Osmanlı Ulemasının Eleştirel Düşünme Konusuna İlgisi

Osmanlı Ulemasının Eleştirel Düşünme Konusuna İlgisi

Cilt/Sayı

2023 34. cilt – 3. sayı

Yazar

Muhammet ÇELİKa

aAnkara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Mantık ABD, Ankara, Türkiye

Öz

Bu makalede, Ādābu’l-Baḥs ve’l-Munāẓara (ABM) literatürü çerçevesinde Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye ilgisinin var olduğu iddia edildi. Bu durum, ABM müelliflerinden ne kadarının Osmanlı uleması olduğuna ve ABM eserlerinden ne kadarının Osmanlı uleması tarafından kaleme alındığına cevap verilerek delillendirildi. Böyle bir delillendirmenin amacı, Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye yani gerekçelendirmeye yönelik ilgisinin varlığını ortaya koymaktır. Delillendirmenin dayanağı, nicel olarak ifade edildi. Bu çerçevede tespit edilen ABM müellifleri ve eserleri, Osmanlı uleması ve Osmanlı coğrafyasının dışındaki ulemayı ifade eden diğerleri şeklinde ayrılıp yüzyıllara göre dağılımları sayısal ve oransal veri haline getirilerek karşılaştırmalı olarak tablo halinde sunuldu. Yapılan incelemeye göre 14-20. yüzyıllarda arasındaki 221 (%100) ABM müellifinin 157 (%71,04)’si Osmanlı uleması, 64 (%28,96)’ü ise Osmanlı dışında faaliyet gösteren müellifler olduğu görüldü. 291 (%100) ABM eserinin 217 (%74,57)’si Osmanlı uleması ve 74 (%25,43)’ü ise diğer müellifler tarafından yazıldığı tespit edildi. Buna göre Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye ilgisinin var olduğu kesinleşmiştir. Dahası yüzyıllara göre müellif ve eser sayıları değerlendirildiğinde Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye ilgisi 14-15. yüzyıllardada döneminin Osmanlı dışındaki diğer müelliflerin gerisinde kalsa da 16-20. yüzyıllardada ilginin daha fazla olduğu görüldü. İnceleme, Türkiye yazma eser kütüphanelerine dair tamamlanmış tam bir katalog çalışmasının bulunmaması dolayısıyla yazma eserler hakkında bilgi veren mevcut İSAM, YEK, Aghabozorg, Princeton Manuscripts of the Islamic World katalogları ile terācim-ṭabaḳāt eserleri ile tabii olarak sınırlıdır.

Anahtar Kelimeler

Ādābu’l-Baḥs ve’l-Munāẓara; Osmanlı uleması; eleştirel düşünme; münāẓara (tartışma)

Abstract

This article argues, based on the literature of Ādāb al-Baḥth wa al-Munāẓara (ABM), that the Ottoman scholars demonstrated a genuine interest in the practice of critical thinking. This claim was substantiated by addressing inquiries pertaining to the number of ABM authors who were Ottoman scholars and the extent to which the ABM literature was authored by Ottoman scholars. The aim of undertaking such evidence gathering is to demonstrate the presence of the intense interest of Ottoman scholars in critical thinking, i.e., justification, as stated by Khaled el-Rouayheb. The data is presented in a comparative table that shows the distribution of ABM authors and works by century. Accordingly, it has been established that there was a definite interest among the Ottoman scholars in critical thinking. Additionally, an examination of the number of authors and works by century reveals that although the interest of the Ottoman scholars in critical thinking was comparatively lower than their counterparts from outside the Ottoman Empire during the 14th and 15th centuries, it became more prominent from the 16th to the 20th centuries. However, the study is limited by the lack of a complete catalog of manuscript collections in Turkey, and the information provided about manuscript works is naturally limited to existing catalogs such as ISAM, YEK, Aghabozorg, Princeton Manuscripts of the Islamic World, and the works of the biographical dictionaries (tarajīm-ṭabāqāt).

Keywords

Ādāb al-Baḥth wa al-Munāẓara; Ottoman scholars; critical thinking; munāẓara (disputation)


