, s. 500.

[149]Iqtidar Husain Siddiqui, “Nizamşâhîler”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 33, s. 192-194. Detaylar için bakınız: Saiyid Athar Abbas Rizvi, A socio-intellectual history of the isna ashri shi’is in India, I-II, Munshiram Manoharlal, Canberra 1986, I, s. 268.

[150]K. A. Nizami, “Hindistan, (Din)”, TDV İslam Ansiklopedisi,  c: 18, s. 85-92.

[151]Juan Cole, Roots of north Indian Shi‘ism in Iran and Iraq: religion and state in Awadh 1722-1859, Berkeley 1988, s. 61.

[152]Mustafa Öz, “Dildâr Alî”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 9, s. 297-298.

[153]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 336.

[154]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Pakistan_Religion_lg.png

[155]Abdullah Mohammadi, “Afganistan’da İslam”, Yeni Türkiye, sayı: 95, Ankara 2017, s. 522.

[156]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Afghanistan_Religion_lg.png

[157]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 332.

[158]Moojan Momen, An Introduction to Shi’i Islam: The History and Doctrines of Twelver Shi’ism, London, Yale University Press, 1985, s. 282.

[159]Moojan Momen, Shi‘i Islam, s. 113.

[160]Bkz., EK:2; EK: 3.

[161]Vali Nasr, “When the Shiites Rise”, Foreign Affairs, Vol. 85, No. 4 (Jul. – Aug., 2006), s. 65; Vali Nasr, The Shia revival : how conflicts within Islam will shape the future, New York : W. W. Norton – Company, 2006; EK: 4 olarak verilmiştir.

[162]Bkz. EK: 5.

[163]Metin Yurdagür, “Ahbâriyye”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 1, s. 490-491.

[164]Mustafa Öz, “Usûliyye”,  TDV İslam Ansiklopedisi, c: 42, s. 214-215.

[165]Robert M. Gleave, Scripturalist Islam: The History and Doctrines of the Akhbari Shi’i School, Leiden, Boston, Brill 2007, s. 300.

[166]     Muhammed Rızâ Hakîmî, el-Medresetü’t-Tefkîkiyye; Kazâyâ İslâmiyye Muâsıra, Arapça’ya tercüme: Abdülhasan Selman, Halil el-İsâmî, Dâru’l-Hâdî, Beyrut 1421/2000.

[167]Moojan Momen, Shi‘i Islam, s. 64, 127.

[168]İlyas Üzüm, “Nusayrîlik”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 33, s. 270-274

[169]Ahmet Bağlıoğlu, “Suriye’de Mezhep Hareketlerinin Güncel Siyaset Üzerine Etkileri”, e-Makâlât Mezhep Araştırmaları, 4-2, 2013, s. 495-523. Suriye’de mezhepler ile ilgili yeni bir çalışma yapan Yeşim Demir oranlar nakletmiş ancak farklı rakamlar için izah yapmamıştır. Ayrıca yeni yazılmış olmasına rağmen güncel olmayan bilgiler vermektedir. 2004’te vefat etmiş olan Ahmed Keftaru için “Suriye baş müftülük görevini yürüten” demektedir. Yeşim Demir, “Suriye’nin Mezhepsel Yapısı ve Etkileri”, Yeni Türkiye, sayı: 98, Ankara 2017, s. 51, 53, 55.

[170]Fabrice Balanche, Sectarianism in Syria’s Civil War, Washington Institute for Near East Policy, 2018, s. 13, 18, 20, 22.

[171]http://www.bahaitr.org/index.php/tr/babi-hareketi

[172]Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 4, s. 464-468.

[173]     http://www.bahaitr.org/index.php/tr/turkiye-de-bahailik

[174]Adem Arıkan, “Gîlân’da Son Zeydî Yönetim (Âl-i Kârkiyâ)”, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 20, 2009, s. 1-26.

[175]Yemen Zeydîleri hakkında bkz. Mehmet Ümit, Zeydî İmâmet Düşüncesinin Teşekkülü, Araştırma yayınları, Ankara 2012, 33-40.

[176]http://gulf2000.columbia.edu/images/maps/Yemen_Ethno_Religious_lg.png

[177]Mehmet Ali Büyükkara, “Sosyal, Siyasi ve Dini Yönleriyle Yemen Hûsî Hareketi”, Divan İlmî Araştırmalar Dergisi, c. 16, sayı: 30, 2011, s. 115-152.

[178]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 335.

[179]Farhad Daftary, Şii İslam Tarihi, çeviren Ahmet Fethi Yıldırım, İstanbul, Alfa Yay., 2016, s. 181-185.

[180]Daftary, Şii İslam Tarihi, s. 165.

[181]Aytekin Şenzeybek, “Başlangıçtan Günümüze Dürzîlik”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 31, 2011, s. 175-217.

[182]Ethem Ruhi Fığlalı, “İbâzıyye”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 19, s. 256-261.

[183]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 347.

[184]Metin Bozan, “Şeyh ‘Adî’siz Yezidîlik: Yezidîlerin ‘Adî b. Musâfir Algısında Yaşanan Farklılaşmalar”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 53, sayı: 2, 2012, s. 25, 35.

[185]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 345.

[186]Şaziye Paktürk, “Müslüman Ahmediye Cemaati’ni Tanıyalım”, Maneviyat Dergisi, 1. Sayı, 2011, s. 13, http://ahmediye.org/pdf/Maneviyat.pdf, 10.02.2015.

[187]Durmuş Bulgur, “Kadıyânilik”, İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Mecmuası, sayı: 13, 2008, s. 1-38.

[188]Rekin Ertem, “Cinnah, Muhammed Ali”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s. 16-18.

[189]http://www.ahmediye.org/kisiler/37-sir-zaferullah.html, 24.07.2016.

[190]Ethem Ruhi Fığlalı, “Kâdiyânîlik”, TDV İslam Ansiklopedisi, c: 24, s. 137-139.

[191]“Müslüman Ahmediye Cemaati’ni Tanıyalım”, s. 13.

[192]Büyükkara, “İslam Kaynaklı Mezheplerin Ortadoğu’daki Coğrafi Dağılımı ve Tahmini Nüfusları”, s. 347.

[193]Vali Nasr, “When the Shiites Rise”, s. 65.