Klunili Peter (Peter the Venerable) ve İslam Algısı

Klunili Peter (Peter the Venerable) ve İslam Algısı

Cilt/Sayı

2021 32. cilt – 1. sayı

Yazar

Nuh YILMAZa

aAmasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Bilimleri ABD, Amasya, TÜRKİYE

Öz

Müslüman-Hıristiyan münasebetlerinin başlangıcı Hz. Muhammed dönemine kadar gitmektedir. Başlangıçta dostane bir atmosferde başlayan bu ilişkiler zamanla yerini düşmanca bir tavra bırakmıştır. Hıristiyanlar Müslümanları önce “putperest” daha sonra ise “sapkın bir dini grup” şeklinde tasvir etmişlerdir. Klunili Peter, Haçlı Savaşları’nın yapıldığı bir dönemde bir taraftan Müslümanların savaş yoluyla öldürülmesine karşı çıkmış; diğer taraftan da onlarla fikrî anlamda mücadele etmek suretiyle onların Hıristiyanlığa döndürülmesini savunmuştur. O, bu anlamda başta Kur’an olmak üzere İslam Dini ile ilgili bir dizi eserin -ki Toledo Koleksiyonu olarak bilinir- Grekçe’den Latinceye çevrilmesi noktasında öncülük etmiştir. Bu çeviriler sayesinde bir taraftan Müslümanların Hıristiyanlığa geçmesini diğer taraftan da İslam Dini’ne meyli olan Hıristiyanların bu niyetlerinden vazgeçmelerini murat etmiştir. Peter hem bu çevirilerden hem de Petrus Alfonsi’nin Dialogue adlı eserinden ve el yazmaları Anastasius’a ait olan Theophanes’in Chronicle adlı eserinden yararlanarak kendi İslam algısını oluşturmuştur. Bu algı neticesinde İslam Dini’ni “Hıristiyan sapkınlığı”; Müslümanları “Sarazenler”; Hz. Muhammed’i “yalancı bir peygamber”; Kur’an-ı Kerim’i de “tahrif unsuru bir ürün” olarak takdim etmiştir. Bu makale Müslüman-Hıristiyan münasebetlerinin kısa tarihine bir girişten sonra Klunili Peter’ın hayatı, eserleri ve entelektüel arka planını; onun İslam Dini’ne ve Müslümanlara bakış açısını ayrıca Hz. Muhammed ve Kur’an algısını ele almaktadır. Elde edilen bilgiler ve çıkarımlar sonuç kısmında özet olarak sunulmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Klunili Peter; İslam Dini; Müslümanlar; Hz. Muhammed; Kur’an

Abstract

The beginning of Muslim-Christian relations goes back to the period of Muhammad. These relations, which initially started in a friendly atmosphere, have gradually left a hostile attitude. Christians depicted Muslims first as a “pagan” and then “a heretic religious group”. Peter of Cluny, on the one hand, opposed the killing of Muslims by war during the Crusader Wars; on the other hand, he advocated their conversion to Christianity by fighting them intellectually. In this sense, he pioneered the translation of a series of Works related to the religion of Islam -known as the Toledo Collection – from Greek to Latin, especially the Qur’an. Thanks to these translations, on the one hand he wanted Muslims to convert to Christianity, on the other hand, he wanted Christians inclined to the religion of Islam to abandon their intentions. He created his own perception of Islam by using both these translations and the Dialogue of Petrus Alfonsi and the Chronicle of Theophanes whose manuscripts belong to Anastasius. As a result of this perception, he presented the religion of Islam as “a Christian heresy”; Muslims as “Saracaens”; Muhammad as “a falseprophet”; also the Quran as “a product of falsification”. After an introduction to the brief history of Muslim-Christian relations, this article discusses the life, works and intellectual background of the Peter of Cluny, his view of the religion of Islam and Muslims, as well as his perception of Muhammad and the Quran. The obtained information and inferences are presented as a summary in the conclusion section.

Keywords

Peter of Cluny; The Religion of Islam; Muslims; Muhammad; Quran


EXTENDED ABSTRACT

The subject of this study is Peter of Cluny (Peter The Venerable) who lived in the eleventh and twelfth centuries and his perception of Islam. After mentioning a brief history of Christian-Muslim relations in the study, the life, works and intellectual background of Peter The Venerable were included and his perception of Islam was tried to be revealed. For this purpose, especially Peter’s views on the religion of Islam, Muslims (Saracaens), Muhammad and the Quran were tried to be explained.

The purpose of this study is to objectively reveal Peter’s perception of Islam. In this context, it is important to know what he intended with his discourses on the religion of Islam, Muslims, Muhammad and the Quran. For Peter, by having the Toledo Collection translated from Greek to Latin and penned two refutations to this religion, neither did he aim to better recognize the religion of Islam nor to know this religion correctly. Rather, he planned to convert Muslims to Christianity on the one hand, and to prevent Christians from becoming Muslim on the other, with his slanders and derogatory expressions about the religion of Islam, Muslims, Muhammad and the Quran.

This study is important in terms of seeing the perception of Islam of Peter The Venerable, a Christian religious scholar, who took a stance against the Crusades in an environment where the Christians were fought against Muslims. Indeed, Peter is of the opinion that Muslims should not be killed by war, but converted to Christianity through reason and love. For this purpose, he wrote two refutations against Muslims. In his works, on the one hand, he aimed Muslims to voluntarily convert to Christianity; on the other hand he wanted to Christians know what a heresy the religion of Islam is and what Muhammad promised those who followed him and how he deceived them.

The main issue of this study is to reveal whether Peter The Venerable is sincere or not in having the Toledo Collection translated, in addition what is the real purpose of his discourse on the religion of Islam, Muslims, Muhammad and the Quran. As a matter of fact, Peter is an important name in that he pioneered the translation of the Quran into a different language for the first time. However, he certainly did not aim to learn the religion of Islam correctly from its own source. Rather, he intended to suggest that Quran was the fabrication of Muhammad, although it contains information from the Old and New Testaments, in this way, he intended to make Muslims renounce their religion and convert to Christianity.

In this study, generally historical and descriptive method was used. Again, comparative method was applied from time to time. In addition, the subject was tried to be presented from an objective perspective and inferences were made in this direction.

As a result of this study, firstly it was seen that Peter made use of the Toledo Collection -especially from Quran and Apology of Abdulmesîh Ishak el- Kindî- Dialogue of Petrus Alfonsi, and the manuscript of the Latin translation of Anastasius’s chronicler Theophanes’ Chronicle and built a unique perception of Islam. In this context, he described the religion of Islam as “a very bad and harmful perversion”, “a dangerous doctrine”, “an atheist, damnable sect”, “a summary of all heresy”, “a heretic error” and “the product of a diabolic error”; again he described Muhammad as “a kind of intermediary between the Antichrist and Arius”, “the greatest messenger of the Antichrist”, “the chosen devil’s disciple”, “a false prophet trained by the Jews”; also he presented the Quran as a fabrication and distorted work made up by Muhammad, who was trained by Jewish and heretic physicians.

Secondly, it has become clear that Peter’s main purpose in translating the Toledo Collection from Greek to Latin was not to wish Christians to learn the religion of Islam correctly. As a matter of fact, Peter was not undertake of translation activities so that Western Christians had sound knowledge about the religion of Islam; rather, he tried to prevent Christians from becoming Muslims by defaming Muhammad and the Quran, which he regarded as his product; on the other hand, he aimed to convert Muslims to Christianity.

Thirdly, it has been observed that Peter expressed views incompatible with the anti-heretic literature of the patristic period. In- deed, Peter did not associate Muhammad directly with Simon Magus and Nicholas as in the anti-heretic literature of the patristic period; instead, he linked him to Montanus, the founder of Montanism, and put forward the thesis that Muhammad was a new Montanus.

Müslüman-Hıristiyan münasebetlerinin başlangıcı Hz. Muhammed eksenli İslam Dini’nin doğuşuna kadar gider. Nitekim bu din henüz ortaya çıkmadan önce Mekke’de Hıristiyanlar mevcuttur. Dolayısıyla Müslüman-Hıristiyan ilişkilerinin ilk kez burada gerçekleştiğini söylemek mümkündür.[1] Bu da Müslümanlarla ilk karşılaşan Hıristiyanların Doğulu Nesturi, Melkit, Monofizit vb. gruplara mensup kişiler olduğuna işaret eder.[2]

Hıristiyan-Müslüman ilişkilerinin başlangıçta dostane bir atmosferde başladığı söylenebilir. Bilhassa Ehl-i Kitâp olduğu için Bizans’ın Mecûsî İran’a mağlubiyetinin Müslümanları üzmesi,[3] Müslümanların

Ehl-i Kitâp arasında Hıristiyanları kendilerine daha yakın görmeleri ve devlet kademelerinde onlara görev vermeleri bu durumu doğrulamaktadır.[4] Hatta Emevî (658-750) ve Abbasî (750-1500) halifelerinin onları doktor, mütercim, idareci vb. mesleklerde görevlendirmesi bu ilişkinin boyutlarını göstermesi açısından önemlidir. Bununla beraber her iki dinin müntesiplerinin kendi doğrularını savunması ve ötekinin dinini tenkit ederek kendi dinlerinin hak olduğunu ispatlamaya çalışması da kaçınılmazdır. Bunun bir sonucu olarak her iki dinin müntesipleri önce karşılıklı tartışmalar,[5] sonra mektuplaşmalar[6] ve daha sonra da reddiyeler[7] yoluyla birbirlerini tenkit etmişlerdir.[8]

Doğulu Hıristiyanların aksine aynı dönemlerde Bizanslı yazarların[9] İslam’a karşı tavrının daha küstahça ve saldırganca olduğu söylenebilir. Eserlerini Grekçe kaleme alan bu yazarlar, İslam hakkında doğru ve güvenilir bilgilere sahip olmadığı gibi, aynı zamanda başta İslam Dini olmak üzere Hz. Muhammed ve Kur’an’a karşı objektiflikten uzak sübjektif ve düşmanca bir tavır takınmışlardır.[10]

Ortaçağ Batı Avrupası’nda İslam Dini’ne karşı tavır adeta Bizans yazarlarının tavrını andırmaktadır.

VIII. yüzyılın ilk yıllarından itibaren İspanya’da Müslümanların Hıristiyanlarla ilişkileri başlamıştır.[11]

XI. yüzyılda Sarazen[12] Dini, destansı bir şiir niteliğindeki Song of Roland’da paganizm olarak tasvir edilmiş ve Sarazenlerin Apollo, Tervagant ve Mahomet’den oluşan altın putlara taptıklarına yer verilmiştir.[13] Birinci Haçlı Savaşı zamanında (1096-1099) Batı Avrupalıların İslam Dini ve onun mensupları hakkında çok az güvenilir malumata sahip oldukları ifade edilir.[14] XI ve XII. yüzyıllarda özellikle Müslümanlara karşı başlatılan Haçlı Savaşlarıyla beraber bir taraftan Hıristiyanlığı savunan ve İslam Dini’ni tenkit eden eserler kaleme alınmış diğer taraftan İslam’ı daha yakından tanımak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmiştir.[15] Bu yüzyıllarda, öncesinde Sefarad Yahudisi iken daha sonra din değiştirerek Hıristiyanlığı benimseyen Petrus Alfonsi (ö. 1140), eseri Dialogus contra Iudaeos (Dialogue against the Jews)’da Abdulmesîh Ishak el-Kindî’nin Apology adlı eserinden istifade ederek başta Hz. Muhammed’in hayatı ve peygamberliği olmak üzere Kur’an’dan yaptığı iktibaslar sayesinde İslam Dini hakkında söylemlerde bulunmuştur.[16] XII. yüzyılda İslam Dini, Batılı Hıristiyanlar tarafından pagan bir din olmaktan ziyade Hıristiyan sapkınlığı olarak tanımlanmaya başlamıştır. Bu değişimde Latin Hıristiyan yazarların ve onların okuyucularının ticaret, Haçlı Seferleri ve Arapça eserlerin Latinceye çevirisi sayesinde İslam’ı daha yakından tanıma imkânı elde etmiş olmalarının etkisi büyüktür. Böylelikle Müslümanların politeist bir Tanrı anlayışına sahip olmadığı aynı zamanda Hz. Muhammed’in de altın bir put kabul edilemeyeceği kanısı belirmiştir. Bu yüzden Hz. Muhammed’i, Hıristiyanları makul bir Hıristiyanlık ve şeytanî bir hata karışımı yoluyla saptırmaya çabalayan biri olarak tasvir etmek akla daha yatkın görünmüştür.[17] Bu anlamda aynı yüzyılda yaşayan ve çalışmamızın konusu olan Klunili Peter İslam’ı daha yakından tanımak ve İslam’a karşı fikrî anlamda mücadele etmek amacıyla başta Kur’an’ı Kerim olmak üzere İslam’la ilgili bir dizi eseriki Toledo Koleksiyonu olarak bilinir- Latinceye çevirtmiş; aynı zamanda bu çevirilerden istifade ederek birazdan aşağıda hakkında bilgi verilecek olan İslam Dini’ne karşı iki eser kaleme almış ve bu dini “Hıristiyan sapkınlığı”, Hz. Muhammed’i de “sahte bir peygamber” olarak tarif etmiştir.

