Erdemli Bireyler Erdemli Yönetimler

Erdemli Bireyler Erdemli Yönetimler

Akademik Akıl yazarlarından Doç. Dr. Zeynel Abidin Aydın‘in köşe yazısı;

İnsan kalitesinin, bir ülkenin yaşamının bütün yönlerini etkilediği ve şekillendirdiği izahtan varestedir. 31 Mart 2024 seçimlerine doğru ilerlediğimiz ve “Nasıl bir belediye yönetimi?” sorusuna cevap aradığımız şu günlerde, Akademik Akıl platformu yazarlarımızın hadiseye muhtelif açılardan yaklaştığına ve güzel noktalara temas ettiğine tanık oluyoruz. Ben de hadiseye bir başka boyuttan yaklaşmak ve sırrın insan kalitesinde saklı olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Zira insan kalitesinin iyi olmadığı toplumlarda değerler ve erdemler yaşam alanı bulamazlar. Bu şu anlama gelir: Erdemli yönetimler için erdemli bireylerden oluşan toplumların olması zorunludur. Ülkemize bu açıdan bakıldığında ise kat edilmesi gereken daha çok mesafelerin olduğu görülmektedir.

Son bir asırlık süreçte gerek ülke yönetiminde gerekse belediyecilikte siyasi açıdan birbirine muhalif zihniyetlerin idare fırsatı buldukları tarihi bir vakıadır. İstisnalar bir tarafa bırakılırsa belediye yönetimlerinin ekserisinde gözlemlenen husus, siyasi olarak kendilerine muhalefet edenlerin iş akitlerini feshetme gayretleri ve fırsat bulduklarında feshetmeleri, işe alım ve ihale gibi önemli meselelerde ise siyasi yandaşlarına öncelik vermeleri hatta onları tercih etmeleridir. Geçenlerde belediyede çalışan bir komşumdan şunları da dinlemiştim: “Başkanımız kendisiyle aynı siyasi düşünceyi paylaşanları işlerin hafif olduğu birimlere, bizim gibi olanları ise işlerin yoğun olduğu birimlere nakletti.” Belediyelerde çalışanların ve belediyelerin hizmet sunduğu kitlelerin vatandaş olduğu, onun da ötesinde insan olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda bu yaklaşımların akl-ı selim sahiplerince tasvip edilmesinin mümkün olmadığı da ortadadır.

Belediye yönetimlerinin kentlerinin imarı için bir şeyler yapmadıklarını söylemek haksızlık olacaktır. Ancak kentlerin sadece fiziksel yapılardan oluşmadığı, metafiziksel boyutlarının da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Bu açıdan ülkenin bugünü ve yarınları için önemli olan husus, yukarıda dikkat çekilen noktalardaki tarafgir tutumların sonlandırılması, hiç olmazsa asgariye indirilmesidir. Zira bunlar, şehirlerin metafiziksel olarak imar edilmesi anlamına, aynı zamanda “insana, insan olduğu için değer verme” manasına gelmektedir. Bunlar başarıldığında insanlar arasında ayrım yapılmadığı gerçek manada ortaya konulmuş, hakikat yerini bulmuş ve kitlelerin teveccühü kazanılmış olacaktır.

Son vahiy Kur’an şu gerçekleri haykırmaktadır: “Allah, görevleri layık olanlara vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder!” (Nisa, 4/58) Hadis kaynaklarında da Hz. Muhammed’in ağzından şu sözler nakledilir: “Görevler layık olanlara verilmediğinde toplumun kıyametini bekleyin!” Âyet ve hadis birlikte düşünüldüğünde ulaşılan sonuçlardan bir tanesi ise şudur: İnsanlar arasında adaletle hükmedilebilmesi için görevlerin layık olanlara verilmesi gerekmektedir. Buradan bakıldığında belediye başkanlığına talip olanların, bu göreve layık olup olmadıkları gözlerden kaçırılmaması gereken bir husustur. Ya da partilerin aday gösterirken bu gerçeği ne kadar göz önünde bulundurdukları ıskalanmamalıdır.

Diğer taraftan toplum olarak beklenen değişimi sağlayamadığımız müddetçe belediye başkanlarından da ideal olanı isteme hakkımız ol-a-mayacaktır. Ya da istesek de karşılığını bulamayacağımız aşikârdır. Torpil için belediye başkanlarını sıkıştıran bizler olduğumuz sürece torpil mekanizması işlemeye devam edecektir! Bizim gibi düşünenlerin yönetimlerinde ihalelerin yandaşlara verilmesine ses çıkarmadığımızda, bize muhalif olanların yönetimlerinden bunun aksini istememiz ne kadar haklı ve anlamlı olacaktır? Bunlar aşılmadığı müddetçe yanlışlıkların son bulması ve arzu edilen belediye yönetimlerinin gerçekleşmesi mümkün olamayacaktır. Bunları aşmanın yolu ise eğitimden ve erdemli bireyler yetiştirmekten geçmektedir. Bunun için eğitim sistemimize hâkim olmamız ve aynı tarih bilincine, aynı milli ve manevi değerlere sahip bireyler yetiştirmemiz gerekmektedir. Zira ikinci dünya savaşından sonra eğitim sistemimizin Amerikalıların kontrolüne geçtiği, hala onların kontrolünde olduğu ve okullarımızda onların yazdırdığı tarih kitaplarının okutulduğu dillendirilmekte ve de anlaşılmaktadır. Aksi takdirde adam kayırmacılık, yandaşlık, adaletsizlik gibi istenmeyen tutumlar sürüp gidecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir