İslam Hukuku Açısından Saç Ekiminin Hükmü

İslam Hukuku Açısından Saç Ekiminin Hükmü

Cilt/Sayı

2016 27. cilt – 1. sayı

Yazar

Taha NASa

aİslam Hukuk AD, Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Bilimleri Fakültesi, Mardin

Öz

İslam hukukunda, ilk dönemlerden itibaren insan bedeninin saygınlığı bağlamında organları ve saçı da ele alınmış; insan saçının satım akdine konu edilmesi, saçtan çeşitli şekillerde yararlanılması, saçın mahremiyeti ve saça saç ekleme (saç kaynağı/peruk/postiş) gibi çeşitli açılardan hüküm itibariyle incelenmiştir. Bu çalışmada, son dönem İslam hukukçularının hükmünü tartıştıkları, günümüzün yeni tekniklerinden biri olan saç ekimi ele alınmıştır.  İslam hukukçularından bazıları saç ekimini estetik amaçlı operasyonlar bağlamında değerlendirip, saça saç eklemeyi ve yaratılışı değiştirmeyi yasaklayan naslar kapsamına dahil ederek bunun caiz olmadığını söylemişlerdir. Bazıları ise saç ekimini, kişiyi maddi veya psikolojik bir rahatsızlıktan tedavi ve tabii görünümüne geri döndürme olarak değerlendirip mübah saymışlardır. Bir kısım İslam hukukçusu ise bunun saç kaynağından farklılık ve benzerliklerinin olduğunu, bu sebeple haram veya mübah saymanın doğru olamayacağını, mekruh saymanın daha isabetli olacağını ifade etmişlerdir. Ancak kişiye ve şartlara göre beş teklifi hükümden birini alabileceğini de söylemek mümkündür.

Anahtar Kelimeler

Saç, saç ekimi, saça saç ekleme, yaratılışı değiştirme

Abstract

According to Islamic Law, and from the rise of Islam, scholars have discussed in the context of the dignity of the human body both hair and body parts. They have indulged in the contractual sale of human hair, benefiting from human hair, privacy of ones’ hair, hair extensions, and other perspectives from a legal point of view. This paper deliberates on views of modern Muslim jurists who have issued verdicts on the latest techniques in hair transplantation. Some jurists linked such practices to plastic surgery and based their judgments on sacred text forbidding hair extensions as well as altering God’s creation, thus deeming such practices as forbidden. While other jurists have linked hair transplantation to both physical and psychological illnesses and thus returning the individual to his original status is deemed permissible.  While other jurists took a different approach observing the similarities and differences between hair transplantation and hair extensions, noting that it is not a clear cut verdict of mubah (permitted) or haram (forbidden); thus a makruh (disapproved) verdict is more appropriate methodologically. Therefore one of the five decrees of obligation (al-Ahkam al-Taklifiya) may be applied according to the different conditions and individuals.

Keywords

Hair, hair transplantation, hair extensions, altering god’s creation


İslam’a göre insan en güzel şekilde yaratılmış ve onun makul ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına da izin verilmiş, hatta bunlar tavsiye edilmiştir. Nitekim Kur’an’da Yüce Allah, insanı “ahsen-i takvim”1 üzere yarattığını, “insana suret verip, suretini en güzel şekilde yaptığını”2 ifade buyurarak, maddi ve manevi olmak üzere her açıdan insanın en güzel şekilde yaratıldığı beyan edilmiştir. Ayrıca Kur’an’da, süsün ve temiz rızkın Allah tarafından kulları için yaratıldığı, bunların Allah’ın bir lütfu ve helal olduğu şöyle ifade edilmiştir: “Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki; onlar dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür.”3 Buna göre meşru dairede süslenme Kur’an’ın cevaz verdiği bir davranıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bu ayetlerin tefsiri mahiyetinde olmak üzere “Allah güzeldir, güzelliği sever”4 buyurmuş ve yaşantısında temiz ve düzenli olmaya, saçları taramaya, güzel giyinmeye ve güzel koku sürünmeye özen göstererek örnek olmuştur.

İnsanın süslenirken yoğun olarak başvurduğu, onun estetik görünümünü belirleyen ve bu açıdan onu farklı kılan önemli unsurlardan biri de saç olup; rengi, şekli ve uzunluğu kişiden kişiye değişiklik gösterdiği gibi, kişilerin yaşam dönemlerine göre de değişikliğe uğramaktadır. Bu önemine binaen, temizliği ve bakımı noktalarında kişinin ihtiyatlı olmasını, rahatsızlık ve çirkinlik verici görüntüler arz ettirecek şekillerden uzak durmasını gerekli kılmıştır. Tarih boyunca saç, güzelliği arttıran, insanın kişiliği hakkında ipucu veren önemli bir estetik unsur olarak görülmüştür.5 Bu nedenle de saç, birçok alanda ve farklı konularda yerini aldığı gibi, fıkhî açıdan da ele alınmıştır. Bu manada saçın temizliği ve bakımı, ibadet alanları, bayanların saçının mahremiyeti, kesilmiş saç ve kılların temizliği veya necaseti, saç ve kıllara bakma veya dokunma, saçın, sakalın veya bıyığın kesilmesi veya kısaltılması, etek veya koltuk altı kıllarının kesilmesi ya da yolunması gibi alanlarda kendini göstermektedir.

İslam, insanın fıtratının bir gereği olan süslenme arzusunu doğal karşılamakla birlikte, bunu belirli ölçüler ve kayıtlarla sınırlandırmıştır. Bu bağlamda özellikle saç, sakal ve bıyıkların şekli konusunda gayr-i Müslimlere benzememeyi, onlardan farlı davranmayı istemiştir. Ayrıca karşı cinse bezemeye götüren ve insanı aldatmaya sebep olan süslenme şekillerini de yasakladığı gibi, gösteriş amaçlı olan ve aşırıya, israfa kaçan süslenmeleri de uygun görmemiştir. Bunlara ilave olarak yaratılışı bozma olarak değerlendirilen dövme, kaşları alma, dişleri törpüleme ve saça saç ekleme gibi eylemler de hadislerde yasaklanmıştır.

Günümüzde teknolojik ve tıbbî gelişmelere paralel olarak, tedavi amaçlı olmaktan ziyade vücudun dış görünüşünü güzelleştirmeyi amaçlayan estetik ameliyatların yaygınlık kazanması, İslam’ın bunlara bakış açısının da tartışılmasına sebep olmuştur. İslam, insan bedenine tedavi amaçlı her türlü maddi müdahaleyi caiz görmekle birlikte, yaratılışı değiştirmek olarak değerlendirilen ve her hangi bir maddi veya psikolojik rahatsızlığa sebep olmayan, sadece güzel görünme amacıyla yapılan müdahaleleri ise uygun görmemektedir.6 Günümüzde insan bedeninin çeşitli organlarına yönelik, maddi veya psikolojik her hangi ciddi bir rahatsızlığa dayanmayan sırf estetik amaçlı müdahaleler yaygınlık kazanmıştır.