KLUNİLİ PETER’IN HAYATI, ESERLERİ VE ENTELEKTÜEL ARKA PLANI

Klunili Peter veya Pierre Maurice de Montboissier olarak bilinen Peter the Venerable,[18] Fransa’nın Auvergne bölgesinde yaklaşık olarak miladi 1092/1094 yılında dünyaya gelmiştir.[19] 25 Aralık 1156’da görev yaptığı Burgonya Kluni Manastırı’nda[20] hayata gözlerini yummuştur.[21] Aristokrat bir aileye mensup olduğu için erken yaşlarından itibaren Kluni Manastırı’nda eğitim hayatına başlamıştır.[22] Bu durum onun henüz on altı yaşındayken Sauxillanges’te Kluni hiyerarşisinde yerini almasını sağlamıştır.[23] Burada Kluni başrahibi Hugh (ö. 1109)’un tedrisinde bulunmuş[24] ve onun ölümünden önce başrahiplik alanında uzmanlaşmıştır.[25] Pons de Melgeuil’in sorunlu/sıkıntılı başrahipliği döneminde (1109-1122) önce Vézelay’da, sonra ise Domène manastırlarında rahip olarak görev yapmıştır.2[26] 1122 yılında yirmi sekiz yaşındayken Kluni Manastırı’nın sekizinci/dokuzuncu başrahibi[27] olmuştur.[28] Maliye ve eğitim alanında önemli reformlara imza atan Peter, Kluni’deki entelektüel çalışmaları nedeniyle çok samimi bir dostu olan Bernard of Clairvaux’la (ö. 1153) karşı karşıya gelmiştir. Bunda Bernard’ın, manastır hayatının sadece ibadete hasredilmesi gerektiğine olan inancı; Peter’ın ise bütün zamanını kilise işlerine tahsis etmesi etkili olmuştur.[29]

Peter karakter bakımından tefekküre dalmak için kendisini sıklıkla bir keşiş kulübesine hasreden, kilise babalarıyla çok fazla aşinalığı olmamakla beraber iyi derecede kutsal kitap bilgisine sahip biri olarak takdim edilir.[30] Genelde propogandacı ve partizan biri şeklinde karakterize edilmekle beraber[31] ölçülü ve yumuşak bir tavır takınması onun çağdaşlarınca hürmet görmesini sağlamıştır. Ancak onun bu durumu arkadaşı Bernard’ın büyük şahsiyetince gölgelenmiştir.[32]

Peter’ın hayat sürdüğü on ikinci yüzyıl aynı zamanda Müslümanlara karşı başlatılan Haçlı Savaşları’nın devam ettiği bir dönemdir. Askerî çatışmanın devam ettiği bir süreçte Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında kültürel alanda etkileşim devam etmiştir.[33] Bu anlamda Haçlı Savaşları’nı kesinlikle desteklemediği belirtilen Peter’ın[34] girişimi ve gayretleri neticesinde İslam’la ilgili ciddi bir çalışma başlatılmıştır. Bu amaçla ve farklı sebeplerle (Manastır hayatına ait öğreti ve kilise meseleleri gibi) Peter farklı ülkelere çok sayıda seyahatler gerçekleştirmiştir.[35] Bilhassa 1142-1143 yıllarında İspanya’ya gerçekleştirdiği seyahatlerinde[36] Sarazenlerin ilerleyişi ve gücü hakkında gözlemlerde bulunmuştur. Bu gözlemleri neticesinde onda Avrupalı Hıristiyanların İslam Dini’ni bilmedikleri, bu dinle ilgili güvenilir bilgiler elde etmelerinin önem arz ettiği[37] ve Kur’an’ın öğretisinin yanlışlığının ortaya konulabilmesi için onun içeriği hakkında bilgi sahibi olmanın elzem olduğu kanaati hasıl olmuştur.[38] Müslümanların gönüllü olarak din değiştirmesi için entelektüel bir zemin oluşturmayı amaçlayarak[39] Hıristiyan alemine Sarazen sapkınlığına karşı fikrî anlamda katkı sağlayacak bir araç sunmayı ümit etmiştir.[40] Bu yüzden İslam’la ilgili bilgiler toplayarak çalışmalar yapmak ve Müslümanları daha etkin bir şekilde Hıristiyanlığa döndürmek üzere bir komisyon oluşturmuştur.[41] Bu komisyonda Toledolu Peter (ö. 1160), Puvatyalı/Poitiersli Peter (ö. 1205), Kettonlu Robert (ö. 1160), Dalmaçyalı Herman (ö. 1160) ve Muhammed adında bir Arap yer almıştır.[42] Bu anlamda başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere[43] -ki Kettonlu Robert tarafından Kur’an-ı Kerim’in Arapça’dan Latinceye (muhtemelen herhangi bir dile) ilk tam çevirisi[44]– el-Kindî’nin Apology’si (Risâlet el-Kindî)[45] ve İslam’la ilgili çeşitli metinler[46] Arapça’dan[47] Latinceye tercüme edilmiştir.[48] Peter başta Latin Hıristiyanları olmak üzere Hıristiyan alemi için bu tercümelerin yararlı olacağına inanıyordu. Nitekim bu eserler sayesinde onlar Sarazenler hakkında bîhaber oldukları şeyleri öğrenebilecekler ve onların nasıl bir sapkınlık olduklarını daha yakından tanıma imkanına sahip olacaklardı.[49] Ayrıca bu eserler Sarazenlere karşı kendilerini nasıl savunmaları gerektiği ve nasıl hamle yapacakları konusunda Hıristiyanlara bilgi verecekti.[50]

Peter’ın girişimiyle başlayan çeviri faaliyeti 1143’ün temmuz ayında tamamlanmış[51] ve on altıncı yüzyılın sonlarına kadar değerini muhafaza etmiştir.[52] Bu çeviri faaliyeti İslam’la ilgili çalışmalarda bir dönüm noktası olarak kabul görmüştür. Zira kayda değer bu çeviri ile Batı ilk kez erken dönem Batı Hıristiyan yazarlarının abartılı masallarından ziyade İslam’ın ciddi bir şekilde çalışılabilmesi için güvenilir bir malzemeye sahip olmuştur. Peter da kendi eserlerini oluştururken bu çevirilerden yararlanmıştır.[53] Neticede bu tercümeler sayesinde Hıristiyan Batı dünyası İslam’ı pagan bir din olarak tanımlamak yerine Yuhanna ed-Dımeşkî’nin daha önce seslendirdiği gibi sapkın (Hıristiyanlıktan sapma) bir din olarak telakki etmeye başlamıştır.[54] Nitekim Peter da İslam’a dair kaleme aldığı eserlerinde İslam Dini’ni “paganizme benzeyen bir Hıristiyan Sapkınlığı” şeklinde tasvir etmiştir.[55]

Peter farklı alanlarda çok sayıda eser kaleme almıştır. Onun yazmış olduğu mektuplar koleksiyonu, yardımcısı Peter of Poitiers (ö. 1205) tarafından bir araya getirilmiştir. Bu koleksiyonun Ortaçağın en kıymetli mektup koleksiyonları arasında önemli bir yer işgal ettiği gibi aynı zamanda vaaz mektuplarından teoloji alanındaki risalelere kadar geniş bir alanı kapsadığı söylenir.[56]

Peter’ın eserleri içerisinde Peter de Bruys[57] (ö. 1131) gibi sapkınlara ve taraftarlarına,[58] Yahudilere,[59] ve Müslümanlara yazdığı reddiyeleri zikredilebilir.[60] Tolan’a göre Peter’ın bu reddiyelerini kaleme almasında özellikle onun herhangi bir sapkınlığa göz yumulmaması ve onlarla iki silahla (akıl ve otorite) mücadele edilmesi gerektiği inancı etkili olmuştur.[61] Bu reddiyeleri dışında 1144-1147 yılları arasında mucizeler hakkında yazdığı De Miraculis[62] (On Miracle) isimli eseri ayrıca çok sayıda vaazı ve birkaç şiiri mevcuttur.[63] Peter’ın eserleri içerisinde özellikle Müslümanlara yazdığı iki reddiye (Summa Totius Haeresis Saracenorum ve Liber Contra Sectam Sive Heresim Saracenorum) çalışmamız açısından önem arz etmektedir.

Peter, İslam’a karşı eserlerini Latince kaleme almadan önce İslam’ın yanlışlığını ortaya koymaya en namzet kişi olarak arkadaşı Bernard of Clairvaux’ı görmüş ve 1144 yılında el-Kindî’nin Apology’sinin Latince çevirisi ile birlikte ona bir mektup yazmıştır.[64] Bernard onun bu teklifini reddedince Peter, Toledo Koleksiyonu’nu kullanarak İslam’a karşı Latince[65] iki risale kaleme almıştır.[66] Bunlardan ilki Sarazen sapkınlığını tekzip etmekten ziyade Hıristiyan okur için sadece “Sarazen sapkınlığına” giriş mahiyetinde[67] koleksiyonun başına eklediği[68] Summa Totius Haeresis Saracenorum’dur. Sarazenlerin Bütün Sapkınlığının Özeti (The Summary of the Entire Heresy of the Saracens) adını taşıyan bu eser muhtemelen 1143/1144 yıllarında kaleme alınmıştır.[69] Peter, İspanya dönüşü Hıristiyan bir okuyucu kitlesine hitaben kaleme aldığı[70] bu kısa risalesinin amacını şu sözlerle açıklar: “Muhammed’in ne tür bir adam olduğu ve peşinden gidenlere neler telkin ettiği söylenmeli ki böylece bu kitabı (Kur’an-ı) okuyacaklar ne okuduklarını daha iyi anlayabilsinler ve onun hayatı ve öğretilerinin ne kadar tiksinti verici olduğunu yakından tanıma imkanına sahip olsunlar.”[71]

Hz. Muhammed’in polemiksel bir biyografisine yer verdiği[72] söz konusu eserinde Peter’ın, İslam Dini’ni ve bağlılarını “barbarlar”, “putperestler” vb. ifadelere yer vererek karalamak ve kötülemek suretiyle Hıristiyan okurlarına anlattığı ifade edilir. Bunu yaparken de Müslümanların Hıristiyanlara yönelttiği temel itirazları (teslis ve İsa’nın tanrılığı konusunda) doğru bir şekilde tasvir etmekten çekinmediği belirtilir.[73] Ayrıca Hz. Muhammed’in teslis, Mesih (özellikle inkarnasyonun inkâr edilmesi) ve cenneti ebedi zevk ve şehvet yeri olarak görmesi gibi meseleleri eleştirdiği söylenir. Bu polemiksel risale -isminden de anlaşılacağı üzere- öncelikle Hıristiyan alemince bilinen haliyle İslam’ın bütün sapkınlıkların bir özetini tasvir ettiğini ortaya koymayı amaçlar. Bununla birlikte Peter nezdinde Müslümanların gerçekten sapkın/pagan olarak değer göreceği meselesi ise sorgulanması gereken bir konudur.[74]

Tolan’ın verdiği bilgilere göre Peter, Summa’da Hıristiyan okuyuculara İslam Dini’ni tasvir eder ve karalar. İkinci eseri Contra’da ise İslam’ı, kendi ifadeleriyle çürütmeye çalışır ve Müslüman okurlarını Hıristiyanlığa döndürmeyi gaye edinir. Bu noktada şöyle bir soru akla gelebilir: Peki, Peter hem maliyeti büyük hem de kayda değer bir çaba gerektiren böylesine hırslı bir teşebbüsü niçin üstlenmiştir? Bu hususta Tolan, öncelikle Kritzeck’in haklı olarak Peter ve arkadaşlarının yürüttüğü çeviri projesini ve bu süreçteki iştiyaklarını vurgulamasını anlamlı bulur. Bununla birlikte Kritzeck’in bu projeyi “İslam dinini kapsamlı olarak ve asıl/özgün kaynaklarından çalışma projesi” olarak nitelendirmesini doğru bulmaz ve bu ifadelerin Peter’a ait olmadığını belirtir. Zira Tolan’a göre Peter için mesele bir dini çalışmaktan ziyade özellikle aşağılık bir sapkınlık biçimini tekzip etmektir. Ne var ki önceki araştırmacılar Kritzeck’in Peter’ı, İslam’ın hoşgörülü ve uzlaştırıcı bir öğrencisi olarak görmesini doğru bulmamakla Peter’ın kendinden önceki Müslüman karşıtı polemiği görmezden gelerek ondan önce hiç kimsenin sapkın Muhammed’i yalanlamadığı iddiasını doğrulamış olur.[75]

İkincisi ise Liber Contra Sectam Sive Heresim Saracenorum’dur. Sarazen Sapkınlığının veya Mezhebinin Yalanlanması” (The Refutation of the Sector Heresy of the Saracens) ismini taşıyan ve muhtemelen 1155/1156 yıllarında yazılan bu çalışma, uzun bir önsöz ve iki kitaptan oluşur.[76] Eserde bir taraftan İslam’ın kendi ifadeleriyle tekzip edilmesi diğer taraftan da Müslüman okuyucularını Hıristiyanlığa döndürmek amaçlanır.[77] Bu eserin uzun giriş bölümünde Peter, Hz. Muhammed’in öğretisine hizmet eden İsmailoğulları Araplara hitap eder. Bu noktada Peter’ı güdüleyen unsur Hıristiyan öğretisinin ona telkin ettiği sevgidir.[78] Bununla beraber o, Arap okuyucuların peygamberleri tarafından verilen yasayı kesinlikle terk etmeyeceklerini de bilir. Ayrıca Kur’an’ın Müslüman hukukuna itiraz edenlerin ölümünü emrettiğinin de farkındadır. Bu durum onu hayrete düşürmektedir. Zira Arap okurlar sadece doğası gereği akıllı değil aynı zamanda mizaç ve eğitim noktasında da makul bir tavır takınırlar. Dahası onlar

dünyevî bilgi konusunda da malumat sahibidirler.79[79] Buna rağmen Peter, “her hatanın tekzip edilmesi gerektiği”[80] kuralını takip ederek kendini daha önceki sapkın öğretileri yalanlayan kilise babalarının yanına koymak suretiyle teşebbüsünde haklı olduğunu göstermeye çalışır. Burada önce Hıristiyanlar nezdinde korkunç olarak değer gören önceki sapkın düşünce sahiplerinin isimlerini listeler. Sonra da onların sapkınlıklarını çürüten kutsal kişilerin isimlerine yer verir. Peter’a göre Hz. Muhammed’in mezhebini tekzip etme ihtiyacı özellikle zorunludur. Zira bu mezhebin destekçileri kilisenin en kötü düşmanıdır. Nitekim onlar Asya ve Afrika’ya hâkim oldukları gibi Avrupa’da bile (İspanya) mevcutturlar.[81] Yine eserde Sarazenlere karşı şiddet kullanılmasına karşı çıkmış; onlara güçle/silahla değil akılla, nefretle değil sevgiyle yaklaşmak gerektiğini savunmuştur.[82]