EXTENDED ABSTRACT

This article argues that there is evidence supporting the notion that the Ottoman scholars displayed an inclination towards critical thinking, as reflected in the literature on “Ādāb al-Baḥth wa al-Munāẓara” (ABM). The ABM technique, characterized by the terms “Ādāb,” “baḥs̱,” and “münāẓara,” which respectively signify rules, inquiry, and criticism/debate, served as a guiding principle for the intellectual exchanges of the Ottoman scholars. While the categorization of ABM as critical thinking may seem anachronistic, it aligns with the modern understanding that incorporates academic debate as an integral part of critical thinking. ABM is recognized as an academic discourse technique and can therefore be viewed as a form of critical thinking.  While scholars like Khaled al-Rouayheb, Abdessamad Belhaj, and others have indirectly expressed similar views in the literature, a comprehensive study dedicated to substantiating this claim is currently lacking. Since no specific study has been conducted to explicitly prove this claim, the article presents supporting evidence through the examination of the number of ABM authors associated with the Ottoman scholars and the proportion of ABM works authored by them. Thus, the purpose of this investigation is to establish the existence of interest among the Ottoman scholars in critical thinking. The article identifies several factors that highlight the importance of this inclination among the Ottoman scholars. Firstly, Ādābu’l-Baḥs̱ ve’l-Munāẓara works were widely taught in Ottoman madrasas, indicating the scholars’s interest in cultivating critical thinking skills to effectively teach these texts to their students. Secondly, as the scholars had a background in Islamic jurisprudence, the practice of ABM can be seen as an extension of their education, making their interest in critical thinking a natural outcome. Thirdly, the active encouragement of academic debates by the Ottoman Sultans, even participating in such discussions, suggests that the political authority played a role in fostering the scholars’s interest in critical thinking. Fourthly, the prevalence of discussions among the scholars and various social groups on diverse subjects indicates a broader desire for rational-based debates, further stimulating their interest in critical thinking. Lastly, the scholars’s perspective on belief in God emphasized the need for justification and scrutiny, leading them to engage in critical thinking to defend their belief and refute opposing arguments.  The authors and works associated with ABM were determined by analyzing scholarly research on its historical context, as well as consulting various catalogs and terācim-ṭabaḳāt works. A comprehensive article titled ” The Origin and Scope of Ādabu al-Baḥth wa al-Munāẓara (14th-20th c.)” was published, providing a complete list of identified authors and works. However, the article focuses on presenting the quantitative data of the authors and works rather than specifying individual names. The identified authors and works of ABM were categorized into Ottoman scholars and others representing scholars outside the Ottoman geography. Their distributions by centuries were transformed into numerical data, allowing for a comparative analysis presented in a table. The analysis revealed that out of the 221 ABM authors between the 14th and 20th centuries, 157 (71.04%) were Ottoman scholars, while 64 (28.96%) were scholars active outside the Ottoman domain. Regarding the ABM works, out of the 291 total, 217 (74.57%) were written by Ottoman scholars, and 74 (25.43%) were authored by others. In conclusion, the study confirms the presence of interest among the Ottoman scholars in critical thinking. Additionally, it highlights that the interest of the Ottoman scholars in critical thinking became more pronounced from the 16th to the 20th centuries when compared to non-Ottoman authors. However, it is important to note that the study’s scope is limited to the existing catalogs that provide information on manuscript works due to the absence of a comprehensive cataloging study on Turkish manuscript libraries.

Adābu’l-baḥs̱ ve’l-munāẓara, bir iddianın doğru olduğunu gerekçelendirmek için iddia sahibi ile iddiayı soruşturan arasındaki tartışma (diyalektik) sürecinin kurallarını belirleyen entelektüel ve akademik bir disiplindir. Kelime anlamı itibariyle ādāb, kurallar; baḥs̱, soruşturma ve münāẓara ise tartışmak, eleştirmek anlamlarına gelir.[1] Kelime anlamından yola çıkarak soruşturmanın ve eleştirmenin kurallarını belirleyen araştırma ve tartışma disiplini olduğu söylenebilir.

Modern dönemde eleştirel düşünme, John Dewey’in eğitim bilimsel olarak ortaya koyduğu bir teori[2]  olmasına rağmen sonraları tartışma teorisi yerine de sıklıkla kullanılmış ve bu doğrultuda bir literatür de oluşmuştur. Bu literatür ile ABM arasında konu, amaç ve yöntem açısından örtüşmeler bulunmaktadır.[3] Bu nedenle ABM’yi eleştirel düşünme olarak isimlendirmek mümkündür.

Kelime anlamlarını ifade ettiğimiz soruşturma ve eleştiri kavramları, ādābu’l-baḥs̱ ve’l-munāẓara yazınında terim anlamlarıyla tanımlanmaktadır. Buna göre soruşturma, iki kavram arasındaki olumlu ya da olumsuz yargıyı gerekçe sunarak tartışmak suretiyle ispat etmektir.[4] Tartışmak ise iki tartışan tarafın doğruya ulaşmak için iki kavram arasındaki yargı hakkında bilgiye dayanarak düşünmeleridir.[5] Bu iki tanım, ayrı ayrı alındığında soruşturma, eleştirel düşünme gerçeğini tanımlarken tartışma, bu gerçeğin sürecini, aşamalarını tanımlamaktadır. Soruşturma ve tartışmanın tanımları birlikte ele alındığında bir eleştirel düşünme tekniği olarak ādābu’l-baḥs̱ ve’l-munāẓaranın akademik tartışma faaliyetinin kurallarını belirleyen bir disiplin olduğu söylenebilir.

Ādābu’l-baḥs̱ ve’l-munāẓara, eleştirel düşünme olarak isimlendirilebilir mi? Bu soruya Corcoran’ın şu sözüyle cevaplayabiliriz:

Akademik münazaranın, tartışma faaliyetinin kendisi de dahil olmak üzere tüm fikirlerin sorgulanabileceği bir eleştirel düşünme etkinliği olduğunu hatırlamanız gerekecektir.[6]

Corcoran, bir eleştirel düşünme tekniği olarak ifade ettiği akademik münazarayı, ādāb literatüründeki tanıma yakın bir şekilde betimlemektedir:

Münazara, bir iddiayı destekleyen ya da ona karşı argümanları dikkate alarak onu mantıksal olarak değerlendirdikten sonra bu iddiayı, tartışmanın makul bir çözümü olarak kabul edilip edilemeyeceğine karar verme sürecidir.[7]

Her ne kadar ABM ile günümüz eleştirel düşünme arasındaki ilişkinin varlığı ve neliğine dair daha fazla karşılaştırma gerekse de ABM’nin günümüz eleştirel düşünmenin tanımıyla örtüşmesi onu bu isimle adlandırmanın yanlış olmayacağını göstermektedir.