İnsanda güzelliğin önemli unsurlarından biri olarak görülen saçın, dökülmesiyle birlikte kimi insanlarda çeşitli psikolojik rahatsızlıklara sebep olduğu görülmektedir. Saç dökülmesini önleyici, gerek geçmişte var olan gerekse yeni bir takım önlemlerin alınmasıyla birlikte, teknoloji ve tıbbın ilerlemesiyle geçmişte bulunmayan ve dolayısıyla geçmiş ulema tarafından ele alınmamış, hükmüne dair her hangi bir şey söylenmemiş yeni tekniklerden biri olan saç ekme işlemi ortaya çıkmış ve yaygınlık kazanmıştır. Son dönem bazı İslam hukukçuları tarafından estetik amaçlı müdahaleler çerçevesinde değerlendirilen saç ekim işlemi, diğer bazı İslam hukukçuları tarafından ise bir psikolojik rahatsızlığı giderici mahiyette değerlendirilmiş ve buna göre verdikleri hüküm farklı olmuştur. Bu çalışmada öncelikle günümüzde saç ekim işleminin nasıl yapıldığı ortaya koyulduktan sonra, bunun İslam hukuku açısından hükmünün ne olabileceği hususu irdelenecektir.

GÜNÜMÜZDE SAÇ EKİMİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Uzmanların verdikleri bilgiye göre, saç dökülmesi şikâyeti ile gelen hastaların öncelikle saçlarının ne kadar döküldüğü öğrenilmelidir. Çünkü günde 25- 100 saç telinin dökülmesi normaldir. Her saçın yaşı farklıdır. Ve her saç farklı zamanlarda dökülecek demektir. Gelişim döneminde saç en fazla 2 ile 6 yıl arasında kalır. 4-5 yıl sonra bunlar dökülecek yerlerine yenisi gelecektir. Bunun dışında kişi, her gün 150-200 saç teli döküyorsa problemi var demektir.7 Saç dökülmesinin en önemli nedeni hormonal ve genetik faktörlerdir. Bunların dışında üzüntü, stres gibi duygusal etmenler, çeşitli hastalıklar, beslenme bozuklukları, mevsim geçişleri gibi çevresel etkenler de saç dökülmesine sebep olabilmektedir.8 İşte bu gibi faktörlerden dolayı saçın seyrekleşmesi veya başta kelliğin oluşması sebebiyle insanlar saç ektirmek için doktorlara müracaat etmektedir.

Vücuttaki kılın veya saçın, olduğu yerden doku dışına alınıp, aynı kişide saçsız bir alana yerleştirilmesi işlemine saç ekimi denir. Saç ekimi birtür doku naklidir ve bu nakil kişinin kendi dokusuyla yapılır. Lokal anestezi altında Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı tarafından içinde canlı saç köklerinin bulunduğu bir doku parçası blok halinde (FUT) veya tek tek (FUE) alınır ve uzman ekip tarafından tekli, ikili ve üçlü graft (greft) adı verilen gruplara ayrılır. Daha sonra ayrılan bu saç kökleri yine lokal anesteziyle tamamen saçsız kalmış ya da seyrelmiş alanlara, cildin altına doğru mikro kanallar açarak; bu kanallar içerisine tek tek taşınır ve işlem tamamlanır. Son zamanlarda kaş, kirpik, sakal, bıyık ve kol kılı gibi ekimler de yapıldığından ‘Saç Ekimi’ tanımı yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla doğru tanımlama ‘Kıl Kökü Nakli’ şeklinde olmalıdır.

Son yıllarda iki çeşit saç ekim yöntemi kullanılmaktadır:

1. FUE (Follicular Unit Extraction): Ensenin üst kısmı ve kulak üstündeki saçlardan yararlanarak cerrahi işlem yapılmadan lokal anestezi altında Micromotor yöntemi ile 1 mm’den biraz küçük Punch’larla tek tek saçlı deriden çıkarılması işlemidir. Bu işlemde kesi yapılmadığı için dikiş atılması gerekmemektedir. Çıkarılan saç kökleri, hücre suyunda bekletilerek saç ekimi başlayana kadar sağlıklı kalmaları sağlanır. Günümüzde saç ektirenlerin onda dokzuna bu yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemin avantajları, diğer saç ekimi teknikleri gibi bir ameliyat olmadığı için ameliyata bağlı ağrı, yara, enfeksiyon, kanama ve yara izi gibi genel ameliyat komplikasyonları olmadığı gibi, FUT yöntemi ile yapılan işlemlerde hastalarda görülen deride yara izinin bu yöntemde kalmaması, ekimdeki başarı oranının daha yüksek olması ve daha çok saç kökü transferine olanak sağlaması şeklinde sayılabilir. Bu sebeple yaygın olarak kullanılan son yöntemdir.

2. FUT (Follicular Unit Transplant): Ensenin üst kısmı olan iki kulak arasındaki alandan lokal anestezi altında cerrahi bir işlemle doku parçası alınmasıdır. Çıkarılan bu parça tekli ve ikili gruplara ayrılır. Ayrılan bu parçalar (greft), lokal anestezi ile açılan kanallara yerleştirilir. Bu bölgede saç alınma işlemi sırasında bir doku kesisi yapıldığı için, estetik dikiş ile kapatmak gerekmektedir. Bu hem ağrılı hem de saçlı deride dikiş izi bırakması nedeniyle çok tercih edilmeyen bir yöntemdir. Saç ekimi işleminden 3 gün sonra saç ilk defa yıkanır. Masaj ve ovuşturma yapılmaz. Saç ekilen ve köklerin alındığı yerlerde oluşan kabuklar dökülmeye başlar. Nemlendirici ve epitelizan kremler sürülür. 10-15 gün içinde saç ekilen yer iyileşir. Normal saç yıkamaya başlanır. Varsa 15. günde dikişler alınır. 3 hafta sonra ekilen saçlar dökülmeye başlar. 3-4 ay sonra dökülen saçların yerine çıkan saçlar uzar. 9- 12 ay sonra istenilen ideal saç yapısına kavuşmuş olur.9

İSLAM HUKUKU AÇISINDAN SAÇ VE EKİMİ

Bu başlık altında önce saç ekiminde başvurulan saç türleri, fıkıhçılara göre insan vücudundan ayrılmış saçın hükmü, insan saçından istifadenin hükmü, sonra da İslam hukukçularının saç ekimine dair görüşleri ve gerekçeleri ele alınıp incelenecektir.

SAÇ EKİMİNDE BAŞVURULAN SAÇ TÜRLERİ

Bir insanın kafasının saçsız bir bölgesine ekilecek saç, kişinin kendi saçı veya kendi saçı dışındaki başka bir saç olmak üzere temelde iki kısma ayrılır. Bu ikinci kısmı da üçe ayırmak mümkündür.

Birincisi yapay/sunî saçtır: Bu tür saç ekimi çeşitli komplikasyonlar barındırmaktadır. Bu, kelleşmiş bölgeye ekmek için başın diğer bölgelerinde yeteri kadar saçı kalmayan veya kafasında meydana gelen eski bir yanık gibi sebeplerle zorunluluk barındıran durumlarda, kelleşmiş bölgeye yapay elyafın ekilmesi şeklinde olmaktadır.10

İkincisi insan saçı dışında başka bir varlığın temiz veya necis kılının bir insanın başındaki saçsız bölgeye ekilmesi: Bu tür bir işlem olumlu netice vermediğinden günümüzde başvurulan bir ekim türü değildir. Bununla birlikte, yasaklanan saça saç eklemenin bir türü olarak değerlendiren araştırmacılar da olmuştur.11

Üçüncüsü başka bir insanın saçının bir kişinin kafasındaki saçsız bölgeye ekilmesi işlemidir: Bu işlem, fıkıhçıların cumhuru tarafından haram görülmüştür. Zira bunda, ilgili rivayetlerde yasaklanan saça saç eklemenin illeti tahakkuk etmektedir. Ayrıca insan saçından veya bir parçasından istifade etmek, necis olduğundan değil saygın olduğundan, helal değildir.12 Bu üç türden oluşan ikinci kısım, günümüzde pek de müracaat edilen saç ekim türleri olmadığından bunların detaylarına girme ihtiyacı duymadık.

Birinci kısım olarak zikrettiğimiz, kişinin kendi saçının, yine kendi kafasındaki saçsız bölgelere ekilmesi şeklindeki saç ekim türü, günümüzde yaygın olarak yapılan saç ekimidir. Dolayısıyla bu makalede, bunun hükmü ile ilgili araştırma yapılmakta olup ileriki başlıklarda İslam hukukçularının buna dair kanaatleri ve değerlendirmelerimiz sunulacaktır.

SAÇA SAÇ EKLEME (SAÇ KAYNAĞI/PERUK/POSTİŞ)

Hz. Peygamber döneminde seyrekleşmiş saçı veya kelliği örtmek ve bundan kaynaklanan psikolojik sıkıntıyı gidermek için başvurulan yöntemlerden biri saça saç ekleme veya peruk olarak ifade edilen işlemdir. O dönemde buna genelde bayanlar müracaat ettiğinden, rivayet edilen hadisler hep bayanlarla ilgili olmuştur. Bu konuyla ilgili üç tür hadis görülmektedir. Bu tür hadislerin bir kısmında “Allah/ Allah’ın Resulü saça saç takana da taktırana da lanet etmiştir”13 buyurmuştur. Bir kısmında ise dövme veya kıl aldırmanın yasaklanması ile birlikte olmak üzere şu şekilde yasaklanmıştır: “Allah dövme yapma ve yaptırmayı, saça saç ekleme ve ekletmeyi,14 kıl alma ve aldırmayı yasaklamıştır.”15 Diğer bir kısım hadiste ise Muaviye b. Ebî Süfyan’ın “saça saç eklemenin Yahudilerin işi olduğu ve Hz. Peygamber’in bu tür bir işlemi yalancılık/sahtekarlık olarak nitelediği”16 rivayet edilmektedir.

Bu hadislere topluca bakıldığı zaman; saça saç ekleyen ve eklettirene lanet edildiği, bunların kınandığı, yerildiği ve bu işlemin yasaklandığı, ayrıca bunun aldatma, hile ve Ehl-i Kitab’a benzemek olduğunun ifade edildiği açıkça görülmektedir. Bu ifadelerin tamamı, başka bir hükme delâlet ettiğine dair her hangi bir karine bulunmadığı zaman, saça saç eklemenin haramlığı konusunda sarih ifadelerdir. Dolayısıyla bu konudaki hadislerin mutlak olması sebebiyle saça her hangi bir şeyi ilave etmenin haram olduğunu söyleyenlerin görüşlerinin daha güçlü olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte ‘evli olmayan veya evli olup kocası izin vermeyen kadının saçına herhangi bir şeyi ilave etmesinin caiz olmadığı, kocasının izin vermesi durumunda ise Şafiî âlimlerin çoğunluğuna göre bunun caiz olduğu’ ve insan saçı dışındaki bir şeyi saça eklemenin aldatmaya sebep olmayacağından, bunun da caiz olduğu şeklinde görüşler dile getirilmiştir.17

Netice olarak fukahâ tarafından yukarıdaki naslar, bir kişinin saçına insan saçını eklemenin haram olduğuna delil gösterilmiştir. Ancak bu haramlığın illetinin ne olduğu konusunda ihtilaf edilmiştir.

Malikiler, saça saç eklemenin haramlığının illetinin, insanın yaratılışını/hilkatini değiştirmek ve bozmak olduğunu savunmuş ve buna delil olarak “…Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” (Nisa 4/119) şeklindeki ayeti sunmuşlardır. Ayrıca İbn Mes’ûd’dan rivayet edilen “Allah, güzelleşmek için dövme yapan ve yaptıran, kıl aldıran ve dişleri seyrelten ve böylece Allah’ın yarattığı hilkati değiştiren kadınlara lanet etmiştir. Bana ne oluyor da Resulullah’ın lanet ettiği kimseye lanet etmiyorum ki, Allah’ın Kitabında “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin”(Haşr 59/7) buyrulmaktadır.”18 şeklindeki hadisi de gerekçe yapmışlardır.19

Hanefiler, Şafiîler ve Hanbeliler ise genelde, saça saç eklemenin haramlığının illetini, insanın bütünüyle saygın ve muhterem olması ve onun bir parçasından yararlanmanın bu saygınlığı zedeleyeceği şeklinde izah etmişler ve bu sebeple bu tür yararlanmanın caiz olmadığını söylemişlerdir.20

Ayrıca saça saç eklemenin haramlığının illetinin insanları aldatma, onları yanıltma veya haram nazara sebep olduğu da ifade edilmiş21 ve yukarıda Muaviye’den aktardığımız, saça saç eklemenin Yahudilerin işi olduğuna ve Hz. Peygamber’in bunu yalancılık ve insanları aldatma olarak isimlendirdiğine dair hadisi22 buna delil olarak sunulmuştur.23

İNSAN VÜCUDUNDAN AYRILMIŞ SAÇIN VE İNSAN SAÇINDAN İSTİFADE ETMENİN HÜKMÜ

Saç ekimine dair görüşlere ve bunun hükmüne geçmeden önce, klasik fıkıhta insan vücudundan ayrılmış saçın ve insan saçından istifade etmenin hükmünün kısaca ifade edilmesinde yarar olduğu kanaatindeyiz. İslam hukukunda, canlı insan vücudundan ayrılmış saçın necis olduğunu söyleyenler bulunmakla birlikte, âlimlerin cumhuru necis olmadığını, temiz olduğunu ifade etmişlerdir.24 İnsan vücudundan ayrılmış saçı necis görmeyenler de dahil olmak üzere, insan saçının satım konusu yapılması veya başka bir şekilde ondan istifade edilmesi konusunda fukahâ ihtilaf etmiştir. Bu konuda iki görüşten söz etmek mümkündür:

Cumhuru teşkil eden Hanefiler, Şafiîler ve Hanbelilerden bir rivayete göre, necis olduğundan değil, hürmet ve saygınlığından dolayı insan saçının satım konusu edilmesi veya ondan başka türlü bir yararlanma caiz değildir.25 İmam Malik’e göre ise bu mekruhtur.26 Bu görüş sahipleri görüşlerini iki gerekçeye dayandırmışlardır. Birincisi saça saç eklemeyi haram kılan hadislerdir. Bu hadislerde insan saçına saç ekleyene lanet edildiği, lanetin de haramlığa delâlet ettiği, hatta harama delâletin en güçlülerinden biri olduğu, zira lanetin, Allah’ın rahmetinden uzak olmayı dilemek olduğu ifade edilmiştir.27 Diğer gerekçe de, insan saçının saygın olduğu ve onu satım akdine konu etmenin onu değersizleştireceği, saygınlığına halel getireceği ve hadislerdeki lanetin de bu sebeple olduğu savunulmuştur.28

Hanefilerden İmam Muhammed, Hanbelilerden bir rivayet ve İbn Hazm’a göre ise insan saçından istifade etmek caizdir. Bu görüş sahipleri de bazı hadis rivayetlerine dayanmışlardır. Bunlardan biri, Hz. Peygamber’in şeytan taşlayıp, kurban kestikten sonra saçını kestirmesi ve insanların kesilen bu saçtan teberrük amacıyla almasına dair hadistir.29 Onlara göre şayet, insan saçından istifade etmek caiz olmasaydı, Hz. Peygamber teberrük amacıyla onun kesilen saçını almalarına müsaade etmezdi. Nitekim hacamattan sonra teberrük amacıyla Hz. Peygamber’in kanından içen sahabiyi Hz. Peygamber bir daha böyle birşey yapmaktan nehyetmiştir.30 İbn Hazm da Ata b. Rebah’tan aktardığı “insanın saçından istifade etmenin bir sakıncasının bulunmadığı, insanların bunu yaptığı”şeklindeki birrivayete ve “bir kimsenin mülkiyetine geçen bir şeyi satmasının da caiz olduğu” şeklindeki genel yargıya da dayanarak, insan saçının satılmasının caiz olduğunu söylemiştir.31

Son dönem kimi İslam hukukçuları ise, saçtan yararlanmanın türüne göre hükmün değişebileceğini ifade etmişlerdir. Dolayısıyla satım akdi gibi muavazalı akitlere konu olması durumunda saygınlığının zedeleneceği açıktır. Ancak ivaz/bedel olmaksızın saç ekiminde olduğu gibi, bir insanın kendisine veya başkasına fayda verecek şekilde ondan yararlanılması durumunda saygınlığı zedelenmez.32 Nitekim değerini düşürücü ivazlı bir akde konu etmeksizin Hz. Peygamber’in saçının teberrük amaçlı alındığı yukarıda ifade edilmişti.

SAÇ EKİMİNE DAİR GÖRÜŞLER VE BUNLARIN GEREKÇELERİ

Günümüz saç ekim işlemlerini İslam hukuku açısından değerlendiren İslam âlimlerinin, bakış açılarına göre saç ekimini haram, mübah veya mekruh görenler olmak üzere, temelde üç farklı kanaate vardıkları ve bu kanaatlerini de çeşitli delillerle kanıtlamaya çalıştıkları görülmektedir. Bu âlimlerin görüşlerini ve başvurdukları delilleri aşağıda incelemeye çalışacağız.

SAÇ EKİMİNİ HARAM GÖRENLER VE GEREKÇELERİ

Estetik operasyonlar iki farklı amaçla yapılmaktadır. Bunlardan biri daha çok güzelleşmek, genç gözükmek, modaya uymak veya imaj değiştirmek gibi amaçlarla yapılan müdahalelerdir. Bazen karşı cinse, bazen de başka bir inanç çevresine benzemek amacıyla da yapılmaktadır. Bu türden müdahaleler İslam’da israf, aldatıcı, gerekli değil iken normal yapıyı bozmak, insanın Allah’ın yarattığı şekli beğenmeyerek doğuştan getirdiği özellikleri ve şekli değiştirmek olarak değerlendirilmiş ve bu amaçla yapılacak her türlü estetik ve tıbbî müdahale hoş karşılanmamış, fıtratı bozmayı hedef alan müdahaleler olarak kabul edilmiş ve bu sebeple caiz görülmemiştir.33 Saç ekimini, güzelleşmek için yapılan estetik amaçlı müdahaleler kapsamında değerlendiren İslam Hukukçuları, bu tür bir operasyonun caiz olmadığı, haram olduğu kanaatine varmışlardır. Bu görüş sahipleri arasında Abdüsselam es-Sükkerî, Muhammed Muhtar eş-Şenkîtî, Zuheylî, Abdurrahman Abdülhâlik ve Şevkî es-Sahî gibi şahsiyetleri saymak mümkündür.34 Bu görüş sahipleri aslında saç ekimini, saça saç ekleme kapsamda değerlendirmişler ve bu sebeple saça saç eklemenin haramlığına delâlet eden nasları saç ekimini de haram kılan deliller olarak sunmuşlardır. Başvurdukları delillerden bazıları şunlardır:

“Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler

Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür.” (Nisa 4/119) Bu görüş sahiplerine göre ayet, insanların yapması için şeytanın süslediği haramları beyan etmek için nazil olmuştur. Bunlardan biri de Allah’ın yarattığını değiştirmektir. Saç ekimi de güzelleşmek için yapılan estetik operasyonlardan biri olup Allah’ın yarattığını değiştirmektir. Bu sebeple caiz değildir.35

Bu naslardan bir tanesi de Abdullah b. Mes’ûd’un rivayet ettiği şu hadistir: “Allah, güzelleşmek için dövme yapan ve yaptıran, kıl aldıran ve dişleri seyrelten ve böylece Allah’ın yarattığı hilkati değiştiren kadınlara lanet etmiştir. Bana ne oluyor da Resulullah’ın lanet ettiği kimseye lanet etmiyorum ki, Allah’ın Kitabında “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin”(Haşr 59/7) buyrulmaktadır.”36 Bu görüş sahiplerine göre, hadiste ifade edilen fiilleri yapanlara lanet edilmiştir. Zira bunlar güzellik için Allah’ın yarattığını değiştirmektedirler. Lanet de ancak haram olan bir şeyin yapılması sebebiyledir. Saç ekimi de bu tür bir estetik operasyondur ve bu sebeple caiz değildir.37

Bu görüş sahiplerinin gerekçe olarak sunduğu hususlardan biri de saça saç eklemeyi yasaklayan hadisler olup, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, saç ekimini, bu hadislerin yasakladığı saça saç ekleme kapsamında değerlendirmeleri38 ve saça saç eklemenin haramlığının illeti olarak ileri sürdükleri hususların saç ekiminde de var olduğunu belirtmeleridir.39

Erkek veya kadın üzerinde gerçekleştirilen estetik amaçlı saç ekimi operasyonu, İslam hukuku açısından mahzurlu bazı hususlar işlenmeden gerçekleşmemektedir. Örneğin, gerekli olmayan bir estetik ameliyat sebebiyle lokal anestezi yapılmaktadır ki bu, İslam’ın cevaz vermediği bir operasyon sebebiyle vücuda uyuşturucu verilmesi olup caiz değildir. Ayrıca bu operasyon saçın alındığı ve ekildiği bölgelerde şişme, iltihap gibi bazı zararlar ve komplikasyonlar da içermektedir. Yine erkeklerin kadınlara, kadınların da erkeklere saç ekimi yapması gibi yabancı erkek ve kadınlar arasında şer’an caiz olmayan hususların gerçekleşmesine de sebep olmaktadır. Bu gibi sebeplerden dolayı da saç ekimi caiz değildir.40