Peter’ın ikinci eseri birinciyle mukayese edildiğinde ikincisinin yapısı ve stratejisi bakımından birincisinden oldukça farklı olduğu görülecektir. Nitekim birinci eseri Summa’da Tolan’ın da belirttiği gibi Hz. Muhammed’i Hıristiyan bir bakış açısıyla paylarken ikinci eseri Contra Sectam’ın -polemiklerini Hıristiyan okuyuculara haklı gösterdiği bir önsözden sonra- birinci kitabında Müslüman okuyucularını, argümanlarını tarafsız bir şekilde dinlemeye teşvik eder ve onları Kur’an’a göre Hıristiyan kutsal metnini kabul etmeleri gerektiğine ikna etmeye çalışır. İkinci kitapta ise Hz. Muhammed’in hayatını Eski Ahit peygamberlerinin hayatıyla karşılaştırmak suretiyle onun bir peygamber olamayacağını ispat etmeye çalışır.[83]

Peter, Toledo Külliyatı’nı Arapça’dan Grekçeye tercüme ettirme ve kendi Summa’sını oluşturma amacını şu sözlerle açıklar: “Sarazenlerin bütün kaynaklarını onun uğursuz mucidinin tiksinti verici hayatıyla birlikte Arapça’dan Latinceye çevirttim. Bu da halkımızın bu kaynakları incelemesini sağladı. Böylelikle onların ne kadar tiksinti verici ve ehemmiyetsiz bir sapkınlık olduğu aşikâr oldu”.[84]

Peter’ın entelektüel arka planı iki kademeli olarak ele alınabilir. İlk olarak entelektüel arka planını görmek açısından Toledo Koleksiyonu öncesinde onun nasıl bir fikrî alt yapıya sahip olduğunu ortaya koymak konumuz açısından önem arz etmektedir. Nitekim söz konusu koleksiyonun hazırlanmasında onun önceki deneyimleri ve fikirlerinin etkisi söz konusudur. Bu noktada ilk ve en şümullü etki onun manastır eğitimi ve sonrasında tecrübe ettiği rahiplik ve başrahiplik görevidir. Peter, henüz manastır hayatına kendini adamış bir çocukken kutsal kitap ve kilise babalarının etkisi altına girmiştir. Alışılmışın dışında ve ilginç olduğu için onda İbrahim ve oğlu İsmail ayrıca Potifar’ın karısı ve Yusuf hakkındaki Kur’an kıssalarını bulma ihtiyacı hasıl olmuştur. Kur’an’da İsa’nın Bakire Meryem’den doğması, çarmıha gerilmemesi ve tanrısal olmaması ile ilgili olarak anlatılan kıssayı bulması onu şaşırtmıştır.[85]

İkinci olarak Tolan’a göre Peter İslam’la ilgili fikrî alt yapısını oluştururken Kettonlu Robert’ın Kur’an çevirisi başta olmak üzere el-Kindî’nin Apology’si ve İslam’la ilgili diğer çevirilere müracaat etmiştir. Kur’an okumalarında özellikle sayfa kenarlarındaki ek açıklamalardan (şerhlerden) yararlanmış ve bu şerhlerde “saçma”, “Tanrıya karşı saygısızlık”, “anlamsızlık”, “aptallık”, “batıl inanç”, “yalan söyleme” ve “kutsal şeylere küfür” gibi ithamlar yer aldığını belirtmiştir. Örneğin, Kitab-ı Mukaddes’te ismi geçmeyen peygamberler Kur’an’da zikredildiğinde sayfa kenarlarına açıklamada bulunan kişinin yorumu şöyledir: “İsmi duyulmamış peygamberlerin isimlerine dikkat edin. Kim şeytanî olandan (Hz. Muhammed) başka bu peygamberleri işitmiştir? Bunların insanlar değil iblisler olduğunu düşünüyorum. Bu şeytana sahip olmak suretiyle saçma sapan konuşmaları (muhtemelen Kur’an’ı) hazırlamıştır”. Yine şerhlerde İsa ve Bakire Meryem’le ilgili yer alan Müslüman gelenekleri “korkunç ve duyulmamış masallar” olarak nitelendirilmiş ve İsa ile ilgili verilen bilgilerin şeytanî bir kökene sahip olduğuna yer verilmiştir. Bu anlamda Peter Kur’an’da İsa ile ilgili yer alan ifadelerin ne kadar tutarsız ve değişken olduğuna dikkat çekmiştir. Nitekim İsa’nın Meryem’in oğlu olduğu zikredilirken onun Tanrı oğlu olmadığına yer verilmiştir. Peter bu durumu “tüm şeytanî sapkınlığın toplamı” olarak yorumlamıştır. Yine şerhlere göre şeytan ve takipçisi Hz. Muhammed bu sapkınlığın yazarları olarak görülmüştür. Aynı zamanda Hz. Muhammed, takipçilerinden kanunlarını takip etmelerini ve Hıristiyan topraklarını fethetmelerini sağlamak için onları cehennem ateşiyle tehdit eden, ayrıca diğer sapkınların daha önce yaptığı gibi taraftarlarına cinsel zevk cenneti vaat eden biri olarak takdim edilmiştir. Dolayısıyla Tolan’a göre Hz. Muhammed’e ait bütün bu özellikler önceki sapkınların vaatleri ve öğretileriyle uyumludur.[86]

Peter’ın zihni yapısını oluşturmasında Kur’an’daki şerhlerin yanı sıra, el-Kindî’nin Apology’si87[87] ve Petrus Alfonsi’nin (ö. 1140) Dialogue[88] adlı eseri önem arz eder. Nitekim Peter, 1140 ve 1150’lerde oluşturduğu Müslüman ve Yahudi karşıtı polemiklerinde her iki eseri de kullanmış ve kendi İslam algısını oluşturmuştur.[89] Oluşturduğu bu İslam algısı ile kendinden daha önce birçok kişinin yanlış bir şekilde sapkın düşünce sahibi Nikolaos’la özdeşleştirdiği Hz. Muhammed ve Müslümanlarla ilgili ileri sürülen yanlış fikirleri gidermeyi amaçlamıştır.[90]

Son olarak Peter’ın özellikle Hz. Muhammed’in hayatı hakkında zihni yapısının şekillenmesinde XII. yüzyılda Kluni’de mevcut olan, kütüphane memuru Anastasius’un (ö. 878) vakanüvist Theophanes’in (ö. 817) Chronicle (Xpovoypacpia, Chronographia) adlı eserinin Latince çevirisinin el yazması etkili olmuştur.[91] Dolayısıyla Peter, İslam algısını şekillendirirken Tolan’ın da ifade ettiği gibi başta Toledo Koleksiyonu (özellikle Kur’an çevirisi ve el-Kindî’nin Apology’si) olmak üzere, Petrus Alfonsi’nin Dialogue adlı eserinden ve Anastasius’a ait bu el yazmasından derlediği bilgilerden yararlanmıştır.

İSLAM DİNİ VE MÜSLÜMANLAR HAKKINDAKİ SÖYLEMLERİ

İslam Dini’nin sınırlarının genişlemesinden önce Hıristiyanlar dini öteki için “Yahudi”, “Sapkın” ve “Pagan/Sarazen” gibi adlandırmalarda bulunmuşlardır.[92] Hıristiyanlar Müslümanlarla karşılaştıklarında onları bu adlandırmalardan birine uydurmaya çalışmışlar; bunu yaparken de İslam Dini’inden ziyade kendi önyargılarından beslenmişlerdir.[93] Nitekim Müslümanlarla ilgili olarak “büyük düşman” kavramının içini doldurmaya çalışmışlar; bu çerçevede Hz. Muhammed’in ismini karanlıklar prensi Mahound’a dönüştürmüşlerdir. Oluşturulan bu çerçeve içinde Ortaçağ Avrupası’nda Sarazenlerin putperest oldukları ve putlara, Hz. Muhammed’e ve Jüpiter’e taptıkları algısı yaygınlaşmıştır. Örneğin Kubbetu’s-Sahra gibi büyük camilerde Hz. Muhammed’e ibadet edildiği, hilafetin merkezi durumundaki Bağdat’ta Hz. Muhammed’in Tanrı olarak görüldüğü, halifenin ise onun vekili konumundaki papa olarak görev yaptığı propagandası yapılmıştır. Böylelikle Hıristiyanlara politeist muamelesi yapanların aslında kendilerinin politeist oldukları algısı oluşturulmaya çalışılmıştır.[94]

Batılı Hıristiyanlar Müslümanlarla ilk karşılaşmalarında onların askerî başarılarını ve dinlerini kendilerine bilindik haliyle anlamaya çalışmışlar; bu doğrultuda İslam Dini’ni mevcut Hıristiyan kategorilerinden birine uydurma gayreti içinde olmuşlar ve onları “ilahî olarak gönderilen bir ceza”, “putperestler”, “Hıristiyan sapkınlar”, “şeytanın takipçileri” veya “Deccâl’in adanmışları” şeklinde nitelendirmilerdir. Bu Hıristiyan yazarlar İslam Dini’ni anlamak istediklerinde Müslümanlardan ziyade çoğunlukla o dönemin hürmet edilen yetkili makamlarını, Kitab-ı Mukaddesi ve kilise babalarını tercih etmişlerdir. Nitekim Ortaçağ Hıristiyanları çok azı dışında[95] “İslam Dini” ve “Müslüman” kelimelerini kullanmamışlar; bunun yerine “Arap”, “Sarazen”, “İsmailoğulları” gibi etnik kelimeleri kullanmayı tercih etmişlerdir.[96]

Frassetto’ya göre İspanyol Hıristiyanları (Mozaraplar/Musta’ribe) da İslam Dini’ni Hıristiyanlığın sapkın bir versiyonu olarak görmüşlerdir.[97] Müslümanların Endülüs’ü fetih girişimi ve oradaki Hıristiyanları yok etme teşebbüsüyle birlikte İslam Dini’ne ve Müslümanlara yönelik karalama anlayışı da değişmiş bilhassa İslam Dini’ni Hıristiyan hakikatlerinin sapkın ve ahlaksız bir versiyonu olarak sunan Mozarap polemikleri daha cüretkâr ve açık sözlü bir hal almıştır. Nitekim Petrus Alfonsi bu mozarabik geleneği Pireneler’in kuzey yakasına taşımış; Klunili Peter ise onu XII. yüzyıl Kuzey Avrupası’nın dini ihtiyaçlarına göre şekillendirmiştir. Peter, bu doğrultuda Müslüman öğretisini reddetmek veya Hıristiyan doktrinini savunmak yerine Kitab-ı Mukaddes’in Kur’an’dan üstünlüğünü ortaya koymaya çalışmış ve Hz. Muhammed’in sahte bir peygamber olduğunu telkin etmiştir. Bu yüzden Peter İslam Dini’ni, ayrı bir din olmaktan ziyade “bir çeşit sapkın hata” olarak tanımlamıştır.[98] Peter bu anlamda İslam Dini’nin

Hıristiyan öğretisiyle ilişkisini savunmak için iki ana tez ileri sürmüştür. Bu iki ana tezden ilki Frank’ın verdiği bilgilere göre Summa’da ifade edildiği üzere, İslam’ın “Hıristiyan sapkınlıklarının bir özeti” olduğudur. O, bununla Aryüsçülüğü[99] kastetmiştir.[100] Sonrasında İslam Dini’nin ve müntesiplerinin Hıristiyan sapkınlığı kabul edilip edilmeyeceği veya onların putperest kategorisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında kararsız olduğunu belirtmekle beraber[101] Müslümanları genelde heretik/sapkın olarak adlandırmıştır. Ayrıca İsa Mesih’le ilgili olarak Kur’an’da yer alan ifadeleri göz önünde bulundurmak suretiyle okuyucularını da kendi kararlarını oluşturmaları noktasında yönlendirmiş ve onlardan bu iki nitelemeden (sapkın ve pagan) birini tercih etmelerini istemiştir.[102]

Öte yandan Peter İslam Dini’ni Hıristiyan sapkınlığı şeklinde tanımlamakla beraber herhangi birinin bu dinin sapkınlıktan ziyade pagan bir din olarak nitelenebileceği şeklinde itirazda bulunabileceğini dile getirir. Zira Yuhanna’nın Birinci Mektubu’nda, “birçok Mesih karşıtı” (Peter’a göre bu sapkın düşünce sahipleri anlamına gelir) bizden ayrılan ancak bizden olmayan şeklinde tanımlanmıştır.[103] Başka bir ifadeyle Yuhanna Mesih karşıtlarını kilisenin bir parçası olanlar ve kiliseden ayrılanlar şeklinde tarif etmemiştir. Peter, tıpkı sapkınlar gibi Hz. Muhammed’in takipçilerinin de Hıristiyan inancının bir kısmını benimsediklerini diğer bölümlerini ise reddettiklerini ifade eder. Nitekim Kur’an’da İsa Mesih’in Bakire Meryem’den doğduğu, günahsız bir hayat sürdüğü ve mucizeler gerçekleştirdiği doğrulanır. Bununla beraber tıpkı Maniheistler’in görüşüne benzer şekilde İsa Mesih’in çarmıh hadisesi tekzip edilir. Öte yandan Peter, Sarazenlerin paganlara ait gibi görünen bazı ayinleri devam ettirdiklerine; Hıristiyanlığa ait vaftiz, evharistiya ve diğer ayinleri reddettiklerine değinir. Buradan hareketle Muhammedî hatayı “sapkınlık” olarak adlandırır.[104]