Bu anlamda makalede eleştirel düşünme ile Osmanlı bağıntısı, ulema sınıfı ile sınırlı tutulmuştur.[8] Bunun nedeni Osmanlı’da ulema sınıfının dışındaki halkın, eleştirel düşünme eğitimine ulaşıp ulaşamadıkları hakkındaki tartışmaların sosyal-tarih bağlamında farklı bir akademik çalışmanın araştırma konusu olmasıdır. Bunun yanında Osmanlı ile eş zamanlı olarak faaliyet gösteren ve Latince mantık geleneğinde ars disputandi olarak isimlendirilen tartışma geleneğinin Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye gösterdiği ilgi ile ilişkisinin var olup olmadığı, bu makalede tartışılmayacaktır.[9]

Osmanlı ulemasının ādābu’l-baḥs̱ ve’l-munāẓaraya ilgi duyduğu iddiası, Khaled al-Rouayheb, Abdessamad Belhaj ve diğer bazı araştırmacılar tarafından sessizce dillendirilse de iddianın dayanağına dair bir girişimleri bulunmamaktadır. Örneğin el-Rouayheb, Osmanlı’nın bu ilgisinin Arapça yazan diğer coğrafyalara göre 17. ve 18. yüzyıllarda yoğunlaştığını; ancak bu yoğun ilginin rakipsiz olduğuna dair inancı doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu ifade etmektedir.[10] Bu çalışma, bahsi geçen ilginin var olduğu iddiasını[11] gerekçelendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu makale iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye ilgi duymasının anlamına değinildi. İkinci bölümde ise Osmanlı ulemasının ABM literatüründeki etkinliği üzerinden eleştirel düşünmeye ilgisinin var olduğu gösterildi. Bu çerçevede ādābu’l-Baḥs̱ ve’l-Munāẓara müellif ve eser isimlerini İSAM, YEK, Aghabozorg, Princeton Manuscripts of the Islamic World katalogları, Ādābu’l-Baḥs̱ ve’l-Munāẓara tarihi ile ilgili günümüz akademik çalışmaları ve terācim-ṭabaḳāt eserleri incelenmek suretiyle tespit edildi. Tespit edilen yazar ve eser isimlerinin tam listesi Ādābu’l-Bas̱ ve’l-Munāara Yazınının Kaynağı ve Kapsamı (14-20. yy.) isimli makalede yayınlandı.[12] Bu nedenle bu çalışmada eser ve müellif isimleri verilmedi. Bunun yerine delillendirmenin dayanağını teşkil eden müellifler ve eserler, nicel olarak ifade edildi. Bu çerçevede tespit edilen ABM müellifleri ve eserleri, Osmanlı uleması ve Osmanlı coğrafyasının dışındaki ulemayı ifade eden diğerleri şeklinde ayrılıp yüzyıllara göre dağılımları sayısal ve oransal veri haline getirilerek karşılaştırmalı olarak tablo halinde sunuldu.

    OSMANLI ULEMASININ ELEŞTİREL DÜŞÜNMEYE İLGİSİNİ ANLAMAK

Osmanlı uleması, eleştirel düşünmeye ilgi duymuştur. Bu ilginin anlamlı olmasının (ortaya çıkmasının) birçok nedeni bulunmaktadır. Ancak bu makalede ilginin nedenleri değil varlığı konu edilmiştir. Dolayısıyla bu makale, bu durumun nedenlerini ortaya koymaya değil durumun varlığını ispat etmeye odaklanmaktadır. Her ne kadar makalenin amacı ilginin varlığını ispat etmek olsa da ilginin anlamına dair fikir vermesi (açıklama olması) açısından tespit edebildiğimiz birkaç sebebi kısaca ifade edebiliriz.[13] Öncelikle eleştirel düşünme, Osmanlı medreselerinde bir ders olarak okutulmuştur. Derslerde okutulan ABM metinleri, bir sayfadan on sayfaya kadar nicelik olarak kısa ve nitelik olarak oldukça özlü metinlerdi.[14] Bu nedenle ABM öğretimini üstlenen müderrislerin bu metinleri öğrenciye açıklamaya yönelik şerh ve haşiye yapma gereksinimleri, onlarda ABMye yönelik ilgiyi geliştirdiği söylenebilir. Bunun yanında Veliyüddīn Cārullāh’ın (ö. 1182/1768) yaptığı gibi tüm ABM literatürünü bir araya getirmeye çalışan eserler; Mehmed Emīn Üsküdarī’nin (ö. 1149/1736) yazdığı gibi ABM şerh ve haşiyelerinde ilgisiz konuların tartışılmasını eleştiren şerhler; Birgivī, Kefevī ve Saçaḳlızāde’nin kaleme aldıkları gibi ders metinleri, ilginin diğer sebepleri olarak ifade edilebilir.[15]

Osmanlı ulemasının genel olarak fakih kimliğine sahip olduğu söylenebilir.[16] Bunun sebebi, medreselerin kuruluşundan itibaren sistematik fıkıh eğitimi için organize edilen kurumlar olmasıdır.[17] Selçuklu ve Osmanlı’da medreselerin en büyük işlevi devlet işlerinde görev alacak sınıfın diğer bir tabirle kadıların ve fakihlerin yetiştirilmesidir.[18] Ulemanın temel kimliğinin fakih olması, kullandıkları cedel ve ilāfın felsefi ve bilimsel konuların değerlendirilmesinde bir metot olarak kullanılmasını gerektirdiği söylenebilir. ABM; cedel ve ilāfın ulaştığı son formdur. Formel yapısıyla diyalektik düşünmenin öğretilmesinde ve öğrenilmesinde kolaylık sağlamasından dolayı Osmanlı uleması tarafından bir metot olarak benimsenmiş olabilir.