SAÇ EKİMİNİ CAİZ GÖRENLER VE GEREKÇELERİ

Saç ekimini güzelleşme amaçlı estetik müdahaleler kapsamında değerlendirmeyen, tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelerin bir türü olarak değerlendiren son dönem İslam hukukçuları, tedavi amaçlı olanların İslam’da genel olarak caiz görülmesine binaen41 saç ekimini de mübah görmüşlerdir. Bu görüşteki İslam hukukçuları arasında Mahmûd es-Sertavî, Muhammed Osman Şubeyr, Yusuf el-Karadavî, Selman el-Avde, Ali el-Karadağî, Ali el-Muhammedî,42 Taha Faris43 ve Hayrettin Karaman gibi şahsiyetleri saymak mümkündür.

Bu görüşe sahip âlimlerin genel olarak kanaatleri ve izahları şu şekildedir: Saç ekimi ile hadislerde yasaklanan saça saç ekleme birbirlerinden farklıdır. Saça saç eklemede amaç eklenen saçın kendisi olup kafada o durmaktadır. Saç ekiminde ise amaç nakledilen saçın kendisi değil, saç kökü yani nakledilen dokudur. Zira nakledilen saç kısa süre sonra dökülmekte ve onunla birlikte nakledilen saç kökünden yeni saç yeşermektedir. Dolayısıyla burada asıl maksat saç kökünün naklidir. Diğer bir fark da, saça saç eklemekten maksat, canlı olmayan bir saç parçasıyla kişinin saçının daha uzun ve/veya gür olduğunu göstermeye çalışmaktır. Saç ekiminde ise, nakledilen saç döküldükten sonra yeşeren saç canlı ve gelişen bir saçtır. Normal bir saç için geçerli olan her şey bunun içinde geçerlidir. Bu normal yaratılışa geri döndürme olup aldatma barındırmamaktadır. Dolayısıyla gerek amaç gerekse keyfiyet açısından saça saç eklemekten farklıdır.44 Onlara göre saç ekimi, insanda ortaya çıkan bir kusuru tedavi etmenin türlerinden biri olup, maksat Allah’ın yarattığını değiştirmek değil, insanı daha önce olduğu şekle döndürmektir. Sonradan ortaya çıkan bu kusurların tedavisi bazen hacet bazen de zaruret konumunda olabilmektedir. Zira kellikten kaynaklanan psikolojik ızdırap farklılık arz etmektedir. Toplumda yaygın olması kişi üzerindeki etkisini de azaltmaktadır. Bu yüzden kadınlara nisbetle erkekler arasında daha yaygın olduğundan, erkekler üzerindeki psikolojik ve sosyal etkisi kadınlarınkinden daha az olmaktadır. Bu sebeple kimi erkeklerde saç ekimi zaruret derecesine değil, hacet derecesine ulaşabilmektedir. Ancak külli kaidede ifade edildiği üzere “Hacet umumi olsun, hususi olsun, zaruret menzilesine tenzil edilir.” Dolayısıyla kusurun ortadan kaldırılmasına duyulan ihtiyaçtan dolayı, erkekler için saç ekiminin, saça saç eklemenin haramlığının illeti olan aldatma, yaratılışı değiştirme ve haram olan bir şeyi kullanma hususları bulunmamak kaydıyla, caiz olduğunu söylemek mümkündür. Kadınlar açısından ise saçsızlık kusurunu giderme psikolojik veya toplumsal açıdan daha fazla bir ihtiyaç veya zarurettir. Dolayısıyla kadınlar açısından, şeriatın maksatlarını gerçekleştirme ve bir şeyi aslına, ilk olduğu şekle döndürme bakımından saç ekiminin cevazını daha güçlü bir şekilde söylemek mümkündür.45 Hayrettin Karaman da, saç ekiminin hükmü ile ilgili kendisine sorulan soruya şu şekilde cevap vermiştir: “Saçsızlık yüzünden maddi veya psikolojik olarak rahatsız olan bir kimse başına saç ektirebilir; bu bir nevi tedavidir ve caizdir. Ekilen, yapıştırılan saçı yerinden çıkarmak imkansız veya zor ise yıkanırken suyu bunun üzerinden geçirmek yani kendi saçı gibi üzerinden yıkamak yeterli olur.”46

Bu âlimler dışında, İslam Fıkıh Akademisi47 ve Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu gibi fetva kurulları da bu konuyu ele almış ve cevazına dair görüş beyan etmişlerdir. Din İşleri Yüksek Kurulu “estetik ameliyat” ile ilgili olarak; aldatma ve yaratılışı değiştirme amacı taşımayan saç taktırmanın hadislerde geçen yasak kapsamına girmediğini, dolayısıyla saçı dökülen bir kimsenin tedavi ile bunun önlenmesi veya yeniden saç bitmesini sağlamak için ilaçlar kullanması veya saç ektirmesinde dinen bir sakınca bulunmadığını karara bağlamıştır. Ayrıca saçları dökülen bir insanın, bu durumu psikolojik açıdan kendisini rahatsız ediyorsa saç ektirebileceği ve takma saç kullanabileceği ifade edilmiştir.48

Bu görüş sahipleri tamamen kayıtsız bir saç ekimini değil, bazı kayıtlarla saç ekimine cevaz vermişlerdir. Bunları şu şekilde saymak mümkündür:

a) Saç ekiminde necis, temiz olmayan bir madde kullanılmayacak,

b) Hile ve aldatma kastı taşımayacak,

c) Yaratılışı değiştirmeye, fıtratı bozmaya sebep olmayacak,

d) Daha büyük veya benzer bir zarara sebep olmayacak,

e) Küfür veya kötülük ehline benzeme kastı taşımayacak,

f) Bir cinsin diğerine benzeme kastı taşımayacak.49

Bu şartların her birisi ile ilgili eleştirel manada söylenmiş veya söylenebilecek hususlar bulunmakla birlikte, biz burada böyle bir değerlendirmenin içine girmeyeceğiz.