Peter’ın İslam Dini ile ilgili ikinci tezi ise bu dinin Hıristiyanlığa halel getirmek için şeytanî bir planın ürünü olarak vücuda getirilmiş olmasıdır. Bu anlamda Peter Hz. Muhammed’i Deccâl[105] ve Aryüs arasında “bir çeşit aracı” olarak takdim etmiş; yine Hz. Muhammed’i “Deccâl’in en büyük habercisi” ve “şeytanın seçilmiş müridi” olarak tanımlamıştır.[106] Bu sapkınlığın en büyük amacı Rab İsa Mesih’in Tanrı ve Tanrı oğlu olmadığını; sadece Tanrı’nın sevgili bir kulu, bilge bir insan ve büyük bir peygamber olduğunu telkin etmesidir. Bu şeytanî plan başlangıçta şeytanın yardımıyla tasarlanmış ilk olarak Aryüs tarafından yayılmış sonra şeytan (yani Hz. Muhammed) tarafından geliştirilmiş olup Deccâl aracılığıyla tamamen şeytanî bir plana göre yerine getirilecektir. Dolayısıyla şeytanî Muhammed, Aryüs ve Deccâl arasında bir aracı olarak şeytan tarafından uygun bir şekilde hazırlanmış ve donatılmıştır. Böylelikle belli ölçüde Aryüs için tamamlayıcı, Deccâl için de en büyük destekçi olmuştur.[107]

Kritzeck’in verdiği bilgilere göre Peter, Müslümanları İsmailîler/İsmailoğulları, Haceriler, Saracenler, Sarazenler/Sarasinler şeklinde tanımlamış ve genelde Müslümanları özelde Türkleri (Sarazenleri), Parsileri ve Arapları “İsa Mesih’in çarmıhının düşmanları” şeklinde tasvir etmiştir.[108] Aynı zamanda Sarazenler’i “sapkın” ve “Deccâl’in habercisi” olarak adlandırmıştır.[109]

Yukarıdaki bilgilerden hareketle Peter’ın İslam Dini’ne ve Müslümanlara karşı tavrının genel olarak son derece olumsuz olduğu söylenebilir. Nitekim Peter 1143 yılında Bernard of Clairvaux’a yazdığı mektubunda[110] İslam Dini’ni “çok kötü ve zararlı bir sapkınlık”, “tehlikeli bir öğreti”, “şeytani ve tiksinti verici bir mezhep” olarak tasvir etmesi buna işaret etmektedir.[111]

HZ. MUHAMMED VE KUR’AN’LA İLGİLİ SÖYLEMLERİ

Watt, “dünya tarihinde iftiraya en fazla maruz kalan kişinin Hz. Muhammed” olduğunu söyler. Onun bu sözünde Hıristiyanların Müslümanları kendileri için en büyük düşman olarak görmesinin etkisi büyüktür.[112] Bunda da Avrupalıların İslam Dini ve özellikle Hz. Muhammed hakkında sahip oldukları bilgi kırıntılarının büyük oranda gerçeği yansıtmamasının payı vardır. Nitekim bu yüzden başlangıçta Hz. Muhammed Müslümanların tanrısı, sonraki dönemlerde ise Müslümanlarca/Sarazenlerce kendisine ibadet edilen panteondaki tek tanrı şeklinde algılanmıştır.[113]

Peter’ın Hz. Muhammed’in hayatına dair açıkça atıfta bulunduğu tek bilgi kaynağı daha öncede ifade edildiği gibi XII. yüzyılda Kluni’de mevcut olan ve Roma Katolik Kilisesi’nin kütüphane memuru Anastasius tarafından Grekçe’den Latinceye tercüme edilen Theophanes’in Chronicle adlı eserinin el yazmasıdır.[114] O, Anastasius’un Hz. Muhammed hakkındaki açıklamalarını el-Kindî’nin Apology’si ve Petrus Alfonsi’nin Dialogue adlı eserinden derlediği bilgilerle zenginleştirmiştir. Bu anlamda Peter, Hz. Muhammed ve takipçilerinin hata tarihinde kimlere uyduğu konusunda açık bir fikir vermiş; şeytanın Hz. Muhammed’in arkasında ve onun aracılığıyla çalıştığını,[115] dünya nüfusunun üçte birini hataya sürüklediğini dile getirmiştir. Dahası Hz. Muhammed’in iyi ve kötüyü, yüce ve saçma olanı birbirine karıştırarak Horace tarafından tasvir edilen bir hayvan görünümünde insan başlı, at boyunlu, kuş tüylü hayvana benzer canavarca bir kült yarattığını ifade etmiştir. Ayrıca Hz. Muhammed’i Hıristiyanları doğru yoldan saptırmaya çalışan üç hasım -diğer ikisi Aryüs ve Mesih karşıtı/Deccâl’dir- içerisinde zikretmiştir.[116] Zira bu üç düşmandan her biri takipçilerini İsa Mesih’in ilahi vasfını inkâr etmek suretiyle kandırmışlardır.[117] Bu anlamda Peter, Hz. Muhammed’i Aryüs ve Deccâl arasında bir yere koymuştur. Zira ona göre Hz. Muhammed bu amaç için şeytan tarafından özel olarak hazırlanmıştır.[118] Öyle ki Yahudiler

Hz. Muhammed’in hakiki bir Hıristiyan olmasını engellemek için onu kutsal metinlerinden ziyade kendi masallarıyla/efsaneleriyle şekillendirmiştir.[119]

Yukarıda zikredilen Chronicle’da Hz. Muhammed’in Herakliyus ve Roma piskoposu Gregory the Great döneminde hayat sürdüğü ifade edilir.[120] Bunun yanı sıra Arap ırkından olduğu, sefil bir doğumla 570/571 yılında dünyaya geldiği ve 632’de hayata veda ettiği belirtilir.[121] Chronicle’a göre Hz. Muhammed başlangıçta putperestliğin bir müntesibidir[122] ve onun herhangi bir öğrenim hayatı olmamıştır.[123]

Peter, Hz. Muhammed’in hakiki bir peygamber olmadığını; bu yüzden de peygamberlerin mührü olamayacağını söyler. Zira ona göre peygamberlerin sonuncusu Vaftizci Yahya’dır.[124] Nitekim bu hususta Pavlus da sahte/yalancı peygamberlerin hatalarına dair önceden bilgilendirme yapmıştır: “Çünkü doğru öğretiyi dinlemeyecekleri zaman gelecek. Bunun yerine, arzularına uygun öğretmenleri arayıp bulacaklar. Bu öğretmenler onların kulağını okşayan sözler edecekler. Gerçeğe kulaklarını tıkayacak, masalları dinleyecekler.”[125] Peter, Pavlus’un bu ifadesinden hareketle Sarazenlerin Muhammed’in yalanlarına; Yahudilerin ise Talmud’un masallarına kulak astıklarını belirtir. Bu arada Peter birçok İbrani Peygamberin kehanetleri ve erdemli yaşamlarını tasvir ederek okuyucularından Hz. Muhammed’in de bu İbrani peygamberler gibi gerçek bir peygamber olup olmadığı konusunda kafa yormalarını ister. Onların bunu yapamayacaklarını bildiği için Sarazenlerin Kitab-ı Mukaddes’i kabul etmeleri, Hz. Muhammed’in peygamberliğini reddetmeleri ve Hıristiyanlığı benimsemeleri gerektiğini ifade eder.[126] Zira ona göre Vaftizci Yahya peygamberlerin sonuncusu olduğu için Hz. Muhammed ne bir peygamber ne de Tanrı’nın elçisidir.[127]

Öte yandan Tolan’a göre Peter, Hz. Muhammed’in sadece sahte bir peygamber olduğunu söylemekle yetinmemiş; ayrıca Contra Sectam adlı reddiyesinde bunu kanıtlamaya çalışmıştır. Ona göre hakiki bir peygamber geleceği gören kişidir. Oysa Hz. Muhammed geleceği görememiştir.[128] Bunun yanı sıra Peter, Hz. Muhammed’in askerî yenilgilerini öngörememesini ve mucize gösterememesini delil getirmiş ve onun gerçek bir peygamber olamayacağını ispat etmeye çalışmıştır.[129]

Kritzeck’e göre Peter, Müslümanlara yazdığı reddiyelerinde ve Bernard’a mektubunda İslam’ın uğursuz kökeninden, hatalarından ve kurucusunun şaibeli arka planından bahsetmiş ve bunu kanıtlamak için patristik döneme ait heretik karşıtı literatüre müracaat etmiştir.[130] Bu noktada ifade etmek gerekir ki

Kritzeck’in de belirttiği gibi patristik döneme ait heretik karşıtı literatürle Peter arasında önemli bir farklılık söz konusudur. Zira ilkinde Hz. Muhammed ve öğretisi doğrudan Nikolacılar’ın kurucusu olduğu söylenen Nikolaos’la ilişkilendirilmiştir.[131] Ancak Peter Hz. Muhammed’i doğrudan Nikolaos’la ilişkilendirmemiştir. Zira o, Nikolacılar’ın ahlaksızlığının çağdaş uygulamalarda (efsanelerde) tekrar tezahür ettirildiğine inanır. Ayrıca Peter, Hz. Muhammed-Simon Magus ilişkisini reddeder ve böylelikle patristik gelenekten tamamen ayrılır.[132] Bunun yerine Contra Sectam’da miladi ikinci yüzyılda yaşamış Basilides’ten dördüncü yüzyıl Aryüsçülüğünün savunucusu olan Eunomius’a[133] kadar olan eski sapkınların Hz. Muhammed’in öğretilerinde bir kez daha tezahür ettiğini fark eder.[134] Bu anlamda Hz. Muhammed’i ve hatalarını ilişkilendirdiği ilk sapkın grup olarak Montanus tarafından kurulan ve Prisca ve Maximilla adında iki kadın peygamber[135] tarafından devam ettirilen Montanusçular’ı zikreder.[136] Nitekim Montanus nasıl ki Tanrı’dan yeni bir vahiy aldığını bildirdiyse aynı şekilde Hz. Muhammed de Tanrı’dan yeni bir vahiy aldığını iddia etmiştir. Bu yüzden Ferreiro’nun da belirttiği gibi Peter’a göre Hz. Muhammed yeni bir Montanus’tur.[137]

Peter’ın Hz. Muhammed’i ve hatalarını ilişkilendirdiği ikinci sapkın grup içerisinde ise Aryüsçüler, Makedoncular, Sabellianusçular, Donatusçular, Pelagianistler, Nestoryusçular, Eutychianlar ve Maniheistler zikredilir. Bu anlamda Peter, Aryüsçüler’i ve Makedoncular’ı teslisi bölmekle; Sabellianusçular’ı teslisin birliğini bozmakla,[138] Donatusçular’ı tek doğru kilise olduklarını iddia etmeleriyle,[139] Pelagianistler’i inayete değil amellere güvenmekle,[140] Nestoryusçular ve Eutychianlar’ı İsa Mesih’in tam olarak beşerî ve ilahî tabiata sahip olduğunu reddetmekle, Maniheistler’i ise İsa Mesih’in ölümünü yalanlamakla suçlar.141[141] Tıpkı heretik bu gruplar gibi İslam Dini müntesipleri de hem teslisi hem de İsa Mesih’in beşerî ve ilahî olmak üzere iki tabiata sahip oluşunu inkar eder.[142] Bu anlamda Peter, bilhassa teslisin inkar edilmesini Sarazenlerin en büyük hatası olarak görür.[143]

Peter, Hz. Muhammed’i dünya işlerinde aktif, son derece zeki, bununla beraber entrika, hırsızlık ve adam öldürme yoluyla servet ve güç devşiren bir aşağılık, sefil bir doğum ve yoksul bir yaşamdan sonra zenginlik ve şöhrete kavuşan cahil bir Arap olarak takdim eder. Onun kendisini peyderpey yetiştirdiğine sık sık kendisine yakın olan kimselere saldırdığına ve özellikle yakın kan bağı bulunanlara; hilelerle, soygunlarla ve istilalarla kimilerini gizlice, kimilerini ise açıkça öldürdüğüne; böylece terörle ismini duyurduğuna yer verir. Ayrıca yarışlar/münakaşalar sayesinde zirveye çıktığında da halkının krallığına talip olduğuna yer verir.[144] Nitekim Hz. Muhammed, doğumu herkes tarafından küçümsenerek reddedildiğinde ve ona karşı çıkıldığında, istediğini bu şekilde alamayacağını anlayarak kılıç gücünün işe yaramadığını fark etmiş ve din kisvesine dayalı tanrısal peygamberlik adı altında kral olmayı denemiştir.[145] Sonra Sergius adında sapkın bir Nesturi rahip gelerek Hz. Muhammed’e katılmıştır.[146] İkisi birkaç Yahudi ile birlikte yeni bir sapkın doktrinin oluşmasına öncülük etmiştir. Böylelikle en iyi öğretmenlere sahip Yahudiler ve sapkınlar tarafından eğitilen Hz. Muhammed, Yahudilerin masalları ve sapkınların mânilerinden hareketle onları barbar tarzda dokuyarak Yahudi ve Hıristiyan kutsal metnine dayalı[147] şeytanî kutsal metnini hazırlamıştır. Nitekim Kur’an’da Musa, İsa, Cehennem azabı ve cennetin cinsel zevkleri hakkında zikredilen gerçek ve hata karışımlarını Hz. Muhammed’in sapkın bir düşünce sahibi olduğu şeklinde yorumlamıştır.[148] Başka bir deyişle Peter’a göre Hz. Muhammed, takipçilerini İslam’ın hakikatlerinden ziyade hilekâr otoritesiyle, vadettiği dünyevî zevk ve ihtişamlarla baştan çıkarmıştır.[149] Bunu yaparken hem Yahudi hem de Hıristiyan kutsal metnini övmüş ve hiç kimsenin doğru yoldan çıkmasını murat etmemiştir.[150]