Osmanlı’da sultanlar, ulema arasındaki kelamî ve felsefî tartışmalara ilgi göstermişlerdir.[19] Mesela Fatih Sultan Mehmed (ö. 886/1481) ve II. Bayezid’in (ö. 918/1512) münazaraya verdikleri önemi açıkça görebiliyoruz.[20] Kelamî ve felsefî meselelerin huzurlarında tartışılması ve bu tartışmaları uzun bir süre takip etmeleri münazaraya verdikleri önemi göstermektedir.[21] Mesela Ḫocazāde Muṣliḥuddīn Efendi’nin (ö. 893/1488) Tehāfüt üzerine ʿAlī b. Muhammed eṭ-Ṭūsī (ö. 887/1482) ile ve Seyyid Şerīf Cürcānī (ö. 816/1413) hakkında Molla Zeyrek (ö. 903/1497) ile münazaraları Fatih’in huzurunda meydana gelmiştir. Yine Allah’ın kelam sıfatı ile ilgili Alāʾuddīn ʿArabī Efendi (ö. 901/1496) ile Ḫaṭībzāde Muḥyiddīn Mehmed (ö. 901/1496) arasında geçen tartışma II. Beyazid’in huzurunda gerçekleşmiştir. Böylece medreselerde münazara metinlerinin okutulmasına karar verilmiş olabilir.

Osmanlı’da ulema ile sûfîler arasında tartışmalar vuku bulmuştur. Özellikle sûfîlerin iddialarına karşı ulemanın yazdığı metinlerde meselenin belirlenmesi (tarīr ve tarīr) ve delillerin sunulmasında ABM etkisini görmekteyiz. Örneğin Kemalpaşazāde’nin (ö. 940/1534) Risāle fī Beyāni’l-Raks ve’d-Deverān[22]isimli eserinde raks ve deveranın haram olduğuna dair iddianın takririni diğer bir ifadeyle fıkıh literatürdeki dayanaklarını gösterir. O, Risāle fī Tahīi’l-aḳḳ ve İbāli Reʾyi’ūfiyye fi’d-Deverān[23] isimli eserinde ise deverāna dair iddiasını gerekçelendirir ve sufilerin karşı iddialarını çürütür. Aslında sadece risalelerin isimlerinden tartışmanın ABMye göre yürütüldüğü anlaşılabilir. Çünkü risalelerin isimlerindeki beyān, taḥḳī ve ibāl sözcükleri birer ABM terimleridir.[24]

ABM, bu tartışmaların rasyonel zemini olarak görülebilir. Aynı zamanda tartışan tarafların iddialarını belirlemede ve delillerini ifade etmede bir protokol olduğu söylenebilir. Böyle bir protokol metni yazan ve bu tür tartışmaların odağında olanlardan biri de Birgivī Mehmed Efendi’dir (ö.981/1573).[25] O, bir sayfalık ABM metni yazmıştır. Bu metne yirmiden fazla şerh ve haşiye yazılmıştır. Metin, şerh ve haşiye kaleme alanlardan bir kısmı, Birgivī, Ebu’n-Nāfiʿ Ahmed b. Muhammed el-Ḳāzābādī[26] gibi, bu tartışmalarının içerisinde yer alan ilim adamlarıdır.

Khaled el-Rouayheb, ABM ile Osmanlı uleması arasındaki ilişkiyi ulemanın haklı çıkarma veya doğrulama (taḥḳī) kavramına verdikleri önem üzerinden kurmaktadır.[27] Bu çerçevede o, Osmanlı ulemasının ABMye olan ilgisini, onların Tanrı’ya dair inançlarını doğrulamaya veya haklı çıkarmaya duydukları ilgi ile açıklamaktadır.[28] Bu bağlamdaki doğrulamanın konusu olan önermeler, Tanrı hakkındadır. Ona göre Osmanlı ulemasının amacı Tanrı ile ilgili önerme formundaki inançlarımızın doğrulanması veya haklı çıkarılmasıdır. Bu tür inançlar, kelam disiplininde gerekçelendirilmiş inanç (taḥḳīī īmān) olarak isimlendirilir. el-Rouayheb, kelam disiplinindeki haklı çıkarılmış inancın Osmanlı uleması tarafından her inanan için gerçekleştirilmesi gereken bir inanç durumu olduğunu belirtir.[29] Bir gereklilik olarak belirlenen bu durumun gerçekleşmesi, bir inancın nasıl haklı çıkarılacağını bilmek diğer bir ifadeyle haklı çıkarma metodunu bilmekle sağlanabilir. ABM, inancın haklı çıkarılması veya önerme formunda olan bir inancın doğru olup olmadığını açığa çıkarmak için geliştirilmiş bir teoridir. O halde Osmanlı ulemasının ABMye olan ilgisinin bir sebebi de inancın gerekçelendirilmesi olduğu söylenebilir.

    OSMANLI ULEMASININ ABM LİTERATÜRÜNDEKİ ETKİNLİĞİ

Bu bölümde Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye duyduğu yoğun ilgi ABM literatürünün verileriyle gösterilecektir. Bu veriler ABM eseri kaleme almış müellif sayısı, yazılan eser sayısı, müellif ve eserlerin Osmanlı ve diğer olarak ayrılması, yüz yıllara göre eser ve müellif sayıları ve oranları ifade edilecektir. Bulgular ifade edildikten sonra verilerin iddiamızı destekleyip desteklemediği tartışılacaktır.

    BULGULAR

ABM literatüründe tespit edebildiğimiz kadarıyla 221 müellif ve 291 eser bulunmaktadır. Müelliflerden 157 (%71,04) kişi Osmanlı’da müderrislik yapmış ulema sınıfındandır. Kalan 64 (% 28,96) kişi ise Osmanlı coğrafyasının dışındadır. Eserlerden 217 (%74,57)’si Osmanlı uleması tarafından ve kalan 74 (%25,43) tanesi diğer müellfiler tarafından yazılmıştır (bk. Grafik 1 ve 2).

ABM müelliflerinin yüzyıllara göre dağılımlarına baktığımızda 14. yy.’da 6 (2,71%), 15. yy.’da 16 (7,24%), 16. yy.’da 27 (12,22%) 17. yy.’da 23 (10,41%), 18. yy.’da 62 (28,45%), 19. yy.’da 30 (13,57%), 20. yy.’da 5 (2,26%) ve tarihini belirleyemediğimiz 52 (23,53%) kişidir. Osmanlı ABM yazarları, genele oranla 14. yy.’da 1 (0,45%), 15. yy.’da 7 (3,17%), 16. yy.’da 15 (6,79%) 17. yy.’da 16 (7,24%), 18. yy.’da 59 (26,70%), 19. yy.’da 26 (11,76%), 20. yy.’da 5 (2,26%) ve tarihini belirleyemediğimiz 28 (12,67%) kişidir. Diğer coğrafyalarda yazılan ABM metinleri ise genele oranla 14. yy.’da 5 (2,26%), 15. yy.’da 9 (4,07%), 16. yy.’da 12 (5,43%) 17. yy.’da 7 (3,17%), 18. yy.’da 3 (1,36%), 19. yy.’da 4 (1,81%), 20. yy.’da 0 ve tarihini belirleyemediğimiz 24 (10,86%) kişidir (müellif dağılımları ve oranları için Grafik 3 ve 4’e bk.).

ABM alanında yazılan 291 eserin 86 (29,55%)’i telif metin, 94 (32,30%)’ı şerh ve 111 (38,14%)’u haşiyedir. Osmanlı’da kaleme alınan 217 eserin metin, şerh ve haşiye dağılımı ise 57 (19,59%)’u metin, 67 (23,02%)’si şerh ve 93 (31,96%)’sı haşiyedir. Diğer 74 eserin ise 29 (9,97%)’si metin, 27 (9,28%)’si şerh ve 18 (6,19%)’ü haşiyedir (eser sayısı ve oranları için Grafik 5 ve 6’ya bk.).

291 ABM eserlerinin yüzyıllara göre dağılımına baktığımızda 14. yy.’da 8 (2,75%), 15. yy.’da 21 (7,22%), 16. yy.’da 37 (12,71%), 17. yy.’da 26 (18,93%), 18. yy.’da 104 (35,74%), 19. yy.’da 34 (11,68%), 20. yy.’da 7 (2,41%) ve tarihini belirleyemediğimiz 54 (18,56%) eser olduğunu görüyoruz (yüzyılların kendi içersindeki metin, şerh ve haşiye dağılımları için Grafik 7, 8 ve 9’a bk.).

Osmanlı ulemasının yazdığı 217 ABM eserinin yüzyıllara göre değerlendirdiğimizde 14. yy.’da 0 metin, 1 şerh ve 0 haşiye, 15. yy.’da 3 metin, 1 şerh ve 3 haşiye, 16. yy.’da 6 metin, 8 şerh ve 7 haşiye, 17. yy.’da 2 metin, 4 şerh ve 14 haşiye, 18. yy.’da 15 metin 38 şerh ve 47 haşiye, 19. yy.’da 14 metin 6 şerh ve 10 haşiye, 20. yy.’da 4 metin, 2 şerh ve 7 haşiye, yüzyılını tespit edemediğimiz 13 metin, 7 şerh ve 11 haşiye karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı ulemasının dışındaki müellifler tarafından yazılan ABM eserleri ise 14. yy.’da 4 metin, 2şerh ve 1 haşiye, 15. yy.’da 6 metin, 6 şerh ve 2 haşiye, 16. yy.’da 4 metin, 3 şerh ve 9 haşiye, 17. yy.’da 3 metin, 2 şerh ve 1 haşiye, 18. yy.’da 2 metin, 2 şerh ve 0 haşiye, 19. yy.’da 2 metin 1 şerh ve 1 haşiye, 20. yy.’da 1 metin, 0 şerh ve 0 haşiye, yüzyılını tespit edemediğimiz 8 metin, 11 şerh ve 4 haşiyedir (yüzyıllara göre eser sayılarının oranları için Grafik 10 ve 11’e bk.).

14. yy. Osmanlısında ulema sınıfı henüz teşekkül etmemiş ve bu nedenle ülke dışından gelen alimler ile ilmi faaliyetler başlatılmıştır. Bu dönemde Osmanlı’da sadece bir müellif ve yazılan bir eser (%12,5) bulunmaktadır. Bu eser, Ḥusameddīn Ḥasan el-Kātī’ye (ö. 760/1359) ait şerhtir. Diğer coğrafyalarda ise 4 metin (%50), 2 şerh (%25) ve 1 (%12,5) haşiye bulunmaktadır. Bu yüzyılda Osmanlı dışındaki ABMye duyulan ilginin Osmanlı’dan daha fazla olduğu açıktır. Bu durum Osmanlı’da medreseleşmenin ve ilmiye sınıfının oluşum aşamasında olmasından kaynaklanıyor olabilir. Çünkü ilk medresenin 1330’da İznik’te kurulduğu ve I. Bayezid’in (ö. 805/1403) ölümüne kadar toplamda 30 medrese olduğunu[30] düşünürsek henüz Osmanlı ulema sınıfının yeni teşekkül ettiği bir dönem olduğu söylenebilir.

15. yy.’da Osmanlı uleması tarafından 3 (%14,28) metin, 1 (%4,76) şerh ve 3 (%14,28) haşiye kaleme alınmıştır. Diğer coğrafyalarda ise 6 (%28,57) metin, 6 (%28,57) şerh ve 2 (%9,52) haşiye yazılmıştır. Bu yüzyılda da Osmanlı dışında telif edilen ABM eserlerinin Osmanlı’da üretilen eserlere göre bir kat daha fazla olduğu görülmektedir. Araştırmamıza göre bu yüzyılda Osmanlı uleması tarafından kaleme alınan ve günümüze ulaşan tek eser el-Kirmastī Yūsuf b. Ḥuseyin’in (ö. 900/1494) özet (mutaar) metnidir. Ayrıca bu yüzyılda Osmanlı’da üretilen metinlerin daha sonra şerh ve haşiye türünde bir yazına konu olmadıklarını söyleyebiliriz.

Bu yüzyılda Osmanlı ilim havzasına dahil olan tek şerh Kemāluddīn Mesʿūd b. Ḥuseyin eş-Şirvānī er-Rūmī’nin (ö. 905/1499)[31] Şemsüddīn es-Semerḳandī’nin risalesine yazdığı şerhtir. Bu bağlamdaki üç şerh ise Mesʿūd Şirvānī er-Rūmī’nin şerhi üzerine kaleme alınmıştır.

16. yy. Osmanlı uleması ABMye dair 6 (%16,21) metin, 8 (%21,62) şerh ve 7 (%18,91) haşiye kaleme almıştır. Diğer bölgelerde ise 4 (%10,81) metin, 3 (%8,1) şerh ve 9 (%24,32) haşiye yazılmıştır. Bu yüzyılda Osmanlı uleması ABM yazınında diğer bölgelerdeki ulemaya göre daha fazla eser ürettiği ve dolayısıyla ilginin arttığı dönemdir. Bu ve sonraki dönemlerde Osmanlı ulemasının şerh ve haşiye yazmak suretiyle yoğun ilgi gösterdiği ABM metinleri Osmanlı uleması tarafından bu yüzyılda kaleme alınmıştır. Bunlar Taşköprizāde Ebu’l-Ḫayr İṣāmüddīn Aḥmed b. Muṣṭafā b. Ḫalīl (ö. 968/1560),[32] Muḥyiddīn Muḥammed b. Pīr ʿAlī b. İskender el-Birgivī, Şāh Ḥüseyin Çelebī el-ʿAcemī el-Adanavī (ö. 16. yy.’ın ikinci yarısı) tarafından kaleme alınan metinlerdir. Ayrıca Yaḥyā b. Pīr ʿAlī b. Naṣūḥ el-Malkaravī Nevʿī (ö. 1007/1599) tarafından bu yüzyılda ilk kez Osmanlı Türkçesi ile bir ABM metni kaleme alınmıştır.

17. yy. Osmanlı uleması ABM alanında 2 (%7,69) metin, 4 (%10,4) şerh ve 14 (%53,84) haşiye yazılmıştır. Diğer coğrafyalarda 3 (%11,53) metin, 2 (%7,69) şerh ve 1 (%3,84) haşiye üretilmiştir. Bu yüzyılda Osmanlı ulemasının ABMye gösterdiği yoğun ilgi bir önceki yüzyılı takip ederek devam etmektedir. Bu yüzyılda Osmanlı ulemasının ürettiği ABM yazınının sonraki yüzyıllarda şerh ve haşiye türü çalışmalara konu olmadıklarını söyleyebiliriz.

18. yy. Osmanlı uleması ABM ile ilgili 15 (%14,42) metin, 38 (%36,53) şerh ve 47 (%45,19) haşiye kaleme almıştır. Diğer bölgelerde ABMye dair ise 2 (%1,92) metin ve 2 (%1,92) şerh üretilmiştir ve haşiye bulunmamaktadır. 18. yy.’da Osmanlı ulemasının ABMye ilgisinin yoğun ve rakipsiz olduğu söylenebilir.

Bu dönemde birden fazla ABM eseri yazan Osmanlı aliminin fazlalığı göze çarpmaktadır. Örneğin, Muhammed b. Vāʿiż b. el-Marʿaşī s̱ümme el-İzmirī (ö. 1145/1732),[33] es-Seyyīd el-Kefevī Muhammed b. el-Ḥāc Ḥamīd (ö. 1168/1754),[34] Muḥammed Emīn b. ʿAbdulḥay el-Üsküdārī (ö.1149/1736), Dāvud b. Muḥammed el-Ḳarsī (ö. 1199/1756), Muḥammed b. Ebī Bekir el-Saçaḳlīzāde (ö. 1150/1737),[35]   Ebū ʿAbdullāh Cārullāh Veliyyüddīn b. Muṣṭafā b. ʿAlī el-İstanbūlī (ö. 1151/1738) birden fazla eser yazan müelliflerdir.

19. yy. Osmanlı uleması ABM alanında 14 metin, 6 şerh ve 10 haşiye kaleme almıştır. Diğer bölgelerde 2 metin, 1 şerh ve 1 haşiye kaleme alınmıştır. Yine bu dönemde de Osmanlı’nın diğer coğrafyalara göre ABM ile ilgili yoğun bir ilgisi olduğu görülmektedir. Bu yüzyılda bir önceki yüzyıldaki metin türünden ABM yazınının yoğunluğunun devam etmektedir. Ahmet Cevdet Paşa (ö. 1312/1895),[36] Şeyḫizāde Mehmed Esʿad b. Ahmed el-Arabkirī (ö. 1264/1848), ʿAlī Rıżā Ardahānī (1312/1895’te hayatta) metin yazarlarından bazılarıdır.

Bir önceki yüzyıla göre bu yüzyılda Osmanlı ulemasının ABMye ilgisinin düştüğü görülmektedir. Bu düşüşün bir nedeni Osmanlı Devleti’nin bu yüzyıldaki modernleşme süreci olabilir. Osmanlı ulemasının fakih kimliğine sahip olduğunu yukarıda belirtmiştik. 19. yüzyılda bazı Osmanlı uleması ve bürokratları tarafından fıkhın otoritesi dönemin problemlerine cevap veremediği gerekçesiyle tartışılır hale gelmiştir. Fıkha alternatif olarak da sosyolojik yöntem ve yaklaşımların çözüm olabileceği ifade edilmiştir.[37] ABM; cedel, nazar, fıkıh (özelde ḫilāf) kitaplarının işlediği bazı konuların Semerḳandī tarafından sistemleştirilmiş bir halidir. Dolayısıyla bu dönemde ABM, sosyal bilimler yöntemleri karşısında bir önceki yüzyılda sahip olduğu otoritesini kaybetmiş olabilir.