SAÇ EKİMİNİ MEKRUH GÖRENLER VE GEREKÇELERİ

Bazı araştırmacılar ise saç ekiminin çeşitli sebeplerden dolayı ne haram ne de mübah hükmünü taşıyabileceğini, ancak kimi sebeplerden dolayı mekruhluk hükmünü taşımasının daha uygun olacağını dile getirmişlerdir. Bu araştırmacılardan biri Bessâm Ayâsıra’dır. O, Müslüman erkek ve kadın için saç ekiminin haramlık derecesine varmadığını ve aşağıdaki sebeplerden dolayı mekruhluk hükmünde kalması gerektiğini şu şekilde ifade etmektedir:

a) Bu estetik operasyona haramlık hükmü uygun düşmez. Zira haram olduğunu söyleyenlerin delilleri saça saç eklemeye dair naslar olup, aynı kişiden alınan saçın ekimi ile ilgili değildir. Dolayısıyla bu naslar sadece saça saç ekleme ile ilgili kalacaktır.

b) Saç ekimi, yaratılışı bozmak, değiştirmek değil, aslına döndürmektir. Özellikle genç veya çocuk yaşta kafa derisinde ortaya çıkan bir hastalık sebebiyle saçını kaybedenler için bu husus daha barizdir. Hastalıklar ile ilgili söylenebilecek en hafif hüküm, tedavinin sünnet olmasıdır. Bu şekilde saçı dökülmüş bir kişi için saç ekimi bir tedavidir.

c) Haramlık hükmü, özür sahipleri ve saçsızlıktan dolayı eziyet çeken bazı hastalar için bir daraltma olur.

d) Haram olmadığını söylemekle birlikte, mübah olduğunu da söyleyemememiz ve mekruh hükmünü uygun görmemiz ise, saç ekiminin Müslüman kişinin hayatında ona çok da yarar getirmeyecek bir hususa yönelmesine ve önemli makâsıdı göz ardı etmesine sebep olacağından dolayıdır.

e) Saç ektiren kişinin, bu operasyon için önemli bir mali meblağ ödemekle yükümlü olduğu bilinmektedir. Oysa dünyanın her tarafında milyonlarca aç insan veya Müslüman bulunmakta olup, saç ekimi için harcanacak maddi külfetin bu insanlara infak edilmesi daha uygundur. Hatta bu infak hacet veya zaruret türünden de olabilmektedir.50

İslam hukukçularından Faruk Beşer de bu konuyla ilgili kendisine sorulan bir soruya cevap verirken, saç ekiminin hangi sebeplerden dolayı kesin haram olamayacağı ve niçin tamamen masum ve helal da olamayacağı, mekruhluk hükmünü taşıyabileceğini şu şekilde ifade etmiştir: “Bu mesele, yeni bir teknik olduğundan Kur’an-ı Kerim’de ve Sünnette aynı şekilde bulunması söz konusu değildir. Ancak Allah Resulü insandan insana saç naklini ve insan saçından yapılan peruk kullanmayı yasaklamıştır. Peruk kullanmanın yasak oluşu da, insanın bir parçası olan saçın yedek parça gibi bir başkasına takılması ve böylece insanın bir parçasına karşı gösterilen saygısızlık, ayrıca saçlı görünüp insanları aldatma gibi sebeplere bağlanmıştır. Peruk kullanmakla, saç ektirmenin benzer yönleri olduğu gibi, farklı yönleri de vardır ve bu sebeple “saç ektirmek de, peruk kullanma gibi kesin haramdır” demek mümkün değildir. Çünkü saç ektirme bir defa insanın kendi saçıyla yapılan bir ameliyedir. İkinci olarak, kalıcı olup bir bakıma başkasını kandırma anlamı içermeyebilir. Üçüncü olarak, yine bir bakıma tedavi sayılabilir. İşte bu sebeplerle saç ektirmenin kesin haram olduğu söylenemez. Ancak bir ölçüde farklı görünme, bir bakıma da estetik bir ameliye sayılabileceği için tamamen masum ve helal de olmamalıdır. Bu sebeple biz bu konunun son hükmünü verme durumunda değiliz; ama haram olmasa da bir kerahet/mekruhluk içerdiğini, kendinden emin olan ve olduğundan başka türlü görünme gereği duymayan insanların buna ihtiyaç duymayacağını, yapılmaması halinde hiçbir gayri meşruluk yapılmış olmayacağını; ama yapılması durumunda en azından bir şüphe taşıdığını söyleyebileceğini”51 ifade ederek, konuyu kısmen özetlemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Yukarıda konu incelenirken ortaya konulduğu üzere, mezheplerin teşekkül dönemlerinde fukahâ, insanın saygınlığından dolayı onun bir cüzü olan saçının da satım konusu yapılması veya başka bir şekilde yararlanılması gibi, insan saçını çeşitli yönlerden ele almış ve buna dair hükümler ortaya koymuşlardır. Ancak Hz. Peygamber’in saçının, sahabe tarafından teberrük amaçlı edinilmesine dayanılarak, saçın ivazlı bir akit konusu yapılarak değerinin düşürülmesi ile ivazsız olarak kişinin kendisinin veya başkasının yararlanması arasında fark olduğu söylenebilir.

İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren insanın, Allah’ın yarattığı şekli beğenmeyerek doğuştan getirdiği özellikleri ve şekli değiştirmesi ve bu amaçla her türlü estetik ve tıbbî müdahalede bulunması, gerekli değil iken normal yapıyı bozma ve olduğundan farklı görünme, aldatma olarak değerlendirilmiş ve bu sebeple caiz görülmemiştir. Bu hususta Allah’ın yarattığını değiştirme ile ilgili ayet ve hadislere ve saça saç ekleme ile ilgili hadislere dayanılmıştır. Yeni bir teknik olan saç ekimini de, güzelleşmek için yapılan estetik amaçlı müdahaleler kapsamında değerlendiren İslam Hukukçularından bazıları, bu tür bir operasyonun caiz olmadığı, haram olduğu kanaatine varmışlardır. Ancak bu görüş sahiplerinin ayet ve hadislere dayanarak ulaştıkları fıtratı değiştirme ve aldatma illetlerinin saç ekiminde ne kadar gerçekleştiği, ciddi manada tartışılabilecek bir husustur. Zira evlenecek olan kişilerin karşı cinsi aldatma amaçlı saç ektirmesi, genel saç ekim operasyonları içerisinde nadir denilebilecek türdendir. Ayrıca her saçı dökülmüş kişi yaşlı, saçı olan da genç değildir. Şayet böyle kabul edilecekse saçı olan yaşlı kişilerde saç, onu daha genç göstererek aldatmanın aracı olur. Yine saçı dökülmüş kişi genelde olduğundan daha yaşlı görünmektedir. Dolayısıyla saçın dökülmüş olması kişiyi olduğundan daha yaşlı göstermekle aldatma aracı olmaktadır. Saç ektirmesi ise onun normal yaşını göstermesine yardımcı olmaktadır.

Saç ekimi aslında ölmüş bir saçın/kılın başka bir yere nakledilmesi değil, canlı bir dokunun naklidir. Dolayısıyla insanın vücudundan ayrılan saçın değil, dokunun nakli bağlamında hükmünün ele alınması gerektiği söylenebilir.

Son dönem İslam hukukçularından bazıları ise, saç ekimi ile hadislerde yasaklanan saça saç eklemenin keyfiyet ve amaç açısından birbirlerinden farklı olduğunu, saç ekiminden maksadın nakledilen saçın kendisi değil, saçın kökünün nakli, yani doku nakli olduğunu, zira nakledilen saçın kısa süre sonra döküldüğünü ve nakledilen saç kökünden yeni canlı ve gelişen bir saçın yeşerdiğini ifade etmişlerdir. Bunlar saç ekimini, güzelleşme amaçlı estetik müdahaleler kapsamında değil, İslam’da genel olarak caiz görülen tedavi amaçlı estetik müdahalelerin bir türü olarak değerlendirip mübah görmüşlerdir. Zira onlara göre saç ekimi, insanda ortaya çıkan bir kusuru tedavi etmenin türlerinden biri olup, maksat Allah’ın yarattığını değiştirmek değil, insanı daha önce olduğu tabii şekline döndürmektir. Nitekim insanda sonradan ortaya çıkan kellikten kaynaklanan psikolojik ızdırap kişiye ve şartlara göre farklılık arz ettiğinden, bu kusurun tedavi edilip ortadan kaldırılması bazen hacet bazen de zaruret konumunda olabilmektedir. Ancak bu görüş sahiplerine, saça saç eklemede bulunun kelliği gizleme ve bir ölçüde farklı görünme amacının kısmen saç ekiminde de bulunduğu ve bir bakıma da estetik bir operasyon sayılabileceği gibi sebeplerden dolayı rahat bir şekilde bunun cevazına dair hüküm verilemeyeceği şeklinde itiraz edilebilmektedir.

Yukarıdaki iki görüş arasında orta bir yolu temsil ettiklerini söyleyebileceğimiz bazı araştırmacılar ise saç ekimine çeşitli sebeplerden dolayı haram veya mübah hükmünü vermenin doğru olmayacağını, ancak mekruhluk hükmünü vermenin daha doğru olacağını şu şekilde ifade etmişlerdir: Saç ekimi için haramlık hükmü uygun düşmez. Zira saça saç eklemenin haramlığı ile ilgili naslar saç ekimi ile ilgili değildir ve ikisi kısmen birbirlerinden farklıdır. Ayrıca saç ekimi yaratılışı değiştirmek değil normal aslına döndürmektir. Zira bu, saçın dökülmesi neticesinde oluşmuş bir hastalığı tedavi mahiyetinde olup, haramlık hükmü, özür sahipleri ve saçsızlıktan dolayı eziyet çeken hastalar için bir daraltma olur. Ancak haram olmadığını söylemek, mübah olduğunu da söylemeyi gerektirmez. Zira saç ektirmenin saça saç ekleme ile olan bazı benzerliklerinin yanı sıra, Müslüman kişinin hayatında çok önemli yararlarının bulunmaması, önemli makâsıdı göz ardı etmesine sebep olacağı ve önemli bir maddi külfete sebep olduğu gibi hususlar taşımaktadır. Bu sebeple kendinden emin olan ve olduğundan başka türlü görünme gereği duymayan insanların buna ihtiyaç duymayacağını, yapılmaması halinde hiçbir gayri meşruluk yapılmış olmayacağını; ama yapılması durumunda ise en azından bir şüphe taşıdığını, dolayısıyla da hükmünün mekruh olabileceğini söylemişlerdir.

Netice olarak, saçı dökülen bir kimsenin tedavi ile bunu önlemeye çalışması veya yeniden saç bitmesini sağlamak için ilaçlar kullanması, başka türlü zararları olmamak kaydıyla pek tartışma konusu yapılmadan caiz görülen bir husustur. Aldatma ve yaratılışı değiştirme amacı taşımayan saç ektirmenin de ayet ve hadislerde geçen yasak kapsamına girmediğini, dolayısıyla durumu psikolojik açıdan kendisini rahatsız ediyorsa saç ektirmesinin genel olarak caiz olduğunu söylemek mümkündür. Ancak öncelikle kişilerin ve toplumun bakış açılarının düzeltilmesi ve bunun doğal bir durum olduğunun, saç ekimine başvurmanın bir ihtiyaç olmadığının öğretilmesi gerekmekle birlikte; yukarıdaki değerlendirme ve vakıaya binaen kişilere, cinsiyete ve şartlara göre saç ekiminin haram, mekruh, mübah, mendup veya vacip olmak üzere beş teklifi hükümden birini taşıyabileceğini söylemek daha isabetli görünmektedir. Zira aldatma ve yaratılışı değiştirme amacı taşıyan veya herhangi bir gereklilik olmadan israf sayılabilecek şekilde saç ekimine başvurmak haram hükmünü alacaktır. Haram derecesine varmamakla birlikte zaruret ve hacet türenden olmayan bir saç ekiminin ise mekruh hükmünü taşıyacağını söylemek mümkündür. Ancak toplumdaki bakış açısının etkisiyle kelliğin kişinin psikolojisi üzerindeki etkisi neticesinde oluşan psikolojik rahatsızlık veya maddi rahatsızlık bulunması ve bunun kadın veya erkek üzerindeki derecesine göre tedavi edilmesi mübah hükmünü hatta kimi durumlarda mendup veya vacip hükmünü de alabileceğini söyleyebiliriz.


KAYNAKÇA

1 Tîn, 95/4.

2 Teğabün, 64/3.

3 Arâf, 7/32.

4Müslim, İmân, 147.

5 Uzak, Meryem, Kur’an ve Sünnete Göre İnsan Bedenine Yönelik Estetik Amaçlı Müdahaleler, Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Şanlıurfa 2010, s. 17-18.

6 Uzak, a.g.t. s. 3

7 http://www.medipol.com.tr/Saglik/84/Sac-Dokulmeleri.aspx. 10.01.2016

8 http://www.estehair.com/sacekimi/ 20.08.2015

9 http://drhakanozdemir.com/sac_ekimi. 10.01.2016

10 Derâdike, Ahmed ‘Ulyân Ahmed, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî fi’l-insâni fi merhaleti mâ ba’de’l-vilâdeti ilâ mâ kable’l-mevti fi’l-fıkhı’l-İslâmî, Ürdün Üniversitesi Lisans Üstü Eğitim Fakültesi, (Basılmamış Doktora Tezi), Amman 2009, s. 155-156.

11 Faris, Taha, Ahkâmu’ş-şa’ri fi’l-fıkhı’l-İslamî : Dirâse fıkhiyye mukârane, 2014, s. 221.

12 Kâsânî, Ebû Bekr Alaeddin Ebû Bekr b. Mes’ud b. Ahmed el-Hanefi (ö 587), Bedâi’ü’s-sanâi’ fî tertibi’ş-şerâi’, Beyrut, Daru’l-Kitâbi’l-Arabî, 1974, V, 142; Nevevî, Ebu Zekeriyya Muhiddin b. Şeref (ö. 676), el-Mecmu’ Şerhu’lMuhezzeb, (thk. Muhammed Necib el-Mutî’î), Cidde, Mektebetu’l-İrşâd, III, 147; Aynî, Ebû Muhammed Muhammed b. Ahmed (ö. 855), el-Binâye fi Şerhu’l-hidâye, Beyrut, Daru’l-Fikr, 1990, VII, 221; İbn Abidin, Muhammed Emin b. Ömer b. Abdülazîz ed-Dımaşki (ö. 1252), Reddü’l-muhtâr ala Dürri’lmuhtâr, (thk. Adil Ahmed Abdülmevcûd – Ali Muhammed Muavvid), Riyad, Daru Alemi’l-Kütüb, 2003, VII, 245.

13 Buhari, Libâs, 83; Müslim, Libâs ve Zinet, 115; Ebû Davud, Tereccül, 5; Tirmizi, Edeb, 33; Nesâî, Zinet, 22, 23; İbn Mace, Nikâh, 52.

14 Buhari, Libâs, 83, 87; Müslim, Libâs ve Zinet, 119; Ebû Davud, Tereccül, 5; Tirmizi, Libâs, 25; Nesâî, Zinet, 23; İbn Mace, Nikâh, 52.

15 Nesâî, Zinet, 24.

16 Buhari, Libâs, 83; Müslim, Libâs ve Zinet, 123.

17 Nevevî, el-Mecmû’, III, 147-149; İbn Kudame, Ebû Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Kudâme Cemmâîlî Makdisî (ö. 620), el-Muğnî, (thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî – Abdülfettah Muhammed el-Halev), Riyad, Daru Alemi’l-Kütüb, t.y., I, 107-108.

18 Buhari, Libâs, 84, 85, 87; Müslim, Libâs ve Zinet, 120; Ebû Davud, Tereccül, 5; Tirmizi, Edeb, 33; İbn Mace, Nikâh, 52.

19 Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 165.

20 Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, V, 142; Nevevî, el-Mecmû’, III, 147; Aynî, el-Binâye, VII, 221; İbn Abidin, Reddü’l-muhtâr, VII, 245; Buhûtî, Mansur b. Yunus b. Salahiddin (ö.1051), Keşşafü’l-kına’ an metni’l-İkna’, (thk. Muhammed Emin Zinnavi), Beyrut, Âlemü’l-Kütüb, 1997, I, 52.

21 Gazzâlî, Ebû Hamid, Muhammed b. Muhammed b. Muhammed (ö. 505), elVesît fi’l-mezheb, (thk, Ahmed Muhmud İbrahim), Kahire, Daru’s-Selâm, 1997,
II, 169-170.

22 Buhari, Libâs, 83; Müslim, Libâs ve Zinet, 123.

23 Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 165.

24 Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, V, 142; Nevevî, el-Mecmû’, I, 285-287; İbn Kudame, el-Kâfî, (thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî), Cize, Hicr li’t-Tıbaa ve’nNeşr, 1997, I, 43; Derdîr, Ebü’l-Berekat Ahmed b. Muhammed b. Ahmed (ö. 1201), Şerhu’s-sağir ala akrebi’l-mesâlik ila mezhebi’l-İmam Malik, (Ahmed b.
Muhammed es-Savi el-Maliki hamişi ile), Kahire, Dârü’l-Maârif, 1974.

25 Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, V, 142; Zeyla’î, Fahreddin Osman b. Ali b. Mihcen (ö. 743) Tebyînü’l-hakâik fî şerhi Kenzi’d-dekâik, Mısır, Bulak : el-Matbaatü’lKübra’l-Emiriyye, 1313 h., IV, 51; Nevevî, el-Mecmû’, III, 147; Şirbînî, Şemseddin Hatib Muhammed b. Ahmed (ö. 977), Mugni’l-muhtac ila ma’rifeti
meani elfazi’l-Minhac, y.y. Matbaatu Mustafa el-Babî el-Halebî, 1958, I, 191; Buhûtî, Mansur b. Yunus b. Salahiddin (ö. 1051), Şerhu Müntehe’l-irâdât = Dekaiku üli’n-nühâ li-şerhi’l-Müntehâ, y.y., Müessesetü’r-Risale, 2000, I, 58.

26 İbn Abdilber, Ebû Ömer Yusuf b. Abdullah b. Muhammed en-Nemrî el-Kurtubî (ö. 463) el-Kafî fi fıkhi ehli’l-medineti’l-malikî, Beyrut, Daru’l-Kütübi’lİlmiyye, 1992, s. 328; Düsûkî, Şemsuddin Muhammed, Haşiyetü’d-Düsûkî ala’s-şerhî’l-kebîr, Daru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabiyye, I, 49.

27 İbn Hacer, Ahmed b. Ali b. Hacer el-Askalanî (ö. 852), Fethu’l-Barî Şerhu Sahihi’l-Buharî, Beyrut, Daru’l-Ma’rife, t.y., X, 377.

28 Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, V, 142; Zeyla’î, Tebyînu’l-hakâik, IV, 51.

29 Ebu Davud, Menâsik, 79.

30 Zeyla’î, Tebyînu’l-hakâik, IV, 51.

31 İbn Hazm, Ebû Muhammed Ali b. Ahmed b. Saîd (ö. 456), el-Muhallâ, (thk. Muhammed Munîr ed-Dimeşkî), 1-11 cilt, Mısır, İdaretu’t-Tibâ’ati’l-Munîra, 1351 h., IX, 31.

32 Derâdike, Ahkamu’t-tedehhut-tıbbî, s. 163.

33 Ekşi, Ahmet, İslam Tıp Hukuku : Çağdaş Tıp Problemlerine İslam’ın Getirdiği Hukukî Çözümler, Ensar Neşriyat, İstanbul, 2011, s. 111.

34 Ayâsıra, Bessâm Muhammed Kasım Ömer, Ahkâmu’ş-şe’ri fi’l-fıkhı’lİslamî, Camiatu Yermûk Külliyetü’ş-Şeri’a Kısmu’l-Fıkhı ve Usûlih, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Yermûk 2004, s. 143; Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 156.

35 Sukkerî, Abdüsselâm Abdürrahim, Nakl ve Zira’atu’l-a’zâi’l-âdemiyye min manzûri’l-İslami, Kahire, Daru’l-Menâr, 1988, s. 240-242.

36 Buhari, Libâs, 84, 85, 87; Müslim, Libâs ve Zinet, 120; Ebû Davud, Tereccül, 5; Tirmizi, Edeb, 33; İbn Mace, Nikâh, 52.

37 Sukkerî, Nakl ve Zira’atu’l-a’zâi’l-âdemiyye, s. 242-244; Ayâsıra, Ahkâmu’şşe’ri, s. 143-144.

38 Ayâsıra, Ahkâmu’ş-şe’ri, s. 145; Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 156-157.

39 Ayâsıra, Ahkâmu’ş-şe’ri, s. 145

40 Ayâsıra, Ahkâmu’ş-şe’ri, s. 145-146.

41 Ekşi, İslam Tıp Hukuku, s. 113.

42 Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 157.

43 Faris, Taha, Ahkâmu’ş-şa’ri, s. 218-220.

44 Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 164.

45 Faris, Ahkâmu’ş-şa’ri, s. 218-219.

46 http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00170.htm. 06.01.2016

47 http://www.fiqhacademy.org.sa/qrarat/4-1.htm. 17.01.2016

48 Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı, “Estetik Ameliyat”, http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/KurulDetay.aspx?ID=36.

49 Şubeyr, Muhammed Osman, Dirase Fıkhiyye fi Kadâyâ Tıbbiyye Mu’asıra, Daru’n-Nefâis, Amman, II, s. 548; Derâdike, Ahkamu’t-tedehhuli’t-tıbbî, s. 157-158.

50 Ayâsıra, Ahkâmu’ş-şe’ri, s. 147.

51 http://www.farukbeser.com/soru/sac-ektirme-258.html