Öte yandan Peter, Hz. Muhammed’in hayatını -özellikle de çok eşliliğini- bir rezalet olarak yorumlamıştır.[151] Bu konuda bilhassa Hz. Muhammed’in eşlerinden bazılarının kendisinden önce evlenmiş ve boşanmış olması Peter’ın Hz. Muhammed’i zina suçu işlemekle eş değer görmesine yol açmıştır.[152]

Peter, Hz. Muhammed’in eğitimi hususunda olduğu gibi Kur’an’ın yazımı konusunda da Yahudi ve sapkın unsurların etkili olduğunu düşünür ve Sarazenlerin inancının tahrif ürünü Kur’an’ın da uydurma sözlerden ibaret olduğunu söyler.[153] Bu yüzden Kur’an’ın oluşumunda farklı kaynakların söz konusu olduğuna işaret eder. Nitekim ona göre şeytan, kiliseden Arabistan bölgesinin karşı tarafına aforoz edilen Nestoryus’un takipçisi Rahip Sergius’un (Bahira)[154] gönderilmesini sağlamış aynı zamanda yalancı peygamberle sapkın rahibe eşlik etmiştir. Bu sayede Sergius, Hz. Muhammed’e katılarak onun eksiklerini tamamlamış ve Kur’an’ı ona açıklamıştır. Neticede İsa Mesih’in tanrılığını inkâr eden akıl hocası Nestoryus’un düşüncesine göre hem Eski Ahid’i hem de Yeni Ahid’i (kısmen) az da olsa kendi yorumunu da katarak ve tümüyle apokrif yazıların kıssalarıyla tahrif ederek Hz. Muhammed’i Nesturi bir Hıristiyan yapmıştır.[155]

Öte yandan Peter, Kur’an’da İsa Mesih’in Bakire Meryem’den doğduğunun, herkesten hatta Hz. Muhammed’in kendisinden bile üstün olduğunun yazılı olduğunu söyler. Yine İsa Mesih’in günahsız/kusursuz bir hayat sürmesinin, hakikatleri ilan etmesinin ve mucizeler gerçekleştirmesinin Kur’an tarafından doğrulandığını belirtir. Dahası Kur’an’da İsa Mesih’in Tanrı’nın Ruhu ve Tanrı’nın Kelimesi olarak tanımlandığını ifade eder. Ancak “Tanrı’nın Ruhu” ve “Tanrı’nın Kelimesi” şeklindeki adlandırmanın kendilerinin anladığı şekilde olmadığını dile getirir.[156]

Son olarak Peter, Kitab-ı Mukaddes metinlerinin doğruluğunu ortaya koymak için sıradan bir Hıristiyan bakış açısıyla Kur’an kıssalarını değerlendirir ve Nuh ile İbrahim hakkındaki kıssayı örnek göster rek bunların Kitab-ı Mukaddes’teki kıssaların bozuk versiyonları olduğunu söyler. Peter’ın bu çıkarımında Kettonlu Robert’ın Kur’an çevirisinin sayfa kenarlarına yaptığı şerhlerin etkisi söz konusudur. Bununla beraber Peter, Hz. Muhammed’in Kur’an’da Kitab-ı Mukaddes metinlerinden karışık unsurlara yer vermesine; dahası bu kutsal metinlerden övgüyle bahsetmesine şaşırır. Zira Hz. Muhammed Kitab-ı Mukaddes’in Kur’an’a üstünlüğünü savunmak yerine Kur’an’ın tahrif ürünü olduğunu ileri sürer. Bu noktada Peter, şayet bu metinlerin tanrısal olduğu göz önünde bulundurulursa bu takdirde metinlerin kısmen değil tamamen kabul edilmesi gerektiğine; yok eğer ilahî değillerse bu takdirde de kısmen değil tamamen reddedilmesi gerektiğine dikkat çeker.[157] Ancak Peter bu konuda Müslümanlardan nasıl bir karşılık geleceğinin farkındadır. Zira Müslümanlar Yahudi ve Hıristiyan kutsal metinlerinin tahrif edildiğini sadece Kur’an’ın aslını bozulmaksızın muhafaza ettiğine inanırlar. Peter Kur’an çevirisine yapılan şerhlerden hareketle kıssalara atıfta bulunur ve bu kıssalara göre Yahudilerin Babil esaretinden sonra (M.Ö 538) İsrail’e dönüş yolunda Tevrat’ı kaybettiklerine dikkat çeker. Aynı şekilde Hıristiyanların da İncil’i tahrif ettiği suçlamalarına değinir ve Kitab-ı Mukaddes’in tahrif unsuru içermediğini hatta Kur’an’dan daha üstün olduğunu ve dolayısıyla onun otoritesinin bütün Müslümanlarca kabul edilmesi gerektiğini belirtir.[158]

SONUÇ

Hz. Muhammed döneminde dostane bir atmosferde başlayan Müslüman-Hıristiyan münasebetleri zamanla yerini düşmanca bir ortama bırakmıştır. Bu çerçevede her iki dinin mensupları önce karşılıklı tartışmalar, mektuplaşmalar ve reddiyeler yoluyla birbirlerini tenkit etmişler; daha sonra özellikle fetihler sayesinde İslam coğrafyasının genişlemesiyle birlikte Müslümanlar/Sarazenler Hıristiyanlar tarafından “putperest” olarak tasvir edilmiştir. XI ve XII. yüzyıllarda başlayan Haçlı Savaşları’yla beraber bir yandan Hıristiyanlığı savunan ve İslam Dini’ni tenkit eden çalışmalar yapılmış diğer yandan da bu dini daha yakından tanımak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Bu sayede İslam Dini pagan bir din olmaktan ziyade “Hıristiyan sapkınlığı” şeklinde tanımlanmaya başlamıştır. XII. yüzyılda hayat süren Klunili Peter da hem İslam Dini’ni daha yakından tanımak hem de bu dine karşı fikrî anlamda mücadele etmek amacıyla Toledo Koleksiyonu olarak bilinen bir dizi eserin Grekçe’den Latinceye çevrilmesi konusunda öncülük etmiş aynı zamanda bu koleksiyondan yararlanarak İslam Dini hakkında iki reddiye kaleme almıştır. Hıristiyan okuyuculara İslam Dini’ni tasvir ederek karaladığı bu çalışmalarında Hz. Muhammed’in ne tür bir adam olduğunu ve peşinden gidenlere neler telkin ederek onları nasıl kandırdığının bilinmesini; aynı zamanda Müslüman okuyucuları Hıristiyanlığa döndürmeyi amaçlamıştır.

İyi bir manastır eğitimi aldıktan sonra, önce faklı manastırlarda rahiplik görevini icra eden ardından da Kluni Manastırı’nın başrahibi olan Peter, Haçlı Savaşları’na karşı bir duruş sergilemiş ve Müslümanların gönüllü olarak din değiştirmesi için entelektüel bir zemin oluşturmayı kendine amaç edinmiştir. Böylelikle yaptırdığı çeviri faaliyeti neticesinde Sarazenlerin nasıl bir sapkınlık olduğunun Hıristiyanlarca daha yakından bilinmesini arzu etmiştir.

Peter İslam algısı ile ilgili fikrî alt yapısını oluştururken başta Toledo Koleksiyonu -özellikle de Kur’an çevirisindeki şerhler ve el-Kindi’nin Apology’si- olmak üzere Petrus Alfonsi’nin Dialogue adlı çalışmasından ve Anastasius’a ait vakanüvist Theophanes’in (ö. 817) Chronicle adlı eserinin Latince çevirisinin el yazmasından yararlanmış ve kendine özgü bir İslam algısı inşa etmiştir. Bu anlamda o İslam Dini’ni “çok kötü ve zararlı bir sapkınlık”, “tehlikeli bir öğreti”, “dinsiz, çok kötü bir mezhep”, “bütün sapkınlıkların bir özeti”, “sapkın hata”, “şeytanî bir hatanın ürünü” olarak adlandırmış; Müslümanları da İsmailîler/İsmailoğulları, Haceriler ve Sarazenler şeklinde nitelendirmiştir. Hz. Muhammed’i ise “Deccal ve Aryüs arasında bir çeşit aracı”, “Deccal’in en büyük habercisi”, “şeytanın seçilmiş müridi”, “Yahudiler tarafından eğitilen sahte/yalancı bir peygamber” şeklinde tasvir etmiştir. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in hakiki bir peygamber olamayacağını söylemiştir. Bunda onun Vaftizci Yahya’yı peygamberlerin sonuncusu kabul etmesi, Hz. Muhammed’in geleceği ve askerî yenilgileri öngörememesi ve mucize gösterememesi etkili olmuştur.

Peter, patristik döneme ait heretik karşıtı literatürde olduğu gibi Hz. Muhammed’i doğrudan Nikolaos ve Simon Magus’la ilişkilendirmemiş; bunun yerine onu Montanizm’in kurucusu Montanus’la irtibatlandırmış ve Hz. Muhammed’in Montanus gibi yeni vahiy aldığını söyleyen yeni bir Montanus olduğu tezini ileri sürmüştür. Montanus’un yanı sıra Hz. Muhammed’i ve hatalarını Aryüsçüler, Makedoncular, Sabellianusçular, Donatusçular, Pelagianistler, Nestoryusçular, Eutychianlar ve Maniheistler’in sapkın öğretileriyle ilişkilendirmiştir. Ayrıca Hz. Muhammed’i dünya işlerinde aktif, son derece zeki, bununla beraber entrika, hırsızlık ve adam öldürme yoluyla servet ve güç devşiren bir aşağılık, sefil bir doğum ve yoksul bir yaşamdan sonra zenginlik ve şöhret sahibi olan cahil bir Arap olarak takdim etmiştir.

Peter’a göre Hz. Muhammed Kur’an’ı oluştururken Yahudi ve Hıristiyan kutsal metinlerinden yararlanmakla beraber önde gelen Yahudi ve heretik hekimlerce eğitildiği için sahte ve tahrif unsuru bir ürün meydana getirmiştir. Bu anlamda Kur’an’da yer alan kıssaları Kitab-ı Mukaddes’teki kıssaların bozuk versiyonları olarak görmüş ve bu yüzden Kitab-ı Mukaddes’i Kur’an’dan daha üstün tutmuştur.

Neticede Peter, başta Kur’an olmak üzere İslam Dini ile ilgili bir dizi eseri Grekçe’den Latinceye çevirtmekle beraber aslında İslam Dini’nin Hıristiyanlar tarafından doğru bir şekilde öğrenilmesini murat etmemiştir. Aksine özellikle Hz. Muhammed ve onun ürünü addettiği Kur’an’ı karalamak suretiyle bir taraftan Hıristiyanların Müslüman olmasını engellemeye çalışmış; diğer taraftan da Müslümanları Hıristiyanlığa döndürmeyi amaçlamıştır.


KAYNAKÇA

[1] Ömer Faruk Harman, “Hıristiyanların İslâm’a Bakışı”, Asrımızda Hıristiyan-Müslüman Münasebetleri, (Yay. Haz. İsmail Kurt- Seyit Ali Tüz), Ensar Neşriyat, İstanbul 2005, s. 105.

[2] Fuat Aydın, “Batı’nın İslâm Anlayışının Doğulu Kökenleri ya da Abdülmesîh el-Kindî’nin Risâlesi’nin Serencamı”, Erken Klasik Dönemden XVIII. Yüzyıl Sonuna Kadar Osmanlılar ve Avrupa, (ed. Seyfi Kenan), İslam Araştırmaları Merkezi, İstanbul 2010, s. 189.

[3] Mehmet Aydın, “Hz. Muhammed (a.s) Devrinde Müslüman-Hıristiyan Münasebetlerine Bir Bakış”, Asrımızda Hıristiyan-Müslüman Münasebetleri, (Yay. Haz. İsmail Kurt- Seyit Ali Tüz), Ensar Neşriyat, İstanbul 2005, s. 91.

[4] Harman, a.g.m., s. 107.

[5] Her iki dinin karşılıklı tartışmaları ile ilgili olarak Hıristiyanlara ait en eski yazılı belge, Antakya Yakubi Patriği Jean I (635-648)’in Mezopotamya Hıristiyanlarına yazdığı ve kendisi ile Müslüman ordusu komutanı -ki bu komutanın kim olduğu konusu ihtilaflıdır- arasında yapılan dini tartışmayı konu alan Süryanice bir mektuptur. Diğer tartışmalar hakkında bkz. Harman, a.g.m., s. 108.

[6] Müslümanlar ve Hıristiyanlar farklı dönemlerde mektuplaşmak suretiyle birbirlerini tenkit etmişlerdir. Muhammed ibn Tûc el- İhşid’in Roma imparatoru Lacapen’e, Arethas’ın Şam emirine, Bizans imparatoru Leon’un Ömer b. Abdülaziz’e yazdığı mektuplar bunlara örnek gösterilebilir. Harman, a.g.m., s. 109.

[7] Hıristiyanların Müslümanlara yönelik kaleme aldığı reddiyelere S. Jean Damascene (ö.750) Yuhanna ed-Dımeşkî olarak bilinen yazarın İslam Dini ve Hz. Muhammed’le ilgili bilgi veren ve Bilginin Kaynağı adını taşıyan De Haeresibus’u, Theodore Ebu Kurra (ö. 825)’nın Vucûdu’l-Hâlık ve’d -Dînu’l- Kavîm/Yaratıcının Varlığı ve Hakiki Din’i, Timothee I (ö. 823)’in el-Muhâvere Beyne’l-Halîfe el-Mehdî ve Timutavus el-Baslîk’i örnek verilebilir. Diğer reddiyecilerle ilgili olarak bkz. Harman, a.g.m., s. 109. Ayrıca Yuhanna ed-Dımeşkî’nin İslam algısı ile ilgili olarak bkz. İsmail Taşpınar, “Doğu’nun Son Kili- se Babası Yuhanna ed-Dımaşkî (649-749) ve İslâm”, M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2001, c. 21, sy: 2, ss. 23-54. Recep Aydoğmuş, “Hıristiyan Arap Yuhanna ed-Dımeşkî’nin İslam Eleştirisi”, Artuklu Akademi, 2020, c. 7, sy: 1, ss. 147-176. Theodore Ebu Kurra’nın İslam anlayışına dair bkz. Fuat Aydın, “Harran Piskoposu Theodore Ebû Kurra ve İslam Anlayışı”, I. Uluslararası Katılımlı Bilim Din ve Felsefe Tarihinde Harran Okulu Sempozyumu, (ed. Ali Bakkal), Şelale Matbaası, Konya 2006, ss. 215-226. Müslümanların Hıristiyanlara yönelik kaleme aldığı reddiyeler arasında ise şu isimler ve eserleri zikredilebilir. Abdullah b. İsmâil el-Hâşimî (ö. 850)’nin Risâle İlâ ‘Abdi’l-Mesih İbn İshâk el-Kindî’si, Ali b. Rabben et- Taberî (ö. 855)’nin Kitabû’r Redd ‘Ale’n-Nasârâ’sı, Kâsım b. İbrâhim (ö. 860)’in Kitabû’r-Redd ‘Ale’n-Nasârâ’sı, Câhız (ö. 869)’ın el-Muhtar Min Kitâbi’r Redd ‘Ale’n-Nasârâ’sı, Ebû Yusuf el-Kindî (ö. 873)’nin er- Reddu ‘Ale’n-Nasârâ’sı vb. Daha geniş bilgi için bkz. Mehmet Aydın, Müslümanların Hıristiyanlara Karşı Yazdığı Reddiyeler ve Tartışma Konuları, Tür- kiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1998. Richard James Horatio Gottheil, A Christian Bahira Legend, (Haz. Fatımatüz Zehra Kamacı), İnkılâb Yayınları, İstanbul 2008, ss. XXVII-XXIX.

[8] Harman, a.g.m., ss. 107-108.

[9] Bizanslı yazarlar arasında Nicetas de Byzance (ö. 912), IX. asırda yaşamış Evode, Bizanslı keşiş Georges Hamartolos, Euthyme Zigabene ve Theophane le Confesseur ve Barthelemyd’Edesse zikredilebilir. Bu yazarların İslam’a karşı kaleme aldığı eserler için bkz. Harman, a.g.m., ss. 110-112. Ali Erbaş, “Müslüman-Hıristiyan Münasebetleri Sürecinde Hıristiyanların İslam’a ve Müslümanlara Bakışı”, İLAM Araştırma Dergisi, 1998, c. 3, sy: 1, ss. 124-125.

[10] Harman, a.g.m., s. 110.

[11] Harman, a.g.m., s. 113.

[12] Sarazen tabiri Roma uygarlığında özellikle Arapça lisanını konuşanları nitelemek için kullanılmıştır. Bu nedenle kavram başla ngıçta dini farklılık anlamına işaret etmemiştir. Ortaçağ Avrupası için Sarazen tabiri Arapça’nın Hıristiyan konuşmacıları için geçerli bir terim değildir. Başlangıç ta genelde paganları tanımlamak için kullanılan Sarazen kavramı, sonrasında ırksal, etnik ve dini bir grubu diğerlerinden ayırt etmek için kullanılmaya başlamıştır. Daha sonra ise Ortaçağ Hıristiyan düşünürleri genellikle terimin kaynağını açıklığa kavuşturmaya çalışmışlardır. XIII. yüzyılda Jacques de Vitry (ö. 1240) ve Dominikli Vincent of Beauvais (ö. 1264) Sarazenlerin “Hacerîler” olarak adlandırıldığına işaret etmiştir. Bu adlandırmaya göre Hacerîler, İbrahim’in hizmetçisi Hacer’in oğlunun soyundan gelmektedir. Ancak bu araştırmacılar İbrahim’in hür doğmuş eşi Sara’dan gelen “Sarazen” tabirini kullanmayı tercih ederler. Zamanla Sarazen ve Hacerîler etnik ve dini bir gurup olarak Müslümanları işaret etmeye başlamıştır. İber Yarımadası’nda ise Moor tabiri yaygınlaşmış ve Muhammedîler, “Moor”lar olarak adlandırılmıştır. Peter The Venerable, “Writings Against The Saracens”, (çev. Irven M. Resnick), The Fathers of the Church Mediaveal Continuation, (ed. Gregory F. LaNave), The Catholic University of America Press, Washington, D.C 2016, c. 16, s. 34, dipnot 24. Sarazen kavramının kullanımıyla ilgili olarak farklı kullanımlar söz konusudur. Örneğin İbrahim Kalın Batı’daki İslam Algısının Tarihine Giriş isimli makalesinde ve Şaban Ali Düzgün Bir Şiddetin Anatomisi: Latin Batı’nın Haçlı Terörü adlı makalesinde söz konusu kavrama “Saracenler” olarak yer verirken, İsmail Taşpınar Doğu’nun Son Kilise Babası Yuhanna ed-Dımaşkî (649-749) ve İslâm adlı makalesinde “Sarasinler”; Fuat Aydın ise konuyla ilgili makalelerinde onu “Sarazen” şeklinde kullanır. Bu metinde de “Sarazen” şeklinde kullanılacaktır.

[13] John V. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, University Press of Florida, Gainesville 2008, s. 2.

[14] Dana Carleton Munro, “The Western Attitude toward Islam during the Period of the Crusades”, Speculum A Journal of Mediaeval Studies, 1931, c. 6, sy: 3, s. 329.

[15] Harman, a.g.m., s. 113.

[16] Aydın, “Batı’nın İslâm Anlayışının Doğulu Kökenleri”, s. 239, 245-246. El-Kindî’nin İslam’la ilgili söylemleri arasında Hz. Muhammed’in şehvet düşkünü biri olduğu yer alır. Bu durum onun peygamber niteliğinden yoksun olduğuna işaret eder. Yine Zeyd’in hanımına olan arzusu onu zina işlemeye sevk etmiştir. Bu arzusunu gerçekleştirmek için sahte vahiyler uydurmuş ve bunu Rabbin “Allah sana karını boşamanı emrediyor” emrine bağlamıştır. Aydın, “Batı’nın İslâm Anlayışının Doğulu Kökenleri”, s. 220. Yasin Meral, “Petrus Alfonsi’nin ‘Yahudilere Reddiye’sinde İslam Eleştirisi”, Dini Araştırmalar, 2013, c. 16, sy: 43, s. 182.

[17] Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s.2.

[18] “Muhterem” unvanı, zamanında çok saygı duyulan biri olmasından dolayı kendisine çağdaşlarınca -Bernard of Clairvaux (ö. 1153) ve Frederick Barbarossa (ö. 1190)- verilmiştir. Cohn-Sherbok Lavinia, Who’s Who in Christianity Who’s Who Series, Taylor & Francis Routledge, London and New York 1998, s.

242. Bu unvanın dönemin yüksek rütbeli rahiplerine hitap edilirken kullanımının -bilhassa Kluni’nin başrahipleri için- pek yaygın olmadığı söylenir. Ayrıca Peter her ne kadar Kluni hiyerarşisince aziz olarak onurlandırılmış olsa da azizler listesine dahil edilmemiştir. James Kritz eck, Peter The Venerable and Islam, Princeton University Press, Princeton, New Jersey 1964, s. 3, dipnot 2.

[19] F. L. Cross, “Peter The Venerable”, The Oxford Dictionary of the Christian Church, (ed. E. A. Livingstone), Oxford University Press, Third Edition, New York 1997, ss. 1268-1269.

[20] Kluni Manastırı, miladi 910 senesinde Fransa’nın doğusunda bulunan Burgonya’da inşa edilmiştir. X ve XI. yüzyıllarda görev yapan manastır başrahipleri sayesinde önemli bir nüfuz ve güç elde etmiştir. Nitekim burada yetişen manastır rahipleri, papa ve kardinaller olmuş; manastır başrahipleri ise krallara ve papalara danışmanlık yapmışlardır. Kritzeck, a.g.e., s. 3.

[21] P. Edwards, “Peter The Venerable”, New Catholic Encyclopedia, (ed. Thomas Carson – Joann Ceritto), Thomson Gale, Second Edition, Detroit 2003, c. 11, ss. 207-208.

[22] Edwards, a.g.m., c. 11, ss. 207-208.

[23] Kritzeck, a.g.e., s. 4.

[24] Edwards, a.g.m., c. 11, ss. 207-208.

[25] Cross, a.g.m., ss. 1268-1269.

[26] Edwards, a.g.m., c. 11, ss. 207-208.

[27] Peter’ın Kluni Manastırı’nın kaçıncı başrahibi olduğu konusunda kaynaklarda farklı ifadeler yer almaktadır. Cross onun sekizi nci, Edwards ise dokuzuncu başrahip olduğunu belirtir. Bkz. Cross, a.g.m., ss. 1268-1269. Edwards, a.g.m., c. 11, ss. 207-208.

[28] Kritzeck, a.g.e., s. 3.

[29] Lavinia, a.g.e., s. 242.

[30] Cross, a.g.m., ss. 1268-1269.

[31] David R. Blanks, “Western Views of Islam in the Premodern Period: A Brief History of Past Approaches”, Western Views of Islam in Medieval and Early Modern Europe, (ed. David R. Blanks – Michael Frasssetto), St. Martin’s Press, New York 1999, s. 23.

[32] Cross, a.g.m., ss. 1268-1269.

[33] Jerry Toner, “Classics and Medieval Images of Islam”, Homer’s Turk, 68. http://www.jstor.com/stable/j.ctt2jbw5w.6. (17.06.2020).

[34] Ancak Peter’ın, çeşitli mektuplarında Sarazenlere karşı amansız savaşlarından dolayı tapınak şövalyelerine methiyeler düzdüğü; ayrıca Fransız VII. Louis (ö. 1180) ve Sicilyalı II. Roger’ın (ö. 1154) Müslümanlar’a karşı savaşlarında üstünlük sağlaması için dua ettiği söylenir. David Thomas– Alex Mallett, Christian-Muslim Relations A Bibliographical History (1050-1200), Brill, Leiden, Boston 2011, c. 3, s. 604.

[35] Peter, bu anlamda 1142’de İspanya’ya, 1147’de Almanya’ya, farklı tarihlerde iki kez İngiltere’ye (1130 ve 1155) ve on kez (veya altı kez) de İtalya’ya olmak üzere çok sayıda seyahatler gerçekleştirmiştir. Cross, a.g.m., ss. 1268-1269. Joseph R. Strayer, “Peter The Venerable”, Dictionary of the Middle Ages, Charles Scribner’s Sons, New York 1987, c. 9, ss. 524-525.

[36] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 604. Muhtemelen 1124 ve 1127 yıllarında da İspanya’yı ziyaret etmiştir. Strayer, a.g.m., c. 9, ss. 524-525.

[37] Kritzeck, a.g.e., s. 42, 115.

[38] Munro, a.g.m., s. 337.

[39] Davide Scotto, “I Invite You to Salvation Judaism and Islam in Peter the Venerable’s Soteriological Thinking”, Archa Verbi Yearbook for the Study of Medieval Theology, Aschendorff Verlag, Münster 2020, s. 256.

[40] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, ss. 604-605.

[41] Emidio Campi, “Early Reformed Attitudes towards Islam”, Theological Review of the Near East School of Theology, 2010, 31, s. 134. Thomas – Mallett,

a.g.e., c. 3, s. 604.

[42] Alberto Ferreiro, “Simon Magus, Nicolas of Antioch and Muhammad”, Church History, Cambridge University Press, Cambridge 2003, c. 73, sy: 1, s. 63.

[43] Nitekim Peter 1143’te Kur’an-ı Kerim’i Latinceye çevirtmiştir. Cross, a.g.m., ss. 1268-1269.

[44] Robert’ın Kur’an çevirisinin on sekiz el yazması mevcuttur. Bu el yazmalarının çoğu XIV ve XVI. yüzyıla aittir. Robert’ın Kur’an çevirisinden yaklaşık olarak yetmiş yıl sonra Toledo başpiskoposu Rodrigo Jiménez de Rada (ö. 1247), Robert’ın Kur’an çevirisinden habersiz bir şekilde Toledolu Markos’a (ö. 1216) Kur’an’ın Latinceye başka bir çevirisini yaptırmıştır. John V. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, Columbia University Press, New York 2002, s. 165.

[45] Peter, İslam Dini’nin öğretilerinin yanlışlığını ortaya koyan Arapça yazılmış el-Kindî’nin Apology adlı çalışmasının farkında olup bu eseri Latinceye çevirtmek üzere Toledolu Peter’ı görevlendirmiştir. Peter The Venerable, a.g.e., ss. 19-20.

[46] Bu metinler The Fabulae Saracenorum, The Liber generationis Mahumet, The Doctrina Mahumet, The Epistola Saraceni and Rescriptum Christiani’dir. Daha geniş bilgi için bkz. Kritzeck, a.g.e., ss. 73-107.

[47] Arapça’dan başka dillere çeviriler Ortaçağda başlamış olup iki ana grupta mütalaa edilmektedir. Birinci grup Arapça’dan diğer İslâmî dillere yapılan çevirilerden oluşur. Önce Farsçaya sonra Türkçeye daha sonra da farklı dillere olmuştur. Bu grup başta din olmak üzere hukuk ve tarihle ilgili bazı kitaplardan meydana gelir. İkinci grup çeviriler ise Arapça’dan önce İbraniceye sonra doğrudan ya da dolaylı olarak Latinceye daha sonra da Avrupa dillerine yapılmıştır. Bernard Lewis, Islam and the West, Oxford University Press, Inc, New York 1993, ss. 61-62.

[48] Maria Esposito Frank, “Dante’s Muhammad: Parallels between Islam and Arianism”, The Johns Hopkins University Press, 2007, sy: 125, s. 189.

[49] Lewis, bu tercümeler içerisinde bilhassa Kur’an-ı Kerim’in çevirisinin Hıristiyan dünyaya Kur’an-ı yalanlama olanağı sunmayı hedeflediğini ifade eder. Lewis, a.g.e., s. 62.