20. yy.’da Osmanlı Devleti son bulana kadar (1922) 4 metin, 2 şerh ve 1 haşiye kaleme alınmıştır. Bu süreç içerisinde diğer bölgelerde yazılan ABM eseri tespit edilememiştir.

    SONUÇ

Osmanlı ulemasının eleştirel düşünmeye, döneminin diğer ABM disiplininde yazan müelliflere göre rakipsiz yoğun ilgisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Osmanlı’nın klasik döneminde ilginin diğer coğrafyalara göre daha az olduğu söylenebilir. 16. yy.’da ilginin diğer bölgelerdeki ilginin önüne geçtiği görülmektedir. 18. yy.’a kadar ilgi artarak devam etmiş ve bu yüzyılda ilgi rakipsiz hale gelmiştir. Ancak 19. yy.’da ilgi diğer bölgelerin altına düşmese de bir önceki yüzyıla göre keskin bir düşüş göstermiştir. Yine de Osmanlı ulemasının ABMye ilgisi, 1922’ye kadar diğer bölgelerden yüksektir.Yine aynı dönemde ilgi rakipsiz olmuştur.

Bu çalışmada birtakım sınırlılıklar söz konusudur. En önemlisi Türkiye’de bulunan yazma eserlerin tam bir kataloğunun bulunmamasıdır. Bu nedenle elde bulunan kataloglar çerçevesinde toplanan bulgular değerlendirilmiştir. Diğer bir sınırlılık Osmanlı medreselerinin ve müfredatlarının yüzyıllara göre tam olarak belirlenememesidir. Bu sınırlılık Osmanlı’daki ABM eserlerine olan ilgi ile Osmanlı eğitimine dair verilerin tam olarak karşılaştırılmasına engel olmaktadır.


KAYNAKÇA

[1] el-Beypazārī, Muḥsīn b. İdrīs, el-Mebâis̱u’l-ayriyye fī Şeri Ādābi ʿUlūmi’n-Naariyye, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, nu. 1869, vr. 2b-3a.

[2] Bkz. David Hitchcock, “Critical Thinking”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy, ed. Edward N. Zalta, Stanford University Press, California, 2020, s. 1-25.

[3] Makalenin konusu ve amacı, günümüz eleştirel düşünme literatürünün konuları ile ABMnin konularının karşılaştırmasını yapmak değildir. Ancak ABMnin konusu ve amacıyla eleştirel düşünmeninkileri karşılaştırmak için bkz. Joseph  Corcoran ve diğerleri, Critical Thinking Trough Dabate, s. 3, 9-15; William Hughes ve diğerleri, Critical Thinking, Broadview Press, Canada, 2015, s. 9-10.

[4] el-Beypazārī, Muḥsīn b. İdrīs, el-Mebâis̱u’l-ayriyye fī Şeri Ādābi ʿUlūmi’n-Naariyye, vr. 2b.

[5] el-Beypazārī, Muḥsīn b. İdrīs, el-Mebâis̱u’l-ayriyye fī Şeri Ādābi ʿUlūmi’n-Naariyye, vr. 4b.

[6] Joseph  Corcoran ve diğerleri, Critical Thinking Trough Dabate, Kendall/Hunt Publishing Company, USA, 2000, s. 226.

[7] Joseph  Corcoran ve diğerleri, Critical Thinking Trough Dabate, s. 3.

[8] Osmanlı’da ulema sınıfı için bkz. Abdurrahman Atçıl, Scholars and Sultans in the Early Modern Ottoman Empire, Cambridge University Press, Cambridge, 2017, s. 40-42. Ayrıca Osmanlı uleması ile Osmanlı’da belirli bir süre bulunmuş ve medrese veya diğer devlet kurumlarında faaliyet gösterip ilmiye sınıfında yer almış müellifleri kastediyorum. Diğerleri ise Osmanlı ile herhangi bir irtibatı olmayan ulemayı kastediyorum.

[9] Ars disputandi için bkz. Donald Felipe, “Ways of Disputing and Principia in 17th Century German Disputation Handbooks”, s. 33-62; Joseph S. Freedman, “Published Academic Disputations in the Context of Other Information Formats Utilized Primarily in Central Europe (C.1550–C.1700)”, s. 89-128; Donald Felipe, “Post-Medieval Ars Disputandi,” (Doktora Tezi), s. 1-23; Ignacio Angelelli, “The Techniques of Disputation in the History of Logic”, s. 800-815.

[10] Khaled el-Rouayheb, Islamic Intellectual History in the Seventeenth Century, s. 88. Abdessamad Belhaj, el-Rouayheb’e benzer şekilde Osmanlı ulemasının ABMye gösterdiği ilginin farkındadır bkz. Abdessamad Belhaj, “Ādāb Al-Baḥth wa-Al-Munāẓara: The Neglected Art of Disputation in Later Medieval Islam”, s. 292, 303.

[11] Bu ilginin ne ve nasıl olduğu iddiası değildir.

[12] Bu makaledeki sayısal verilerin kendisine dayandığı ABM yazarlarını ve eserlerini içeren tam bir liste için bkz. Muhammet Çelik, “Âdâbu’l-Baḥs̱ ve’l-Munâẓaranın Kaynağı ve Eserleri (14-20. yy.)”, s. 207-249.

[13] Bu ilginin her bir sebebi, ayrıca bir araştırma konusudur. Çünkü ABM, Osmanlı’nın fikir tarihinin akılsal-rasyonel yönünün öne çıkan temsilcilerinden biridir.