[50] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 159.

[51] Lewis, a.g.e., s. 189, dipnot 3.

[52] R. W. Southern, The Making of The Middle Ages, Yale University Press, Great Britain 1953, s. 39.

[53] Campi, a.g.m., s. 134.

[54] Ferreiro, a.g.m., s. 53. Öztürk, a.g.m., s. 78.

[55] Peter The Venerable, a.g.e., s. 46. Campi, a.g.m., s. 134.

[56] Strayer, a.g.m., c. 9, ss. 524-525.

[57] İsmi hem Abélard’ın hem de Klunili Peter’ın eserlerinde geçen Peter of Bruys’un rahip olmakla beraber kilisenin otoritesini reddettiği söylenir. O, Öğretisini Eski Fransa’nın bir vilayeti olan Provence ve Dauphine’de vaaz etmiştir. Petrobrusianler olarak bilinen takipçileri İkinci Lateran Konsili’nde (1 139) ana kilise tarafından suçlu bulunmuşlardır. Kendisi ise bir çete tarafından linç edilerek öldürülmüştür. Lavinia, a.g.e., s. 239.

[58] Peter, Bruys’lu Peter’a ithafen onun sapkın öğretisini eleştirmek amacıyla Contra Petrobrusianos’u (Petrobrusianler’e Redddiye) kaleme almıştır. Strayer, a.g.m., c. 9, ss. 524-525. Tolan’ın verdiği bilgilere göre Peter bu eserinde Bruys’lu Peter’ın sapkın öğretisinin beş ilkesini tek tek zikretmiştir. Bu ilkeler şunlardan ibarettir: 1- Bebek vaftizini reddetmeleri, 2- Tanrı indinde her yerin eşit bir şekilde kutsal olduğu anlayışından hareketle kiliselerin inşa edilmesine ve kullanılmasına karşı olmaları, 3- Haça saygı gösterilmesine karşı çıkmaları, 4- Evharistiya ayinini kabul etmemeleri, 5- Ölmüş kişilerin ruhları için dua edilmesine ve takdimeler sunulmasına karşı olmaları. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 48. Peter’ın söz konusu bu eseri kaleme almasının iki nedeni vardır. Birincisi sapkınların akılsızlıklarını terk etmelerini amaçlaması; ikincisi de bu başarısız olduğunda en azından Hıristiyan okurlarını sapkınların hatalarından uzaklaştırabilmeyi ümit etmesidir. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 49.

[59] Peter, 1144’te Yahudilere karşı Adversus Iudeorum inveteratam duritiem adlı reddiyeyi kaleme almıştır. Eser, 1146-1147 yılları arasında tashih edilmiş ve geliştirilmiştir. Yahudilerin Kronikleşmiş İnatçılığına Reddiye/Against the Inveterate Stubborness of the Jews ismini taşıyan ve beş bölümden oluşan eserin ilk dört bölümü, Agustine’den (ö. 430) itibaren Yahudi karşıtı polemiğin genel temalarına saldırı mahiyetindedir. Beşinci bölümde ise Yahudi sözlü geleneği Talmud tenkit edilmiştir. Tolan, Sons of Ishmael: Muslims through European Eyes in the Middle Ages, s. 50. Ayrıca eserin beşinci bölümünde İslam Dini ile ilgili Hz. Muhammed’in hayatı, özellikle çok eşliliği, Kâbe, oruç ve hac gibi konular ele alınmıştır. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. Meral, a.g.m., ss. 173- 192.

[60] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 604. Bazı araştırmacılar Peter’ın Yahudi ve İslam karşıtı polemikleri üzerinde Pierre Abélard’ın (ö. 1142)- özellikle onun Dialogue between a Philosopher, a Jew and a Christian adlı eseri sayesinde- etkisinin olduğunu söyler. Tolan ise Peter’ın doğrudan Abélard’ın zikredilen eserini kullanmadığını ancak bu eserin Peter’ın kendi apolojetik eseri gibi aynı zihinsel tartışma ruhunu yansıttığını belirtir. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 50.

[61] Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 49.

[62] Bu eser Kluni Manastırı’nın savunması niteliğindedir. Dominique Iogna-Prat Order and Exclusion: Cluny and Christendom face heresy, Judaism and Islam, 1000-1150, (çev. Graham Robert Edwards), Cornell University Press, New York 2002, s. 234.

[63] Cross, a.g.m., ss. 1268-1269. Strayer, a.g.m., c. 9, ss. 524-525.

[64] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 158. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 58.

[65] Tolan’ın verdiği bilgilere göre Peter Müslümanlara yazdığı reddiyeleri niçin Latince kaleme aldığına dair iki gerekçe sunar: “Her şeyden önce o, eserlerinin Latince’den Arapçaya çevrilebileceği inancını taşır. Sonuçta kilise babalarının kiliseye faydalı eserleri genelde İbranice’den Grekçeye, Grekçe’den Latinceye, Latince’den de Yunancaya vb. dillere çevrilmiştir. İkincisi ise tercüme edilmemiş olsa bile bu eserlerin Hıristiyan okuyucula r için yararlı olabileceğine inanır. Peter bu çalışmalarıyla şayet İslam Dini’ne saygı ya da ona hayranlık duymak için en küçük bir eğilimi olan Hıristiyan varsa onları bu düşüncelerinden vaz geçirmeyi amaçlar. Muhtemelen bu eserler bazı Hıristiyanların saklı düşüncelerini düzeltmelerine yarayacaktır. Şayet onlar bu dinsiz insanlarda biraz dindarlık olduğu düşüncesine kapılır ve temsilcilerinin yalanlarında bazı hakikatlerin bulunacağı kanısına varırlarsa bu düşünceler sayesinde kötülüğe yol açabilirler. Peter, düşüncelerinde gizli olarak Sarazenlerin dindar kimseler olduğuna inanan kişilerle ilgili herhangi bir açıklama yapmaz. Ancak bu kişilerin muhtemelen Arapça bilim ve felsefenin çevirmenleri ve öğrencileri olduğu söylenebilir. Nitekim bu ifadeyi doğrular mahiyette Adelard of Bath (ö. 1152) “Sizler otoritenin yuları tarafından yönetilirken ben ‘üstatlarımdan (Araplardan) aklın ışığını takip etmeyi öğrendim” şeklinde bir açıklama yapar. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 160.

[66] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 605. Aydın’a göre Peter’ın kaleme aldığı bu reddiyelerin iki amacı vardır. Birincisi Hıristiyanların Müslüman olmalarını engellemek, ikincisi de Müslümanların Hıristiyan olmasını sağlamaktır. Bu yüzden Peter eserini yalnızca Hıristiyanlar için yazmıştır. Aydın, “Batı’nın İslâm Anlayışının Doğulu Kökenleri ya da Abdülmesîh el-Kindî’nin Risalesi’nin Serencamı”, s. 195, dipnot 30.

[67] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 158. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 58.

[68] Frank, a.g.m., ss. 189-190. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 156. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, ss. 55-56.

[69] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 606.

[70] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 156.

[71] Peter The Venerable, a.g.e., s. 36. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, ss. 55. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 157.

[72] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 606.

[73] Frank, a.g.m., ss. 189-190.

[74] Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, ss. 606-607.

[75] Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 46.

[76] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, ss. 155-156.

[77] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 159.

[78] Bunu da “Sizi seviyorum; sizi seviyorum, size yazıyorum; yazıyorum, sizi kurtuluşa davet ediyorum” şeklinde açıklar. Peter The Venerable, a.g.e., s. 77. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 160.

[79] Tolan’a göre Müslüman okuyucu kitlesinin makul ve bilgi sahibi oluşuna dikkat çeken Peter, Müslümanları Yahudilerle mukayese eder ve onların Yahudilere göre daha kayda değer olduğuna işaret eder. Zira Yahudiler Hıristiyanlığın makul hakikatlerini kabul etmeme konusunda inatla direnirlerken Müslümanlar Hıristiyanlığı tanımaya ve kabule daha yakındırlar. Öyle ki Müslümanlar en azından İsa Mesih’in bir bakireden doğduğunu inkâr etmezler ve Hıristiyanlarla İsa Mesih ve Meryem konularında benzer yönlere sahiptirler. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, ss. 160-162. Kritzeck, a.g.e., ss. 21-22. Nitekim Kur’an’da başta İsa’nın Bakire doğumu ve göğe yükselişi olmak üzere Hıristiyanlığa ait çoğu öğreti teyit edilir. Bir hadiste de (Buhari, “Enbiya” 46, “Bedü’l halk”, 11 ve Buhari, “Tefsir”, 59) “İsa ve Meryem dışında her doğan insanoğlunun şeytan tarafından kirletildiği” ifade edilir. Alauddin Samarrai, “Arabs and Latins in The Middle Ages: Enemies, Partners and Scholars”, Western Views of Islam in Medieval and Early Modern Europe, (ed. David R. Blanks – Michael Frassetto), St. Martin’s Press, New York 1999, s. 138. Dolayısıyla Peter bunu bildiği için Kitab-ı Mukaddes’i yorumlamak suretiyle onun doğruluğunu Müslüman okuyucu kitlesine kanıtlamaya çalışır ve Müslümanların öldürülmekten ziyade Hıristiyanlığ a döndürülmesi gerektiğine inanır. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, ss. 160-162. Kritzeck, a.g.e., ss. 21-22.

[80] Peter The Venerable, a.g.e., s. 65.

[81] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 51-65. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 159.

[82] Frank, a.g.m., s. 190. Peter’ın bu tutumu onu kendi döneminde câzibeli hale getirmiştir. Strayer, a.g.m., c. 9, ss. 524-525.

[83] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 159.

[84] Peter The Venerable, a.g.e., s. 50.

[85] Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 47-48.

[86] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 156.

[87] Bu noktada Ghani, el-Kindî’nin Apology’sinde İslam Dini ve Hz. Muhammed hakkında yer alan ifadelerin çoğunun Peter’ın Contra Sectam adlı eserinde aynen tekrarlandığını ifade eder. Mustafa Ghani, “The Narrative Assault on Islam”, Constellations, 2012, c. 3, sy: 2, s. 139.

[88] Peter, Alfonsi’nin ismi zikredilen eserini okumuş ve bu eserin Talmud karşıtı argümanlarını kendi eseri Adversus Iudeorum inveteratam duritiem’da yinelemiştir. Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, s. 47.

[89] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 155.

[90] Tolan, Sons of Ishmael Muslim through European Eyes, ss. 55-56.

[91] Peter The Venerable, a.g.e., s. 91. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 157.

[92] Peter’a göre bu üç grup, Hıristiyanların en büyük hasmıdır. Peter The Venerable, a.g.e., s. 11.

[93] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, ss. 3-4.

[94] Özellikle Latin Katolik Kilisesi Müslümanlarla ilgili olarak olumsuz bir imaj yaratma çabası içinde olmuş; Haçlı askerlerinin putperestlerle çarpışarak Tanrı’nın adını temize çıkaracaklarını telkin etmiştir. Şaban Ali Düzgün, “Bir Şiddetin Anatomisi: Latin Batı’nın Haçlı Terörü”, Dini Araştırmalar, 2004, c. 7, sy: 20, ss. 85-86.

[95] Örneğin ilk defa William Malmesbury (ö. 1143) İslam’ı Yahudi ve Hıristiyan geleneği içinde mütalaa etmiş; Türklerin ve Arapların yaratıcı tek bir Allah’ı kabul ettiklerini Hz. Muhammed’i ise Tanrı değil bir peygamber olarak benimsediklerini dile getirmiştir. Bununla beraber Müslümanla rın kutsal beldeleri kirlettiklerini ileri sürerek onları kınamıştır. Düzgün, a.g.m., s. 86. Yine kendisi Birinci Haçlı Seferi’nin kronikleştiricisi olan Nogent Guibert (ö. 1125) Sarazenlerin tek Tanrı inancına sahip olduklarını ve Hz. Muhammed’i Tanrı kabul etmediklerini savunmuştur. Frank, a.g.m., s. 189. Bu noktada Peter, Hz. Muhammed’in Müslümanlarca bir peygamber olarak kabul edildiğini düşünenlerin sıklıkla Hz. Muhammed’i Vahiy 2/6’da kınanan heretik Nikolaos’la karıştırdıklarını söyler. Kritzeck, a.g.e., s.18. Nitekim Yeni Ahit’in Vahiy bölümünde Nikolacılar’dan şu şekilde bahsedilir: “Ama doğru bir özelliğin var: Nikolacıların işlerinden iğreniyorsun”. (Vahiy, 2/6). “Ama senden yakındığım birkaç konu var. Aranızda Balam’ın öğretisini tutan bazı kişiler var. O Balam ki yalancı ilahlara kesilen sunuları yesinler, zina etsinler diye İsrailoğullarını nasıl suç işlemeye sürükleyeceğini Balak’a öğretti. Tıpkı bunun gibi, senin içinde de Nikolacılar’ın öğretisini tutanlar var”. (Vahiy 2/14-16). Nikolacılarla ilgili farklı görüşler için bkz. Cross, a.g.m., s. 1152. Frederick W. Norris, “Nicolaitans”, Encyclopedia of Early Christianity, (ed. Everett Ferguson), Routledge, Second Edition, Great Britain 1999, s. 815.

[96] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 4. Örneğin anonim bir Ortaçağ anlatısı olan Chanson de Geste gibi edebi metinler, Birinci Haçlı Seferi’nin çoğu kronikleştiricisinin yaptığı gibi Sarazenlerin putperest olduğuna yer verir. Frank, a.g.m., s. 189.

[97] Örneğin Guibert of Nogent (ö. 1124), Klunili Peter, Kettonlu Robert ve özellikle XI. yüzyılda Ademar of Chabannes’in (ö.1034) çalışmalarında ilk kez ifadesini bulan Chansons de Geste’nin yazarlarınca Sarazenler sapkın olarak görülmüştür. Michael Frassetto, “The Image of the Saracen as Heretic in the Sermons of Ademar of Chabannes”, Western Views of Islam in Medieval and Early Modern Europe, (ed. David R. Blanks – Michael Frassetto), St. Martin’s Press, New York 1999, s. 83.

[98] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 165.

[99] Frank’a göre Klunili Peter, tıpkı Yuhanna ed-Dımeşki ve Kurtubalı Eulogius gibi İslam’ı, Aryüsçülüğün bir formu olarak takdim etmiştir. Ancak ne Peter ne de diğerleri İslam-Aryüsçülük ilişkisine dair ayrıntıya girmemiştir. Frank, a.g.m., s. 195.

[100] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 46-47. Kritzeck, a.g.e., s.142.

[101] Peter The Venerable, a.g.e., s. 68. Kritzeck, a.g.e., s. 143-144. Frank, a.g.m., s. 191. Munro, a.g.m., s. 337. Ferreiro, a.g.m., s. 63.

[102] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 68-69. Kritzeck, a.g.e., s. 144.

[103] I. Yuhanna, 2/19.

[104] Peter The Venerable, a.g.e., s. 68. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 160.

[105] Tolan’a göre Deccâl (Antichrist) kavramı Hıristiyanlar için iki anlama gelmektedir. Birincisi bu kelime zamanın sonunda yoldan çıkmış dindar biri olarak gelecek olan ve hem heretik hem de Yahudi eğilimleri olan Deccâl’e işaret etmekte olup sapkın yönüyle Mesih olduğunu iddia eder ve Hıristiyanları hak yoldan saptırır; Yahudi yönüyle de Mesih’in Tanrı olduğunu inkâr eder ve tapınağı yeniden inşa etmeye ve Yahudi uygulamaların ı eski haline getirmeye çalışır. İkincisi, “Deccâl” kelimesi (veya bazen “Deccâl’in öncüsü”) kilisenin çeşitli düşmanları, özellikle de sapkın öğreti sahipleri için kullanılır. Örneğin teslisi reddeden ve İsa’nın Tanrılığını inkâr eden Müslümanlar bu tanımlamaya uymaktadır. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, ss. 8-9.

[106] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 46-47. Iogna-Prat, a.g.e., s. 342.

[107] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 46-47. Kritzeck, a.g.e., s. 145. Avinoam Shalem, Constructing the Image of Muhammad in Europe, Walter de Gruyter GmbH, Berlin/Boston 2013, s. 77.

[108] Kritzeck, a.g.e., s. 21.

[109] Peter The Venerable, a.g.e., s. 47, 68. Bu noktada Frassetto, Batılı yazarların Haçlı Savaşları’nı haklı göstermek ve kendi dini iştiyaklarını açıklamak için Sarazen imajını hasım olarak geliştirdiklerini ifade eder. Frassetto, a.g.m., s. 84.

[110] Birkaç defa tekrar yazılan ve Peter’ın çeviri koleksiyonunun önsözü olarak hizmet eden bu mektup, İslam doktrinini ve gerçek tarihi bilmeyen ve kendilerini eğitme arzusu az olan insanlar arasında dolaşan tuhaf efsaneleri düzelterek açıklığa kavuşturma arzusunu ifade eder. Jo Ann Hoeppner Moran Cruz, “Popular Attitudes Towards Islam in Medieval Europe”, Western Views of Islam in Medieval and Early Modern Europe, (ed. David R. Blanks-Michael Frasssetto), St. Martin’s Press, New York 1999, s. 78, dipnot 64.

[111] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 28-31. Cruz, a.g.m., s. 78, dipnot 64.

[112] W. Montgomery Watt, Muhammad Prophet and Statesman, Oxford University Press, London 1961, s. 231. Düzgün, a.g.m., ss. 84-85.

[113] Kritzeck, a.g.e., s. 17.

[114] Kritzeck, a.g.e., s. 125. Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 606.

[115] Bu yüzden Iogna-Prat’a göre Peter, Hz. Muhammed ve ona tabi olanların ağaç ve taşa tapmadıklarını ancak şeytanın yolundan gidenlerin er geç o cihette sürükleneceğini belirtir. Iogna-Prat, a.g.e., s. 351.

[116] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 46-47. Thomas – Mallett, a.g.e., c. 3, s. 606.

[117] Peter The Venerable, a.g.e., s. 47. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 158.

[118] Peter The Venerable, a.g.e., s. 47.

[119] Peter The Venerable, a.g.e., s. 40. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 158. Samarrai, a.g.m., s. 138.

[120] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 37-38. Herakliyus muhtemelen 575’de doğmuş ve 610-641 yılları arasında imparatorluk yapmıştır. Papa Gregory the Great ise yaklaşık olarak 540’larda dünyaya gelmiş 590-604 yılları arasında papalık görevini icra etmiştir. Kritzeck, a.g.e., s. 125.

[121] Peter The Venerable, a.g.e., s. 37, dipnot 36. Kritzeck, a.g.e., s. 125.

[122] Kritzeck, Peter’ın Hz. Muhammed’in naçiz bir doğumla Arap olarak dünyaya geldiği görüşünü doğrular. Kritzeck’e göre Hz. Muhammed’in soyu Kureyş kabilesine dayanmakla beraber doğrudan bir ailesi yoktur. Yetim olarak doğmuş, önce dedesi Abdulmuttalib tarafından yetiştirilmiş daha sonra amcası Ebu Talip’in himayesinde hayatını sürdürmüştür. Kendi rızası ile başlangıçta putperestliğin bir üyesidir. Ailesinin bağlı olduğu Kureyş kabilesi Kâbe’nin koruyuculuğunu yapmaktadır. Bununla beraber Kritzeck’e göre Peter, o dönemde bütün Arapların putperest olduğunu ima etmekle yanılmıştır. Zira o dönemde Mekke’de Yahudi ve Hıristiyan topluluklar mevcut olduğu gibi aynı zamanda monoteizmi savunan, sade bir hayat yaşayan ve Hanifler (Hunafa) olarak bilinen gizemli bir grup mevcuttur. Hz. Muhammed de bu grupla (Haniflerle) ilişkilendirilmiştir. Kritzeck, a.g.e., s. 125.

[123] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 37-38. Kritzeck, Kur’an’da Hz. Muhammed’den ümmî olarak bahsedildiğini (el-A’râf 7/157) bu kelimenin okuma yazma bilmeyen/illiterate ve cahil/unlettered olarak tercüme edildiğini ve değişik şekilde yorumlandığını belirtir. Kritzeck, a.g.e., ss. 125-126.

[124] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 150-151. Iogna-Prat, a.g.e., s. 354.

[125] II. Timoteos, 4/3-4. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 163.

[126] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 150-151. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 163.

[127] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 150-151, 158. Iogna-Prat, a.g.e., s. 351.

[128] Tolan bu noktada Peter’ı İslam’daki “resul” kavramı ile Hıristiyanlıktaki “peygamber” kavramını birbirine karıştırmakla eleştirir. Nitekim Peygamber, gelecek olaylar hakkında kehanette bulunan kişidir. Resul ise insanoğlunun Tanrı’nın isteklerine boyun eğmesi gerektiği mesajını onlara getiren Tanrı’nın elçisidir. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 162.

[129] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 123-151.Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 162-163.

[130] Bu noktada Kritzeck Peter’ın niyetinin Hıristiyan yazarların Hz. Muhammed hakkında uydurduğu bilgileri düzeltmek olduğunu söyler. Zira ona göre Peter, patristik döneme ait sapkınlıklarla ilgili kayda değer bilgi birikimine sahip önde gelen bir yazardır. Kritzeck, a.g.e., s. 37. Ferreiro, a.g.m., s. 63.

[131] Bu anlamda Kritzeck, Hz. Muhammed’in Yeni Ahit’in Elçilerin İşleri Kitabı’nda (6/5) zikredilen sapkın düşünce sahibi, Hıristiyanlıktan Yahudiliğe dönme Antakyalı Nikolaos’la ilişkilendirildiğini belirtir. Yazarı bilinmeyen Liber Nicholay’da Hz. Muhammed ile Nikolaos’u özdeşleştiren efsanenin ilginç bir versiyonunun mevcut olduğunu ifade eder. Bu efsaneye göre bazıları Hz. Muhammed’in yedi diyakozdan biri olan Nikolaos olduğunu, sonra onun öğretisinin Nikolacılar tarafından kabul gördüğünü ve daha sonra Yuhanna’nın Vahiy kitabında bu öğretinin kınandığını ve sonuçta Sarazenlerin yasası halini aldığını ileri sürer. Kritzeck, a.g.e., s. 124.

[132] Ferreiro, a.g.m., s. 64.

[133] Lavinia, a.g.e., s. 84.

[134] Ferreiro, a.g.m., ss. 64-65.

[135] Montanus’un arkadaşları olan Prisca ve Maximilla’nın peygamberlikleri ana kilise üyelerince tekzip edilmiştir. Ferreiro, a.g.m., s. 65.

[136] Ferreiro, Peter’ın bu grupla İslam Dini arasında ilişki kurmasını gülünç bulur. Zira ona göre Prisca ve Maximilla’nın peygamberlik rollerinin İslam Dini’nde bir eşdeğeri yoktur. Ferreiro, a.g.m., s. 65.

[137] Ferreiro, a.g.m., s. 65.

[138] Frassetto, a.g.m., s. 88.

[139] Nitekim Donatizm’in kurucusu olan Kartacalı Donatus, M.S IV. yüzyıl başlarında İsa’nın Tanrı olmadığını sadece peygamber olan bir insan olduğunu savunarak Kuzey Afrika’da Pavlusçu kiliseye karşı çıkmıştır. Şinasi Gündüz, “Donatizm”, Din ve İnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara 1998, s. 100.

[140] M.S IV ve V. yüzyıllarda Roma’da faaliyet gösteren Pelagius tarafından geliştirilen asketik bir hareket olan Pelagianizm, ila hî rahmetten ziyade insanın kendi gayret ve çabalarıyla da kurtuluşa ulaşabileceğini savunan bir doktrindir. Şinasi Gündüz, “Pelagianizm”, Din ve İnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara 1998, s. 304.

[141] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 155-158. Kritzeck, a.g.e., ss. 37-41. Ferreiro, a.g.m., s. 66.

[142] Ferreiro, a.g.m., s. 66.

[143] Peter The Venerable, a.g.e., s. 144. Frassetto, a.g.m., s. 94, dipnot 30.

[144] Peter The Venerable, a.g.e., s. 38. Kritzeck, a.g.e., ss. 126-127.

[145] Peter The Venerable, a.g.e., s. 38. Kritzeck, a.g.e., s. 126.

[146] Kritzeck, a.g.e., ss. 130-131.

[147] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 40-41, 99.

[148] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 157.

[149] Peter The Venerable, a.g.e., s. 86, dipnot, 241.

[150] Kritzeck, a.g.e., s. 132.

[151] Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 158.

[152] Kritzeck, a.g.e., s. 137.

[153] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 40-41. Scotto, a.g.m., s. 257. Iogna-Prat, a.g.e., s. 351.

[154] Kritzeck’e göre İslam kaynaklı olmakla beraber Hıristiyanlık formunda sunulan Rahip Sergius efsanesi şu şekildedir: Hz. Muhammed henüz on iki yaşlarındayken amcası Ebu Talib ile birlikte Suriye’ye gitmek için hazırlanan bir kervana eşlik eder. Bu yolculuk esnasında Sergius/Bahira adında bir rahip bu kervanın bulut tarafından gölgelendiğini görünce onlar için yiyecek ve içecek bir şeyler hazırlayıp onları misafiri yapar. Ardından hepsinin tam olup olmadıklarını sorar ve Hz. Muhammed’in eksik olduğu söylenince onun da çağırılıp getirilmesini ister. Hz. Muhammed gelince Bahira onun “geleceğin peygamberi” olduğunu anlar. Bu arada belirtelim ki Haniflerden biri olan Hatice’nin kuzeni Varaka ile ilgili de bir kıssa söz konusudur. Bu kıssa Hz. Muhammed’in vahiylerinin geçerliliğini açıklar. Rahip Sergius’la alakalı olarak Klunili Peter’a ait kıssanın versiyonu, Theophanes ve el-Kindî’den seçilmiş olup Varaka kıssasının bir terkibi ve Bahira efsanesinin Süryanice versiyonundan ibarettir. Bu kıssaya göre Rahip Sergius, Nesturi biri olarak tarif edilir. Yine kıssanın Hıristiyan versiyonlarından bazılarında rahip, Hz. Muhammed’i peygamber olarak gören münzevî bir kişilik olan Bahira figüründen ayırt edilir. Ayrıca kıssanın farklı versiyonlarında Muhammed Nesturi, Aryüsçü, Nikolacı vb. biri olarak tanımlanır. Hz. Muhammed genelde Sergius olarak isimlendirilmekle beraber bazen Nikolaos veya isimsiz biri olarak tasvir edilir. Kritzeck, a.g.e., ss. 129-130.

[155] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 39-40. Kritzeck, a.g.e., s. 129.

[156] Peter The Venerable, a.g.e., s. 41, 68.

[157] Peter The Venerable, a.g.e., ss. 99-102. Tolan, Saracens Islam in the Medieval European Imagination, s. 162. Bu noktada Peter Eski ve Yeni Ahit’in otantikliğine dikkat çeker ve bunun öneminin Hz. Muhammed tarafından kavrandığını ve dolayısıyla onun Yahudi ve Hıristiyan inancından birini kabul etmesi gerektiğini belirtir. Peter The Venerable, a.g.e., s. 101. Scotto, a.g.m., ss. 257-258

[158] M.S IV ve V. yüzyıllarda Roma’da faaliyet gösteren Pelagius tarafından geliştirilen asketik bir hareket olan Pelagianizm, ila hî rahmetten ziyade insanın kendi gayret ve çabalarıyla da kurtuluşa ulaşabileceğini savunan bir doktrindir. Şinasi Gündüz, “Pelagianizm”, Din ve İnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara 1998, s. 304.