[14] Osmanlı medreselerinde okutulan ABM metinleri ile ilgili bkz. İlker Kömbe, “Osmanlı-Türk Düşüncesinde Münâzara İlmi ve Abdünnâfî İffet’in Tercüme-i Âdâb-ı Gelenbevî Adlı Eseri”, s. 137-146.

[15] Bu disiplinin doğmasını sağlayan kaynağı ve kapsamı ile ilgili bkz. Necmettin Pehlivan, Ceylan, H. E. “Ādābu’l-Bahs Devrimine Doğru Son Evrim: Burhānuddīn en-Nesefī’nin el-Fusūl’ü”, 1-76; Walter Edward Young, “The Formal Evolution of Islamic Juridical Dialectic: a Brief Glimpse”, New Developments in Legal Reasoning and Logic, vol. 23, eds. S. Rahman – M. Armgardt – H.C.N. Kvernenes, Springer Publishing, Switzerland. 

[16] Recep Şentürk, “Fıkıh ve Sosyal Bilimler Arasında Osmanlı Aydını”, s. 135.

[17] Bilgin Aydın – İsmail Erünsal, “Tereke Kayıtlarına Göre Osmanlı Medrese Talebelerinin Okuduğu Kitaplar (XVII-XX. Yüzyıllar)”, s. 175; Yaşar Sarıkaya, “Osmanlı Medreselerinde Aklî İlimlerin İhmali Meselesi Üzerine Bazı Mülâhazalar”, s. 150.

[18] Mefail Hızlı, “Osmanlı Klasik Döneminde Medrese”, s. 825.

[19] Ayşe Zişan Furat, “Klasik Dönem Osmanlı Medreselerinde Tedris Usulü”, s. 137-138.

[20] Tahsin Görgün, “Fatih Dönemi İstanbul’unda Bazı Felsefi Tartışmalar ve Siyaset Teorisi”, s. 408-416.

[21] Fahri Kayadibi, “Fatih Sultan Mehmet Döneminde Eğitim ve Bilim”, s. 7.

[22] Şemsüddīn Ahmed Kemālpaşazāde, Risāle fī Beyāni’l-Raks ve’d-Deverān, vr. 213-214.

[23] Şemsüddīn Ahmed Kemālpaşazāde, Risāle fī Tahīi’l-aḳḳ ve İbāli Reʾyi’ûfiyye Fi’d-Deverān, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Süleymaniye, no.1054, vr. 75-78.

[24] Kemālpaşazāde aynı zamanda Risāle fī Ādābi’l-Bas̱ ismiyle bir ABM metni yazmıştır bkz. Necmettin Pehlivan – Muhammet Çelik, “el-Maṭlabu’l-Aʿlā ve’l-Maḳṣadu’l-Aḳsā: Kemālpāşāzāde’nin Risāle fī ʿİlmi Ādābi’l-Baḥs̱’ı”, s. 377-84.

[25] Mehmet Kalaycı, Osmanlı Sünniliği: Tarihsel-Sosyolojik Bir Tahlil Denemesi, s. 245-256.

[26] Birgivī’nin ABM metni, şarihleri ve haşiyecileri ile ilgili bkz. Necmettin Pehlivan – Muhammet Çelik, “Zamanı Olsaydı Daha Kısa Yazacaktı: Birgīvī Meḥmed Efendī (ö. 981/1573)’nin Risāle Fi’l-Ādāb’ı”, s. 225-226.

[27] el-Rouayheb, Islamic Intellectual History in the Seventeenth Century, s. 60-1.

[28] el-Rouayheb, bu durumu ed-Devvānī’den alıntı yaparak destekler bkz. el-Rouayheb, Islamic Intellectual History in the Seventeenth Century, s. 32.

[29] El-Rouayheb, Islamic Intellectual History in the Seventeenth Century, s. 189-193.

[30] Atçıl, Scholars and Sultans in the Early Modern Ottoman Empire, s. 30.

[31] Şirvānī’nin şerhi Anadoluda yazdığına dair bkz. Adem  Güney, “Kemāluddīn Mesʿūd B. Huseyn Eş-Şirvānī’nin Şerḥu Ādābi’s-Semerḳandī Adlı Eserinin Tahkiki ve Değerlendirmesi”, Yüksek Lisans Tezi, s. 40-41.

[32] Taşköprülüzāde’nin ABM eserleri için bkz. Berra Kepekci, “Taşköprülüzâde Ahmed Efendi’nin Şerhu Âdâbi’l-Bahs ve’l-Münâzara Eseri Bağlamında Münâzara İlmi”, s. 121-157.

[33] Velīcān’ın ABM eserleri için bkz. Necmettin Pehlivan, “Ḳalīlu’l-Ḥacm, Kes̠īru’l-Maʿnā: Osmanlı Medreselerinde Velīcān Marʿaşī’nin Zubdetu’l-Munāẓara’sı”, s. 97-133.

[34] Kefevī’nin ABM eserleri için bkz. Necmettin Pehlivan, “Muhammed el-Kefevi ve Risale fi’l-Adab’ı”, s. 322-23.

[35] Saçaklızāde’nin ABM eserleri için bkz. Saçaḳlızāde, Muḥammad İbn Ebī Bekr, Takrîru’l-Kavânîn el-Mütedâvile min İlmi’l-Munâzara, s.83-197.

[36] Ahmet Cevdet Paşa’nın ABM eserinin değerlendirmesi ile ilgili bkz. Necati Demir, “Adab-ı Sedat’taki Tartışma Örneklerinden Bazılarının Mantık’taki Tartışma Mantığı Çizelgesi İçinde Uygulanması”, s. 390-395.

[37] Şentürk, “Fıkıh ve Sosyal Bilimler Arasında Osmanlı Aydını”, s. 141-144.